Elanın Uydusu Ece

Just another WordPress.com site

1.5 porsiyon Ela Köftesi

Ela geçen sene bugün – 6 aylık
Ela artık 18 aylık

İnsan hayatın ne kadar hızlı geçtiğini çocuğu olduktan sonra daha rahat anlıyor. Minik böceğimiz bugün 1.5 oldu. Ve ne zaman, nasıl bilmiyoruz. Bir sene içinde oturan bir bebekten, konuşan bir küçük çocuğa dönüştü. Gözlerindeki anlamsızlık gitmiş artık meraklı bir çocuk gibi bakmaya başlamış. Saçları uzamış, burun kanatları genişlemiş. Artık o yaşamındaki 18 ayını geride bırakan kendi seçimlerini yapan, çocuk yaramazlıkları yapmaya başlayan bir birey.

Bize zaman zaman altından kalkılması güç olan zor günler yaşatıyor. Ama yaşamayı ve sosyal hayatı öğrenirken bunların olması gerekiyor. Yine de çoğu zaman onunla hayat çok eğlenceli, çok sevgi dolu ve çok güzel.

Geçtiğimiz bir ay içinde Ela’nın konuşmasında inanılmaz bir atak oldu. Artık 2 kelimeli cümleleri çok rahat kullanıyor. (Anne geldi gibi). Sorularımıza anlamlı cevaplar veriyor.
“Doydun mu?”
– Doydumm” veya “gok”
Tercihlerini belli ediyor. “At mı Eşşek mi?” -“Eşşek” gibi..

Bunun yanında o da bize soru soruyor..
Anne? oynka? (Oyuncağını soruyor)
Yapmak istemediği şeyler de diretiyor. Elimden geldiğince ona 2 seçenek arasından seçmesini sağlamaya çalışıyorum yoksa kafası karışıyor. Önümüzdeki 6 ay çok hassas bir döneme giriyor. Artık bir birey olduğunun farkına vararak kendi isteklerini direticek. Sosyal hayatın farkına vararak, oynamayı, paylaşmayı, hatta elindekini vermeyi öğrenmeye çalışacak. Ben de elimden geldiğince ona yardımcı olacağım..

Bir kitapta okumuştum. Bebekler annelerini seçerek gelirlermiş. Ne beni seçtirdi sana bilmiyorum ama ona elimden geldiğince eğlenceli ve anlayışlı bir anne olmaya çalışıyorum.

Minik kızım bana seni karnımda hissettiğim günden beri hayatın ne kadar değerli olduğunu hissettirdin. Bana anne olmanın ne büyük bir aşk olduğunu anlattın. Anne olduğun anda kalbinin artık dışarda attığını ve bir daha kendime ait olmayacağını anlattın. Bana hiç birşey beklemeden sürekli vermek istemenin ne demek olduğunu gösterdin. Bana sadece seni büyütmek için bile yaşamak zorunda hissetmeyi öğrettin.

18 aydır seni hep büyüyen bir aşkla sevdim ve burda olduğum sürece hem seveceğim hem de yanında olacağım bir tanem..

Ocak 10, 2010 Posted by | 18.ay, gelişim | 13 Yorum

Mutfakda Matematik Var



Tabii ki, mutfakta çocuğu işin içine katmak çok güzel bir oyalama yöntemi. Fakat, biliyor musunuz mutfakta basit matematiği kullanarak ona öğretebileceğiniz ne çok şey var. Pişirmenin matematiği çoğu zaman farkedilmiyor. Tabii ki çocuğun yaşına göre değişiyor. Şöyle örnekler verilebilir. En küçük çocuklar için buzdolabına birşeyler yerleştirirken sürekli matematik kullanılabilir. “Bir tane salatalık ver, iki tane biber al. Burda 4 tane domates var”. “Kaç tane portakal sıkalım?” Cevap vermese bile öğreniyor. Bulaşık makinasından tabak verirken de sayabilirsiniz. Biraz daha büyük bir çocuğun unu ölçtüğünü düşünün, torbada kaç tane çikolata olduğunu tahmin etmesini istediğinizi, kaç kaşık şeker attığınızı beraber saydığınızı, mikserle kaç kere karıştırdığınzı da olabilir. Matematik’in bu kadar tatlı olabileceğini düşünür müydünüz? Ben bir süredir matematiği konuşmalarımızın içine sokuyordum. Gerçekten meyvelerini vermeye başladı. Bugün merdivenleri çıkarken Ela 7’ye kadar saydı. Matematik hayat içinde çok kullanılabilecek bir oyalama da oluyor.

Ekstra: Kuki’lerinizi pişirdikten sonra, aile üyeleri arasında paylaşmayı da çalışabilirsiniz, “1 anne için, 1 benim için, 1 baba için”… gibi. Şimdi de kesirleri keşfetmeyi yüklüyorsunuz!

Ocak 7, 2010 Posted by | 18.ay, Aktivite, gelişim, montessori | 5 Yorum

Hobbit Evi

Bir süre önce normal bir eve sahiptik. Koltuklarımızın boyu normal, sandalyelerimiz yüksek, ortada bir sehpamız ve tv’mizin konduğu bir tv ünitemiz mevcuttu. Eşyaların hepsinin niteliklerini kaybetmesi Spider Naz Ela hanım 8 aylık olup da sıralamaya geçince başladı. Ela sıralamaya geçer geçmez koltuklardan inmeye başladı. Sadece inmeye değil çıkmaya da tabii. Erişebildiği her yere tırmanma isteği ile doldu taştı. Bu alttaki resimde de gördüğünüz daha önce tv sehpası olan sonra Ela’nın pisti haline gelen ahşap zımbırtıyla evdeki talan başladı. Önce Tv’yi duvara monte ettik ve sehpayı parçaladık. Sonra tabii bunlar Ela’yı kesmedi..

Asıl problemimiz Ela’nın 11 aylık olup yürümesiyle başladı. Artık yürüdüğü için arkamızı döndüğümüzde yemek masasının üstünde, sehpanın üstünde, koltuklardan sarkarken, yatağından atlamaya çalışırken bulduk kendisini.. Bir örümcek onu mu ısırdı, hamileyken beni mi ısırdı bilemiyorum.. Tırmanma duvarlarına olan ilgimi ve küçükken benim de koltukların üzerinde gezdiğimizi düşünürsek muhtemelen genetik de olabilir. O zaman o örümcek muhtemelen annemi ısırdı bize genetik olarak yansıdı. Her neyse durum böyle tehlikeli bir hal alınca önce park yatağından atlamaya çalıştığı için artık park yatağın hiç bir anlamı kalmadığına karar verip kendisine bir yer yatağı yaptık. Huzura erdik.. Sonra biz tatile gittiğimiz sırada babası alttaki fotoğrafda görülen sehpanın ayaklarını kesip bunu da Ela’ya bir oyun yeri haline getirdi. Ela günde 8398 kere bu sehpaya inip çıkmaya başladı. Sonra yine altta görülen pufumuzun da ayakları kesildi. Ve Ela’ya kitap bakma platformu olarak yerini aldı.

Tabii ki bununla bitmedi. Üstteki resimde görüldüğü gibi koltuklarımızın bacaklarını kesip Ela yere daha az yüksekten düşsün diye Hobbit koltukları haline getirdik. Biz de baya oturuyoruz aslında. Ela’nın en çok ziyaret ettiği tırmanma mekanı yemek masası olduğu için mecburen yemek masasını ve sandalyelerini de eşim keserek alçak hale getirdi. 2 tane sandalyeyi ibret olsun diye ve Ela masaya yetişsin diye yüksek bıraktık. Aşağıda aradaki seviye farkını görüyorsunuz.
Ela’nın boyu uzadıkça evdeki değişikliklerimiz de devam etti. Fotoğrafını çekmediğim bir sürü saçma ev değişiklikleri yaşadık. Yemek masasının arkasındaki büfeden yemek masasına atlamaya kalkışınca büfeyi yatak odamıza taşıdık. Alt dolaplara mecburen kilit taktık. Ama en büyük nedeni ne biliyor musunuz? Karıştırması değil; Ela alt çekmeceleri açıp bu çekmeceleri üst çekmecelere yetişmek için bir platform olarak kullanıyor. Alttaki resme bir örnek koyuyorum. Arkamı gerçek anlamı ile her döndüğümde istisnasız biryere tırmanmaya çalışırken yakalıyorum.
Son olarak kapılara da boyu yetişmeye başladı. İlk gördüğümde sokak kapısını açmaya çalışıyordu. “Napıyorsun” dedim.. “Attaa” dedi. Yani bıraksanız gidicek. Evde daha bu nedenle emekliye ayırdığımız bir sürü mobilyamız var. Evimize taşınacağımız için rahatlıkla evi birbirine kattık. Ama söyler misiniz sizin çocuğunuz da böyle olsaydı siz de yapmaz mıydınız? Bana inanmıyorsunuz değil mi? Size çok yakında bir kanıt yazısı yayınlayacağım..

Ela’nın bu örümcek adam durumu ile nasıl başedicez bilemiyorum belki de hiç mobilya almayız yeni eve ama dün tam da yukarda gördüğünüz dolap Ela’nın üzerine düştü. Ben telefonla konuşuyordum babası da birşeye dalmış 3 sn dikkatimiz dağılmış. Ela bu dolaba gidip bu şekilde çıkmaya çalışınca bir gümbürtü ve ağlama ile koştuk ki herhalde o an ikimizin de ömrü hatırı sayılır şekilde kısalmıştır. Dolap Ela’nın üstüne düşmüş. Nasıl oldu bilmiyorum ama Ela birtarafından kurtulmuş yarım altındaydı ve dolabı tutuyordu. Bebek yılanı boğar derler ya herkül müdür nedir nasıl onu o şekilde tuttu aklım ermiyor. Sadece gözü morardı ama olabilecekleri düşündükçe buna şükür diyorum.. Daha önce yataktan e masadan da düştü ama bu gerçekten korkunçtu. Bir çocuğa sahip olamadığımızı düşünenleriniz vardır ama Ela’yı tanıyanlar eminim bizi anlıyacaklardır. Sizin hiç çocuğunuzla yalnızken tuvalete bile gidemediğiniz oldu mu? Sizin hiç çocuğunuz elini attığı heryere ama heryere tırmanmaya çalıştı mı? Sizin hiç çocuğunuz kendini tırmandığı yerlerden atmaya çalışıyor mu? Yine de çok şükür çok sağlıklı, sevimli bir çocuk Ela.. O bizim bir tanemiz. O bizim enerji küpümüz. O bizim neşemiz.

Ela’nın hareketli olacağı daha karnımdayken bile çok belliydi ama hareketli derken kendisinin Akut ekibine katılmak isteyeceğini hiç düşünmemiştik. İşte bizim Hobbit evimiz SpiderNaz Ela Hanım sayesinde bu hale geldi.

Ocak 4, 2010 Posted by | 18.ay, Ela, Ev | 16 Yorum

Çocuk Dediğin Böyle Eğlenir

Geçen sene kuzum 5 aylık bir bebekken bu seneye girerken 1.5 yaşında olmak üzere çocukluğa geçiş durumunda bir enerji mekanizmasına dönüştü. Son günlerde sözcük dağarcığı acaip arttı. Ve onunla vakit geçirmek daha da eğlenceli hale dönüştü. O da artık arkadaşları ile daha çok eğleniyor. Geçen hafta spontane bir şekilde Efe ve Ela’yı biraraya getirdik. Pipetlerle iletişim kurdular. Bize de komik hallerini fotoğraflamak kaldı. Bu kısa görüşmenin arkasından Ela sürekli “Efi gel” diyip durdu.

Bizim oyun grubu buluşmaları nedense çok hareketli geçiyor. Çocuklar tam anlamıyla azıyorlar. Ama çocuk dediğin işte bu fotoğraflardaki gibi eğlenir.
Özlem ve Eren’in evinde topladık bu manyakları. Eren bu kadar kızın arasında prens gibiydi. Anladıkki çocukların çok yere ihtiyacı yokmuş bir tane yatak eğlenmelerine yetiyormuş. Tırmanıcıgillerden SpiderNaz Ela Hanım beşiğin önüne kendi yöntemi ile sandalyeyi çekip tırmanıp beşiğe atlayınca diğerlerinde de bir ışık yandı. Bir baktık Lemmings gibi hepsi birden ağır abla İpek hariç kendilerini yatağın içinde yatakta zıplama ve bilumum birbirlerine dalma oyunu içinde buldular. Bir süre yatakta oyalandıktan sonra birden çok kültürlü çocuklar haline gelip kitap okuma ve lego faaliyetlerine giriştiler.
Şunu da unutmamak lazım İpek sürekli kitap okuma aktivitesi yaptı. Çok entellektüel maşallah.

Bu da kesmeyince MeralGym devreye girdi. Ondan sonra bizimkilerde devreler yandı. Yastıklardan atlamaca, şarkılarla zıplamaca, yerlerde yuvarlanmaca, birbirleriyle boğuşmaca sonrasında hepsi kendilerini bilmez bir şekilde davranmaya başlayınca biz de günü tatsızlaşmadan bitirmemiz gerektiğini anladık.

Ela aşağıdaki bisiklete 372 kere çıktı

Hayır biz bu çocuklara kafayı bulmaları için eroin vermiyoruz noluyor anlamıyoruz. Bir itiş gücüyle bizler dahil herkes kendini saçmalar buluyor. 2010’da da eylemlerimiz devam edicek gibi görünüyor. Herkese mutlu yıllar diliyorum.

————————————————————
Ela dün bana ilk esprisini yaptı.
Bir dergide ona resimleri gösteriyordum ve anlatıyordum. Bir heykel resmi gördüm ve
“Aaa Ela bak heykel” dedim..
Sonra “Sen hiç heykel gördün mü?” diye sordum.
Kafasını evet anlamında aşağı yukarı salladı..
“Nerde gördün kızım?” dedim.
Dergideki heykeli gösterdi:)

Aralık 29, 2009 Posted by | 18.ay, Ela'nın arkadaşları, oyun grubu | 2 Yorum

Güzel Hediyeler

Füsun’un yaptığı çekilişte Başak ve Ada‘ya biz çıkmışız. Hediyelerimiz elimize geçti. Çok özenle hazırlanmış hediyeler paketleri ve yanındaki kartı ile el yapımı ve çok zariflerdi. Özellikle kart için çok teşekkür ederim, ne kadar güzel Başak elleri ile hazırlamış benim için çok güzel bir hediye. Hediye paketlerimizden de iki güzel hediye çıktı. Özellikle domino taşları Ela’nın favorisi oldu.

Hem taşları yapıp yapıp devirdik, hem de üzerindeki hayvan resimlerinden kuzuya mee, ineke möö diyerek eğlendik. Bir nevi birbirine eşleştirdiğimiz eşleştirme kartları gibi oldu. Tekrar teşekkürler Başak ve tatlı kızı Ada.

Aralık 28, 2009 Posted by | 18.ay, Ben | Yorum bırakın

Selin’den Öpücükle Birlikte

Montessori grubumuzun hediye çekilişinde bize hediyemizi verecek Çiğdem ve Selin‘di. Ela grubun en şanslısı olacakki Selin’ler bize 5 dk uzaklıkta oturuyor. Ela ile oynamaya ve hediyemizi almaya Çiğdem’lere gittik. Çiğdem daha önce kibar bir davranışla bana alacağı hediyenin Ela’nın yaşı için biraz büyük olduğunu ama kaçırmamamız gerektiğini söyledi. Ben de oyuncağın fikrine bile bayıldığım için seve seve “Tabi tabi kaçırma 2 yaşından sonra veririm” dedim..

Selin’le Ela artık birbirilerini tanıyorlar, hiç yabancılık çekmeden direk oyuna girdiler. Yeni tanışdığımız Görkem ve Yiğit de geldiler. Yiğit hemen kızlarla oyuna daldı. Sonra hediyemizi alma zamanımız geldi.

Çiğdem hediyeyi Selin’in boyadığı kağıda paketlemiş. Çok çok hoşuma gitti. Kağıtların bu şekilde tekrar kullanılması da çok hoşuma gidiyor aynı zamanda Selin kendi elleriyle yapmış olduğu bir hediye daha vermiş oldu.
Ela hediyesini çok heyecanla açtı. İçinden çıkanları da biraz kurcaladı ama sonra hediye ile ben oynadım, biraz da Selin oynadı:).. Ela’ya 2 yaşında tekrar vermeyi düşünüyorum ki zaten şu an yapamayacağını bekliyorduk.. Resimde görülen ayıya tahtadan iğnelerle çeşitli kıyafetleri giydirebiliyorsun. Çok eğlenceli bir oyuncak. Elayla birlikte oynayacağımız günü bekliyorum.

Selin ve Ela birbirleri ile çok güzel oynadılar, öpücükler sevmeler falan çok keyifli bir gün geçirdiler. Selin gibi Ela da yola çıkar çıkmaz uyudu. Çocukların eğlendiği ve yorulduğu sonra hemen uyumasından anlaşılıyor. Bu güzel aktiviteyi yaptığımız ve bizim gibi bunu birebir paylaşma şansı yakaladığımız için çok memnunum.


Aralık 26, 2009 Posted by | 18.ay, Aktivite, Ela'nın arkadaşları, montessori | Yorum bırakın

Çocuğunuzun Gözünden Tuvalet Alışkanlığı


Çocuğunuz hazır olduğunda tuvalet alışkanlığı kazandırmak önemli mihenk taşlarından biridir. Tuvalet alışkanlığı sözkonusu olduğunda siz değil çocuğunuz hazır olana kadar beklemeniz gerektiği ile ilgili çok söz var.

Ela’nın dili daha çok çalışıyor olsaydı aşağıda çıkardığım listeyi elime tutuştururdu diye düşünüyorum. Bazı sinyaller vermeye başladı, mesela kaka diyor tuvalete götürüyoruz ııh ııh diye ses çıkarıyor. Ama yine de sonra bezine yapıyor. Olsun bu da bir aşama. Sinyal vermeyenler de olduğunu düşününce. Zorlama yok sadece alışkanlık yaratmaya çalışıyoruz.

Çocuğunuzun Gözünden Tuvalet Alışkanlığı
Çocuğun Ağzından

1) En önemli kural…Şimdi çıkıp açıkça söyleyeceğim. Kontrol bende. Sende değil. Babamda değil. Gökyüzündeki ay ve yıldızlarda değil. Miyav’da, havhav’da eğil.. BEN. Kontrol bende. Hazır ve iyi olduğumda lazımlığı ben kullanacağım… bir dakika önce değil. Evet evet..Sen beni doğurdun falan filan.. Nefesini başka birşey için harca çünkü umrumda bile değil.

2) Ödüllendirme sisteminin üstünden geçelim. Dürüst olmak gerekirse (biliyorsunuz benim için NADİR olan birşey) benim için en çok anlam ifade eden ödül sizi inanılmaz mutlu görmek. Yani, lazımlıkda minicik bir çiş görmek sizi gururla güldürecekse, yaparım ne var ki.

Bunu söylemiş olmakla birlikte eğer ödül vermekte ısrarcıysanız, aşağıya yardımcı olabilecek bir liste yazıyorum:

— Şeker (lolipop olabilir.. çikolata olabilir) vermediğinizi biliyorum ama şansımı zorluyorum.

— Stickerlar (tüm sevdiğim tv/sinema karakterlerinin olabilir)

— Geçici dövmeler (“Annemi seviyorum” yazanlardan değil ama köpek, maymun, kedi olanlardan)

— Oyuncaklar (Açık olalım.. güzel şeyler küçük paketlerle gelmez.. ne kadar büyük, o kadar iyi!)

3) İç Çamaşır – tamam. En önemli şey beni mağazada rahat bırakmanız ve nasıl iç çamaşırı istersem seçmeme izin vermeniz. Sizin seçtiğiniz iç çamaşırları ile dolu bir çantayla eve gelmeniz beni hiç heyecanlandırmıyor ve birşey ifade etmiyor. Söylemedi demeyin.

Eğer siz seçerseniz muhtemelen salona yaparım. Evet evet sanırım öyle olur. Hatta sendeki şansla üzerine basana kadar farketmeyebilirsin.

4) Lütfen, lütfen, lütfen bu lazımlığa yapma alışkanlığı olayını benim için eğlenceli hale getirin. Aşağıda nelerin kabul edilemez olduğu var:

— Karşımda oturup, yüzüme sanki beynin idrar keseme veya kolonuma hızlı davranması için aksiyona geçirebilecek şekilde telepati kurabilirmiş gibi bakman ama yemezler, gidip blogunda tuvalet alışkanlığı konusunda ne kadar mükemmel olduğunu yazmak için başımda bekliyorsun.

— Tüm aileyi banyoya performansımı seyretmek için çağırman. Biliyorum dayanmak zor çünkü lazımlık üstünde feci halde şirinim. Yani ben de olsam bana bakmak isterdim. Fakat şimdi bezleri bırakmaya ikna olduğuma göre, tuvalette mahremiyet isteme hakkım var. Bunu hakkettim. Hmm ama sen düşünme bile.. Senin herhangi bir şekilde mahremiyet hakkın yok.

— Sakın sakın kakamın fotoğrafını çekip işteki babama e-mail atmaya kalkma. Kakam ancak yüzyüze takdir edilebilir.

— “Nasıl bu kadar küçük bir vücut nasıl bu kadar büyük kaka yapar?” demek. Hatırlatmak isterim ki yemekleri sen pişiriyorsun. Pişirdiklerinizin çoğunu vücudum atıkdan sayıyorsa benim suçum ne.

— Aptal şarkılar söylemek (belki 10 kere söylersen çişimi bir gece tutmayı düşünebilirim ve sen de 8 saat kesintisiz uyursun – fakat çok da umutlu olma)

Hmm çok eğlenceli olduğunu düşündüğüm birşey söyleyim – Ben bir Disney hayranıyım. Yani annem alışverişde kendi iç çamaşırımı seçmeme izin verirse Disney karakterlerini seçerim. Buna laf etmek yok.

5) Bir gerileme olacaktır…en az beklediğin zamanda, tabii ki. Mesela, bir oyun grubundayken veya başka birinin evindeyken. Veya tüm aileyle bir akşam yemeğine çıkacak kadar cesur olduğunda. Tuvaleti nasıl kullandığımı unutucak değilim tabii ki… daha çok bir şekilde kafanda kontrolün sende olduğunu düşünüyorsun. Sen öyle san haha.

Kontrol bende ve sen izleyeceksin (#1 i tekrarlayalım mı?) Hayal kırıklığına uğrayacaksın ve şöyle diyeceksin “Neden şimdi bunu yaptın? Lazımlığa yapmayı biliyorsun!

Ama sorun bu değil. Tabii ki biliyorum. Bu oyunu nasıl oynadığımızı unutan sensin. Zaman zaman sana gerçek patron kim hatırlatmam gerek.

6) Son olarak, beni tuvalet alışkanlığı sürecinde telaşa sokma. Unutma, kısa süre bu kadar küçük kalacağım. Bu zamanların keyfini çıkar ve takdit et.

Güven bana, ergenlikte seni sokacağım cehenneme oranla tuvalet alışkanlığı bir esinti olacaktır.

Tamam işte kurallar böyle devam edebilirsin..

Aralık 25, 2009 Posted by | 18.ay, gelişim | 5 Yorum

Patronuma Mektup II

Patronuma

Ela, Anormal Derecede Kontrolsüz Enerji Departmanı CEO’su ve Her Kendinden Yüksek Yere Tırmanma Şampiyonu

Kimden: Kendini adamış, çalışkan, inanılmaz derecede yorgun çalışan (aka Anne)

=============================

Yazdığım bir önceki mektubum çok iyi anlaşılamamış sanırım. Önceki mektubumda, mesaimde bir indirim, daha çok boş zaman ve hastalık izni olan yeni yararlı kuralların uygulanmasını ve iş sorumluluğumda bazı değişiklikler rica etmiştim.

Bir önceki personel toplantımızda bu isteklerimi tartıştıktan sonra, isteklerim yüzünden hiddetle parlamıştınız. Bu arada tekrar kendimi gözaltında buldum. GÖZALTI?? Hadi ama, içerdeki hizmetlerimi de sayarsan şu ana kadar 2 senedir hizmetindeyim. Biraz haksızlık olmuyormu bu?

Bana isteklerde bulunurken stratejimi yeniden düşünmemi, açıkça patronun kim olduğunu ve bu şirkette nerde durduğumu unuttuğumu söyledin. Yine de seviye atladıkça daha fazla şey hakkettiğime inanıyorum… aslında şirket yönetiminde söz hakkı olarak demek istiyorum. Bu aile şirketine 100% bağlıyım ve herkesin mutlu ve tatmin olduğu gelişmeler için her türlü öneriye açık olduğunuza inanmak istiyorum.

Yakınlardaki davranışlarımı açıklamak ve hareketlerim için savunma yapmak istiyorum. Davamı savunurken lütfen bana karşı sabırlı olun.

1) Çalışanın olarak, sana sağlıklı, dolgun yiyecekler sunmamın sorumluluklarım arasında olduğunu biliyorum. Bu çok ciddiye aldığım bir sorumluluk. İki günde bir yumurta çok sıkıcı gelebilir sana ama biraz peynir, meyve ve atıştırmalıklarla renklendirmeye çalışıyoruz napalım. Sağlıksız olduğunu söyleyebilirmisin? Bence bu sağlıklı bir yemek… Ananas sevmiyorsunuz diye o kavunu dilimlemek için de ekstra bir sürü vakit harcadım.

2) Yaptığınız veya söylediğiniz birşeye güldüğümde size saygısızlık ettiğim için özür dilerim. Bazen malesef elimde olmuyor. Ne derler, gülmek en iyi ilaçtır. Mesela size “çalışma alanınızı” temizlemezseniz birinin incineceğini söylediğimde, bezli totonuzu dönüp “umrumda değil” der gibi giderken çalışma alanınızdaki oyuncağa takılmanız bence biraz komikti. Tamam tamam büsbütün çok gülünçtü. Biliyorum bir çalışanın haklı olduğunu kabul etmek zor olmalı yani şu an hissettiğiniz utancı çok iyi anlıyorum. Ama kabul edin bu karma’nın çok hoş bir örneğiydi.

3) Oyun hamurunuzu saklayıp size bitti derken isteyerek küstahlık etmedim. Dürüstçe hiç kalmadığını düşünüyordum. Yani aslında sadece çok iyi sakladığım için fakat yine de… kendin için çok yüksek dolaplara tırmanıp elindeki aleti kullanacak kadar akıllı olduğunu nerden bilebilirdim? Açıkça seni çok hafife almışım, bu da başka bir hatam benim.

4) Takım işini çok önemsiyorum. Biz bir TAKIM’ız değil mi? Ben senin sırtını kaşıyım, sen benim sırtımı kaşı gibi. Bana ev işlerinde yardım edicek kadar comert hissettiğinde, sen oraya atmadıysan bile yerde bırakılan şeylerden sen de alsan çok güzel olur. Eğer birlikte çalışmazsak nasıl şirketimizin başarılı olmasını bekleriz ki? Ve yeni eklemiş olduğunuz teneffüs saatlerimin temizlik saatleri ile çakıştığını farketmemiştim. Demek siz temizlik yaparken ben olmıycam, üzgünüm bilerek olmadı masum bir yanlışdı.

5) Son olarak, babanız olmadığım çok nadir durumlarda yerime bakarken bana sürekli “babama akşam yemeğinde muzlu muhallebi yiyebilir miyim diye sordum sana sormam gerektiğini söyledi” ve “bu akşam banyo yapmak istemiyorum ama babam sana bağlı olduğunu söyledi” gibi sorularla telefon ederseniz bu benim için bir dinlenme olmuyor. Gördünüz mü bu benim “anneyi kötü polis yapma” dediğim stratejidir ve babanız bundan sürekli yaparak sorumludur. Benim yerime bakarken TÜM kararları en kolay kararlardan en zor kararlara kadar onun vermesi gerektiğini bir türlü anlamak istemiyor. Bunu yapmaya kesinlikle son derece yeteneği var.. gayet süper bir beyni var, hadi süperi geçtim beyni var.

Tamam, barış içinde ilettim..umarım küçük kalbinizde beni affedersiniz ve neden bu şekilde davrandığımı anlarsınız. Aynı zamanda umarım biliyorsunuzdur ki tüm hatalarımla birlikte dünyanın tanıdığı en iyi çalışan olmak için elimden geleni yapıyorum. Şirketimizin devamını korumak için ve başarılı olmasına yardım etmek için %100 adanmış durumdayım. En abudik gubudik isteklerinize bile “çok eğlenceli” diyen bir çalışan adanmışdan çok hatta biraz manyak oluyor.

Umarım üstteki tüm maddeleri gözaltımı kaldırıp kaldırmama kararında gözönüne alırsınız.

Not – Yarın gece kız arkadaşlarımla dışarı çıkmak için izne ihtiyacım var. Anlıyorum ki hala gözatımla ilgili bir karara varmadınız ama aynı zamanda molalarla ilgili de çok istekli değilsiniz. Bu isyancılık DEĞİL… bu sadece berabere olmak.

Aralık 20, 2009 Posted by | 18.ay, Ben | 4 Yorum

Suyun Büyüsü ve Yapıştırmayı Öğrenmek

İlk aktivitemizin adı :”Suyun Büyüsü“. “101 Fun, Easy Games That Help Learn Kids To Focus” kitabında gördüğüm aktivite kitapta da bu adla geçiyor.

Materyal çok basitmiş görünse de sünger ve bir tas su 1.5-3 yaş arası bir çocuğun odaklanması için eğlenceli zamanlar yaratıyor. DİKKAT: Bir tas suyun yanında bile asla çocuğunuzu yalnız bırakmayınız.

Uyarmaya çalıştığımız ilgi noktası: Odaklanma
Materyaller: İki tas, biri yarı dolu
Temiz, kuru sünger parçaları

Süngerleri çocuğunuzun rahatlıkla sıkabileceği küçüklüklerde kesin. Islanmanın çok önemli olmadığı biryerde çocuğunuzun önüne bir dolu bir boş tas koyuyorsunuz. Süngerlere suyu toplayıp diğer tasa sıkarak eğlenmesinin tadını çıkarıyorsunuz. Çocuk burda süngerler yaşken ve kuruyken nasıl olduklarını da görüyor. Suyu öbür tasa aktarması da çok hoşuna gidiyor.

Varyasyonları
* Plastik bir şişenin iki tarafını kesin. Plastiği içi görünmez bir malzemeyle kaplayın. Suyu plastik tünelin içine doğru akıtıp öbür tarafdan nasıl aktığını seyretmesini, yaşına göre kendisinin de yapmasını sağlayabilirsiniz.
* Tenis topu veya benzeri bir topu tasın içine atın.. Çocuğunuz yakalamaya çalıştıkça kaçışına tanık olup, eğlenecektir.
* Tasa mantar tıpalar atıp, bir tarafdan üfürebilirsiniz. Tıpaların suyun yüzündeki hareketi çok hoşuna gidebilir.
Bu oyunlar banyoda da veya çocuk küvetinde de güzel oynanabilir. Oyunlar oynanırken kaymamasına dikkat edin. Kaymaz bir mat güzel olabilir.

Ne öğreniliyor?
Çocuklar eşyaların ıslandığında nasıl şekil ve özellik değiştirebildiğine dair ilk derslerini alıyorlar. Bu örnekte, kuruyken yüzen bir şeyin ıslandığında nasıl battığını da gözlemliyor.
Aynı zamanda, suyun nasıl çeşitli kapların içinden veya dışından geçtiği gibi özelliklerini öğrenme imkanları oluyor.
Dünyada keşfedilecek çok güzel şeyler olduğunu da gösteriyor..

Ela uzun süre süngerlerle oynadı. Ordan oraya su taşıdı. Topu yakalamaya çalıştı. Sonra suya çırparak eğlendi.. Çok keyifli zaman geçirdi.

Küçük Çocuğa Yapıştırmayı Öğretmek


Bir kartona yapıştırılmak üzere bir sürü kare ve üçgen kestik birlikte. Önce makas kullanmanın ne kadar ilginç olduğunu gördü.. Keserken çok eğlendi. Sonra ağzına almadığına emin olarak ve her yapıştırdığımız karede beraber “kare, her üçgende “üçgen” diyerek ev şeklinde beraber yapıştırdık.. Yapıştırmak da hoşuna gitti. Üstüne de biraz makarna ve kürdanla süsleme yapıp çok eğlendik..

Sonra beraber pamukları topak topak hale getirdik.. Ve kağıdımıza yapıştırdık. İki tane göz, bir süpürge, bir de burun kestik. Ela sonra kar kar diye dolandı bütün gün. Keşke kar görüp öyle yapsaydık ama olsun çağrışım yapar diye düşünüyorum..

Aralık 17, 2009 Posted by | 18.ay, Aktivite, montessori | 7 Yorum

FLAŞ! FLAŞ! FLAŞ!

FLAŞ! FLAŞ! FLAŞ! Geçen hafta içinde tekrar insan içine çıkan Tiki Ela uzun zamandır olan sessizliğini bozdu. “Arkadaşlarımla eğlenmemi hiç kimse engelleyemez” diyen Ela,”” ilahi adalete inandığını” da ekledi.:) Önce arkadaşı …gil’lerin kızı İdil Hanım’la hasret giderdi. Kendilerini o bisikletten öbür ata atan ikili, kuklalarla oynayıp, una da bulandılar ve felekten bir gece çaldılar.

Dur Durak Bilmiyorlar! Geçtiğimiz günlerde İdil hanımla tekrar sosyal hayatına dönen Ela Naz sonra evinde Selin’i de ağırladı. İkili eski günleri yadettiklerini, pisilere şavşanlara burdan selam söylediklerini de ekledi. Objektiflere verdikleri neşeli pozları ile sayfaları renklendiren bu ikili daha adından çokça sözettirir.


Dikkat! Dikkat! Neler oldu neler.. Ela Naz Hanım yeni imajıyla TikiCan gözde bekar Efe Bey’in davetine konuk oldu.. Olanlar oldu..

Bu gece daha çok konuşulur. Ela Naz Hanım arkadasları Efe, Duru, Beren, İpek, Melisa ve Doruk ile felekten bir gün çaldılar. Çılgın danslar ve son moda oyuncakların damgasını vurduğu gecede vukuat çok az oldu.. Yemeklerin ne kadar güzel olduğunu ballandıra ballandıra dile getiren İkoncan Ela “her giydiğim ertesi gün yok satıyormuş. Lütfen beni rahat bırakın. Atla deve değil herkes yurtdışından giyinir” diye veryansın etti:)

Fotoğraflar: Ela’nın Uydusu
Kıyafetler
Ela’nın Body’si : Gucci 8500$
Ela’nın pantolonu : Chanel 3200£
Ela’nın çorabı: Prada 7000 TL
Ela’nın gülümsemesi : Aynı annesi – Paha biçilmez

Aralık 14, 2009 Posted by | 18.ay, Ela, Ela'nın arkadaşları, ikoncan | 6 Yorum