Elanın Uydusu Ece

Just another WordPress.com site

15 aylık Ela Zabeth ve 5 yıllık Coca

5 yıl önce bugün gelinliğimin içinde bir yaprak gibi titriyordum.
Kardeşim kapıda arabanın hazır olduğunu eğer istersem Paris’e kaçırabileceğini söyledi.
Kaçmadığıma şimdi çok memnunum.

Tanıdığım en komik ve zeki adamla evlendim.
Minyatürü bir de kızımız oldu.
Ela Zabeth Naz her yönüyle babasına benziyor. Babası gibi yatıyor, bacağını atıyor, ona benzeyeceğinin; kendini kral sanan bi adamın kızı olacağının da sinyallerini veriyor.
Şimdiden espri yapıyor, kalemi verecek gibi yapıp geri çekiyor.
Umarım zekası da benzemiştir benim yaptığım salaklıklar bini aştı.
İkisine karşı bendeki bu aşkla nasıl şükretmem 5 yıl önce kaçmadığıma, 9 yıl önce bir akşam maç izlemek yerine arkadaşlarını ekip benle gezmeye cıktıgına..:)

Haydi coca PAris’e gidelim..

——————–
TV’nin karşısında yaşadığımız tipik konuşmalar
Ben: Dedektif biraz önce ne buldu?
Coca: SÖyleyemem..
———–
Ben : aaaa bu adam daha önce de göründü demek ki elması alan buymuş.
Coca: Günaydın kaşif, 8 bölümdür bu söyleniyor..
————-
Ben: Şu arıya bir şey söyle..
Coca: ??
—-
Ben: O rus adam ne diyor?
Coca: Bilmiyorum. Altyazılar Rusça, okuyamıyorum.
————————————–
Ben : Bu adam kim?
Coca : Bilmiyorum ben de seninle birlikte seyrediyorum
————————-
Ben : Bİliyormusun hayatım çocuklar güçlerini göstermek için çığlık atarlarmış.
Coca: Süper.
—————–
Coca: Ela’nın saçını sen mi kesiyorsun?
Ben: Hayır
Coca: Ela’nın saçını annen mi kesiyor?
Ben: Bilmiyorum ama sanmıyorum. Pek kesilmişe de benzetemiyorum ben..
Coca: Bak Ela’nın saçını sen mi kesiyorsun?
Ben: Hayır canım alala. Söylerim kessem..

Coca: (Ela’ya) Kızım saçını annen mi kesti?
Ela – (bunu hiç beklemiyordum) Kafayı onaylar şekilde sallama öne
Coca : (emin olmak için) Kızım saçını baban mı kesti?
Ela – Hareket yok
Coca: Kızım saçını annen mi kesti?
Ela – Başını sallar (Al başına belayı)- Foyam ortaya çıktı. Bu kıza bi daha güvenilmez. Babasının ajanı olmuş bile.
——————————
Ben : Hayatım saatlerdir bilgisayarımda birşey var açamıyorum.
Coca: Bi sn. (Kalkıp gelir tek bir tuşa basar ve bilgisayar açılır).
Elektrikli aletlerin bu adama karşı bir zaafı var. Kimin bilgisayarı bozulsa bize getirir. Ha coca yapabilir zaten ama yapmasına gerek kalmaz çünkü elektrikli ve teknolojik her aleti bakarak çalışmaya ikna etme gücüne sahip. Bu bir super power. Gerçekten. Balıkları da öyle ikna ediyor, herkes dururken onun balık tutmasını da başka türlü açıklayamıyorum.
—————————————-
Coca: Canım şu Led teknolojisi harika birşey. Nasıl da ince , herseyi icine sıgdırmıslar.
Ben: Hayatım hayvan gibi LCD’yi alalı 5 ay oldu.
Coca: Ya su netbooklar harika. Bi tane alıcam sanırım.
Ben: Canım senin laptopun varya..
Coca: Ben ekmeğimi bu işden kazanıyorum ..

Coca: Sana iphone alalım
Ben : istemiyorum benim telefonum var..
Coca: O zaman bana alalım..
Ben: Senin telefonun iphoneun yaptıgı herseyi yapıyor.
Coca: Ama onu işletim sistemi uçar kaçar
Ben: O zaman bana iphone alalım..

Coca: Hiç dalmaya gidemiyorum
Ben: Her hafta sonu balık tutmaya gidiyorsun..
Coca: Hayır canım çok çalışıyorum da ondan.. Hobilerimin hiçbirini yapamıyorum.
Ben: Hangisini yapamıyorsun
Coca: Dalmaya gidemiyorum, kayağa gidemiyorum, fotoğraf çekemiyorum, maket yapamıyorum, maket uçak yapamıyorum, oyuncak yapamıyorum, bir atölyem olsa kessem biçsem yapamıyorum, uçmak da istiyorum aslında ama bak birtek ona arıza çıkarırsın, bu bonzailer de harika bunlardan da bir tane yetiştirsem, futbol da oynayamıyorum, alet çantama 90. aletimi de alamadım.. Bir karavanımız olsa kıyı kıyı dolaşsak. Aslında Ela’nın yatağını da ben yapabilirim. Şu botu da denemem lazım şimdi balık da batarız. Uff hiç zaman yok.
——————————–
Ela bugün 15 aylık oldu. Her dediğimize kendi diliyle laf yetiştirmeye başladı.. Henüz çok iyi anlamıyoruz ama bir fikrimiz var:)

Ekim 9, 2009 Posted by | 15.ay, coca, Diyaloglar, Ela | 12 Yorum

Aktive Olduk

Bu aralar bize birşeyler oldu. Ayağı yanmış gibi aktivite yapmaya başladık.. Ela zaten gezsin eve girmesin de başka birşey istemiyor. Aktivitelerimiz zaten tatilden gelir gelmez Mert‘in doğum gününe gitmemizle başladı. Geçen hafta içi bol bol açık havadan yararlanıp kendimizi parklara attık. Cumartesi günü sabah Cayyolu’ndaki kocaman yürüyüş parkuru olan parkta arkadaşım İrem ve kızı İdil’le pikniğe gittik.. Çocuklar açık havada çok eğlendi.. Koşup oynayıp durdular.
Sonra akşamüstü tabii ki Mygym dersimiz vardı.. Ela yine durmadan koştu. Ordan çıktık. Bige, Duru ve babalarıyla Mini-Town’a girdik. Ela Mini-Town’da Duru ile baya oynadı. Legolar yapmaya calıstılar, birbirlerinin elinden oyuncakları kaptılar sonuçta normal normal çekiştiler:)

Pazar günü sabah yine attık kendimizi sokağa. ODTÜ’de ailece kahvaltı yaptık sonra hep Ela mı aktivite yapıcak. Paketledik Ela’yı babaanesine, cocanın aklına uyup balığa gittik:) Evet evet balığa. Coca, ben ve Özgür, Pelin çifti Kızılcahamam’daki Eğrekkaya barajına gittik. Oraya gidene kadar beyler bize balık tutmak için kayalara tırmanacağımızı söylememişlerdi. Neyse oraya gittik bi baktık ay şurdan ay burdan derken yan yan kayalara tırmanıp doğru düzgün balık tutabileceğimiz biryere geçtik.. Hala tutulmuş popom acıyor.

Uzun zamandır bu kadar yorulduğum ama eğlendiğim bir gün geçirmemiştim. Ela’dan önce sık sık böyle trekking, balık ıvır zıvır gibi doğa aktiviteleri yapardık. O yüzden daha güzel geldi..
Güzel güzel geyik yaptık balık tuttuk.. Balık tuttuk derken coca 4 tane aşağıdaki levrekden tuttu. Özgür de 4 tane tuttu. Pelin ne tuttu bilmiyorum ama ben taş, kaya, yosun ve bir olta tuttum.. Aslına bakarsanız tuttuklarımızı bile geri bırakmak isteyen ben zaten tutmak istemiyordum. Öyle işin sportif faaliyet ve eğlence kısmı, bir de doğa ile birlikte olmak bana yetti yani. Akşam gerçekten eve çok yorulmuş ama zihnen stres atmış döndük..
Pazartesi günü İrem’in bu hafta izinli olmasından yararlanarak yine bebeleri parka pikniğe götürdük. Bu sefer durumu abartıp daha hazırlıklı gittik. Çaylar, börekler, meyveler oyuncaklar derken birkaç saat geyik, muhabbet, oyun vs. çocukların uykusu gelene kadar güzel eğlendik.

Salı günü ne zamandır biraraya gelmeye çalıştığımız Çiğdem ve Selin‘in evine gittik.. Orda da yine harala gürele oyunlar, çekişmeler, kedi kovalamacalarla güzel bir gün geçirdik. Çiğdem zaten her yaptığımızı yazdığı için ben 2. baskı geçmiyorum.. Bu aktivasyonlu günümüz de Selin’in zaten çok gelen uykusunu daha fazla maymun etmemek için bizim vedalaşmamızla son buldu.
İşte bizim geçtiğimiz 4 5 gündür halimiz böyle. Eylemlerimiz devam edicek.

Ekim 7, 2009 Posted by | 15.ay, Aktivite | 9 Yorum

1-7 Ekim Dünya Emzirme Haftası

Ela Naz 6 günlük – Emdikten sonra

Emzirmek bir annenin bebeği ile yaşadığı en özel anlardan. Bebek kadar anneyi de bağımlı kılan, ilk zamanlar zor ve uğraşlı olduğu düşünülen sonra bitmesin diye uğraş verilen çok güzel bir eylem. İlk 6 ay anne sütü bebekler için inanılmaz önemli. Sonrası da önemli ama ilk 6 ay vahim derecede.

Öncelikle emziren ve emzirecek anneler için bir yazı yazdım. Buradan okuyabilirsiniz. Ne inanılmaz bir şey birkez daha görüyorsunuz.

Ela Naz’ın doğar doğmaz başlayan emme macerası hala devam ediyor. 15 aydır zevkle, sabırla, her geçen gün onunla olan bağımı koparmak istemeyerek emzirmeye devam ediyorum. Sayısız yararlarını bilmemin yanında çok faydasını gördüm. Gaz sancısı çektiğinde sakinleştiğine tanık oldum, çok sinirli çok ağlarken hep emerek sakinleştiğini gördüm. Kimse ama kimse beni anne sütünün artık bir faydası yok bırakabilirsin, bırakmalısına inandıramaz.
Bu bir yalan..
Şuna bir bakın —
2. yılında yani 12-23 ay arasında 448 ml anne sütü bebeğin
– % 29 Enerji ihtiyacını
– % 43 Protein ihtiyacını
– % 36 Kalsiyum ihtiyacını
– %75 Vitamin A ihtiyacını
– %76 Folik asit ihtiyacını
– % 94 Vitamin B12 ihtiyacını
– % 60 Vitamin ihtiyacını karşılıyormuş..

İnanabiliyormusunuz elinizdeki güce..

— Hatta ve hatta Bangladeş’de yapılan çalışmalara göre anne sütü bebeğin 2. VE 3. yıllarında (3. yıl diyorum) çok önemli bir Vitamin A kaynağı imiş.
— 2 yaş civarı emzirilen bebeklerin 2 yaş sendromu bilmediğini biliyormusunuz veya çok rahat atlatılıyormuş.
— Katı besin alan bebeklerin sütten kesilmesi gerektiğini duyup dururuz. 1 yaşından sonra gerek yok bla bla bla.. Araştırmalar bunun tersini gösteriyor.. Bu yazıda ve Bu linkte kendinize referansları ile çok neden bulabilirsiniz..

Ben 15 aylık kızımı emzirmeye devam ediyorum.. Kendi isteğimle bırakmamaya kararlıyım. Kendisi isterse veya başka bir nedenle biterse bitecek, obsesif de değilim sadece bu bağı sırf artık gerek yok olduğunu düşünenlerin gazına gelip bırakmayacağım..

Bu yazı ile emzirmeyi çok erken bırakmak zorunda kalan, bu konuda türlü değişik zorluk yaşayan ki yaşayanları da biliyorum, bebeği bırakan veya şartlar yüzünden (çok yorulduğu için, çok yıprandığı için vs.) sütü biten sayısız, her biri anne olduğu için çok değerli anneyi üzmek istemem. Sözüm hala emzirmeye devam eden acaba bıraksammı diye düşünüp “etrafdakilerin gazına gelsemmi” ile “bu bağı çok seviyorum” arasında gidip gelen annelere, eğer istiyorlarsa devam etsinler diye.. Kendileri için bebekleri için sayısız yararı var diye..

Ve sözüm 6 ay bitti artık gerek yok diyen annelere, biraz araştırın biraz da bilin ve emin olunki sonraları çok kolaylaşıyor, gelip yakanızdan çekmesi, anne meme demesi, sadece sizi istemesi çok güzel deneyimler oluyor. Emzirmeyi erken bırakan anneler bal ayları dediğim bu dönemleri yaşayamıyor..

Ela tam 7 ay sadece anne sütü ile beslendi. Dünyadaki en büyük özgüven bence 7 aylık olmuş bir bebeğe bakıp sadece sizden beslenerek bu kadar büyüdüğünü bilmektir. Sağlıklı nesiller için emzirelim arkadaşlar..

Ela Naz 7.5 aylık – Sadece anne sütü ile büyüyerek bu hale geldi

Ekim 3, 2009 Posted by | 15.ay, Eko Anne, emzirme | 12 Yorum

Kaybolan Çocuklar…

Tam 10 gün oldu Kayseri’deki çocuklar evden bir çıktı bir daha kimse onları görmedi.. Tatildeyken Ela’yı 5 sn biryerde göremedim birşeyin arkasına saklanmış içimden birşeyler aktı. Annelerinin yerine kendimi koyuyorum yok olmuyor koyamıyorum. Çektikleri acıları düşünemiyorum, hayal edemiyorum; kendini neyle avutuyordur telkin edebiliyor mudur, geceleri yatağa yatabiliyor mudur aklım almıyor. Benim akıl sınırlarımı bu kadarı aşıyor.

Çocuklar bayram günü dışarıda olur. 3 tane çocuk nasıl yokolur. Aklıma okuduğum “Organ Mafyaları” geliyor. Irak sınırından çıkarılan kaçırılan çocuklar. Bu 3 çocuğu bulana 150 bin lira ödül koymuşlar. Organları karşılığında bu paranın 2 katını kazanıyordur mafya. Bu çocukların bulunabileceğini sanmıyorum. 2009 içinde 500’den fazla çocuk kaybolmuş ve hiçbirinden haber alınamamış. Organ mafyaları çökertilmeli bu insanların acısına bir son verilmeli. Daha fazla bu konuda konuşacak takaatim yok. Anne, babalara sabır diliyorum. Nasıl bir dünyada yaşıyoruz. Çocuklarımız dışarı bile çıkamıycak o kadar paranoyak olucaz..

——————————————————————–
Ela Hanım minik bir sogukalgınlığı geçiriyor ama dünyası değişti. 2 gün yemek yemedi, ağladı ve sürekli kucakta sarılma istedi. Neyse bugün itibariyle iyileştik. Parklara gezilerimize başladık bile. Son günlerde zıplamayı öğrendi. Hoop diye zıplıyor. Babası ile Ela’ya “Baby animals” diye bir kitap aldık. Baya büyük tamamen gerçek resimlerden oluşuyor. Bayıldı.Kucağıma oturuyor bana parmağı ile anlattırıyor. Ve şu sıra baya bi kelime kapıyor. Hafta sonu “Mygym” var, koşsun zıplasın diye 4 gözle bekliyorum..

——————————————————–
ve EkoAnne‘yi açtım sonunda..

Ekim 1, 2009 Posted by | 15.ay, Eko Anne | 4 Yorum

Dişi Yakarış

Dişi Yakarış

Moonwalker eğilmesi

Karate Kid 8.5

Çok süper maceralı yolculuktan sonra Side’de 4 gün geçirdik. Bu sürede Ela hanım bolca denize girdi. Keyfimize baktık. Baba insan yine çalışmak zorunda kaldığı için baya bi süre yanımızda değil bilgisayarı ile beraberdi ama olsun yine de Ela ile baya vakit geçirebildi. Beraber havuzlara girdiler, daha çok yakınlaştılar.

Bu arada tüm yaşı büyük insanlardan Ela’nın üşüyeceği, hasta olacağı ile ilgili azarlar yedim.
Buna yoldan geçen simitçi ve Alman bir teyze bile dahil… Hatta iskelede balık tutan bi adam öğlen saatinde herkes mayolu iken Ela çıplak dolaştığı için bana “bu çocuk üşür” dedi. Ben dumur kardeşim bu sıcakta manyakmısınız neden bu çocuğun başına güneş geçer, sıcaktan koruyun diyen yok.. Bir de “ayakları çıplak gaz yapar” diyenler var. Bir kere bu çocuk ayağında ayakkabı tutturmuyor, ben giydiriyorum o çıkarıyor, ikincisi ben manyakmıyım bebeğimi hasta etmek isteyim. Hem size ne… İnsanlar delirmiş. Üşütme çılgınlığı plaja bile vurmuş. Çok fena içime daral getiriyorlar. Sanırım yakında ağır konuşmaya başlıyacağım. Herneyse.
Side’den sonra fotoğraftaki Adrasan’daki cennete geldik. Burayı internetten bulmuştum. Her zaman olduğu gibi 8000 tane yorum okuyarak burayı seçtim ama gerçekten iyi bir seçimmiş. Club Sun Village Adrasan’da ormanın içinde sakin bir tatil köycüğü vari butik otel. Ahşaptan evler büyük bir alana açılıyor ve bu bahçe de havuzlar da çok güzel. Gece olunca çok sessiz oluyor yani bebekle gitmek için çok hoş biryer. Ve yemekleri ve hizmet harika. Bir kere açık büfe olmadığı için yemeklerin lezzetleri tartışılmaz sanırım kilo problemime biraz sekte uğrattı burası. Hizmet de ayrı güzel. Neyse bu gereksiz reklam sanırım hala orda olmayı istediğimi gösteriyor.
Çok sakin bir tatil geçirmemize rağmen son 2 gündür Ela tam bir dişi yakarış durumuna geçti. Çok güleryüzlü bir bebek olmasına rağmen huysuzluğu tavan yaptı. Neye yoracağımı bilemiyorum ama kendisine yardımcı olmaya çalışıyoruz. Bunun yanında algılarında bir atlama oldu diyebilirim. Bu 1 haftalık tatilde söylediği kelimeler çok arttı. Tam bir taklit olayına girdi.
Altı, Bir, Cadı, geldik, bitti, bebek kelimelerini çok şirin bir şekilde söylemeye başladı. Havuza ve denize girdiğinde gereksiz özgüven gösterdi. Elimizi falan itip kendisi yürümeye çalıştı. İlk kez bir köpeği sevme cesareti gösterdi. Özet olarak uzun zamandır çekirdek aile olarak yapamadığımız tatili yaptık.. Çok da güzel oldu.

Bu dişi yakarış yüzünden dönüşte bir maceraya atılmaya cesaret edemedik. 2000 metreye çıkmaya cesaret edebiliyoruz ama bir çocuğun huysuzluğu gözümüzü korkutuyor. Bu çocuklarda acaip bir güç var. Korktuğumuz kadar varmış. Giderken gıkını çıkarmayan melek kızımız dönüşte arızaya geçti. Zorlu bir yolculuktan sonra evimize geldik. Umarım sadece psikolojik olarak zor bir gün geçirmiştir, her yolculuktan sonra çocuklar hasta olur sözünü doğrulatmasını istemiyorum.

Bir kitabı sevmediğim o kitabın sayfalarını atlamamdan belli olur. Acaba sonrası iyimidir diye bu kitaba bir şans vermeye çalıştım. Ama çok dandikti. Bir de çok satanlar arasında, ben bir halt anlamadım. Elmasçıları mı anlatıyor, nasıl para kazanılır onu mu bilemiyorum.. Beni acaip baydı. 1 günde elimden attım. Önermiyorum.

Eylül 26, 2009 Posted by | 15.ay, Bebekle Gidilecek Mekan, Kitap, Tatil | 4 Yorum