Elanın Uydusu Ece

Just another WordPress.com site

Ela 2 Yaşında

Küçük kızımız, bir tanecik bebeğimiz çocuk olma yolunda bir adım daha attı. Doğumunun üzerinden 2 sene geçtiğine inanmak bile çok zor geliyor. Şu günlerde kendi kararlarını kendi vermek isteyen, her yaptığımız şeyi o da yapmak isteyen, bir birey olduğunun farkına varmaya başlayan bir çocuk oldu. Her zamankinden daha hareketli, her zamankinden daha geveze tam bir cadı oldu.

Ela’nın 2 doğum gününü aile arasında biraraya gelip biraz eğlenerek geçirdik. Ela daha çok eğlendi tabi. Bu seneki yoğun tempomuz daha fazlasına izin vermiyordu zaten, enerjisi gittikçe azalan bir gebe kadın için de en iyisi bu oldu. Yeni yaşı bir öncekinden daha güzel geçsin kuzumun. Bu seneki umutlarım arasında (hayal ama) biraz daha sakin bir Ela var. Bakalım Ece’nin gelişi hayatımızda neleri değiştirecek.


Nice yıllara, sağlıkla büyü kuzum. Hep gözlerin böyle gülsün, insanlara sıcak tavrın hiç değişmesin, hayat seni çok zorlamasın tatlı bebeğim. Seni çok seviyoruz.



Temmuz 12, 2010 Posted by | 2 yaş, Ela, eğlence | 14 Yorum

EkoAnne Radikal’de

1.5 yıl önce bir blog açıp, kendimdeki yazma zevkini keşfettiğimde, sonra bir eksiklik var bu mecrada diyip araştırmalarımı yayınladığım EkoAnne‘yi açtığımda bir gün bir röportaj isteği ile bir gazeteden arayacaklarını, bana artık EkoAnne deneneceğini, Ela’nın blogundaki yazılarıma güzel yorumları olan hatta “sen bir komedi dizisinde yazmalısın”, “Ayça Şen’den bi eksiğin yok sen de biryerde yaz” diye mailler alacağımı hiç düşünmemiştim. Anneliğin zorluğunu paylaşmak için kendime bir nefes alma amacıyla amatörce başlattığım bu hobim bugün bana gurur verdi. Önce Gülüş’ün dergisi Alternatif Anne geldi, şimdi de Radikal’deki bu röportaj. Kızımdan sonra en büyük gururum bu hobim artık.

Geçtiğimiz cumartesi günü yaptıkları röportajın bir kısmı Radikal’de yayınlandı. İnternetteki sayfasına da burdan ulaşabilirsiniz. Annelerin yazarlıklarını konu alan yazıda Alternatif Anne ve Feminist Anne de yer alıyor. Ne diyeyim Ayça Şen’i bilmem ama bir gün Gülse Birsel gibi senaristlik yapmak çok isterim:) Okuyan, gelen, yorum bırakan, güzel dostluklar kurduğum herkese teşekkürler..


Temmuz 9, 2010 Posted by | Ben, Eko Anne | 7 Yorum

Antalya Günlerimiz


Antalya günlerimizin sonuna geldik. Tam 1 ay kaldığımız Antalya’da günlerimiz genelde suyun içinde, parkda, bahçede geçti. Ela’nın suyun içinde olduğu her an ben de suyun içinde olduğumdan pek fotoğrafını çekemedim. Ela bir ay daha burda kalsa sanırım yüzmeye başlayacaktı. Geldiğimizde dalgadan korkup suya pek yanaşmayan çocuk son günlerde kendi kafasını suya sokmaya, bir ağaç dalının peşinden suy atlamaya başladı.

Bu tatilin Ela için çok iyi olduğunu düşünüyorum. Sürekli dışarda ve aksiyondaydı. Şimdi eve döndüğümüzde onu nasıl oyalayacağımızı kara kara düşünüyorum. Yaramazlıklarına hiç ara vermedi. En son kafasını yardığından sonra yine salıncaklarda ters sallanıyor, yine tırmanıyor, yine olmadık yerlere giriyor. Son günlerde çok daha zor zamanlar yaşıyoruz çünkü artık iyice kendisini hissettiren 2 yaş sendromumuz nedeniyle tamamen anlaşılmaz bir moda girdi. Ona araba kullandırmıyoruz diye (sanki normalde araba kullanıyor) ağlama krizine giriyor, tuvaletini istediği yere (ister beze, ister tuvalete) yapıyor, üstünü istemezse giymiyor ve 1 sn dahi oturmuyor. Şu sıralar bir de “ben de yapıcam” modumuz var. Herşeyi o da yapıcak. “Ben de portakl suyu sıkıcam, ben de domates doğrıycam, ben de ıvır, ben de zıvır..”. Yatmamak için yaptığı numaralar başlı başına bir yazı olucak sanırım. Öyle böyle doğuma 2.5 ay kala ne yapıcağımı gerçekten çok merak ediyorum.

Antalya’lı Nurturia Anneleri bir buluşma düzenledi. Fakat son anda çocukların bir kısmı hastalanınca buluşmaya bir ben gittim bir de Antalya’dan bir bayan. Antalya-Ankara buluşması oldu yani. Gazihan’la Ela’nın aralarınd sadece 7 gün var. Birlikte oynadılar, tek bir dalı paylaşamadılar. Antalya’nın dinozorlu parkında güzel vakit geçirdik.

Antalya sıcağa rağmen benim için de güzel geçti. Bol yüzme imkanım oldu. Eve gelen giden kuzenlerim sayesinde uzun zamandır yapamadığımız bir aile kaynaşması yaşadık. Ama artık evimizi, babamızı şehrimizi çok özledik. Ayrıca Antalya’nın sıcağına ve nemine daha fazla dayanamadığım için dönme vaktimiz geldi. Ankara’da bizi bekleyen çoook iş var. Hamile bir kadın için Antalya’nın suyu çoooktan ısındı zaten.

Temmuz 7, 2010 Posted by | Seyahat, Tatil | 5 Yorum

SSVD 2

Genel olarak sezaryen; vajinal doğumun güvenle tamamlanmasının mümkün olmadığı durumlar söz konusu ise veya vajinal doğum ile birlikte maternal ve/veya fetal morbidite ve mortalitede belirgin artış riski varsa uygulanır.

Türkiye’de 2003 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırmasına (TNSA) göre %21.2 olan sezaryen oranının, son doğum sayılarına bakıldığında yer yer % 40’lara ulaştığı görülmektedir. Mevcut oranın gelişmiş ülkelerin oranlarının ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından konulan hedefin (%5-15) üzerinde olduğu bilinmektedir.

Uygulamaya Yönelik Temel Öncelikler
• Sezaryen ile doğum cerrahi bir girişim olup tıbbi gerekçelerle yapılması esastır ve vajinal doğumun alternatifi değildir. Sezaryen planlanırken, gebeye ve gebeliğe özgü yararları ve riskleri göz önüne alınmalıdır.

• Annenin istemi, sezaryen için tek başına yeterli bir neden olmamakla beraber, kişiye ait aşırı korku, endişe, panik gibi psikolojik durumların varlığı göz önünde bulundurulmalıdır. Bu durumlarda yeterli ve doğru danışmanlık verilmelidir.

• Sezaryen kararı, her hastanın bulguları bireyselleştirilerek verilmelidir.

• Tüm tıbbi müdahalelerde olduğu gibi, sezaryen olgularında da bilgilendirilmiş ve aydınlatılmış hasta onam formu alınmalıdır.

Sezeryan gerektiren durumlar ve bebeği sıkıntıya düşüren gerçek durumlar için buraya tıklayabilirsiniz.
—————————————————————-
Amerika Birleşik Devletleri’nde her yıl bir milyondan fazla kadın yani her 3 kadında 1’i sezeryanla doğum yapıyormuş. Sezeryan ülkedeki en çok yapılan operasyonmuş. Şu anki kanıtlar gösteriyor ki kadınların çoğu sezeryandan sonra güvenli bir vajinal doğum gerçekleştirebiliyor fakat Amerikan Hastalık Kontrol Merkezi’ne göre son 10 yılda SSVD %67 oranında azalmıştır. Daha fazla bilgi için – http://www.vbac.com/

Gebelik.org’daki soru cevap bölümünden bununla ilgili bir örnek – Gebelik.org’dan alınmıştır.

Soru

Merhabalar; Ben Radyoloji uzmanı doktorum. İlk doğumumda kendi isteğimle sezaryan oldum. Mayısta ikinci doğumum olacak ve normal doğumdan aşırı derecede korkuyorum. Üstelik doğumum İngiltere’de olacak. Orada bu konuda nasıl bir uygulama yaptıkları konusunda bilginiz var mı?

Bir problem olmadığı için beni normal doğuma zorlarlar mı acaba? Bu konuda sizin düşüncelerinizi de merak ediyorum. İlk doğumumdaki doktorum normal doğumun fizyolojik bir olay olduğuna inanmıyordu. Şu anki doktorum normal doğum için ısrar ediyor… Şimdiden teşekkürler…

Cevap

Dünyada (özellikle de gelişmiş ülkelerde ) anne adayları ve doktorlar arasında VBAC (vaginal birth after caesarean-sezeryan sonrası vajinal doğum) sıklıkla duyulan bir olgu haline geldi, ancak ülkemizde nedense tam tersi bir eğilim var. Yani anne adayları “benim ilk doğumum çok ağrılı oldu, ikincisini kesinlikle normal doğurmam!” diyorlar. Bu, A.B.D.’nin literatürden okuduğumuz kadarıyla 20 yıl önceki durumu… En büyük neden de ülkemizde doğumda epidural gibi analjezi/anestezi yöntemlerinin yaygın kullanılmaması. Bu yüzden de anne adayları ağrı çekmek istemiyorlar ve sezeryan istiyorlar.

İngiltere’deki doktorunuz elbette sizi zorlamayacaktır, ancak VBAC nispeten düşük riskli bir uygulamadır. İlk sezeryan altsegment transvers uterus insizyonuyla yapılmış ise doğum esnasında uterus rüptürü riski binde 2’dir. http://gebelik.org/dosyalar/sezeryan/sca.html

Benim görüşüm normal doğumu denemeniz yönünde. Doktorunuza kliniğin ve kendisinin VBAC konusundaki tecrübelerini (kaç yıldır yapıldı, kaç doğum oldu, kaçında ve ne tür komplikasyonlar gelişti gibi) anlatmasını istemenizi gayet doğal karşılayacaktır.

Bu konuyla daha da fazla ilgileniyorsanız şu linktekileri okumanızı öneririm. – http://www.childbirth.org/section/VBACindex.html

Temmuz 6, 2010 Posted by | gebelik, ssvd | 1 Yorum

2 yaş Çocuğuna Mektup

2 yaş çocuğuna mektup

Sevgili Ela;
Hayatıma sürpriz girişini yapalı, hayatlarımıza ve kalbime birdenbire oturalı nerdeyse 2 yıl oldu. Önümüzdeki günlerde yeni yaşını kutlayacağız.

Çok tatlı bir çocuksun. Seni arkadaşlarınla oynarken seyretmeyi çok seviyorum. Her zaman iyi geçinmeyebiliyorsun ve istediğin zaman çok atılgan oluyorsun (evet, aynı annen ve baban gibi kuvvetli iradelisin), fakat asil ve nazik bir ruhsun. Bu 2 sene içinde kendi kişiliğini oluşturmanı zevkle seyrettim.

Hergün yeni bir çizikle veya vurukla geliyorsun karşımla. Birçok çocuğa göre o kadar çok düşüyorsun ki buna bile çok alıştırdın beni. Hiç yadırgamıyorum. Mobilyaların üstünden vahşice zıpladığını izliyorum, sanırım bu çizikler son olmayacak. Umarım hep küçük olurlar. Son yarattığın kazan dışında tabii. Düştüğün yerden hemen sonra aynı yere tekrar tırmanabiliyorsun.

Şu son 6 aydır konuşmandaki inanılmaz ilerleme ile beni çok şaşırtmanla beraber bazı şeyleri söylemen beni çok güldürüyor. Arabada bana sanki yolu biliyormuş gibi yol göstermen, 1 ay önce olan artık izi bile kalmamış çiziklerini bile hala gösterip “uf oldu” demen çok komik, “kocaman”‘a “çokaman” demen beni güldürüyor, sabah kalkar kalkmaz “ayput” (ipod) neğde, kungfu panda aç” demen de çok komik. Şirin şirin söylediklerini unutmak istemiyorum ama biliyorum ki böyle yazmazsam unutacağım.

Seni bir yere bırakırken ayrılık endişesi yaşayıp biraz sorun çıkarsan da biraz sonra hemen ses çıkarmayıp ortama ayak uyduruyorsun. Hiç tutturmuyorsun, seninle gurur duyuyorum ve bir gün kreşe başladığında geçişin kolay olacağını umuyorum.
Beni gülümsetiyorsun. Beni çok güldürüyorsun. Burun kıvırmalarını ve salak suratlarını çok seviyorum. Son zamanlarda daha zor bir çocuk olmaya başladın. Tamamen kendi kafanın dikine gidiyorsun ve sürekli bir inatlaşma içindesin. Beni biraz korkutuyorsun neyseki çok sevimlisin. Aynı zamanda beni zorluyorsun. Sen de karnımdaki kardeşin de bana daha iyi bir anne ve daha iyi insan olmayı istetiyor.

Seni 19 ay boyunca emzirebildiğim için çok mutluyum. Ama bu mecbur bırakmadan dolayı da biraz suçluluk duyuyorum. Senin için emmeyi bıraktıktan sonra hasta olmanın artışı çok aşikardır. Ama söz veriyorum sana istersen kardeşinle birlikte yine emebilirsin.
Senin, benim küçük bebeğimin, bugün 2 yaşında olduğuna inanamıyorum. Bazen yeni doğmuşsun gibi bazen hayatlarımızın hep bir parçasıymışsın gibi hissediyorum. Olmak üzere olduğun küçük kız çocuğunu daha fazla görmek için sabırsızlanıyorum.

(E hep Ece’ye mi mektup yazıcam bugün de Ela’ya yazalım dedim..)

Temmuz 3, 2010 Posted by | Annelik, Ela | Yorum bırakın