Elanın Uydusu Ece

Just another WordPress.com site

Ela Tam Gaz, 19 aylık

Ela Naz insanı artık 19 aylık bir manyak. Kendisini tutabilene aşkolsun. Son zamanlardaki huyları öncelikle kesinlikle uykuya dalmamak üzerine kurulu. Yatağa gitmemek için ürettiği bahaneler şu dönemde bini aştı. Yattıktan sonra da elindeki kozları tek tek kullanıyor. Önce tıkabasa dolu olsa da “acıktım” diyor. “Hayır” diyorum “aç olamazsın, al şu suyu iç, hemen uykuya”. Sonra kaka kartını deniyor. O da yemeyince, “aydede” diyor. Aydedeli, duvara çeşitli resimler yansıtan bir dijital dönencesi var. Onu açıyoruz, yatıyor ama yatarken bin kere kalkıp tekrar yatıyor. Arada da kaçmaya çalışıyor. Etrafı engellerle çevrili olmayan bir yatağı olduğu için de bazen başarılı oluyor.. Sonra başlıyor “muşu” demeye. Muşu, Ela’ca masal demek. Tabii öyle istediğin muşuyu da anlatamazsın hanımımız konu veriyor her seferinde. Mesela “at, eşşek” diyor. İçinde at ve eşşek olan muşu anlatıcaz. Duruma göre ya babası ya ben başlıyoruz uydurmaya.. Uydurmamak mümkün değil, biz de duruma göre bilindik masalların içine Ela’nın istediği karakterleri koyup anlatıyoruz. Örnek veriyorum, “Pamuk Prenses, aslan ve yedi cüceler”, “Geyik ve Uyuyan Güzel”, Ela’nın karakterlerinden oluşan “Bremen Mızıkacıları”, “Kırmızı Başlıklı Kız ve Kurbağası” gibi.. Ela hanım bu muşuların biryerinde sonunda uyuyakalıyor. Ve uyuyunca eskisi gibi güzel uyuyor öyle arada uyanmıyor ama akşamları yatağa gitmesi artık çok zor.

Durup dururken de ilgi çekmek için çok manipüle ediyor bizi. Kaka en çok kullandığı, kaçırmak istemiyoruz ya sinyalleri bunu biliyor. Yüzünü de buruşturarak “Kaka, kaka” diyor. “Yapıcak mısın?” diyorum götürüyorum.. Oturup klozetle, onla bunla oynamaya saçmalamaya başlıyor. Yani anlıyacağınız Ela ile hayat çok renkli ama çok dikkatli olmamız gerekiyor.

Son günlerde konuşması yine katlanarak arttı diyebilirim. Artık her sorumuza cevap veriyor. Bu aylık çocukların 15 kelime bilmesi bile yeterli imiş. Ben unutmayalım diye aklıma gelenleri aşağıya yazdım. Bundan daha çok kelimesi var, 3 kelime kullanarak da cümle kuruyor ama en azından unutmadıklarımı yazayım dedim. Şimdilik 84 kelime sayabildim, bundan sonra da kaydedip elimde bir arşiv olsun diye düşünüyorum..

anne , baba, dede, hala, anane, babaye:babanne (6)

döktüm, çıktım, öptüm, acıktım, gel, git, otuğ:otur, düştüm, kak:kalk, olmas, evet, hayığ, bu (su),
doydum, muşu (masal), al, hopla, anladım, ağkdaş (arkadaş), baş, omus, akka (ayak), el, bebi:bebek, meme, ağba (araba), acıyo, üşüdü, koğktum (korktum), bes(bez), bak, yemem, ali (alo), neydesin, yetey:yeter, açı:aç, papat:kapat, yat, uyu, anlaştık, aydede, ses, ebpe:ekmek, bitti, geğdik:geldik, ışık, kaşık, göğdüm:gördüm, kaaganadam:kardanadam, gok:yok (48)

mamaka: makarna, mandika: mandalina, elma, mus (4)

biy, iki, uç, doğt, bes, altıı, yedi (7)

atlan (aslan), giyik (geyik), eşek, at, ayi, maymu (maymun), kuğu, kuş, miyav, haf, kuğbaa, kavşan, kağga (karga), baykuş, öğdek, ağı (arı), fil, papayn (18)

Şubat 10, 2010 Posted by | 19.ay, gelişim | 5 Yorum

Haftasonu Eğlenceleri

Resimler: (soldan sağa)

1. Munise salınıyor.
2. Ela, Demir’in işine burnunu sokuyor.
3. Çocukların fotoğraf tablosu
4. Sanatkar Ela çok meşgul


Çok hareketli bir hafta sonu geçirdik. Önce Munise‘nin doğum günü vardı. Munise’liğinden hiç birşey kaybetmeyen Selin hanım, artık 2 yaşında bir prenses olmuş. Munise Ela’dan daha çok benle anlaşıyor ama uzun süre sarıldık, el ele dolaştık. Yaşlarımız yakın tabi. Çiğdem doğum gününe gelen çocukların fotoğraflarından oluşan bir tablo yapmış. O kadar tatlı olmuş ki, eline sağlık valla.

Resimler: (soldan sağa)
1. Ela, vahşi batıda
2. Eski dostlar sohbette
3. Plaj güzeli pozcu Zeynep

4. Ela ve Ege piknikte


Çiğdem’in yemekleri her zamanki gibi harikaydı. Komşuluğumuzdan daha fazla faydalanmalıyım sanırım. Uzun zamandır görmediğim Zeynep ve Mira çok büyümüşler. Onlar da 2 yaşına girmek üzere birer fıstık tabii.. Hele Zeynep bizi karşısına dikti ve bir güzel magazin pozları verdi. Ben plaj güzeli pozunu yakalamışım.Resimler: (soldan sağa)
1. Zeynep, Munise’ye hediye vericek inşallah.
2. Ela ve Demir, naaptıkları belli değil.
3. Kızlar çetesini tutmak ne mümkün
4. Ela, Selin’in yatağına da tırmandı çok şükür, içimizde kalırdı.


Umur ve tatlı kızı Ada ile de sonunda tanıştık. Hala bekliyorum onları kahvaltıya. Tatlı Demir ve Ayça da ordaydı. Bir ara Ela Demir’i gözüne kestirmiş olucak ki elinden tutup içeri götürmeye çalıştı ama Demir paçayı kurtarmış:) Arda ve Burcu ile de birbirimize 10 saniye cee dedik, ve onlar gitti. Hediyelerin verilme kaosundan sonra Ela’nın uykusu geldiği için arıza çıkarmasın diye bu tatlı ortamdan biraz erken ayrıldık. Çiğdem’e tekrar teşekkür ediyorum.

Resimler: (soldan sağa)
1. Apaçi ruhlu Ela.
2. Duru: ya kardeşim nedir senden çektiğim, bi sanatımı icra ettirmedin.
3. Ellerinin hamuruyla bizim bebeler
4. Beren: ben prensesim ama nasıl dokanacam hamurlara, anneee, bana hamurdan bir gaga yap ver.

Bir başka grupla haftasonumuzu kudurma yönünden en yüksek kademeye eriştirdik. Daha önce hiç biraraya gelmemiş bir 5’li vardı bu sefer bizim evde. Beren (19 aylık) &İlkiz , Yeşim& Mert (16 aylık), Güliz ve Doruk (24 aylık), Bige ve Duru(18 aylık) ve Ela (18 aylık) bir grupla bu sefer bebeklerin yaş ortalamaları daha düşük, çok eğlendik. Boya kalemleri ile önce kağıtların dışında heryeri boyayan grup sonra kısa bir süre hamurlara daldı.. Hamurlar o kadar ilgilerini çekmedi. Un daha çok eğlendiriyordu. Tabii ne kadar kirlenirsek o kadar iyi..


Resimler: (soldan sağa)
1. Çadır benim oyunu.
2. İlkiz çok komik, acaip güldürüyo bizi.
3. Kurbağa dansları
4. Güliz’le entellektüel bölüm

Daha sonra Bige önderliğinde bir çadır içi boğuşması yaşadılar. O da yetmedi sandalyelerin üstüne battaniye örterek tünel yaptık, bir de tünel boğuşması yaşadık. Sonra bu kadar azmak yeter miii.. Biraz da dans.. Herkes yeni öğrendiği figürlerini gösterdi.

Resimler: (soldan sağa)
1. Doruk’un pastası
2. Mert ayakta uyuyo.

3. Biraz da koltuklarda zıplayalım
4. İlkiz’le okuma bölümü

Biraraya gelmemizden istifade ederek Doruk’un geçmiş doğum gününü de aramızda kutladık. Doruk da kocaman bir 2 oldu artık. Annesine sabırlar. Bu kısımdan sonra da koltuklardan kaymaca ve koltuklarda zıplamaca kısmında artık çocuklar kendilerinden geçtiler. Tutabilene aşkolsun. Günü çok yorgun ama çok keyifli bitirdik. Nice eğlencelere.
Resimler: (soldan sağa)
1. Son demler
2. Ben sahne insanıyım.
3. Berenle başbaşa
4. Apaçiyim ben.

Şubat 2, 2010 Posted by | 19.ay, eğlence, oyun grubu | 7 Yorum

Balıklar Yapıyoruz

Gordion AVM’de sömestr boyunca çocuklar için çok güzel aktiviteler oluyor. Hoş bir sanat atölyesi açmışlar. Çocuklara hergün kağıttan boş balıklar veriyorlar. Ve çocuklar hergün belirlenen farklı bir konseptle bu balıkları kendileri yapıyorlar. Bir gün ebru ile, bir gün üstüne renkli kağıtlardan yapıştırarak, bir gün pastel boya ile bir gün suluboya ile ve daha hatırlayamadığım çeşit çeşit. Hafta içi öğleden akşama kadar her saat bir aktivite var.. Çocuklar çok güzel vakit geçiriyorlar. Ben Ela’yı vakit buldukça götürmeye çalışıyorum.

Resimler Cuma günkü aktiviteden. Konsept renkli kağıtları yapıştırarak yapmaktı.. Ela baya daldı yaparken. En çok da yapıştırma olayını sevdi. Aşağıdaki fotoğrafta da çocukların balıklarını sergiledikleri duvarın fotoğrafı var. Çocuklar hergün eğlenmeli.

Ocak 30, 2010 Posted by | 19.ay, Aktivite | 4 Yorum

İlk Kar ve İlk Tuvalet

Sabah karın yağdığını görür görmez attık kendimizi dışarı. Geçen sene çok minik olduğu için bu Ela’nın karla ilk tanışması. Bütün gün sürdü kar aktivitemiz. Bitecek bir eğlence gibi değil. Ben de onunla birlikte çok keyif aldım. Karlara yattık,kartopu oynadık.. Bir poşete oturtup Ela’yı kaydırdık. Kayak olayına da içi ısınsın dimi ama şimdiden.

Aktivitemizin sabahki bölümünü tamamen eğlenceye ayırdık. Ela çocuklar gibi eğlendi pardon çocuklar gibi eğlenen benim o zaten çocuk. Apartmandaki diğer çocuklara da kartopu atmaya başladı.
İyice üşüdükten sonra bu eğlenceyi dışarda bırakmaya gönlüm elvermedi ve bir leğene kar doldurarak eve getirdim. Ela’ya abuk subuk kardan adamlar yaptım. Aslında daha güzel de yapardım ama kendisi rahat durmadığı için amorf kardan adamlar oldu. Zeytini ve havucu da taktık. Kardan adamımız eriyince de Ela kardan adamın gözlerini yedi. Bir süre daha kalan karla oynadı. Leğene girdi oturdu. Bebeklerine de kardan adam sürdü derken ben çayımı yudumlarken Ela bütün sabahı kar ile oynayarak geçirmiş oldu.
Çayımı yudumlarken derken kar yağınca evde vakit geçirmek gerçekten eğlenceli oluyor. Dışarda oynamadığımız her dakikamızı işte bu manzaraya karşı penceremizin önünde geçirdik. Yemeğimizi de orda yedik. Masalımızı da orda okuduk. Ela bugün daha bir büyümüş gibi geldi bana. Daha güzel vakit geçirdik.

Ben artık 1.5 yaşında bir çocuğun uyku ritmine sahip olduğum için beraberce uykumuz geldi ve güzel bir öğlen uykusu çektikden sonra kendimizi yine dışarı attık. Bu sefer oynamak yerine güzelce gezdik. Dışardaki canlıların bu soğukda yemek bulması gerçekten zor oluyor. Önce kuşlar için ekmek ağacı yaptık sonra da kuşların gelip yemesini uzaktan seyrettik. Karlarda uzunca bir süre dolandıktan sonra artık çok yorulup kendimizi yine evimize attık.

Akşamüstü de dans aktivitelerimizi yaparken birden çok ilginç birşey oldu. Ela, “Anne kaka” dedi. Ben de “gidelim mi tuvalete” dedim. Kafasını salladı. Hemen tuvalete götürdüm, oturdu ve hemen yaptı. Çok şaşırdım. Beraberce kakasına bay bay el salladık. “Çok eğlenceli dimi annecim” falan dedim. O da “hı hı” dedi. “İstersen çişini de söyleyebilirsin diye sanırım şansımı zorladım ama neyse. Umarım yine kakası geldiğinde yapabileceği biryerde oluruz de yapar. Belki bu bizim için bir başlangıçtır. Öyle umalım.

Bugün ilklerin olduğu bir gün oldu. Böyle günlerin akşamı ne kadar çabuk geliyor. Bakalım bu kar aktivitesi ne kadar devam edebilecek. Biz küçükken bayılana kadar kayardık, şimdiki çocuklar çok nadir kar görebiliyor.
Akşam babasının işlerine de burnunu sokan Ela hanım eli tornavida da tutuyormuş. O kadar da ciddi yardım etmeye çalışıyor ki babasına, acaba babasından daha mı çok gen almış diye düşünmeye başladım. Nitekim benim bu tamir, tornavida işlerinde hiç bezim yoktur.

Ocak 28, 2010 Posted by | 19.ay, eğlence | 6 Yorum

Ela’dan Kısa Kısa

Çok yoğun günler geçiriyoruz ailecek. Hayatımıza bir sürpriz girdi bu hafta ve hepimizi çok şaşırttı. Bu heyecanı üzerimizden atarken günler de nasıl geçiyor anlamadık. Ela ile ilgilenemediğim çok yoğun çalıştığım 2 haftanın acısını şimdi çıkarıyorum. Çok özlemişim onunla vakit geçirmeyi. Geçen hafta artık arıza çıkarmaya başlamıştı ki dört gündür dolu dolu ilgi ve aktivite ile gerçekten düzeldi. Anladım ki bana yapıyormuş..

Ela’ya babası kutudan robot elbisesi yaptı. Kollarını çıkardı salına salına gezdi. Güldü, eğlendi. Bu eski kutu da bir anlam buldu. Hafta sonu Ela’yı Binbir Çiçek Okulu’nun deneme dersine götürdüm. Açıkçası çok şaşırdım diyebilirim. Kreş olarak güzel bir ortam yaratmışlar. Hiç oyuncak yok nerdeyse herşey hayal güçlerini kullanabilecekleri şekilde tasarlanmış Montessori malzemeleri kullanıyorlar. Lavabolar çocukların boyunda. Ders de çok hoş hazırlanmış bence. Ela henüz anlayamadı ama çocuklar hayal güçlerini kullanarak robot oldular, balon oldular. Yani konsept çok güzel. Ela anlayabilecek yaşa gelmemiş o da ayrı. Buraya kadar herşey çok güzel ama dersi veren bayan ve sahibi bayan beni hayal kırıklığına uğrattı. İkisi de yakında regl olucaklarmış gibi davranıyorlardı bize de çocuklara da. Sahibi ile ilgili düşündüklerimi burda söylemek istemiyorum ama dersi veren bayan hakkında birşeyler söylemek istiyorum..

Öncelikle bu bayan ders verdiği kişilerin 1.5 -3 yaş arası mini mini çocuklar olduğunun farkında değil sanırım. Yapmayan ortalıkda gezen çocuklara garip garip bakmalar, kaldırıp düzeltmeler, biz de öğrenciymişiz gibi garip bakışlar, offlamalar, sanki birazdan tek ayak üstünde durun diyecek. Başta söylediği sözleri söylemeyeceğim ama ders sırasında da beni çileden çıkardı. “Kapıyı kapatın” diye hafif sesini sertleştirme, birkaç kere başını yana eğerek “siz katılın bırakın o nasıl yaparsa yapsın” demeler (burda o Ela oluyor sanki benim için gelindi, ayrıca sanane istediğim gibi ilgilenirim sen işine bak), tekrar söylüyorum bu bayan 1.5- 3 yaş arası çocuklara hem de deneme dersi verdiğinin hiç farkında değil.. En son Ela lavaboya doğru gittiğinde ve çoraplı olduğu için oralara bastığında çorabı ıslanıcak diye arkasından koştuğumda bana “çok müdahale ediyorsunuz” dedi. Ben de “eğer kızıma yedek çorap vericekseniz müdahale etmeyim” dedim. Benim kızım çok hareketli bir çocuk, henüz 1.5 yaşında, neden beraber gidiyoruz oraya çünkü henüz tek başına böyle şeyler yapmaya hazır değil. Ne zaman hangi perdeye asılır, nereye tırmanmaya çalışır ben bilmiyorum. Neyse bu bayanın sadece o güne özel bu kadar ters ve asabi olduğunu düşünmek istiyorum. Yoksa kibarlıkdan nasibini almamış bu davranışlarla bu kreş kötü bir seçim yapmış. ÜStelik dediğim gibi kreşin kendi ambiansını da çok beğenmiştim.

Neyse uzatmayım Pazar günü de bizim bebeleri Pembe Kurbağa tiyatrosuna götürdük. Ela başta kukla kuşdan çok korktu. Sonra tüm tiyatroyu bana sarılarak seyretti.

Ela’ya sonunda kendi boyuna uygun bir oto koltuğu aldık. Alttaki doğduğundan beri kullandığı emektar koltuğunu da Ela, kurbağasına verdi. Ne kadar cömert kızım var benim. Kurbağası ile ayakkabılarını da koltuğunu da paylaşıyor.

Geçen hafta sevgili babamın 60. yaşını kutladık. Umarım daha uzun yıllar beraber oluruz babacım.
Ela son günlerde dansa taktı. Sürekli kurbağa müzikleri ile dansediyor. Bir de artık bana masal anlattırıyor. Ve uydurdugum masalda olan olayları benim üzerimde deniyor. O yüzden çok dikkatli olmalıyım. Mesela Eşek demişki kediye “Haydi atla sırtıma da gidelim”. Burda eşşek ben oluyorum hemen ve Ela sırtıma atlıyor.. Kendime zarar gelmesini istemiyorsam usturuplu atmalıyım.

3 kelimeli cümlelere başladı Ela.. “Ayı, gel otur” diyor mesela. Bir ay içinde fişek hızıyla konuşması gelişti. Ve konuşmaya derdini anlatabilmeye başladığından beri daha az huysuzluk yapıyor. Çünkü sorularıma cevap verebiliyor. Bu günler böyle geçiyor. Kısa kısa derken manyak gibi yazmışım. Vur deyince öldürüyorum son zamanlarda.

Ocak 27, 2010 Posted by | 19.ay, Aktivite, gelişim | 9 Yorum

Dünyanızı Şekillendirmek

Etrafınızda neye baksanız şekillerin olduğunu farkettinizmi? O sadece bir dışkapı değil, bir de dikdörtgen. Gökyüzündeki elmas bir uçurtma olarak maskelenmiş. Yemekde kullandığımız servis tabağı bir gizli oval.

Çevrelerini keşfetmek çocuklar için şekilleri düşünmek için harika bir yol. Çocuğunuz sadece şekillerin isimlerini öğreniyor olsa da veya şekil özellikleri (noktalar, köşeler, kıvrımlar, kenarlar) üzerine çalışıyor olsa da eviniz 1.5-3 yaş arası bir çocuğa şekilleri öğretmek için bir sürü kaynak saklar. Şeker kuzunuzu bir şekil avına gönderebilirsiniz – “mutfakda 5 küp bulalım” veya “odanda 3 noktası olan bir şekil bulalım” gibi. Miniğiniz şekilleri bir kere keşfedince, herşeye şekli ile seslenebilir. Zamanla küçüğünüz kendi şekil kitabını oluşturur. Daireler, üçgenler, kareler heryerde. Şekiller çalışması çok eğlenceli bir alan. Aynı çalışma şeklini renklerle de yapmak mümkün ama o başka bir yazının konusu.

Ocak 26, 2010 Posted by | 19.ay, gelişim | 3 Yorum

ElataR

Bir ruh hikayesini anlatmanın çok güzel bir yolunu bulmuşlar bu filmde. Son günlerde sinemalarda oynayan duygu yüklü bu filmi kaçırmayın derim.. Başrollerde bitirim mavi ikili Avatar ve Elatar’ın oynadığı bu filmde insanlara çok güzel dersler çıkıyor.. Küçük mavi insanların gücüne ve ruh dünyasına inanıyorsanız bu film tam size göre..

Filmin eleştirmenleri bir zamanlar ikoncan olan Elatar’ın geleceğinin çok parlak olacağını söylüyor. Ormanlarda oraya buraya tırmanırken hiç zorluk çekmediğini anlatan Elatar ise “adeta yerimi yurdumu buldum. Buralarda yaşamak için doğmuş gibi hissediyorum” demiş.
Şimdi Elatar’ın filmin galasına katılırken acaba ne giyeceği konuşuluyor. Ne diyelim bizden bu hayatının baharında genç yıldıza başarılar demek düşüyor.

Ocak 22, 2010 Posted by | 19.ay, eğlence | Yorum bırakın

Spider Naz

İşte inanmayanlar için Spider Naz’ın son 1 haftada yakaladıgım tırmanma maceraları. Siz artık bir haftada böyle yapıyorsa hayatımız nasıl bir koşuşturma ile geçiyor düşünün. Siz şimdi bu çocuğun “Dur, kızım bak bu tehlikeli lütfen tırmanma. Bak düşersin. Bir yerini incitirsin” sözlerinden anlayabileceğini düşünüyormusunuz.
Tırmandığı, çıktığı heryere kendisi çıkıyor söylemek isterim. Üstelik tam 2 sn’de. Yanından birşeyleri biryere bırakmak için ayrılman yeterli oluyor.. Kendisi yerle 0 olmaya tahammül edemiyor. Evde aldığımız önlemleri neden aldığımızı sanırım şimdi daha iyi tahmin etmişsinizdir..
İlerde iyi bir kaya tırmanışçısı olursa bu fotoğraflarını yayınlar artık. Bakın ben minikken de böyleymişim.
Eve küçük bir asma kat çıkıp Ela’ya oraya mı oda yapsak acaba diye düşünmüyor değilim.. Çocuğun doğası bu tırmanmak istiyor hem de ilk sıraladığından beri. Bunun fiziksel gelişimini çok ilerlettiğini de gözlemliyorum o yüzden biraz hoşuma bile gidiyor bu durumu aslında.

Kendisine tırmanma hayatında başarılar diliyoruz.. Umuyoruz kendisini sağ salim büyütebiliriz.. O zaman da ekstrem sporlara ilgi duyarsa (ki uzağa gitmeğe gerek yok babası da ben de çok ilgiliyiz bu tip sporlara) belki iyi bir sporcu bile olabilir kimbilir. Kimbilik belki Mission Impossible 8’de oynar.

Ocak 21, 2010 Posted by | 19.ay, Ela | 12 Yorum

18 aylık Manyak


Ela daha çok küçükken Ela’dan daha büyük çocuğu olan bir arkadaşıma “bebeğin en zor zamanının ne olduğun düşünüyorsun” diye sorduğumda “oo şüphesiz 18 aylıkken” demişti. O zaman şaka yapıyor sanmıştım çünkü yenidoğan kızımla o kadar uykusuz ve yorgundum ki, 1 dakika bile bir yenidoğanla uğraşmanın 18 aylıklarla uğraşmaktan daha kolay olduğuna inanmamıştım.

Sonra Ela 18 aylık oldu ve 1 gecede küçük bir şeytana dönüştü. Konuştuğunu konuşuyor her şekilde manipüle ediyor ve geri kalanında da çığlık atıyor. Kavga etmeye başladı, kendini yere atıyor, omuzlarını silkip dudaklarını büzüyor. Yapmasını istemediğim ne varsa yapmaya başladı, masalara tırmanıyor, yataklara zıplıyor, evde çıplak koşuyor (ve çiş kazaları ile sonuçlanabiliyor), prizlerle oynuyor, yememesi gerekenleri yiyor, yemesi gerekenleri yemiyor ve ısırıyor ve tırmanıyor ve tırmanıyor.

Hamilelik insana nanik yapıyor yaw resmen.. ne zaman unuttum hamileyken çektiğim endişeleri, gece pozisyon değiştirmek için tamamen ayağa kalktığım günleri, ne zaman unuttum popomun üstüne oturamadığım, nefesimin kesildiği oksijenin yetmediği zamanları… algılayamıyorum. İnsan beyni ne kadar hızlı unutuyor. Yakın çevrende bir bebek görür görmez sanki süt sağma makinası gibi yatmanla kalkmanın bir olduğu o ilk günleri unutup hemen yeni bir bebeği istemeye başlıyor kadın vücudu. Aklında istemeyenlerin bile canı çekiyor. Kadın doğurmak için yaratılmış kardeşim. Sonra bebek ateşi yeniden yanmaya başlıyor, kendini rüzgara bırakıyorsun ve en iyisini umuyorsun. Sonra yeniden hamile kaldığında, hatıralarını hatırlıyorsun ve o zaman “Ne manyak insanım ki bunu yapdım şimdi ben?” diyorsun. “Hangi akla hizmetle?” Oysa daha önce doğurduğunda da “Allahım ne yaptım ben?” demiştin. Bunların suçlusunun adını açıklıyorum: PROGESTERON.
Arkadaşının hesabına elektrik faturası yattıtıran da o.
Kameralı olduğuna emin olarak kamerasız telsiz aldıran da o.
Eczaneye girip en yakın eczane nerde diye sorduran da o..
Başka bilmediğin yaptığın salaklıkların nedeni de o..

Annelere tüm hamilelik ve doğum işkencesini unutturan morfin hormonumuz Progesteron.
Ne kadar saçma bir yazı oldu değil mi.. Yazının başında ne anlatıyordum sonunda neyi anlatarak bitirdim.. Progesteron bitti ama beyin hücreleri tam yerine dönememiş sanırım.
Özetle Ela nasıl 18 aylık bir manyak olduysa ben de 18 aylık bir manyak anne oldum..İkimizin yolculuğu beraber.. EE ne de olsa onun göbeği bir ara benimkiyle bağlıydı gerçekten.

Ocak 14, 2010 Posted by | 19.ay, Ela | 8 Yorum

Ela, Örümcek Gribi

Yeni yıla girer girmez nooldu bizim kıza bilmiyorum. Önce üstüne dolap düştü, şimdi de grip oldu. Kuzumuz öksürük ve ateşle başlayan bir döngüye girdi. Sonuçlarımız çok şükür H1N1 olmadığını gösteriyor. Bizim tahminimiz kızımızın örümcekliğinden birşey kaybetmediğine göre kendisi “Örümcek” gribi geçiriyor. Bir an önce iyileşip duvarlara geri dönmesini umuyoruz.

Ocak 13, 2010 Posted by | 19.ay, sağlık | 10 Yorum