Elanın Uydusu Ece

Just another WordPress.com site

Doğumgünü Trio’da coştuk.. Eymir’de sakinleştik..

Ne zamandır aktivitelerine biraz ara veren İkoncan Ela Hanım, bu hafta sonu fırsatını buldu ve davetten davete koştu. Tikican ciciş güzeller Mira ve Zeynep’in doğum gününe katıldı Cumartesi öğle uykusundan önce. Mira ve Zeynep 2 yaşına giren 2 fıstıktı diyebilirim. Ela da tutturdu “herkes 2’ye giriyor, ben de giricem” diye. “Kızım senin için daha erken” dedik, dinlemedi. Tutamadık o da girdi 2’ye. Artık 2 yaşındaymış haberiniz olsun. Hediyelerinizi, çiçek ve çikolatalarınızı eve bekleriz. E iyi oldu ama bana kan kusturacağı 5 aydan kurtulmuş olduk, hop giriverdi 2’ye.. Neyse diyeceğim o ki Mira ve Zeynep’in partisi çok şık ve çok sıcaktı. Ela Hanım top havuzunda yüzdü durdu, çıkaramadık kendisini.

Bir ara çıktı sonra kendini Zeynep’in teyzesinin kollarına attı.. Resimde bakar mısınız, Zeynep nasıl bakıyor Ela’ya. “Ya şuna bak ne işi var benim teyzemin kucağında, o da yetmezmiş gibi hediyelerime sulanıyor” der gibi. Haklı ama kız. Gün onun günü. Neyse İkoncan Ela uykusu gelip kendisine abuk ve sabuk hareketler yaptırana kadar dans etti, oynadı, koştu, eğlendi. Sonra ben zararı engellemek için kendisini arabaya attım da 3. sn’de uyudu. Banu ve Neslihan’a herşey için teşekkürler. Daha önce tanışmadığım ve o gün fırsat bulduğum herkes de çok tatlıydı. Çok hoş bir gündü, ben yine yarım kalan sohbetlerden birşey anlamadım.

Kendisine öğle uykusu ve tokluk ayarı verdikten sonra akşamüstü Ela hanım kendisini gözde bekar yakışıklı Demir’in doğum gününde buldu. Burda eski arkadaşları da vardı İkoncan kızın. Ama Ela hanım o gün çok özgür ruhluydu. Annesi dahil kimse ile ilgilenmedi. Sadece balonlarla ilgilendi. Biraz dans etti ama çokca göz süzdü, burun kıvırdı ve son zamanların en favori sözü “oomaz” dedi. Ayça bence doğum günü için harika biryer seçmiş. Çok hoş bir mekan. Normalde stüdyo olduğuna göre bir hafta sonu 2-3 saatliğine kiralayıp gidip kafa dinleyim diye düşünüyorum. Sevdiğim yiyecekleri de söylerim. İsteyen katılabilir. Ooh minderlerde yatarız:) Neyse Ayça’ya da bu güzel gün için teşekkürler. Yalnız birşey eklemeden edemiycem. “Ayça, ayça, oğlun yakışıklı olabilir ama kızım seni daha çok seviyor. Kucağından zor aldık, biliyorsun.”

Pazar günü Ela hanım ailesi ile birlikte sakin bir gün geçirmek için, güzel havayı da fırsat bilerek soluğu Eymir’de aldı. Taş atma aktivitesini keşfeden ve bütün gün göle taş atmak isteyen İkoncan Ela Hanım’ı gölün kenarından zor aldık.

Hafta sonumuz son derece eğlenceli geçti. Fakat haftabaşı Ela’nın kendisinden de tiki babasını Palandöken’e gönderdik. Çeşitli nedenlerden dolayı biz katılamadıysak da bu sene de kayak camiasında en azından ailemizin bir ferdini bizi temsil için gönderme kararı aldık. Kendisi 5 gün kara doyacak ama döner mi; onu zaman gösterir.

Reklamlar

Şubat 16, 2010 Posted by | 20.ay, Aktivite, eğlence, ikoncan | 4 Yorum

Balıklar Yapıyoruz

Gordion AVM’de sömestr boyunca çocuklar için çok güzel aktiviteler oluyor. Hoş bir sanat atölyesi açmışlar. Çocuklara hergün kağıttan boş balıklar veriyorlar. Ve çocuklar hergün belirlenen farklı bir konseptle bu balıkları kendileri yapıyorlar. Bir gün ebru ile, bir gün üstüne renkli kağıtlardan yapıştırarak, bir gün pastel boya ile bir gün suluboya ile ve daha hatırlayamadığım çeşit çeşit. Hafta içi öğleden akşama kadar her saat bir aktivite var.. Çocuklar çok güzel vakit geçiriyorlar. Ben Ela’yı vakit buldukça götürmeye çalışıyorum.

Resimler Cuma günkü aktiviteden. Konsept renkli kağıtları yapıştırarak yapmaktı.. Ela baya daldı yaparken. En çok da yapıştırma olayını sevdi. Aşağıdaki fotoğrafta da çocukların balıklarını sergiledikleri duvarın fotoğrafı var. Çocuklar hergün eğlenmeli.

Ocak 30, 2010 Posted by | 19.ay, Aktivite | 4 Yorum

Ela’dan Kısa Kısa

Çok yoğun günler geçiriyoruz ailecek. Hayatımıza bir sürpriz girdi bu hafta ve hepimizi çok şaşırttı. Bu heyecanı üzerimizden atarken günler de nasıl geçiyor anlamadık. Ela ile ilgilenemediğim çok yoğun çalıştığım 2 haftanın acısını şimdi çıkarıyorum. Çok özlemişim onunla vakit geçirmeyi. Geçen hafta artık arıza çıkarmaya başlamıştı ki dört gündür dolu dolu ilgi ve aktivite ile gerçekten düzeldi. Anladım ki bana yapıyormuş..

Ela’ya babası kutudan robot elbisesi yaptı. Kollarını çıkardı salına salına gezdi. Güldü, eğlendi. Bu eski kutu da bir anlam buldu. Hafta sonu Ela’yı Binbir Çiçek Okulu’nun deneme dersine götürdüm. Açıkçası çok şaşırdım diyebilirim. Kreş olarak güzel bir ortam yaratmışlar. Hiç oyuncak yok nerdeyse herşey hayal güçlerini kullanabilecekleri şekilde tasarlanmış Montessori malzemeleri kullanıyorlar. Lavabolar çocukların boyunda. Ders de çok hoş hazırlanmış bence. Ela henüz anlayamadı ama çocuklar hayal güçlerini kullanarak robot oldular, balon oldular. Yani konsept çok güzel. Ela anlayabilecek yaşa gelmemiş o da ayrı. Buraya kadar herşey çok güzel ama dersi veren bayan ve sahibi bayan beni hayal kırıklığına uğrattı. İkisi de yakında regl olucaklarmış gibi davranıyorlardı bize de çocuklara da. Sahibi ile ilgili düşündüklerimi burda söylemek istemiyorum ama dersi veren bayan hakkında birşeyler söylemek istiyorum..

Öncelikle bu bayan ders verdiği kişilerin 1.5 -3 yaş arası mini mini çocuklar olduğunun farkında değil sanırım. Yapmayan ortalıkda gezen çocuklara garip garip bakmalar, kaldırıp düzeltmeler, biz de öğrenciymişiz gibi garip bakışlar, offlamalar, sanki birazdan tek ayak üstünde durun diyecek. Başta söylediği sözleri söylemeyeceğim ama ders sırasında da beni çileden çıkardı. “Kapıyı kapatın” diye hafif sesini sertleştirme, birkaç kere başını yana eğerek “siz katılın bırakın o nasıl yaparsa yapsın” demeler (burda o Ela oluyor sanki benim için gelindi, ayrıca sanane istediğim gibi ilgilenirim sen işine bak), tekrar söylüyorum bu bayan 1.5- 3 yaş arası çocuklara hem de deneme dersi verdiğinin hiç farkında değil.. En son Ela lavaboya doğru gittiğinde ve çoraplı olduğu için oralara bastığında çorabı ıslanıcak diye arkasından koştuğumda bana “çok müdahale ediyorsunuz” dedi. Ben de “eğer kızıma yedek çorap vericekseniz müdahale etmeyim” dedim. Benim kızım çok hareketli bir çocuk, henüz 1.5 yaşında, neden beraber gidiyoruz oraya çünkü henüz tek başına böyle şeyler yapmaya hazır değil. Ne zaman hangi perdeye asılır, nereye tırmanmaya çalışır ben bilmiyorum. Neyse bu bayanın sadece o güne özel bu kadar ters ve asabi olduğunu düşünmek istiyorum. Yoksa kibarlıkdan nasibini almamış bu davranışlarla bu kreş kötü bir seçim yapmış. ÜStelik dediğim gibi kreşin kendi ambiansını da çok beğenmiştim.

Neyse uzatmayım Pazar günü de bizim bebeleri Pembe Kurbağa tiyatrosuna götürdük. Ela başta kukla kuşdan çok korktu. Sonra tüm tiyatroyu bana sarılarak seyretti.

Ela’ya sonunda kendi boyuna uygun bir oto koltuğu aldık. Alttaki doğduğundan beri kullandığı emektar koltuğunu da Ela, kurbağasına verdi. Ne kadar cömert kızım var benim. Kurbağası ile ayakkabılarını da koltuğunu da paylaşıyor.

Geçen hafta sevgili babamın 60. yaşını kutladık. Umarım daha uzun yıllar beraber oluruz babacım.
Ela son günlerde dansa taktı. Sürekli kurbağa müzikleri ile dansediyor. Bir de artık bana masal anlattırıyor. Ve uydurdugum masalda olan olayları benim üzerimde deniyor. O yüzden çok dikkatli olmalıyım. Mesela Eşek demişki kediye “Haydi atla sırtıma da gidelim”. Burda eşşek ben oluyorum hemen ve Ela sırtıma atlıyor.. Kendime zarar gelmesini istemiyorsam usturuplu atmalıyım.

3 kelimeli cümlelere başladı Ela.. “Ayı, gel otur” diyor mesela. Bir ay içinde fişek hızıyla konuşması gelişti. Ve konuşmaya derdini anlatabilmeye başladığından beri daha az huysuzluk yapıyor. Çünkü sorularıma cevap verebiliyor. Bu günler böyle geçiyor. Kısa kısa derken manyak gibi yazmışım. Vur deyince öldürüyorum son zamanlarda.

Ocak 27, 2010 Posted by | 19.ay, Aktivite, gelişim | 9 Yorum

Okumak Başta Gelir


Evde zaman geçiriyorsanız çocuğunuza yapabileceğiniz EN İYİ şey ona okumaktır. Düz ve basit. Yaşı kaç olursa olsun, çocuklar yüksek sesle okunmaktan çok çok fayda görürler. Çocuğunuz küçükse benim yaptığım gibi renkli kitap sayfalarına bakarak uydurmak da buna dahil. Okumanın eğlenceli bir aktivite olduğunu onlara öğretmeye yardım ederken, dinleme ve anlama becerilerini geliştirir, sözcük dağarcığını artırır, erken konuşmaya faydası olur, hafızayı geliştirir, eğlenceli vakit geçirir ve daha bir çok..

Okullarda da yüksek sesle okumak hergün yapılan bir aktivitedir. Peki neden evde yapmayalım? Her gün? Evet, her allahın günü. Evet! HERGÜN! Tüm meşgul aileler duyun, tutarlı bir yüksek sesle okuma aktivitesi rutini faydalı olur. Yatak zamanı çok seçilen bir zamandır, ama kahvaltı zamanı da hoş olabilir. Peki neden banyo zamanı olmasın? Annem bana yemek yerken kitap okurdu. Pippi Longstockings tüm sebzelerimi yememi sağlardı. “Tamam bir kısım daha ama ancak kerevizini bitirirsen”. Ne pazarlık dönüyormuş ama.

Ne kadar sıkıştırmak zorunda kalırsanız kalın, mutlaka atlamayın. Buna ayırdığınız zaman paha biçilmez.

Ekstra not – Çocuğunuza siz kendi kendinize okurken sizi gözlemesi için fırsat da verin. Model olma çok güçlü bir öğretme aygıtıdır ve çocuğun ebeveynleri birer okuyan olarak gözlemlemesi daha çok kitap okumasına faydalı olacaktır.

Ocak 20, 2010 Posted by | Aktivite, gelişim, Kitap | 5 Yorum

Mutfakda Matematik Var



Tabii ki, mutfakta çocuğu işin içine katmak çok güzel bir oyalama yöntemi. Fakat, biliyor musunuz mutfakta basit matematiği kullanarak ona öğretebileceğiniz ne çok şey var. Pişirmenin matematiği çoğu zaman farkedilmiyor. Tabii ki çocuğun yaşına göre değişiyor. Şöyle örnekler verilebilir. En küçük çocuklar için buzdolabına birşeyler yerleştirirken sürekli matematik kullanılabilir. “Bir tane salatalık ver, iki tane biber al. Burda 4 tane domates var”. “Kaç tane portakal sıkalım?” Cevap vermese bile öğreniyor. Bulaşık makinasından tabak verirken de sayabilirsiniz. Biraz daha büyük bir çocuğun unu ölçtüğünü düşünün, torbada kaç tane çikolata olduğunu tahmin etmesini istediğinizi, kaç kaşık şeker attığınızı beraber saydığınızı, mikserle kaç kere karıştırdığınzı da olabilir. Matematik’in bu kadar tatlı olabileceğini düşünür müydünüz? Ben bir süredir matematiği konuşmalarımızın içine sokuyordum. Gerçekten meyvelerini vermeye başladı. Bugün merdivenleri çıkarken Ela 7’ye kadar saydı. Matematik hayat içinde çok kullanılabilecek bir oyalama da oluyor.

Ekstra: Kuki’lerinizi pişirdikten sonra, aile üyeleri arasında paylaşmayı da çalışabilirsiniz, “1 anne için, 1 benim için, 1 baba için”… gibi. Şimdi de kesirleri keşfetmeyi yüklüyorsunuz!

Ocak 7, 2010 Posted by | 18.ay, Aktivite, gelişim, montessori | 5 Yorum

Selin’den Öpücükle Birlikte

Montessori grubumuzun hediye çekilişinde bize hediyemizi verecek Çiğdem ve Selin‘di. Ela grubun en şanslısı olacakki Selin’ler bize 5 dk uzaklıkta oturuyor. Ela ile oynamaya ve hediyemizi almaya Çiğdem’lere gittik. Çiğdem daha önce kibar bir davranışla bana alacağı hediyenin Ela’nın yaşı için biraz büyük olduğunu ama kaçırmamamız gerektiğini söyledi. Ben de oyuncağın fikrine bile bayıldığım için seve seve “Tabi tabi kaçırma 2 yaşından sonra veririm” dedim..

Selin’le Ela artık birbirilerini tanıyorlar, hiç yabancılık çekmeden direk oyuna girdiler. Yeni tanışdığımız Görkem ve Yiğit de geldiler. Yiğit hemen kızlarla oyuna daldı. Sonra hediyemizi alma zamanımız geldi.

Çiğdem hediyeyi Selin’in boyadığı kağıda paketlemiş. Çok çok hoşuma gitti. Kağıtların bu şekilde tekrar kullanılması da çok hoşuma gidiyor aynı zamanda Selin kendi elleriyle yapmış olduğu bir hediye daha vermiş oldu.
Ela hediyesini çok heyecanla açtı. İçinden çıkanları da biraz kurcaladı ama sonra hediye ile ben oynadım, biraz da Selin oynadı:).. Ela’ya 2 yaşında tekrar vermeyi düşünüyorum ki zaten şu an yapamayacağını bekliyorduk.. Resimde görülen ayıya tahtadan iğnelerle çeşitli kıyafetleri giydirebiliyorsun. Çok eğlenceli bir oyuncak. Elayla birlikte oynayacağımız günü bekliyorum.

Selin ve Ela birbirleri ile çok güzel oynadılar, öpücükler sevmeler falan çok keyifli bir gün geçirdiler. Selin gibi Ela da yola çıkar çıkmaz uyudu. Çocukların eğlendiği ve yorulduğu sonra hemen uyumasından anlaşılıyor. Bu güzel aktiviteyi yaptığımız ve bizim gibi bunu birebir paylaşma şansı yakaladığımız için çok memnunum.


Aralık 26, 2009 Posted by | 18.ay, Aktivite, Ela'nın arkadaşları, montessori | Yorum bırakın

Suyun Büyüsü ve Yapıştırmayı Öğrenmek

İlk aktivitemizin adı :”Suyun Büyüsü“. “101 Fun, Easy Games That Help Learn Kids To Focus” kitabında gördüğüm aktivite kitapta da bu adla geçiyor.

Materyal çok basitmiş görünse de sünger ve bir tas su 1.5-3 yaş arası bir çocuğun odaklanması için eğlenceli zamanlar yaratıyor. DİKKAT: Bir tas suyun yanında bile asla çocuğunuzu yalnız bırakmayınız.

Uyarmaya çalıştığımız ilgi noktası: Odaklanma
Materyaller: İki tas, biri yarı dolu
Temiz, kuru sünger parçaları

Süngerleri çocuğunuzun rahatlıkla sıkabileceği küçüklüklerde kesin. Islanmanın çok önemli olmadığı biryerde çocuğunuzun önüne bir dolu bir boş tas koyuyorsunuz. Süngerlere suyu toplayıp diğer tasa sıkarak eğlenmesinin tadını çıkarıyorsunuz. Çocuk burda süngerler yaşken ve kuruyken nasıl olduklarını da görüyor. Suyu öbür tasa aktarması da çok hoşuna gidiyor.

Varyasyonları
* Plastik bir şişenin iki tarafını kesin. Plastiği içi görünmez bir malzemeyle kaplayın. Suyu plastik tünelin içine doğru akıtıp öbür tarafdan nasıl aktığını seyretmesini, yaşına göre kendisinin de yapmasını sağlayabilirsiniz.
* Tenis topu veya benzeri bir topu tasın içine atın.. Çocuğunuz yakalamaya çalıştıkça kaçışına tanık olup, eğlenecektir.
* Tasa mantar tıpalar atıp, bir tarafdan üfürebilirsiniz. Tıpaların suyun yüzündeki hareketi çok hoşuna gidebilir.
Bu oyunlar banyoda da veya çocuk küvetinde de güzel oynanabilir. Oyunlar oynanırken kaymamasına dikkat edin. Kaymaz bir mat güzel olabilir.

Ne öğreniliyor?
Çocuklar eşyaların ıslandığında nasıl şekil ve özellik değiştirebildiğine dair ilk derslerini alıyorlar. Bu örnekte, kuruyken yüzen bir şeyin ıslandığında nasıl battığını da gözlemliyor.
Aynı zamanda, suyun nasıl çeşitli kapların içinden veya dışından geçtiği gibi özelliklerini öğrenme imkanları oluyor.
Dünyada keşfedilecek çok güzel şeyler olduğunu da gösteriyor..

Ela uzun süre süngerlerle oynadı. Ordan oraya su taşıdı. Topu yakalamaya çalıştı. Sonra suya çırparak eğlendi.. Çok keyifli zaman geçirdi.

Küçük Çocuğa Yapıştırmayı Öğretmek


Bir kartona yapıştırılmak üzere bir sürü kare ve üçgen kestik birlikte. Önce makas kullanmanın ne kadar ilginç olduğunu gördü.. Keserken çok eğlendi. Sonra ağzına almadığına emin olarak ve her yapıştırdığımız karede beraber “kare, her üçgende “üçgen” diyerek ev şeklinde beraber yapıştırdık.. Yapıştırmak da hoşuna gitti. Üstüne de biraz makarna ve kürdanla süsleme yapıp çok eğlendik..

Sonra beraber pamukları topak topak hale getirdik.. Ve kağıdımıza yapıştırdık. İki tane göz, bir süpürge, bir de burun kestik. Ela sonra kar kar diye dolandı bütün gün. Keşke kar görüp öyle yapsaydık ama olsun çağrışım yapar diye düşünüyorum..

Aralık 17, 2009 Posted by | 18.ay, Aktivite, montessori | 7 Yorum

Aborjinler Ev Bastı….

Valla o gün sabah herşey normal başlamış gibiydi. Ela Hanımla şıkşıkıdım eşofman giyindik ve MyGym’e gittik. Hafta içi sakin oluyor diye gittik bi baktık herkesler orda. Melisa orda, Selin orda, hatta Amerikanya’da uçarken görülen Mira bile ordaydı. Neysem efendim bizim hiç yerinde durmayan Ela ve Melisa zıpçıktıları dün MyGym boyunca yine ordan oraya savurdular bizi. Mygym sona erince dedikki bugünkü aktivite bunlara yetmez. Meral ve Melisa ile birlikte bize geldik.

Sözde önce onları uyutup biraz sohbet edicektik. Onlar bizi uyuttu. Öğleden sonra yine iplerini kopardılar. Sandalye kapmaca, kutu içinde devrilmece derken baya oynadılar.


Melisa Ela’ya harika bir ayranlı nar hazırladı. Ela da afiyetle yedi. Artık sakinleşip aktivitemizi sonlandırmak üzereydik kii..

Evimizi Aborjinler bastı. Bu aborjin ırkı çok tatlıymış kardeşim. Boyları 1 metrenin altında, haliyle dilimizi bilmiyorlar. Yüksek enerji sahibi bir yapıları var. Bir anda 5 m2’ye dağılma kağasiteleri de çok yüksek.
Bazen çok tehlikeli olabilen bu ırk kendi içlerinde çok şakacı ve neşeli yaratıklar. Şarkılar yoluyla ağızdan ağıza birçok bilgi aktarıyorlar. Ellerinin ayaklarının hiç kontrolü yok, çok da gamsızlar.
Bizim eve de bir süre neşe saçan bu yaratıklar. Birbirilerinden ayrıldıktan sonra pıt diye bayılıp gittiler.. Demek ki neymiş. Aborjinleri zayıflatmak istiyorsan birbirinden ayıracaksın. Çünkü gücü birbirlerinden alıyorlarmış.

Aralık 10, 2009 Posted by | 17.ay, Aktivite, Ela'nın arkadaşları | 5 Yorum

Sucuk Aktivitesi

Siz nasıl sucuk yapılıyor biliyor musunuz? Ben de bilmiyordum. Biz sucuğu çok severiz. Ama çok uzun zamandır sucuklardaki renk ve tat artırıcı özellikle nitrat gibi katkı maddeleri yüzünden kesinlikle almıyoruz. Gerçek anlamıyla yılda bir kere tanıdığımız bir kasap kendi köyünde yaptığı katkısız sucuktan getiriyordu ondan alıyorduk. Onda bile ben katkısız ama etin hangi kısımları ile yapılmış acaba diye düşünmeden edemiyordum. Salam, sosis türü gıdaları zaten hiç tüketmiyoruz ama sucuk resmen aşerme kıvamında sevdiğim için cocam sağlıklı sucuk yemenin yollarını bulmaya çalışıyordu..

Sonunda bulduk. Cocamın amcası da uzun yıllar Kayseri’de yaşamış nasıl sucuk yapılır biliyor. Bir de kıyma makinesi var biz dedik yaparız bu işi.. Öncelikle sağlıklı olduğuna emin olduğunuz etin güzel kısımlarını kıyma yapıyorsunuz sonra miktarlarını benim bilmediğim oranda eti korumak için baharat, sarmısak ve tuz koyuyorsunuz. Bu eti koruyormuş. Bir de bağırsak alıcaksınız. Bu da satılıyormuş. Ama gerçek bağırsak olucak bir de plastik benzeri bir malzeme satılıyormuş, onu düşünemiyorum. Bağırsak’a da kıymayı makineden geçirerek dolduruyorsunuz. Sucuğun kuruması için uygun bir hava varmış. Hem biraz güneş olucak ama öyle bozulacağı kadar değil hem de rüzgar olucak ki astığınızda et hızla korusun. Sonra da tabii pişirerek yiyorsunuz. Tadı harika oluyor.. Bu arada benim anlattığım gibi üstünkörü yapılmıyor ben anafikrini anlattım. Korumak için eklediğiniz doğal malzemeler, rüzgar ne kadar kuruyacağı gibi detaylar çok önemli. Bir gün sucuk ekmeğe beklerim.

Neyse biz de 5 kişi cocamın ailesinin evinde bu işe giriştik.. Yukarıda sağlıklı olduğuna emin olduğumuz sucuklarımızı görüyorsunuz..
Bu yazıları da (yazı 1, yazı 2 gibi) okuduktan sonra bir daha asla marketten sucuk almamaya yemin edebilirsiniz benim gibi.

Aralık 7, 2009 Posted by | Aktivite | 3 Yorum

Haftanın Aktiviteleri

http://www.youtube.com/get_player

Bu haftanın BEÖ aktivitesi tam bize göre. Ela müziği de dansı da çok seviyor. Şimdiden gerçek seçimleri var. Öyle her müzikde dans etmiyor. Ritmli müziklere bayılıyor. Minik video hergünkü danslarımızdan biri. Ne de olsa ikoncan partilerine dansçı yetiştiriyoruz. Hamileyken ve çok minik bebekken de sürekli Techno müziğe maruz kaldığı için sanırım o da Techno seviyor. Napalım anne babası nasılsa mecburen bize çekti.

Kuzenimin Flamenko gösterisini çekmiştim. Bir de bu gösteriyi seyrettik beraber. Ela müzikle beraber baya dans etti. Elini kolunu salladı. Çok hoşuna gitti. Dansı sever umarım benim gibi. Çünkü ben bir dans hastasıyım.


Bu hafta bir de yüzümüzü tanıyalım aktivitesi yaptık. Kendi ağzını, burnunu, gösteriyor Ela. Ama başka insan vücutları üstünde bir çalışma yapalım dedim. Dergilerden kestiğim fotoğraflarla “Amcanın ağzı nerde?”, “Hadi bana bir göz göster?” şeklinde biraz oynadık.. Başkalarının vücut kısımlarını keşfetmek için güzel bir egzersiz bence.

Son olarak da mandalları tasın etrafına yerleştirmece. Bir mandalı parmağı ile açıp kenara yerleştirmenin bir bebek için bu kadar zor olacağını daha önce düşünmemiştim. Çalışmaya başlayınca bir baktım, parmakları kayıyor, zorlanıyor. Araştırdım küçük kas gelişimi için çok faydalı bir egzersizmiş. Renklerine de ayırdık biraz renk öğrenmeye başlaması için, sonra tasın kenarına dizdik. Egzersizin sonunda biraz yardımla becerebilmeye başlamıştı. Bu mandal olayını şeker tutacağı gibi aletlerle tekrar denemek lazım. Mandal oyununu denemenizi tavsiye ederim geliştiğini göreceksiniz. Tabii 16 ay ve üstü çocuklarda.

Kendi eşyalarını kendi taşımakta üstüne yok ama boyuna bakmadan herşeyi kucaklayıp taşır benim kızım.

Kasım 13, 2009 Posted by | 17.ay, Aktivite, gelişim | 4 Yorum