Elanın Uydusu Ece

Just another WordPress.com site

Ece’den Önceki Kiloma Döndüm.

Eğer çocuklar aynı anda uyuyabilseler, Eğer spora başlayabilecek vaktim olsa, eğer geceleri 3 saat kesintisiz uyuyabilsem, eğer emzirdiğim için o kadar çok aç hissetmesem, eğer benim dışımda biri daha bunu taksa…

Yeter bu kadar sızlanma.

Ece’ye hamile kaldığım kiloma döndüm bile. Bu iyi haber, ama artık hamile değilim, tekrar şişmanım. Ela’nın hamileliğinden üstümde kalan fazla kilolarımı artı vermem gerek. Çoook sıkıldım çünkü. Kapının arkasına çok eski kotumu asıyorum ve 2 çocuk emzirerek ve hayat tarzımı değiştirerek artık uzun sürede de olsa bu kiloları son raddesine kadar vermeye yemin ediyorum.

Güçler (egom) bu blogda bir yenilenme gerektiğine karar verdi. Bu “anneyi” bir enerji timsali, kas yığını macera insanına çevireceğiz. Çok mu çabuk olur. Son 3 senesine 2 hamilelik 2 lohusalık bir bebek büyütme dönemi damgasını vurmuş, 1. hamileliğinin kiloları hala üstünde bir kadından bahsediyoruz. Bence yeter. Artık biraz kendi için birşeyler yapma, eğlenme zamanı. Zaman limiti koymuyorum, ama detaylıca çalışıp nasıl yağlı bir insandan fit bir kadına döneceğimi ayarlıycam. Belki 12 sene sürer ama önemli olan düşüncenin kendisi.

“Fit Anne” operasyonu başlatılmıştır.

Reklamlar

Eylül 30, 2010 Posted by | Ben, fit anne | 6 Yorum

Resmi Kayıtlara Göre Emzirdiğim Çocuk Sayısı : 2

Ece

1-7 Ekim tarihleri arasında “Emzirme Haftası” var. Ben de bu haftanın etkinliklerine katkıda bulunmak amacıyla memeleri evdeki çocuk popülasyonuna açtım. Artık ikisi de istediği zaman gelip meme emiyor. Ece’nin zaten abonman bileti var. Şu an hala yeni dünyanın farkında olmadığından emip uyuyor. Henüz biz de her gece uyuyoruz. 3 haftalık olup da bağırsak hareketleri başlayınca veya olmamasına dua ettiğim kolik etkinleri olursa o zaman göreceğiz. Şimdilik uyuduğumuz gecelerin tadını çıkarmaktayız. Bugün kontrolü vardı, yenidoğan sarılığı taamamen geçmiş ve hastaneden çıktıktan sonra 12 günde 350 gr almış. Emmesi çok iyi durumda. Ama bir kere çocuk büyüttükten hele de Ela gibi yerinde durmayan bir tanesini büyüttükten sonra yenidoğan bakmak inanın çerez gibi geliyor insana.. Her sinyalini çabuk kapıyorsun, emzirmeyi biliyorsun, doyduğunu anlıyorsun. Ece emzirme seansları dışında hiçbir zorluğu olmayan bir bebek şu anda.

Ela hanım ise doğumdan önce belirttiği üzere emme talebi ile karşıma çıktı tabii ki. Hem de “bu meme benim Ece öbürünü emsin” diye kendine bir meme bile seçti. Allahdan sağ sol kavramı henüz yok hangi meme onun unuttuğu için her seferinde başka bir memeyi emip sonra Ece’ye öbürünü veriyor. Ela’nın arıza durumları biraz hafifledi. Ece’nin kalıcı olduğuna artık alıştı sanırım ama yine de bir gün onunla pek ilgilenemesem bir şekilde acısını çıkarıyor. Şu sıra sıklıkla çişini veya kakasını altına kaçırıyor. Kendi unuttum dese de ben biliyorum ilgi çekmek için yapıyor. Hiç oralı olmuyorum bir daha bez falan bağlayamam. Benim için tavizsiz bir nokta bu. Nasılsa alışacak. Biraz biz sürekli sorup çişe tutuyoruz ama napalım. Ece’nin yatağına çıkıp yatmak ve Ece’nin emziğini emmek de şu sıra geri döndüğümüz noktalar. Ama düşünüyorum da bu sene yaşadığı o kadar değişiklikten (hamileliğim, taşınma, bakıcı gelmesi, bezi bırakması, bebeğin gelmesi) sonra Ela yine çok iyi kaldırmış bu değişiklikleri küçücük bünyesi ile.

Ela

Odasına bir anda dalıp biz farkına varmadan istemeden ona zarar verir diye mecburen Ece uyurken kapısını kitliyorduk. İşte bu Ela’yı çileden çıkarıyordu. Kapıyı açmak için yırtınıyordu. Çok da haklı. Ama bana birgün bir vahiy geldi ve daha önce diş macununu çok almak istediğinde sakladığım hikayeyi uydurdum. “Up” adlı filmdeki büyük kuşdan çok etkilenmişti Ela. Ben de macununu büyük kuşun götürdüğünü söylüyordum ve kullanacağı zamanlar “aaa getirmiş diyip” çıkarıyordum. O da çok seviniyordu. Şimdi de “Ela’cım dedim, Ece uyurken kapısını kitliyoruz çünkü ya uyurken büyük kuş gelip de Ece’yi götürürse diye korkuyoruz. Götürmesin değil mi?”
“Hayır anne” dedi. Şimdi bu hikayeye göre davranıyor. “Büyük kuş Ece’yi götürmesin” diyor. Kardeşini ondan saklamadığımızı dşündüğü için 2 gündür artık Ece’nin kapısına dayanmıyor. Ben de biraz daha iyiyim ve Ece’nin uyuduğu tüm saatlerde Ela ile oynuyorum. Bu da kesinlikle rahatlattı Ela’yı. Hala süper diyemem ama olmasını da beklemiyorum. Şimdiki projem birkaç ay Ela’ya okulu özendirmek. Bakalım bu değişiklikleri sindirip okula gitmek isteyecek mi? Çünkü şu an beni bırakıp eğer babayla gitmiyorsa -hiç biryere gitmek istemiyor. İşte 12 gündür bizim evdeki gelişmeler böyle.

Bana gelince dışarı çıkıp gezmeleri çok özledim. Yine de birinci doğumdan sonraki halimden çok daha iyiyim. Allah bir kuvvet veriyormuş, insan daha çabuk toparlıyor. Duygusal durumum zaman zaman çalkantılı olsa da daha çabuk toparlıyorum. Umuyorum bir an önce daha iyi olup çocuklara, kendime ve cocaya daha faydalı olabileceğim. Ah şu birşey kaldırma yasaklarım bi kalksa.. Kaldı 28 gün.

Eylül 28, 2010 Posted by | Ben, Ece, Ela, emzirme, kardeşlik | 9 Yorum

Gebeşken Son Aktivitem

Bu fotoğraflar doğumdan bir hafta önce artık sıkıntıdan bayılıp kendimizi taa Ayaş’a domates almaya giderken cocanın kendi balık bölgelerini bize tanıtmak istediği zamandan. Tabii sadece tanıtmakla kalmadı, bi baktık balık tutma çalışması yapıyoruz. 3 kişilik bir aile olarak son aktivitemizde baba-kız çok eğlendi. Burası Ayaş yakınlarında Çanıllı gölü. Biraz burda takılıp, Ayaş’a gidip taze sebze ve meyve alıp, gezip geri dönmüştük. Artık 4 kişilik bir aileyiz, şimdi buna ayak uydurmaya çalışıyoruz. Coca da 3 tane dişi insan ile artık sabit kaldığına göre mecburen balık, kamp gibi aktivitelere önce beni sonra kızları da götürmek zorunda kalıcak. Bana göre hava hoş, ben o zamanları dört gözle bekliyorum..

Eylül 24, 2010 Posted by | Aktivite, doğa | 1 Yorum

100 saniyelik Ece’nin Pişmanlığı

Artık dışarı çıkmak istiyordum. Annemi, kocaman sesli babamı, buraya doğru Eceeee diye bağıran küçük kız çocuğunu çok merak ediyordum. İçinde bulunduğum kocaman su dolu torbaya bir kroşe, bir aparkat çaktım. Bir baktım aha yukardan su kaçırmaya başladı. Amanııın, napıcaz şimdi parmağımı deliğe tıkadım. Hah tamam oldu galiba.. Biraz zaman geçti ama nasıl böyle durabilirim ki, çok sıkıldım. Galiba parmağımı çekicem. Hem nolucak ki, annem de anlamış olur çıkmak istediğimi..

Parmağımı çektim. Hehe birazdan dışarda bi hareket başladı. Annem bi oraya, bi buraya yürümeye başladı. Sonraki saatleri çok net hatırlamıyorum, yorgun da düştüm biraz uyudum galiba. Aman annem düşünsün. Bir süre sonra sıkıldım kendimi itmeye başladım. Ama çıkış yolu karanlık napıcam. Biraz daha ittim, biraz daha. Biraz durdum, biraz ittim. İlerleyemiyorum.

Sonra nooldu anlamadım, birden bizim torbadaki su foşşş diye akmaya başladı. Çok güçlü bir ışık gördüm. Birisi aldı beni, bu annemmi acaba. Ama beni kucağına bastırmadı. Böyle anlatılmamıştı bana. O elden, o ele kendimi kaybettim. Beni bir yere yatırdılar. Annem hala yok, çok korkuyorum. Ağzımdan birşey soktular, burnumdan birşey soktular. Orama, burama soğuk metaller değdirdiler. Hala annem yok. Bir ara kokusunu duyar gibi oldum, buralarda galiba ama neden gelmiyor. Sonra beni birşeylere sardılar. Hobaaa, acaip yollar katettik, çok uzaklara gittik. Artık annem herhalde gelmiycek. Çok kormaya başladım. Bir ara babamın sesini duydum, belki annem de gelir. AA dur bakiim, bu koku çok tanıdık. Evet annem bu, yaşaaasıın. İşte kucağındayım, biraz geç geldi ama demek halledeceği işler vardı. Tamam şimdi mememi emebilirim, artık güvendeyim. Annecim, beni bir daha bırakma ne olur..

Eylül 23, 2010 Posted by | Annelik, Ece | 10 Yorum

Peki Ela?






Peki bütün bunlar olurken Ela ne yapıyor? Beni arayanların çoğunun sorduğu da Ela. Nasıl davranıyor? Neler yapıyor? Psikolojisi nasıl? Tabiiki bunları biz de çok düşünüyoruz. Hatta benim şu an kafamı en çok kurcalayan, bir an önce iyileşmek istememi sağlayan da bu konu. Çünkü ona vakit ayırmıyorum, ayırsam da etkili olamıyorum çünkü onu kucağıma bile alamıyorum.

Ela, Ece’yi ilk gördüğünden beri Ece bir numaralı ilgi odağı oldu. E bu çok normal. 2gün boyunca anne ve baba yoktu. Üstelik hastaneye görmeye geldi ve o tek başına eve dönmek zorunda kaldı. Ama yeni bebek anne ve babası ile birlikte hastanede kaldı. Evde gözünü açar açmaz anneannesine “Hadi hastaneye gidelim” diyormuş.

Eve geldiğimiz günü çok zor geçirdi. Hep Ece’nin yanında olmaya çalıştı. “Ben de uyutucam, ben de sevicem, ben de öpücem” dedi. Ona annelik yapmaya çalıştı. Ama bir yandan da 1 yaşındayken kaçarak atladığı Ece’nin şimdi yattığı park yatağına da çıkıp “ben burda yatıcam” dedi. Ben emzirirken “ben de emicem” dedi. İzin verdim, emdi, hoşuna gitmedi ama her seferinde gelip bir kere fırt emiyor. Maksat beni denemek. her seferinde “istediğin zaman gel em” diyorum. Gece Ece ile aynı odada olmamıza bozuluyor. Sabah olur olmaz “babaaa” diye bağırarak yanımıza geliyor.

İlk günden sonra hemen farketti. İlk gün çok ağladı. Çok hırçınlık yaptı. Bizi bu durumu çok üzdü. Hele ben, zaten lohusalık hormonlarım kalkmış ona bun duygulanıyorum. Çok kötü oldum. Ama ikinci gün, Ela daha sakindi. Onu alıp biraz dışarı çıktık. “Ece de gelsin” dedi. Çok iyi niyetli ve sevgi dolu bir çocuk. Ece’ye karşı düşmanca davrandığını hiç görmedim. Sürekli gelip bebek diyip onu öpmek istiyor. Ama çok küçük ona yanlışlıkla zarar verecek diye korktuğum için suçluluk duyuyorum. Aslında istiyorum ki gönlünce sevsin. Ona yardımcı olmak için elimden geleni yapıyorum. Bu pozitif tavrını kaybetsin istemiyorum.

Ama elimde değil. Hep düşünüyorum, ona göre annesi yeni bebeği emziriyor ama onu kucağına almıyor (alamıyor). 2 yaşında bir çocuğa ne kadar anlatabilirim ki ameliyat yüzünden yapadığımı. Onun 12 kg olduğunu, bebeğin 3.5 kg. İşte bunun için istiyordum normal doğum yapmayı. Olmadı şimdi bir an önce daha iyi olup onunla eskisi gibi vakit geçirmek ve bu zamanları telafi etmek istiyorum. Neyse ki babası çok çok yardımcı. Onunla çok ilgili. Ama ben kızımı gerçekten özlüyorum. Biliyorum ki bu zamanlar geçicek. Ve ikisi biraz büyüdüklerinde ve birer arkadaş olduklarında çok iyi birşey yapmış olduğumuzu anlayacaklar ama şu anları geçirmek Ela kadar benim için de zor. Üstüne bir de lohusa hormonları. Ama geçicek. Hepimiz 4 kişilik bir aile olmaya alışacağız. Ela’nın bu ondan beklediğimden daha olgun davranışları kendimi nedense daha kötü hissetmeme sebep olsa da, kızımla gurur duyuyorum.

Yine de çok güzel bir bebeğin daha gelmesi. Herşeyi ne kadar bilerek yapıyorum anlatamam. Bu konuda daha sonra yazarım ama 2. çocuk çok kolaymış. Zor olan 2 çocuk.

Eylül 21, 2010 Posted by | Ece, Ela, kardeşlik | 8 Yorum

ECE Bebek

Ece’nin doğumu aşamalarından birkaç fotoğraf. Üstteki fotoğraf doğuma giderken bir yandan suyum geliyor, bir yandan da çok erken gitmemek için oyalanıyoruz. ODTÜ’de çekildi. Sabah 6.00 civarı

Henüz hastane odasında gezerken saat 8.30.

Doğum ekibim. Sancılar için nst’ye bağlıyım.. Saat 19.00

Kesilmeden önce. Saat 20.30

Ece’ nin ilk anı. 20.45


Anneyle buluşma.

Ece Bebek aramızda

Eylül 19, 2010 Posted by | Ece, gebeş esra | 31 Yorum

Hoşgeldin ECE Bebek— 2. Kez Anne Oldum

Saat 17.00 civarı kasılmaların arası düzenli gibi olunca epidural takıldı. Sonra yeterince düzene girip hızlanmadığı için hafif doz suni sancı verildi. 8’e kadar epiduralle sancıları karşıladık. Saat 20.00’deki muayenede açılma ilerlemediği için ve sezeryan sonrası suni sancı da artırılamadığı için artık sezeryan kararı alındı. Ben de doktor da denmek için eimizden geleni yaptık. Sonuçta Ece Bebek 16.09.10 tarihinde saat 20.45’de dünyamıza merhaba dedi. Kendisi 3.470 gr ve 47 cm, pembe beyaz bir bebek. Dünden beri güzelce meme emmeye de başladı. Şimdilik herşey yolunda görünüyor. Bundan sonra asıl soru Ela ile nasıl bir macera yaşayacağız. Yarın evimize gidiyoruz.

Buraya güzel mesajlar bırakan, bizi arayan, destek olan, merak eden, doğum sırasında dayanamayıp yanımıza gelen, hatta ameliyathanenin kapısında bekleyen herkese çok teşekkürler. Çok güzel arkadaşlıklar kurmuşuz. Bundan sonra da 2 çocuk deneyimlerimi paylaşacağım ama isteyen herkese tavsiye ederim. 2. kez anne olmak harika bir duygu. Anneliği daha çok hissediyor, daha çok anlıyor insan. Duyguları 2 katına çıkıyor. Aşkın daha da artıyor. Daha da çok aile oluyor insan. Eşinin de artık daha bir babA olduğunu görmek harika birşey. Daha da merkezde hissediyor insan kendini. Zorlukları olacak. Onları da paylaşacağım. Ama kenetlenip halletmeye çalışacağız. Ben daha büyük bir aile olduğumuz için çok mutluyum. Darısı isteyenlerin başına…
——————————
Ameliyathaneden komik bir anı:
Bütün gün sancı çekip çok yorulunca sezeryana giderken çok bitkindim. 16 saat aç ve susuz hiç halim kalmamıştı. Bir de ameliyata girerken kusunca beni ameliyatın başında biraz uyutmalarını rica ettim. Bebeğe de etkisi olmayan biraz uyuma bu. Ayılırken daha sonra kesinlikle hatırlamadığım laflar etmişim. Bebek ilk çıktığında “her yeri tam mı“ diye sormuşum. Asıl daha komiği bir süre sonra başımda duran anestezi doktoru bayana kafamı kaldırıp
”hayatım sen de artık bebekle çıkabilirsin yukarı” demişim.
Doktor ”eşin bebekle çıktı zaten Esra’cım” demiş.
Ben yine doktora doğru bakarak ”Ayy, aynı kara kaş, aynı kara göz” demişim.
Tek bir saniyesini bilmiyorum ama gerçekten komik. Doktor çok gülerek anlattı.
Bu sefer bebeğin fotoğraflarını ”Stüdyo Baba” çekti. Yakında biraz paylaşırız. Herkese tekrar teşekkürler. Tekrar anne olmak harika. Hayata, yaşayacaklarınıza nasıl baktığınıza bağlı.

Eylül 17, 2010 Posted by | bebek, Ece, gebeş günlükleri | 20 Yorum

Son Durum

Kasılmalar düzene girdi. 4-5 dakikada bir geliyor. Bundan sonrası artık nolucak hep beraber görücez. Çok yorgun ve heyecanlıyız..

Eylül 16, 2010 Posted by | bebek, gebeş günlükleri | 11 Yorum

Kasılmalar

Sancılarım arttı ama bir düzene oturamadı henüz. Sular da gelmeye devam ediyor. Saat 16.00’da 12 saat bitince durum tekrar değerlendirilecek. O zamana kadar beklemedeyiz. Coca nst uzmanı oldu. Bir de masaj istiyor:) yuh yani..

tekrar yazacağım. umarım yanımda bebekle.

Eylül 16, 2010 Posted by | bebek, gebeş günlükleri | 3 Yorum

Su Gelir Guldur Guldur

Saat 04.11 civarinda suyumun gelmesiyle doğum sürecimiz başladı. Sancılar da ardından başladı. Şu an hastandeyiz. Ara sıra yazmaya çalışacağım. Bize şans dileyin.

Eylül 16, 2010 Posted by | bebek, gebeş günlükleri | 18 Yorum