Elanın Uydusu Ece

Just another WordPress.com site

Flaş.. Flaş.. Ela Bezi Bıraktı !!!


Aslında 1 ay önce Antalya’da girişimde bulunmuştuk. Ama sanırım benim hamile halim, annemin kollarının rahatsızlığı ve Ela’nın sendromik halleri yüzünden frekansı tutturamamıştık. Ela da bizi çok fena oynatmıştı. Bu durumu çok kullandı. Dışarı çıkarken bezi çıkarmaya ve uğraşmaya da cesaret edemedik sanırım. Öyle böyle onun da kafası karıştı ve biz başarılı olamadık.

Ankara’ya gelip evimize yerleşince, Ela’nın da düzeni tekrar rayına oturdu. Yine daha sakin ve uzlaşılır bir durum aldı. Bunun yanında babaannesinin gazı ve halasının bir süre bizimle kalıp bana yardımcı olmasıyla geçen hafta bezi bir anda çıkartıverdik. İlk 3 gün kaka dahil kazalarımız oldu, söylemedi altına yaptı. Gece kesinlikle yaptı. 4. günden itibaren gündüz kazamız olmadı bile. Artık çişi gelince söylüyor, kakasını tutuyordu. Son 3 gündür kakasını da söylüyor ve gidip yapıyor. Dışarı çıktığımızda arabada isek tutuyor. AVM türü bir yerdeysek ben zaten kendim gidince onu da götürüyorum, yapıyor. En güzeli bugün 8. günümüz; 5 gece kaçırdıktan sonra son 3 gecedir gece de kuru kalkıyor. Ben sabaha doğru bir kere tuvalete götürüyorum, sonra sabaha kadar yine tutuyor. Çişini söylemeyince, kakasını tutunca başta umutsuzlanmıştım ama ona anlattığım “büyük çocuk” olma hikayeleri çok farketti. Artık çişe gittiğinde “ben büyük çocuk oldum” diyip artık gidebileceği yerleri sayıyor. Aradaki farkın bu yerler olduğunu düşünmesi çok işimize yaradı. Ona göre artık o “okula, hayvanat bahçesine, lunaparka, sinemaya, tiyatroya” gidebilir. Ben de sıcakların biraz azalmasını bekliyorum ki onu birkaç yere götüreyim de artık büyük çocuk olmanın ekmeğini yiyebildiğini görsün. Ne diyelim bir geri adımımız olmazsa “25 aylık Büyük çocuk Ela bezi bıraktı”.

Reklamlar

Ağustos 5, 2010 Posted by | 2 yaş, Ela | 12 Yorum

2 Yaş Uyku Bahaneleri

Konu yatağa gitmeye gelince Ela tüm kartlarını oynamaya başlıyor. Kitaptaki her bahaneyi kullandığını düşündüğüm bir anda, tamamen dünya dışından bir taneyle gelip aklımı alıyor. Geçen akşam dedim ki, “biliyormusun, yataktan kaçma teknikleri ile ilgili bir kitap yazabilirsin, ve diğer çocuklara satıp dünya kadar para kazanırsın”. Ela dedi ki, “gemi alabilir miyim?”. Aman allahım ben bu cümleyi kurarken bu kadar çok anlayacağını düşünmemiştim. Hergün şok oluyorum. Sonra bu konuyla ilgili çok uzun konuştuğumu farkettim. Bu onun kaçma tekniklerini artıracak çünkü bu çocuk benim düşündüğümden daha çok şey biliyor ve plan yapıyor. Neden hala küçümsüyorum ki.

İşte aşağıda yakınlarda kullandığı bazı bahaneler:

Yastığım nerde (bu garip….eminim dolaba sakladığını gördüm ama sana hakkını vermeliyim.. eğer sakladığında hala odada olmsaydım bu bahane işe yarayabilirdi. Tekniklerin hala biraz masumca olsa da sanırım yakında çabaların sonuç vericek….Anne – 1 puan, Ela – 0 puan)

Kakam geldi (hmm, eğer kaka yapman gerektiğini düşünüyorsan, muhtemelen gerek yoktur.. popona söyle gece izin alsın)

Bu ses ne? Ses duyuyoyum. (ölü insanlar mı? Hayır? O zaman yatağa)

Dişlerimi fırçalıycam (Sabah fırçalıyabilirsin.. ayrıca ne zamandan veri diş fırçalamayı takıyorsun? Oh, evet, sen önemli şeyleri yatak vaktinden sonra takarsın. Sanırım yarın akşam da dünya açlığına çözüm getirmen gerektiğini söyleyeceksin.)

Kirpiklerim beni rahatsız ediyor (İstersen onları traş edelim böylece rahatça uyursun)

Neden uyumak zorundayız? (Çünkü bedenin tüm büyümesini o zaman yapıyor)

Sıytıma masaj yap (Daha önce ben sana masaj yaptım… üstüne eğilmekten kırılan benim sırtıma kim masaj yapacak?) Baba sana masaj yapar (ya tabi, bahse girerim yapar, fakat ne yazık ki bu sırtımı daha kötü yapabilir)

Camdaki şeyden koğktum *onuncu kere* (Çok ilginç.. Bugün Caillou’dan mail geldi o da senden korkuyormuş)

Şu ne? (“Aydede, o kızım”) Neyde? (Tanrının yanında)

Çok acıyooo (Neren acıyor kızım?) Ummm, hmmmm, ummmm, Buyam..(öylesine biryeri göstererek….Hadi bakiim uykuya)

Ağustos 2, 2010 Posted by | 2 yaş, Ela | 7 Yorum

Duru’nun 2. Yaş Günü

Tatiller, bizim yoğunluğumuz, yaz sezonu derken uzun zamandır çocuklar biraraya gelemiyordu. Biz de tabii ki. Tatilden dönmemizle Duru’nun doğum günü de gelince kendimizi Duru’nun doğum günü partisinde bulduk. Anneler, babalar ve çocuklar biz bize bir akşamüstü geçirdik.
Tabii ki çocuklar daha çok eğlendi. Bir adet kamyonu 6 çocuk paylaşamadı ve her kombinasyonla kamyonun tepesine çıktılar desem yeridir. Nerdeyse bir senedir bu çocukları biraraya getiriyoruz ve artık oyun grubumuzdaki tüm çocuklar 2 yaşlarını doldurdular. İnanılmaz bir hızla büyüyorlar ve artık onların oyunlarını seyretmek daha eğlenceli hale geldi. Çünkü artık konuşuyorlar, savunuyorlar, tepki gösteriyorlar. Çok tatlı birer küçük birey haline geldiler.

Biz de birbirimizi özlemişiz tabii ki. Sanırım biz onlardan daha çok buluşmak istiyoruz. Çünkü artık bu küçük canavarlara vakit geçirtmek gittikçe zor olmaya başladı. Çok güzel bir gündü. Teşekkürler Bige & Arda. İyi ki Duru’yu yapmışsınız, Ela’nın arkadaşı olmuş.


Not: Bugün hava inanılmaz sıcak bugünü atlatabilirsem, bu yazı da geçiririm herhalde.. Herkese bu sıcakda kolaylıklar, en çok da bana..:)

Temmuz 27, 2010 Posted by | 2 yaş, eğlence, oyun grubu | 2 Yorum

Ağaç, Tulumba, Kuaför

Bu fotoğrafları kullanmakda aslında biraz geç kaldım. Ama yerleşme, Ela ve iş arasında süregelen yoğun tempom yüzünden herşeyi gecikmeli yapıyorum şu sıra. Bu fotoğraflar Antalya’dan dönerken yolda çekildi. Ela kızımızın gözünün daha da yükseklerde bıraksak ve bir mekanizma olsa gökyüzünde olduğunu gösteriyor. Bir mola yerinde oraya kadar araba koltuğunda nasıl oturduğuna bizim bile şaşırdığımız küçük kız ağaca tırmanmayla biriken enerjisini attı. Siz ilk ağaca tırmandığınızda kaç yaşındaydınız?

Aynı yerdeki tulumba da çok ilgimizi çekti. Olanca kuvvetini suyu çıkarmak için uğraştı. Çok gayretli. Altta da ilk saç kestirme maceramız. Aslında sadece önlerini kestirdik ama ben o koltuğa oturup durucağını hiç düşünmezdim. Gıkını çıkarmadı. Bi de “amca beni güzelleştir” dedi. Konu güzellik olunca uslu duracağa benziyor. Aksini iddia etmek boş, genlerimize işlemiş işte.

Temmuz 26, 2010 Posted by | 2 yaş, Ela | Yorum bırakın

Ela 2 Yaşında

Küçük kızımız, bir tanecik bebeğimiz çocuk olma yolunda bir adım daha attı. Doğumunun üzerinden 2 sene geçtiğine inanmak bile çok zor geliyor. Şu günlerde kendi kararlarını kendi vermek isteyen, her yaptığımız şeyi o da yapmak isteyen, bir birey olduğunun farkına varmaya başlayan bir çocuk oldu. Her zamankinden daha hareketli, her zamankinden daha geveze tam bir cadı oldu.

Ela’nın 2 doğum gününü aile arasında biraraya gelip biraz eğlenerek geçirdik. Ela daha çok eğlendi tabi. Bu seneki yoğun tempomuz daha fazlasına izin vermiyordu zaten, enerjisi gittikçe azalan bir gebe kadın için de en iyisi bu oldu. Yeni yaşı bir öncekinden daha güzel geçsin kuzumun. Bu seneki umutlarım arasında (hayal ama) biraz daha sakin bir Ela var. Bakalım Ece’nin gelişi hayatımızda neleri değiştirecek.


Nice yıllara, sağlıkla büyü kuzum. Hep gözlerin böyle gülsün, insanlara sıcak tavrın hiç değişmesin, hayat seni çok zorlamasın tatlı bebeğim. Seni çok seviyoruz.



Temmuz 12, 2010 Posted by | 2 yaş, Ela, eğlence | 14 Yorum

2 Yaş Çocuğuna Göre Dünya

2 yaş civarı kızım beni ayaklarımın üstünde tutuyor. Söylemelim ki şu anki aşaması şimdiye kadar olan en güzel aşama bence. Sonunda konuşmayı anlamlı şekilde çözmeye başladı, süper bir espri anlayışı var ve hala tanıdığı en süper insanın ben olduğumu düşünüyor.

Sanırım bu yaşın bu döneminden bu kadar çok hoşlanmamın sebebi sonunda birşeyleri halletmeye başladığımdır. Eğer yeni annelerin bilmesini istediğim birşey varsa o da, bu yaşdaki çocukdan ne beklememiz gerektiği aslında daha çok 2 yaş çocuğuna göre dünya.

Yani işte burda… “2 yaş çocuğuna göre dünya”. Bilmeniz gereken herşey, bilmeye ihtiyacınız olan herşey ve bildiğinizi sandığınız ama sadece kendinizi kandırdığınız herşey..

2 yaş çocuğunun gözünden dünya..
1) “Hayır”, benim sözlüğümde çok kabul edilir bir sözcük. Fakat, sizin kullanmanız için uygun bir sözcük değil malesef.

2) Bana bir çubuk kraker vericekseniz, herhangi bir çubuk kraker veremezsiniz. Daha önce açılmış bir paket olduğunu bilsem de, vereceğiniz henüz AÇILMAMIŞ olan paketden olmak zorunda. Ve en alttakilerden biri olmalı, bir de kırılmış kraker yemem. Üsttekiler benim için yeterince iyi değil. Onları babama sakla.

3) Bugün tabağıma koyduğunuz fındıkları yedim diye çok heyecanlanmayın. Emin olun ki bir daha tabağıma fındık koyduğunuzda, fındık insan nesli için en iğrenç gıdaymış gibi teker teker yere atacağım.

4) Klozetin tamamen iğrenç olduğunu düşünüyor olabilirsiniz. Fakat ben, bunun aksine çok cool olduğunu düşünüyorum. Sifonu da oraya tırmnıp çekmeye bayılıyorum… Seni uyarıyorum.. Benim için hiç farketmez rahatlıkla elimi sokup karıştırabilirim.. Onca su nereye gidiyor zaten merak ediyorum.. Klozet adaptörü de benim adaptörüm, istersem sarılırım, istersem odama götürür beraber yatarım. Bir de evde ilgi çekici olduğunu düşündüğüm başka şeyler de var. Fırının altındaki bölme, çöp kutusunun içi, kuş yuvası, yatağınızın yanındaki dolabın en üstü. Buralara ulaşmam an meselesi.

5) Evde çıplak koştuğumda harika oluyor. Sen çıplak koşarsan harika olmaz ama.

6) 100. kere söylüyorum bana bir daha elindeki yiyeceğin yarısını bölüp verecek misin. Eğer bana muz veriyorsan tüm ver. Aynı kural peynir, krakerler için de geçerli… bana yarım kraker vermek kabul edilmez. Lütfen arkanı dönüp yarıya keserim diye de düşünme.. Küçük bir çocuk olabilirim ama aptal değilim. Yarımdan anlıyorum. Şimdi anlaştık mı? Tamam.. hadi bakalım denemeye devam et.

9) Üzgün olduğumda oraya oturup neye ihtiyacım var veya ne istiyorum anlamaya çalışmanı bekliyorum. Aşağıda bana sorman gereken sorular var:

–karnın ağrıyor mu?
–susadın mı?
–acıktın mı?
–yorgun musun?
–Sarılmak, öpüşmek ister misin?
–korktun mu?
— çişin geldi mi?

Bunları artırabilirsin, yaratıcılığını kullan.

Yine de hıçkırarak ağlamaya devam edebilirim… belki kontrolsüzce.. belki anlaşılmaz bir sözcüğü mırıldanarak… Sadece tahmin etmeye devam et ve bir yerde sesini duymaktan yorulduğumda, istediğim şeyi gösterebilirim ve sen de gidip onu bana getirebilirsin, olur mu?

10) Benim olan şey benimdir. Anladın mı? Paylaşmamı bekleme. Tamamen düşünceli ve cömert olmamı bekleme. Oyuncaklarım benim oyuncaklarım başka kimsenin değil. Oyun arkadaşımın olması benim fikrim değildi.. senin fikrindi. Sırf sen oyun grubundaki anneleri seviyorsun diye benim hep süper davranmam gerekmiyor. Ben 2 yaşında bir çocuğum. Kaba ve bencil olabilirim, dünya BENİM etrafımda dönüyor.. başka türlüsünü bekleme.

11) Sürekli seni şaşırtacağım. Eğer bana karşı iyi olursan.. ama iyiden kastım SÜPEER DÜPEER iyi…belki tuvalete çişimi yaparım. Ama bilmen gerek ki her gün de yapmayabilirim. Evet, mucizelerin her an olmasını beklememek lazım. Bir çok gün, seni bütün gün benimle takılmaktansa trafiğin ortasına kendini atmak isteyecek kadar rahatsız etme hakkımı da saklı tutuyorum.

12) Su nereye dökülürse dökülsün israf edilmemelidir. Ben suyu heryerden içerim. Yerden, halıdan, masadan, senin bacağının üstünden. Bana karışamazsın. Ben suyu harcatmam.

13) Tuvaletimi istersem balkona yaparım, istersem tuvalete. İstersem tutarım, istersem yaptıkdan sonra söylerim. Bu arada istediğim yere tırmanırım bana sakın çıkma deme. Çıkmadan nasıl bilebilirim nasıl biryer olduğunu. Bu büyükleri anlamak çok zor.

Haziran 23, 2010 Posted by | 2 yaş, Alternatif Anne, gelişim | 8 Yorum