Elanın Uydusu Ece

Just another WordPress.com site

Yalan ve Yılan

  • Selam İsmim Esra. Ve size yardım için burdayım. Yardımıma ihtiyacınız olduğunu bilmiyor olabilirsiniz ama bu da benim ebeveynlik önerime ihtiyacınız olduğunu gösteren bir işaret. Ben sizin kişisel Harvey Karp’ınızım.

Aynı zamanda, çocuğunuz bile yokken neden birinin size bu linki gönderdiğini merak ediyor olabilirsiniz ve bu da muhtemelen uzaktan bir akrabanız denizin ortasında ölüp size bir yetim bırakacağı için değildir. Allah korusun. Veya birisi size aslında çocuğunuz olduğunu anlatmaya çalışıyor olabilir. Tebrikler! Muhtemelen oldukça çok desteğe ihtiyacınız olacak. Fakat yeterince sizden konuştuk. Artık başlayalım değil mi?

Bugün inceleyeceğimiz konu yalan söylemek.

Yalan söylemek her ebeveynin eninde sonunda uğraşması gereken bir problem. Mesela kızım bana
Kim benim ellerimi kirletti anne?” diye sormuştu ve
ben “Tabii ki sen kızım. Sana oynamamanı söylediğim halde çamurla oynadığın için” demiştim.
O da “Hayır, anne. Periler kirletti.” demişti. (En son izlediği çizgi filmin etkisiyle).
Ben, “Periler mi, Gerçekten mi? En iyi yalanın bu mu? Periler bir kere ağaçlarda kurabiye pişirir. Çamura dokunmazlar. Yani uyduracaksan bari biraz inandırıcı olsun. Mesela sana büyük kuşun gerçek olduğunu söylediğim gibi. Ona inandın değil mi? Ama uydurmuştum tatlım.” (Çok mu acımasız oldum.)

Sonra başladı ağlamaya. Muhtemelen benim kadar iyi bir uydurukçu olamayacağı içindi ve bu iyi birşey tabii.. Bunu istiyorsunuz değil mi. Çocuklarınızın size yalan söylememesini istiyorsunuz. Veya harika yalancılar olup politikaya atılmasını. İkisi de iyi opsiyonlar. Ama evet biz çocuklara sürekli uydurmak zorunda kalıyoruz değil mi?

Bazı ebeveynlik kılavuzları (totomun kılavuzları) çocuklara yalanı öğretmenin en iyi yolunun örneklemekden geçtiğini söylüyor, fakat bence birçok ebeveynlik kılavuzu çocuklarını yaratıcı ve fazla komplike planlar yapacak kadar çok sevmeyen insanlar tarafından yazılıyor. Mesela dolaba açık şekilde üstünde büyük bir ok bulunan bir kutu bırakırsınız ve çocuğunuza doğum gününe kadar onu ordan almaya izin olmadığını, alırsa kutunun bir eciş bücüşe (burda eciş bücüşün ne olduğu önemli değil hatta çocuğun anlamadığı birşey olması daha ilgi çekici oluyor, Ela’da biz bunu çok kullanıyoruz. örn. “Seni vıdzırta götürücez.” “Hödükle bödük gelmişler.”) dönüşeceğini söylersiniz; sonra odasına ayağınız tökezliyormuş gibi girersiniz ve “Aman Allahım, bir yılan beni ısırdı. Çabuk! Dolaptan hediye kutusunu getir. Onun içinde yılan zehirini buharlaştıracak birşey var. O benim sana hediyemdi”. Eciş bücüş sorarsa acil durumlarda izin veriliyor diye yine uydurabilirsiniz. Sabiha Paktuna Keskin’in kitabında da yazıyordu. Çocuğunuza onun hayal gücünü geliştirecek veya onun kendisini güvende hissedeceği şeyler uydurmanızın hiç bir zararı yok. (Örn. Büyük kuş, Ece’yi almasın diye kapısını kitliyoruz dediğimizden beri Ela, Ece’nin kapısına dayanmıyor. İş birliği yapıyor. Ece’yi ondan sakındığımızı düşünmüyor.) Neyse konuya dönelim. Heyecanla kutuyu size getireceklerdir ve siz açıp kutudan derin bir nefes çekersiniz ve çocuğa korku ve şok içinde bakıp, “Hiç Zehir yokedici buhar kalmamış. Napıcaz şimdi. Aşağıdaki parkdan gidip toplamamız lazım.” Hadi anneannenle aşağı inip toplayın beni kurtarın. (Burda istediğiniz kadar uydurabilirsiniz, ne kadar yaratıcı uydurursanız çocuk o kadar kendine iş ediniyor. Bu sistemi çocuk biryere gitmek istemediğinde evden çıkarmak için de kullanabilirsiniz. Evde hiç bilmemne buharı kalmamış gidip toplayalım mı gibi). Diyeceğim o ki, bunlar yalan değil. Bunlar uydurma. Uydurma 2 yaş sendromuyla başetmenin en etkili yolu. Ben 7/24 uyduruyorum. Genelde de hayali, olmayan şeyler. Gerçek bir yalan söylememek gerek tabii. Mesela gidiyoruz diyip gitmemek daha kötü. Onun yerine “atlara gitmek istiyorum” dediğinde (2 yaş çocuğu bunun hemen olmasını isteyecektir). Siz ona “aa çocuğum şimdi gidemeyiz hede hödö” diyemezsiniz hiçbir işe yaramaz.. Onun yerine “dur bir arayalım bakalım, napıyorlarmış”. Diyip gerçek telefonunuzla tuşları çeviriyormuş gibi yapıp, mistik konuşmalar yapabilirsiniz. “Hmm, ay tamam canım başka zaman gelelim”. Sonra çocuğunuza “şimdi uyumuşlar ama yarın bekliyorum” dediler. Orda çocuk muhtemelen gitmek istediğini bırakıp “neden uyumuşlar veya nerde uyumuşlar”a geçebilir. Bundan sonrası da sizin yaratıcılığınız tabii. Ben çocuğa mantıklı birşey anlatmaya çalışmanın kriz zamanlarında çok gereksiz bir efor olduğunu öğrendim. Orda başlıyorum uydurmaya. Siz de uydurun, uydurmak harika birşey. Çok kurtardı beni. Yaptıkça da bu işte daha iyi oluyorsunuz. Cocayla ben bu konuda mastıra geçmek üzereyiz. Haydi büyükler uydurmaya..

Kasım 3, 2010 Posted by | Ela, zırva | 4 Yorum

Emzirirken Tek Boynuzlu Atlar Sizi Çekici Bulur

Emzirmekten daha az tartışmalı bir konu yazmak isterdim. Ama son günlerde en çok yaptığım işlev emzirmek olduğu için bu konudan uzak kalamadım. Kedi suratlı bebekler yapmak için gen çalışmaları yürütmek konusunda bilgi birikimim olsaydı farklı olurdu tabii.

Emzirmeyi seçmek veya seçmemek, kadınların hayatında yapmak durumunda kaldığı seçimlerden biridir. Hemen hiç bir zaman ejderha saldırıları ile son bulmaz. Ama çoğu zaman hem emzirmeyi seçen, hem de seçmeyen kadınlar şiddetli eleştirilerle karşılaşır ve hatta ara sıra gladyatör stilinde savaşmaları gerekir. Ama bu savaşı, geri kalanlarımızın da zevk alabileceği şekilde televizyon ekranında değil, metaforik bir şekilde yaparlar.

bu yazımın devamı için bu ayki Alternatif Anne’ye tık tık.

Kasım 1, 2010 Posted by | Alternatif Anne, bebek, emzirme | 3 Yorum