Elanın Uydusu Ece

Just another WordPress.com site

Bu Dünyada 20 aylık Bir Küçük İnsan

Ela Naz küçük insanı şu dünyada 20 ayını tamamladı. Geçtiğimiz ay içinde yine kendisinde çılgın değişiklikler meydana geldi. En büyük gelişimi yine konuşmasında oldu. Artık Ela’nın söylediği kelimeleri saymaya çalışmak gereksiz. Kendisi 3 kelimelik cümlelerle tamamen konuşuyor. Her söylediğimiz kelimeyi de tekrarlayarak hemen öğreniyor. Konuşma gelişiminde bu kadar büyük bir hız katedeceğini hiç tahmin edemezdim. Annem benim 1.5 yaşında çok rahat cümlelerle konuştuğumu söylerdi inanmazdım, yanlış hatırlıyor diye düşünürdüm, demek olabiliyormuş demek ki bana benzemiş. Her gün söylediği yeni cümlelelerle beni şok ediyor. Oturup onunla resmen sohbet edebiliyorsunuz. Derdini anlatamadığı durum olmuyor. Bu da bizi çok rahat ettiriyor. Konuşabildiği için rahat uzlaşabiliyoruz.

Bir de şarkı söylüyor, yeni olarak. Onun söylediği şekliyle 3 şarkısı:

“Kağga kağga gaak didi.
Çıkdım, bakdım, o dayaa.
Bu kağga, bu kağga…”

“ayı vıj vıj vıj..
diye bağıyıy”…

“eymaa deyil ayvaaaa…”

Alternatiflerine takdı şu sıra. Her birşey sunduğumuzda bize “başka” diyerek alternatiflerini sınıyor. Örneğin masada yemek yiyor. Bir kaşık veriyoruz eline. “Başka” diyerek başka kaşık istiyor. Değiştiriyoruz biraz sonra yine “başka” ile kaşık değiştirtiyor. Bir yemeği 4 değişik kaşıkla yiyor. Biz bitti diyene kadar diğer alternatifleri görmek istiyor. Bu herşeyde böyle gece yatarken daha bir masalı dinlerken başka ne anlatabiliriz onu merak edip “başka” diye değiştirtiyor. Elinden gelen herşeyde tüm alternatiflerini merak ediyor. Ben de merak güdüsünü bastırmamak için elimden geldiğince ona alternatif sunuyorum, sonra bitti diyorum o zaman inanıyor bu kadar çeşit olduğuna. Değişik bir dönem, bir duyarlılık dönemi olduğunu düşünüyorum ve bu dönemi kaçırmak istemiyorum. Zor olsa da merakını kamçılamak istiyorum.

Şu sıra soyunmayı öğrendiği için bir diğer merakı da çıplak gezmek.. Gece bir bakıyoruz altını çıkarmış, sabah soyunup evde çıplak koşuyor.. Ben de dokunmuyorum bir süre çıplak koşuyor, sonra üşüdüm diyip geliyor yanıma. Ben eğer o çıplak gezdiği sırada giydirmeye çalışırsam inat ediyor çünkü, arada gereksiz sürtüşme çıkıyor. Benim umrumda olmadığını gördüğü zaman daha çabuk gelip giyiniyor. Olayı tamamen karşı tarafı denemek. Yemek konusunda da öyle, ısrar edilirse yemiyor. Bana sökmüyor ama, hiç üstelemiyorum iki saat aç durunca gelip kendisi “acıktım” diyip yemek istiyor.

Kendisi emir kipleri ile çalışıyor. “Bağla, ört, salla, kalk, git, gel, aç, papat” en çok kullandığı emirler. Geçen gün daha önce hiç yapmadığı birşey yaptı ve biz babası ile çok şaşırdık. Ela çok minik bebekliğinden beri bebek arabası, mama sandalyesi gibi bir yere bağlanırsa çok arıza çıkaran bir bebekti. Park yatağından bile özgürce inemediği için nefret ederdi. Sırf o yüzden 1 yaşında onu yer yatağına aldık ve sorun çıkarmamaya başladı. Daha önce salıncak olarak kullanılan bir sandalyesi var. Artık sandalye olarak kullanıldığı için bağlanmaya ihtiyaç yok. Geçen akşam bu sandalyesine oturdu. Babasına “bağla” dedi. Biz çok şaşırdık. “Peki” dedik, bağladık. Sonra “ört” dedi. Kendisi gece bile üstüne birşey örttüren olmadığı için buna da şaşırdık, neyse battaniye örttük üstüne. Sonra “salla” dedi, Ela sallanarak uyuyan bir çocuk da değil neyse babası salladı. Bir süre sonra Ela sandalyesinde uyudu. Biz de şaşkın şaşkın kendisini yatağa yatırdık. Şu sıra tamamen bizi şaşırtma derdinde sanki.

Şu sıralar ailemize yeni bir bireyin katılacağından da habersiz günlerinin tadını çıkarıyor. Ara sıra gelip, karnımı gösterip “bebek” diyor ve öpüyor. Bundan fazlasını algılayabileceğini zaten düşünmüyorum. Bakalım önümüzdeki günler neler göstericek. Ela çok keyifli zamanlarını yaşıyor, ben de buna tanıklık etmenin mutluluğu içerisindeyim.

Mart 8, 2010 Posted by | 20.ay, Ela, gelişim | 6 Yorum

Bir Eğlenceli Aktivite – Dökmek


Çocukları meşgul kılacak bir fikir daha buldum. Tabii ki ilk kez ben bulmuyorum. Dökmek – Boşaltmak! Aşırı derecede meşgul edici birşey – küçük çocuklar kutulardan birşeyleri çıkarmayı ve koymayı çok severler. Ve dökmek iyi motor becerilerini, el-göz koordinasyonunu, el kası gücünü ve konsantrasyonu geliştirir.

Küçük çocuğunuza birbirine boşaltıp doldurmak için iki kap verin. İki farklı boyda kap veya bir sürahi ile bir kase kullanabilirsiniz. Aktiviteyi, çocuğunuzun yaşına göre elle tutulur misketleri, bozuk paraları veya Legolar gibi küçük oyuncakları kaplarda birbirine aktararak tanıtabilirsiniz. Bunun gibi daha büyük objeler kullanmak kesinliği daha erişilebilir kılmaktadır. Bu şekilde objelerle başlamanın başka bir yararı da – taşmalar olursa ki olacaktır, temizlemek çok kolay olacaktır.

Azar azar, miniğinizin boşaltması daha kesin dökmeden olacaktır, çiğ fasulye, küçük boncuklar, mısır çekirdekleri veya pirinç gibi daha ufak taneli maddelere geçebilirsiniz (her zaman bir yetişkin gözetiminde tabii ki). Sonra, en sonunda sıvıları dökmeye geçireceksiniz tabii ki, fakat LÜTFEN bu faza geçmeden önce emin olun! Hiç acele yok. Bunun gibi dökme aktivitelerinin çok sık olduğu tipik bir Montessori sınıfında, çocuklar sıvı ile tanıştırılmadan önce objeleri dökerek saatlerini geçirirler. Fakat güvenin, dökmek küçük çocuğa çalışmak için çok zaman verilirse usta olabilecekleri bir beceri. İyi Eğlenceler!

Şubat 20, 2010 Posted by | 20.ay, Aktivite, montessori | Yorum bırakın

Bir Devrin Sonu

Ela ile tam 19 ay önce başladığımız emzirme yolculuğumuz bu hafta içinde, benim minik rahatsızlığım yüzünden sona ermek zorunda kaldı. Ela, bir kere çok ağladı. Tutturdu, sarıldık, öpüştük, hastayım kızım dedim. Anladı herhalde ara sıra gelip soruyor ama artık zorlamıyor ve ağlamıyor. O benden daha rahat geçiriyor sanırım. Bense kızımla yaşadığım bir bağın koptuğunu hissediyorum, öyle değil biliyorum. Çok farklı bağlar kurucaz artık, o büyüdü ve bu da olucaktı. Ama uzun süre emziren annelerin çoğu benim gibi hissediyordur herhalde. Çünkü çocuğunuz büyüdükçe sizden talep etme şekilleri de sizin çok hoşunuza gidiyor. Başka kimse sizinle aynı yere sahip olamaz gibi hissediyorsunuz. Evet olamaz ama artık sanki iki taraf da daha özgür gibi bir his var içimde. Elimdeki büyük bir gücü kaybetmiş gibiyim. Neyse sonuçta karmaşık duygular içerisindeyim. Şu sıra çok da keyifli değilim. Yani mutsuzluk değil tabii çok karmaşık günler yaşıyorum ama rahatsızlığım ve emzirme maceramızın bitmesi bana biraz zor bir hafta yaşattı. Bundan sonraki günlerin daha güzel, keyifli geçmesini umuyorum. Dur bakalım hafta sonu geldi. İpimizi koparırsak iyi gelir bize..

Şubat 19, 2010 Posted by | 20.ay, Ben, emzirme | 5 Yorum

Büyüklerin Dünyasında "Köle" Olmak

MyGym üyeliğimizi dondurma işlemimiz biter bitmez bugün soluğu MyGym’de aldık. Serbest oyun vakitlerini daha çok seviyorum çünkü ordaki abi ve ablalar daha az müdahale ediyorlar. Çocuklar daha rahat oynuyorlar derken bugünkü çocuklarına müdahale eden ebeveynler karşısında ağzım açık kaldı, çocuklar için çok üzüldüm. Ben Ela’yı mümkün olduğunca uzaktan seyrederim. Sadece onun için tehlikeli bir durum olacağını hissettiğimde veya kendisi yardımımı isterse yanına giderim. Ela’nın fiziksel gelişiminin bu kadar rahat ve iyi olmasını da, hatta mutlu bir çocuk olmasını da genelde buna bağlarım. Çünkü sürekli yardımsız inip çıktığı ve müdahale edilmediği için kendi sınırlarını daha rahat zorlar. 19 aylık oldu daha birkere bile burdan şöyle ineceksin, şöyle çıkılır diye öğretmedim. Ne öğrendiyse kendi öğrendi, ben sadece kısıtlamadım. Bugün de bu yolda uzaktan kızımı seyrediyordum ve çocukların uğradığı köle muamelesi beni gerçekten çok üzdü.. Örnekler vermek gerekirse, zaten tüm anne, dede, ıvır zıvır büyükler “aman düşersin, yok şurdan çık, yok bu tarafdan gel diyerek” nerdeyse beni isyan ettirdi. Bir dede, Can adında torununa aynen komutan gibi davranıyordu. “Can, şimdi burdan çık. Can, şimdi de burdan kay. Can buraya tırman.” Can’ın kendi isteği ile yapabildiği tek bir hareket yok. Nasıl isyan etmiyor anlamak çok güç. Dedesinin dediği gibi yapmayıp başka yöne yöneldiği zaman, dedesi bu sefer eliyle müdahale ederek Can’a gerçek anlamı ile hiçbirşey yaptırmadı. Can için çok çok çok üzüldüm. Çoğunun annesi ya da bakıcısı bu kadar aşırı bir örnek sergilemese de sürekli düşeceklerini düşünerek hiçbirşey yaptırmıyorlardı. Çok merak ediyorum hep siz çocuğunuzu kaldırıp yukarı koyarsanız çocuk nasıl oraya çıkmayı öğrenecek. Sürekli peşlerinden koştular ve çocuklara sürekli müdahale ettiler. Hatta kadının biri çocuğuna bisiklete ters biniyor diye müdahale etti. Ne varki ters binse, canı ters istiyorsa ters binsin.

Ben kendimden biliyorum. Genel olarak çok sakin bir insan olmama rağmen, dişlerimi sadece bana müdahale edildiğinde çıkarırım. Hiç katlanamam müdahaleye. Eşimle bile birbirimize müdahale etmediğimiz bir yaşam şekli oturtmuşuzdur. O yüzden çocukları çok iyi anlıyorum.


Buraya kadar hadi neyse bu çocuklar için çok üzülsem de yapabileceğim birşey yok. Ama bu komutan ebeveynlerle asıl meselem bu ebeveynler kendi çocuklarını bırakıp benim kızıma da müdahale etmeye kalkınca çıkıyor. Bugün tam 3 kişiyi uyarmak durumunda kaldım, hatta biraz da sert uyardım sanırım. Benim çocuğumu rahat bıraksınlar istiyorum. Teyzenin birisi Ela’nın çıktığı merdivenleri beğenmeyip “kızım bu çocuk düşer dedi” önce duymamazlıktan geldim. “Sen çık kızım”dedim Ela’ya. Sonra bir daha çıkarken “bu çocuğu burdan çıkarma” diye emretti. Ben de “teyze seni ilgilendirmez, benim çocuğum düşmez” dedim. O teyze ordan yokoldu.

Teyzeler biter mi. İkinci teyze bu sefer Ela kaydırakdan yukarı çıkıyor diye taktı. Ela çıktıkça kolundan tutuyordu. Ona da “siz müdahale etmeyin, kendisi çıkar” dedim. Geri adım atmadı. “Düşcek diye korkuyorum” dedi. Sinirlerim biraz daha gerildi. “Siz kendi çocuğunuza müdahale edin” dedim. “Peki” dedi. Ama sonra bana pis pis bakmaya devam etti. Bu ne ya. Çocuğumuzu oynatmaya götürdük, gönül rahatlığı ile oynatmıyorlar. Başka bir anne de Ela’nın yine biryere tırmanıp orda sallanmasını yediremedi. Geldi önce Ela’nın kaç aylık olduğunu sordu. Söyledim. “Daha çok küçük değil mi, çok başıboş bırakıyorsunuz” dedi. Ben de “Hanfendi benim kızım burdan 4 aydır sallanabiliyor, siz kendi çocuğunuzu başıboş bırakmayın” dedim. Sanırım bugün MyGym’in en kıl insanı ben seçilmişimdir ama çocuğuma yönelen müdahaleleri püskürttüm.

Ben insanların benim kızım düştüğünde kaldırmasını istemiyorum, bir yere çıkarken yardım etmesini istemiyorum, hele müdahale edilmesini hiç istemiyorum. Benim kızım özgür olmalı, yaratıcılığı sınırlanmamalı, istediği şeyleri yapabilmeli, eğer kendisi için zararlı olduğunu bilemeyeceği birşey varsa ben müdahale ederim, ama sadece o zaman müdahale ederim..

Sonuç olarak büyükler dünyasında sürekli “hayır”denilerek yaşayan bu küçükler için çok üzülüyorum. Çocukların seçme hakkı yok, özgürlükleri yok, neyle oynayacaklarına bile kendileri karar veremiyorlar. Çocuklara saygı da yok. Biliyor musunuz, dahiler şans eseri aileleri tarafından müdahale edilmeyen, kendi sınırlarını özgürce aşabilen çocuklardan çıkarmış. Hatta kötü bir örnek ama ailesi çok fakir olup, çok kardeşle büyüyen ve ister istemez daha az müdahale edilen çocuklar göreceli olarak daha hızlı yükselip daha parlak olurlarmış. Çocukların özgürlüklerini yaratıcılıklarını ne kadar kısıtlarsan çocukların lider özellikleri de o kadar azalırmış, kendilerine güvenleri de. Kendimden biliyorum. Babam bana sürekli “çıkma oraya düşersin, şaşarsın” derdi. Şimdi hala ruhumda olduğu halde ekstrem sporlarda kendime güvenim azdır. Oysa eşim ilk kayak yapmaya gittiğimizde kayakları ayağına taktı ve kaymaya başladı. Korku herşeyi engelliyor. İşte ben kızımın, kendi sınırlarını aşabilen, kendine güveni olan mutlu bir çocuk olmasını istiyorum. Neden zannediyorsunuz biz o daha özgür olsun, evde ona sürekli şunu yapma demeyelim diye evimizde bir sürü değişiklik yaptık.

Lütfen çocukların becerilerine biraz daha güvenelim. Çocukların özgürlüklerine biraz daha saygı duyalım. Ve Lütfen başkalarının çocuklarına müdahale etmeyelim.

Şubat 17, 2010 Posted by | 20.ay, Annelik | 8 Yorum

Doğumgünü Trio’da coştuk.. Eymir’de sakinleştik..

Ne zamandır aktivitelerine biraz ara veren İkoncan Ela Hanım, bu hafta sonu fırsatını buldu ve davetten davete koştu. Tikican ciciş güzeller Mira ve Zeynep’in doğum gününe katıldı Cumartesi öğle uykusundan önce. Mira ve Zeynep 2 yaşına giren 2 fıstıktı diyebilirim. Ela da tutturdu “herkes 2’ye giriyor, ben de giricem” diye. “Kızım senin için daha erken” dedik, dinlemedi. Tutamadık o da girdi 2’ye. Artık 2 yaşındaymış haberiniz olsun. Hediyelerinizi, çiçek ve çikolatalarınızı eve bekleriz. E iyi oldu ama bana kan kusturacağı 5 aydan kurtulmuş olduk, hop giriverdi 2’ye.. Neyse diyeceğim o ki Mira ve Zeynep’in partisi çok şık ve çok sıcaktı. Ela Hanım top havuzunda yüzdü durdu, çıkaramadık kendisini.

Bir ara çıktı sonra kendini Zeynep’in teyzesinin kollarına attı.. Resimde bakar mısınız, Zeynep nasıl bakıyor Ela’ya. “Ya şuna bak ne işi var benim teyzemin kucağında, o da yetmezmiş gibi hediyelerime sulanıyor” der gibi. Haklı ama kız. Gün onun günü. Neyse İkoncan Ela uykusu gelip kendisine abuk ve sabuk hareketler yaptırana kadar dans etti, oynadı, koştu, eğlendi. Sonra ben zararı engellemek için kendisini arabaya attım da 3. sn’de uyudu. Banu ve Neslihan’a herşey için teşekkürler. Daha önce tanışmadığım ve o gün fırsat bulduğum herkes de çok tatlıydı. Çok hoş bir gündü, ben yine yarım kalan sohbetlerden birşey anlamadım.

Kendisine öğle uykusu ve tokluk ayarı verdikten sonra akşamüstü Ela hanım kendisini gözde bekar yakışıklı Demir’in doğum gününde buldu. Burda eski arkadaşları da vardı İkoncan kızın. Ama Ela hanım o gün çok özgür ruhluydu. Annesi dahil kimse ile ilgilenmedi. Sadece balonlarla ilgilendi. Biraz dans etti ama çokca göz süzdü, burun kıvırdı ve son zamanların en favori sözü “oomaz” dedi. Ayça bence doğum günü için harika biryer seçmiş. Çok hoş bir mekan. Normalde stüdyo olduğuna göre bir hafta sonu 2-3 saatliğine kiralayıp gidip kafa dinleyim diye düşünüyorum. Sevdiğim yiyecekleri de söylerim. İsteyen katılabilir. Ooh minderlerde yatarız:) Neyse Ayça’ya da bu güzel gün için teşekkürler. Yalnız birşey eklemeden edemiycem. “Ayça, ayça, oğlun yakışıklı olabilir ama kızım seni daha çok seviyor. Kucağından zor aldık, biliyorsun.”

Pazar günü Ela hanım ailesi ile birlikte sakin bir gün geçirmek için, güzel havayı da fırsat bilerek soluğu Eymir’de aldı. Taş atma aktivitesini keşfeden ve bütün gün göle taş atmak isteyen İkoncan Ela Hanım’ı gölün kenarından zor aldık.

Hafta sonumuz son derece eğlenceli geçti. Fakat haftabaşı Ela’nın kendisinden de tiki babasını Palandöken’e gönderdik. Çeşitli nedenlerden dolayı biz katılamadıysak da bu sene de kayak camiasında en azından ailemizin bir ferdini bizi temsil için gönderme kararı aldık. Kendisi 5 gün kara doyacak ama döner mi; onu zaman gösterir.

Şubat 16, 2010 Posted by | 20.ay, Aktivite, eğlence, ikoncan | 4 Yorum

Ela İle Diyaloglar

Ela su damacanasının musluk kısmını sökmeye çalışır ama çok zorlanır.
Baba: Kızım, olmuyo mu?
Ela: (üzgün bi ifade ile) Omuyo 😦

Ela koşarken düşer.
Baba: Kızım dikkatli koşmazsan düşersin gördün mü?
Ela: Göğdüm

Ela koşarken düşer.
Baba : Noldu kızım?
Ela: Düştüüm.

Ela ile babası zıplama oyunu oynuyor. Babası iki elinden tutup hoop diye zıplatıyor. Zıplamadan önce soruyor.
Baba: Hazır mısıııın?
Ela: Haziiiim

Babası, koltuğa uzanmış keyif yapıyor. Ela geliyor. Oyun oynamak istiyor diye düsünüyoruz.
Ela: kak , kak.
Baba: (kalkıyor bakalım nereye götürecek diye)
Ela: Yerine kurulup yatıyor ve babayla ilgilen miyor 🙂

Ela, anneannesini evindeki anahtarı sakladığından şüpheleniyoruz. Soruyoruz o, bu, şu diye söyleniyor. En son soruyorum.
Ben: Kızım anahtarı sen aldın mı?
Ela: Aldım
Ben: Naaptın kızım?
Ela : atttım, gitti. (Eliyle de işaret ederek)

Eladan pırt sesi gelir.
Baba: Kızım ne yaptın?
Ela: Kaka
Baba: Kaka mı? Pırt mı?
Ela: bIğt

Ela internette at resimleri bakmak ister.
Baba: Kızım at mı eşşek mi?
Ela: Eşşek
Baba: Eşşek mi Kurbağa mi?
Ela: Burbaa
Baba: Burbaa mı mia mı?
Ela: mia
Baba: mia mı haf mı?
Ela: haf
Baba: De get ya
Ela: haf

Yeni montu Elaya çok büyüktür. Montu giyer ama montun kolları uzun olduğu için elleri içeride kalır.
Baba: Kızım nerde ellerin?
Ela: Gok (Yok)

Babası Ela’yı çok sıkı sarılarak tutar. Bir iki mızıldanır.. Sonra baya bağırmaya başlar.
Baba: Kızım nooldu?
Ela: cıkıştım.

Ela yatacaktır.
Ela: muşu muşu
Ben : Ne muşusu anlatiim kızım?
Ela : Atlan..
Ben : Bir gün ormanda bir aslan va..
Ela : Giyik
Ben : Aslanla geyik karşılaşmışlar. Sonr…
Ela : Muşu.. eşek..
Ben : Hah bak eşşek de onlara demiş ki..
Ela: Burbaa..
Ben: Allahım..

Şubat 11, 2010 Posted by | 20.ay, Diyaloglar, Ela | 3 Yorum