Elanın Uydusu Ece

Just another WordPress.com site

Ece Oğlum 4 Aylık

Bu aylarda saçları da döküldüğü için tüm bebeklerin bir oğlanvari dönemi oluyor. Ece de şu sıra bir oğlan çocuğu. Tepesindeki saçların çoğu döküldü. 2 aya tekrar çıkmaya başlar. Tipi dışında tam bir kız kendisi. Herkeslere gülmeler, gülerken utanmalar. Şu sıra meme dışında herşeyin ilgisini çektiği dönem. Çok yakından biliyorum bu dönemi. Ela’da çok stres olurdum. Şimdi hiç stres olmuyorum. Emme saatinde kafasına bir şapka geçiriyorum, battaniyeye sarıp karanlık biryerde emziriyorum. Cok cok 10 dk’da işini bitiriyor sonra oh ver elini oynamalar, gülmeler. Oldukça meraklı, her sese, her değişik görüntüye çok merakla bakıyor. Konsantrasyonu da çok yüksek. Öyle oyun halısıymış, oyuncaklarla oyalanmakmış bizim Ela’da görmediğimiz faydalı hareketler olduğundan yabancısıyız. Anne her çocukda başka şey öğrenirmiş. Ece’nin bu dikkatli ve kendini oyalayabilici özelliği çok hoşuma gidiyor. Kendi kendini de daha rahat sakinleştiriyor. Artık tamamiyle kendi kendisi uykuya geçebiliyor. Eğer çok yorgunsa rahatlamaya ihtiyacı varsa biraz meme verip sonra yatağına bırakıyorum. Öyle uyuyor. Çok şükür hala sakin bir bebek. Ablasının tüm terörünü emiyor. İkisinin de çok ayrı tatlı tarafları var.

Bugün kontrolümüz vardı. 6.150 gr kilosu, 62 cm boyu. Ne zaman 4 aylık oldu bilemiyorum. Ama çok tatlı ve artık daha çok sevdiriyor kendini onu biliyorum.

Ocak 17, 2011 Posted by | 4.ay, Ece | 5 Yorum

Gerzek değilim sadece 2 çocuğum var.

* Naber? Daha totoyu toplayamadınız değil mi? Valla ben de. Sanki tatilden gelmişim de adapte olamıyorum gibi bir ruh hali var üstümde. Halbuki naaptık ki, biraraya gelip biraz sohbet ettik, Ela kuzenimle yoga falan yaptı, biraz komik danslar yaptık o kadar. 2011’e son 3 senedir yaptığım gibi emzirerek girdim. Demek ki bu sene de memeleri evin çocuk halkına açmaya devam edeceğim.


* İçimde garip bir huzur var bugünlerde. Değişen hiçbirşey olmadı demekki ruh halinin değişmesi yeterliymiş. Pazar günü ”anne firarda” yı çevirip sabahdan akşama dışarda olmamın etkisi büyük sanırım. Sabah eski günlerdeki gibi Zara’nın indiriminin başladığını öğrenip canım arkadaşımla kendimizi Massimo Dutti’ye attık. İkimiz de son 3 senedir hamilelik bebek derken kendimize doğru düzgün birşey alamamanın verdiği gazla bizden başka diğer 100 kadınla orayı talan ettik. Şaka değil tam 1 saat sıra bekledik ödemek için. Öğleden sonra da cocayla firar ettik. Onla da eski günlerdeki gibi boş boş boş boş bakınarak gezdik. Benim için keyifli bir hafta sonuydu yani.

* Hamilelik beynini bilirsiniz. Hani şu moronluğunuzun çok arttığı mental durum. Hamilelik biter ama siz hala o moronik durumda kalırsınız. Emzirmenin yoğun olduğu sürece de o durum devam eder. Bunun en illüstratif örneklerinden birini geçen hafta yaşadım. Bir avm’de karşılaştığım bir arkadaşımla ayaküstü sohbet etmeye başladım. Arkadaşımın iki yanında da iki kadın var. Konuşurken konu çocuklardan açıldı. Kadınlar da konuya katıldılar. Ben de kadınlardan birine sizin de çocuğunuz var mı diye sordum. Öbür taraftaki kadın ”Hayır, o benim kızım” dedi. Meğerse sorduğum kişi 13 yaşındaymış:) Gerzekliğin son sınırı bir suratına baksana kadın. Çocuk olduğu da belli oluyormuş yani.
Ela’nın mygym saatlerini bir türlü kavrayamıyorum. Hafta sonu coca hafta içi annem götürüyordu. Anneme hafta sonu saatini, cocaya hafta içi saatini söyleyerek sürekli birini erken birini de geç gönderiyorum. Onlar da ısrarla bana soruyor orda da bir saçmalık var o ayrı.

* Annemi çocukların bakımından emekliye ayırdık. Aslında mağlulen emekli oldu diyebilirim. Kolunda bu sefer de kas yırtılması oldu. Kolunu bile kaldıramıyor. Kadının 2.5 senede haşatını çıkarabildik, bravo bize. Çok çok üzgünüm onun için. İşin kötü tarafı benim ona yararım dokunamıyor, iki çocukla sadece köstek olurum. Şimdi tedavi olucak umarım biran önce iyi olur.

* Ece bu ara sevimlilik atağında. Öyle bir gülüyor ki ağzı yarılacak sanki. Her uyandığında resmen konuşuyor kendi kendine. Gece onun konuşmaları ile uyanıyoruz. Ela uyanır uyanmaz ağlardı. Ece kendi kendine konuşuyor.

* Ela tekrar huysuzluk nöbetlerine başladı. Sanırım Ece’nin biraz büyüyüp etraftaki insanların ilgisini daha çok çekmesi ile Ela ikinci bir nöbete başladı. Yine dikkat çekmek için acaip şeyler yapmaya girdi. Evde çok fena sıkılıyor tabi. Artık bahar gelsin ve hayatımız tekrar renklensin çok istiyorum.

* Günler nasıl geçiyor anlamıyorum. Aslında bazı günler çok zorlu geçiyor. Çünkü her günümü 2 bebek ve bir bakıcı ile geçiriyorum. Ece günde 3 kere uyuyor ve sonra da akşam 8’de uyuyor. Onun düzenini bozmamak için çıkıp gelip ona süt yetiştiriyorum. Arada Ela’yı dışarı çıkarıyorum ama onun da öğlen uykusu ve akşam uykusu, yemekleri, tuvaleti ile rutinlerinin birbirinden bu kadar farklı olması beni çok yoruyor. İki kadın akşama kadar sürekli paslaşıyoruz. Çocukların aynı saatte uyuduğu andan istifade de yemek yapıp ortalığı topluyoruz. Bakıcının benden daha çok vakti oluyor. Ben çok çalışıyorum. Bunları şikayet etmek için yazmıyorum. Bu bir dönem. Ben bu dönemi kabullenmiştim. Şimdi günleri tek tek geçirerek daha rahat olacağım günlere gelmek zorundayım. 2 tane çocuk isterken bunun bedelinin zor olacağını tabii ki biliyordum. Çok yorgunum ama bunlar tatlı yorgunluk, her gün günbegün büyüdüklerini görüp ufukta ışığı görüyorum sanırım:)

Ocak 3, 2011 Posted by | 4.ay, Annelik, Ben, Ece, Ela | 5 Yorum

Son Bebeğim

Son bebek, ilk bebeğin olmadığı bir şekilde özel.
İlk bebek ilklerle doludur. İlk olduğu için özeldir. İlk bebek sürprizle ve merakla doludur. Son bebek, her nasılsa, kalbinizin acımasına neden olur çünkü bu şekilde tutacağınız son bebektir o. Gecenin bir yarısında kollarınızın arasında içinize sokacağınız – sanki siz bir aymışsınız gibi sadece parlak gözleri ile size bakan son bebektir. Bir daha bu aylık bir bebeğinizin daha olmayacağını bilmek onunla geçirdiğiniz zamanı daha doya doya geçirmenizi sağlar. Geceleri kalktığınızda bile daha sabırlı olursunuz. Bu, o bebeği daha çok sevdiğinizden değil anne olmanın anlamını bu bebekle daha iyi kavradığınız içindir. İlk bebekte anlamadığınız şeyleri artık bilerek yaşadığınız içindir. İkisini de çok çok çok seversiniz ama ikisine olan sevginiz kesinlikle farklıdır.
Yanakları o kadar dolgun ve doludur ki onu öptüğünüzde biryerden fırtlıycak sanırsınız. Gülümsemeleri ve gülmeleri son bebeğinizin gülümsemesi ve gülmeleridir. İlk bebeğinizde uykusuz gecelerle ve saat başı emzirmelerle nasıl başa çıkacağınızı düşünürsünüz. Son bebeğinizde ne olacağını bilirsiniz. İlk bebekte onunla yalnız kalmaktan korkarsınız. Son bebekte bir daha süt kokulu bir bebeğin kucağınızda olmayacağını düşünerek onu içinize çekersiniz. İlk bebekten sonra hep belki bir gün doğururum düşüncesinde olduğunuzdan bunların hiçbirini yaşamazsınız. Birinciye annelikle, ikinciye annelik farklıdır.
Sonuncuyla birlikte, geçirdiğiniz günleri özleyebilirsiniz. Yumuşak bir bebeğin sizi emmesi, minik bir elin parmağınızı kavraması ve memnuniyet içinde bir iç çekiş olmadan yalnızca ikinizin geçirdiği o sessiz geceyarıları olmadan ne yapacağınızı merak edersiniz.
Çok mu duygusal oldu. Her zaman bu kadar yoğun duygulu değil. Ama genel duyguları anlatmanın bir yolu bu kadar abartarak anlatmak. İkinci bebeğin nasıl olduğunu soranlara duyguların nasıl olduğunu anlatmak için. Son bebeğe duyulan aşk daha fazla sanılmasın sadece ikisine de aşkın farkına varıyor ve değerini biliyor anne.
Son bebeğiniz son bebektir. Bir daha doğurmak istememek, bunun için kalbinizin kırılmasını engellemez. Bir kez daha hamile olmayacağını, bebek kucaklamayacağını düşünmek insanı biraz acıtır. Yine de 2 bebeğimi sağlıkla büyütmek nasip olsun başka birşey istemem.

Aralık 20, 2010 Posted by | 4.ay, Annelik, bebek | 6 Yorum