Elanın Uydusu Ece

Just another WordPress.com site

Bebeklere Fısıldayan: Büyüme Atakları

Büyüme atakları bir rutin izleyen anneler için çok problem yaratan şeylerdir. Bazıları daha çok besleyip yeni bir alışkanlık başlatmaktan korkar. Bazıları daha fazla besler fakat nerde duracağını bilemez ya da durmaktan korkar. Büyüme atakları çok gizemli görünür. Aşağıda Tracy Hogg’un kitabında büyüme atakları ile ilgili neler söylediği var. (Sayfa 116)

Büyüme atakları emziren anneler için mama veren annelerden daha çok “problem”miş gibi görünür. Fakat her iki tarafın da problemleri vardır. Eğer bebeğiniz 2.5-3 saatlik rutininizde güzelce besleniyordu ve birden bütün gün yemek yemek istiyorsa, bir büyüme atağı içinde olması büyük ihtimaldir. Hogg bunun 2 veya 3 gün sürdüğünü söyler. Ben de eklemek istiyorum kü, eğer büyüme atağına önem verirseniz sadece birgün veya 2 de sürebilir. Eğer daha çok beslemeyi reddederseniz, büyüme için gerekli kaloriler daha uzun sürede dolacaktır. Hogg der ki, eğer bebeğinizi beslerseniz 48 saat civarında sürecektir. Sonra bebeğiniz rutinine geri dönecektir.

Büyüme atakları ne sıklıkta olur? İlk 4 ay sıklıkla olur. Hogg 3-4 haftada bir olduğunu söylüyor. Hogg büyüme atağının, süt kaynağının azalması ile karıştırılmaması için uyarıyor. Aklınızda olsun arada bir sağarak süt kaynağınızı kontrol edin.

Büyüme atağı nasıl çalışıyor? Anne daha çok süt uyarımı aldığı için daha çok süt üretmeye başlıyor. Bebeğiniz daha çok süt ürettirmek için daha sık yiyor (belki de daha uzun süreli emiyor). Vücudunuz sonra bebeğin alması için daha çok süt üretiyor. Eğer mama ile besliyorsanız, verdiğiniz mama miktarını artırabilirsiniz — bebeğin bir alışda daha fazla içeceğini varsayarak. Eğer emziriyorsanız, beslemenize ekstra bir emzirme eklemek zorundasınız.

Eğer bebeğiniz sadece gece daha açsa,muhtemelen büyüme atağı değildir. Bebeğiniz gün içinde yeterince kalori almıyor demektir. Gününüze bir besleme daha eklemelisiniz. Başka bir opsiyon da günün ilk emmesinden sonra kalan sütü sağmaktır. Bu sütü saklayın ve bebeğinize gece biberonla verin.

Reklamlar

Nisan 15, 2010 Posted by | bebeklere fısıldayan kadın, gelişim | 1 Yorum

Bebeklere Fısıldayan : Yeme Profilleri

Bebeklere Fısıldayan kitabında yazdığı gibi (Sayfa 99), kişilik profiline göre bebeğinizden ve yeme şeklinden bekleyebilecekleriniz işte burada. Bu emzirme ve biberonla beslenme şekillerinde de uyuyor.

  • Melek Bebek : İyi beslenici
  • Kitap Bebek : İyi beslenici (Ela ile doğru ama Hogg’dan sonra)
  • Nazlı Bebek: Özellikle emzirildiğinde sıklıkla sinirli olur. Pek esnek değillerdir. Aşırı derece tutarlılık severler.
  • Hareketli Bebek: İyi beslenici
  • Huysuz Bebek : Sabırsırsız. Beklemeyi hiç sevmez. Memede zaman zaman mücadele eder. Eğer akışkan bir ucu varsa biberonla çoğu zaman keyiflidir. Emzirmesi zahmetlidir.

Şubat 26, 2010 Posted by | bebeklere fısıldayan kadın | Yorum bırakın

Bebeklere Fısıldayan :S.L.O.W

Bebeklere Fısıldayan Kadının Sırları kitabında S.L.O.W. 65. sayfada anlatılıyor. S.L.O.W, Hogg tarafından kullanılan ve ebeveynlere bebek ağladığına durup düşünmeleri için yardım eden bir akronimdir.

  • S: Dur (Stop). Unutma, ağlamak bebeğin için iletişim yoludur.
  • L: Dinle (Listen). Ağlamanın nedenini belirle. Bebeğin ne için iletişim kurmaya çalışıyor?
  • O: Gözlemle (Observe). Bebeğin ne yapıyor? Ağlamadan önce ne yapıyordu?
  • W: Ne oluyor? (What’s up?) Ne görüp, duyduğunuza dayanarak, değerlendir ve cevapla.

Bu akronimle, bebeğinizin nasıl iletişime geçtiğini daha kolay öğrenebilirsiniz. Anneler için hemen ağlamaya cevap vermemek çok güçtür. Çok uzun bir zamandan bahsetmiyoruz, daha çok doğru olarak cevaplamaktan bahsediyoruz.

Dur (Stop)
Hogg’un durmak için bir yapmasının birçok nedeni vardır:

  • Bebeğiniz iletişim kurmayı öğrenebilir. Eğer şans verilirse, bebek söylediğinin anlaşıldığını öğrenir ve çok küçükten itibaren gerçekten iletişim kurar. Bununla birlikte, çocuğunuz iletişim çabalarını geliştirmek için mücadele edecektir. Ben kızımda bunun doğru olduğunu hergün görüyorum.
  • Bebeğiniz kendini sakinleştirme yeteneklerini geliştirecek. Ela yeni doğmuşken, annem şu dakikadan itibaren birgün gelip benden kopacağını ve kendi ayakları üzerinde duracağını anlamam gerektiğini söylemişti. Buna fiziksel, sosyal, duygusal ve zihinsel olarak da dahil. Bu beni terkedecek ve benimle bir daha konuşmayacak demek değil, fakat benim işim ona kendi ayaklarının üzerinde durmayı öğretmek. Eğer her zaman müdahale ederseniz, ona kendi kendine anlayıp karar vermek için bir şans vermiyorsunuz. Bu çoğu anne baba için gerçekten zor. Çocukları zorlanırken karışmamak için kendilerini zor tutarlar. Ben Ela’nın kendi problem çözme yeteneği gelişsin diye çok mecbur değilsem (eğer ortada güvenliği ile ilgili bir konu yoksa veya kendisi yardım istemiyorsa) karışmıyorum. Baştan bu alışkanlığı kazanırsanız çok iyi olur.
  • Bebeğinizin dilini öğreneceksiniz. Daha önce belirttiğim gibi, önce durmak ve düşünmek bebeğinizin ağlamalarını daha çabuk öğrenmenizi sağlayacaktır.

Dinle
Dinlemeniz için bazı öneriler.

  • Günün hangi vakti olduğunu düşünün. Uyku zamanı mı? Uyku zamanı bitti mi? Oynuyor ve şimdi sıkıldı mı?
  • Durumu düşünün. Bebeğinizin etrafında başka neler oluyor? Bir köpek mi havlıyor? Evde pişenler yüzünden güçlü kokular mı var? Sıcak veya soğuk oldu mu? Etrafındaki aktiviteler yüzünden aşırı uyarılmış olabilir mi?
  • Kendinizi düşünün. Nasıl hissediyorsunuz? Bebeğiniz bazen sizi, sizin kendinizi bildiğinizden daha iyi bilir, duygularınızı direk anlar. “Anne mutlu değilse, kimse mutlu değildir” sözünü duymadınız mı? Çok doğru. Bu anneye herhangi bir durumdan mutlu olmayı öğrenmesi için büyük sorumluluk yükler. Aynı zamanda, bilin ki çocuğunuzun hissetmediği hislerinizi de ona yansıtırsınız.

İşte dinleme yeteneğinize zarar veren bazı şeyler:

  • Kafanızda başka birinin sesi var. Etrafda ne yapmanız gerektiğini söyleyen bir sürü insan vardır. Sizin de iyi bir ebeveyn nasıldır ve nasıl değildirle ilgili kendi gözlemleriniz ve düşünceleriniz vardır.
  • Ağlayan bebeğinize yetişkin duyguları yakıştırırsınız. Hogg diyorki, bebekler üzüntüden, sizi manipüle etmek için veya gününüzü mahvetmek için ağlamazlar. Bebekler, sıkıldığını, acıktığını, yorulduğunu ve rahatsız olduğunu anlatmak için ağlarlar.
  • Kendi motiflerinizi ve problemlerinizi bebeğinize de mal edersiniz. Yalnız olmaktan nefret ederseniz, bebeğiniz de yalnız olduğu için ağlıyor sanarsınız. Karanlıkta gergin oluyorsanız, bebeğinizin de karanlıkdan korktuğunu farzedebilirsiniz. Kendinizi ve kendi korkularınızı bilin ve sonra çocuğunuza bir birey gibi davranmaya çalışın.Kendi duygularınız yerine bebeğinizin ihtiyaçlarının ne olduğunu dinlemeye çalışın.
  • Ağlama sesine karşı düşük toleransınız var. Belki de ağlamanın kötü anneye eşit olduğunu düşündüğünüzdendir.
  • Bebeğinizin ağlamasından utanıyorsunuz. Bu genelde etrafda ziyaretçiler varsa veya halk içinde genel olarak olan şeydir.
  • Zor bir doğum yaptınız. Bebeğinizin deneyimi konusunda kendinizi kötü hissediyorsunuz ve bu yüzden ağlıyor zannediyorsunuz.

Gözlemle
Gözlemlemek için sadece ağlamayı duyup değerlendirmek değil, bebeğinize bakmanız yardımcı olur. Hogg anlamlarıyla birçok vücut dili aksiyonları listeler (sayfa 80). Bu; baş, gözler, ağız, yüz, eller/kollar, gövde, deri ve bacakları da içerir. Her bölümden bir örnek vereceğim.

  • Baş. Objeden başını öbür tarafa çevirir = bebeğin görüntüsünün değişmesine ihtiyacı var (sıkılmıştır)
  • Gözler. Göz kırpmadan bakar, sanki gözleri fırlıycak gibi = aşırı yorulmuş ve aşırı uyarılmış
  • Ağız. Ses olmadan bağırır, sonunda nefes alarak ağlar = gaz veya başka bir ağrısı var
  • Yüz. Yüz buruşturma, hızlı soluk alıp verebilme, gözlerini kırpma, gülümsemeye benzer bir yüz hareketi = gaz veya başka bir ağrısı olabilir, veya kaka yapıyor
  • Eller / Kollar. Koordinesiz şiddetle sallanması, cildini yakalamak = aşırı yorgun veya gazı var
  • Gövde. Arkaya kavis yapar, meme veya şişe arar = açlık.
  • Ten. Tüyler kabarır = üşümek
  • Bacaklar. Güçlü, koordinasyonsuz tekme = yorgun

Ne Oluyor?
Bu bölümde, Hogg ağlamanın nedenini çıkarmak için duyduğunuzla gördüğünüzü birleştirecek yollar listeliyor. Sayfa 86’da başlıyor. Şimdi problem olarak görünen şeye göre davranabilirsiniz. Tablo harika.

Unutmayın, ağlayan bir bebek kötü bir ebeveyn olduğunuzu göstermez. Ağlamaya nasıl cevap vereceğinizi öğrenmek ve bir çözümle yaklaşmak, probleme karşı yapacak hiçbir şeyiniz olmamasından daha iyidir. Bunu yaparak potansiyel kötü alışkanlıklar öğretebilirsiniz. Mesela bebeğinizin canı sıkılıyor ama siz onu besleyerek cevap veriyorsunuz. Bu ona sıkıldığında yemek yemeyi öğretiyor, aç olmasa bile.

Şubat 8, 2010 Posted by | bebeklere fısıldayan kadın | Yorum bırakın

Bebeklere Fısıldayan : Uykulu Bir Yenidoğanı Beslemek

Uykulu bir bebek, bebeğini tam doyurmak isteyen bir anne için çok yorucu bir durumdur. Ela ilk doğduğunda, ben henüz kitaptan haberdar değilken, memede uyuya kaldığında uyuması için bırakıyordum. Sonra kitabı okumaya başladıkça ve memede uyumasına izin vermemeye başlayınca tam olarak doyduğu için daha uzun uyumaya başladı. Tracy Hogg, Bebeklere Fısıldayan kitabında beslemek için bebeği ayakta tutmakla ilgili bazı fikirler listelemiş.

İşte burdalar (99. sayfada)

  • Alnının üstünde yuvarlak hareketle ovmak için baş parmağınızı kullanın.
  • Sırtını veya kollarının altını ovun.
  • Parmaklarınızı omurgasında gezdirin.
  • Eğer hiçbiri işe yaramazsa bebeği 30 dk bırakın sonra tekrar deneyin (Hogg’un önerdiği gibi)

Hogg; ıslak bir bez veya ayak gıdıklama kullanmayın diyor. Söylemem gerekir ki ayak gıdıklamak Elada işe yarıyordu.

Bebeklere Fısıldayan Kadın kitabında, Hogg 6 haftalık olduktan sonra beslenirken daha az uykuya dalmaya eğilimlidir (sayfa 30). Bu hiç olmaz anlamına gelmiyor; bazıları uyuyor bazıları gerçekten uyumuyor. Fakat bu size belirgin bir fikir verir. Uğraşmalısınız. Ela bebekken 4 hafalıktan sonra ciddi bir gelişme farketmiştim.

Ocak 26, 2010 Posted by | bebeklere fısıldayan kadın | 1 Yorum

Bebeklere Fısıldayan : Parmak Emme

Bebeklere Fısıldayan Kadının Sırları kitabında, Tracy Hogg parmak emme hakkında çok şey anlatır. Der ki; “Parmak emme oral stimülasyon ve kendi kendini sakinleştirme davranışının önemli bir formudur (sayfa 127). Hogg, parmak emmenin bizim yönlendirmemiz gereken birşey olduğunu savunuyor. “Unutmayın ki bu, bebeğinizin kendi bedeni ve duyguları üzerinde ilk kontrol kazanımıdır” diyor. Çocuğunuza kontrol ve başarma duygusu vermektedir. Bu durum hakkındaki en mükemmel şey “büyük insanlar” tarafından değil bebeğiniz tarafından kontrol ediliyor olmalısıdır. Bebek hazır olduğunda emmeyi bırakacaktır.

Ela hiç emzik emmedi. Ben de pek vermeye uğraşmadım açıkcası. Baş ve orta parmağını 2 aylıkken emmeye başladı. 7-8 aylık civarında da bıraktı. Ondan sonra emmedi.

Hogg’un tavsiye ettiği üzere, 6. ayla başlayarak parmaklarını uyandığında ağzından çekmeye başladım. İlk başlarda bunu kızım sadece parmak emerken yapıyordum. Bu çok nadir bir problem oldu çünkü çoğunlukla parmaklarını emmek yerine onlarla oynamayı tercih ediyordu. Daha küçükken, eğer o anda gerçekten ihtiyacı olduğunu düşünüyorsam parmak emmeye izin veriyordum. Ben bazen izin verip bazen ağzından çekerek sonunda bu alışkanlığı bıraktı. Her izin verdiğim durumda dikkat ettim her zaman aynı durumlarda parmak emmeye çalışmıyordu.

Bazı zamanlarda büyüse de parmak emmeye izin verilmeli. Çok yorgun olduğunda, parmak emerek kendisinin sakin ve sessiz kalmasını sağlayabilir. Eğer bir şekilde incinirse, parmak emmesine izin vermelisiniz. Bunu kısa bir süre yapıcak daha sonra tekrar oynamaya devam edecektir. Aynı zamanda her incindiğinde de parmak emmek istemeyecektir.

Eğer hayır derseniz, buna üzülecek ve daha çok yapmak isteyecektir. Bu nedenle izin vermelisiniz. Rahatsız veya sinirli hissettiğinde, onu tutup parmaklarını ağzından çıkarın ve ona “parmaklarına ihtiyacın yok” deyin. Ona sakinleşmek için kendinizi önerebilirsiniz, özellikle hala emziriyorsanız sadece meme önermek bile onu sakinleştirecektir. Çoğu zaman hissettiği tüm gerginliği unutacaktır.

Sizin yerinizde olsam takip edeceğim tek süre (ve bu çocuğunuzun bağımlı olduğu herhangi birşey için de geçerlidir) 9-11 ay arasıdır. Çocuklar bu aylarda objelere karşı duygusal bağ geliştirirler. Ela için o duygusal bağ bendim. Bazı çocuklar için bir battaniye, bir bebek veya kendi parmağı ya da emzik olabilir. Bu yaşda çocuğu çok dikkatli izleyip, bu duygusal objeye karşı çok güçlü bir alışkanlık geliştirmesini engellemelisiniz.

Ocak 4, 2010 Posted by | bebeklere fısıldayan kadın | 1 Yorum

Bebeklere Fısıldayan : E.A.S.Y

Bebeklere Fısıldayan’ın Sırları kitabı’nda Hogg düzenli bir rutin öneriyor. Rutinine İngilizce harflerle E.(Eat), A(Activity), S(Sleep) ve Y(Your time) diyor. Yani sırasıyla Yemek, Aktivite, Uyku ve Sizin zamanınız. E.A.S.Y bölümünde yazanlarla ilgili sevdiğim bazı şeyler var. Bir tanesi annenin kendine ayıracak vakti olması üzerinde odaklanması. Bence bu anneler için mükemmel bir fikir. Şekerleme yap, hobilerinle ilgilen, yemek pişir, temizlik yap, bahçenle ilgilen, oku, dinlen, vs. Seni ne mutlu ediyorsa ve seni ne sen yapıyorsa onu yap. Bu bölümde başka bir sevdiğimde bir rutin oturtmanın harika nedenlerini veriyor. Eğer bir rutinin faydaları konusunda süpheliyseniz, bu bölümü okuyun derim. (sayfa 39) Aynı zamanda bir hiper programlamacı veya saat takipçisiyseniz, bu bölüm sizin için çok iyidir. Ben size ufak bir özet yazıcam. Hogg hiper programlama konusunda uyarıyor, fakat bir çok anne kendini bu tuzağa düşmüş bulur. Bu bölüm açılmanız ve herşeyi bir perspektifde tutmak için faydalıdır.

E.A.S.Y Çizelgesi
Aşağıda Hogg’un yapmış olduğu doğumdan 3 aylık olana kadar bekleyebileceklerinizin listesi var. Bakıp ilk 3 ayınızda tartabileceğiniz bir liste:

  • Beslenme. Bebeğinizin beslenmesi 25-40 dk. sürer. 3 kg ve üstündeyse beslenmelerinin arasında 2.5-3 saat dayanabilir.
  • Aktivite: Bezinin değişmesi ile birlikte 45 dk oynar. Buna tamamen katılmıyorum. Bazı bebekler beslenme ile birlikte 45 dk aktivite zamanına dayanabiliyorlar.
  • Uyku: Uykuya geçmesi 15 dk alır. Sonra 30-60 dk uyur. 2-3 haftalık bebek olduktan sonra, bebek geceleri daha uzun süreler uyumaya başlar.
  • Sen: Bir saat veya biraz daha fazla kendine ayıracak vaktin var.

Rutinin Çalışma Nedenleri

  • Herşeyin doğal olarak çalışmasında bir sıra vardır. Dünyadaki herşeyin bir işleme sırası ve kalıbı vardır. Gününüzün bir rutini vardır ve bebekde böyle sevecektir.
  • Bebekler sürprizleri sevmez.
  • E.A.S.Y. bebeğinizin herşeyin doğal düzenine alışmasını sağlar. Tabii ki E.A.S.Y Hogg’un Yemek/Uyanmak/Uyku düzeninin aynısıdır. Bebeği doyurur doyurmaz yatağına yatırmamak konusunda uyarıyor yoksa uyumak için emme’ye bağımlı olur diye. Sonra biz de genelde yemekden hemen sonra aktivite yaparız. Bu insanlar tarafından doğal olarak izlenen sıradır aslında. Çocuklarınıza aynı doğal ilerlemeyi önerin.
  • Yapı ve organizasyon ailedeki herkese bir güvenlik hissi verir. Bebek neyi bekleyeceğini bilir ve anne ve baba hayatını planlar. Aynı zamanda, başka çocuklarınız varsa işleri organize edebilirsiniz böylece büyük çocuklar gözardı edilmezler. Sadece bir bebeğiniz varken tüm dikkatinizi, ilginizi ona odaklamak kolaydır. Fakat birden çok çocuğunuz varsa, zaman ve ilginizi bölüştürmek zorundasınız. Bir rutinle bu çok daha kolaydır. İnanın bana.
  • Rutin ebeveynlere bebeklerini anlatmaya yardım eder. Bebeğiniz tahmin edilebilir rutin içindeyken, belli şeyler oluşunca anlayabiliyorsunuz artık. Yorgun bir ağlama ne zaman gelmeli anlıyabilirsiniz. Acıkma ağlamasını tanıyabilirsiniz. Bu bebeğinizin ağlamalarını tanımanıza da yardımcı olur. Bebeğinizin dilini daha çabuk öğrenmenizi sağlar.
  • E.A.S.Y. bebeğiniz için kesin ama esnek bir temel kurar.
  • Bir rutin yardımlaşmalı anne babalığı kolaylaştırır. Eğer herhangi biriniz benim gibiyse yeni bebeğinizi babayla bırakmak bile zordur. Fakat bir rutininiz olduğunda, bakan kişiye adımları öğretip bir sonraki adımı yapmasını rahatlıkla sağlayabilirsiniz. Fakat bakan herkes aynı şekilde rutine uyacak. Çocuklarınızı bakıcı ile daha rahat bırakabilirsiniz. Annem çok sık kızıma bakar. Programı bildiği için her zaman onun için kolay olmuştur. Ne bekleyeceğini ve nasıl yorumlayacağını iyi bilir. Eşimle 2 günlüğüne kayağa gittiğimizde bile programı tamamen belirli olduğundan ailem kızıma bakmakta hiç zorlanmadı. Kızım da anne ve baba ortalıkta yokken bile bir sonraki adımı bildiğinden hiç zorluk çıkarmadı. Rutin bir takım işi yapabilmek için de çok rahattır. Baba işten geldiğinde bile rutinin neresinde olduklarını bildiğinden kolayca adapte olup yardımcı olabilir.

Rutin ve Bebeğinizin Huyu
Daha önce huy hakkında yazmıştım. İşte herbir çocuk tipi ve rutinler hakkında bekleyebilecekleriniz. Bu arada bunlar sadece Hogg’un söylemleridir:

  • Melek Bebek: Kolayca adapte olur. Hastaneden gelir gelmez programa sokulabilen bir bebek biliyorum. Zor zamanları da oldu ama genelde çok kolaydır.
  • Kitap Bebek: Kolayca şekil verilebilen bir bebektir çünkü önceden tahmin edilebilir bir yapısı vardır. Bir kere önayak olursanız, fazla problem çıkarmadan takip edecektir. Ela bir kitap bebekti, ve çok kolay rutine alıştı. Ve rutinle, bir rutin olmadan yaptığından çok daha iyisini yaptı.
  • Huysuz Bebek: En kırılgan bebektir. Rutinin önceden tahmin edilebilirliğini sever. Tutarlılık bu bebekte bir anahtardır. Bir rutinde olmayan huysuz bir bebeğin anlaşılamayan ağlamaları mutlaka olur. Huysuz bir bebeğin ipuçlarının iyi takip edilemsine ihtiyacı vardır doğru zamanda yatağa yatırılmalıdır. Ela bir huysuz bebek olmamasına rağmen eğer yatırılması gereken zamanda yatırılmazsa çok arıza çıkarabilen bir bebektir. Fazla yorulduğu için çok enerjikleşip uyumayı da reddeder. Normalde hiç uğraşmadığımız halde bu zamanlar çok uzun zaman onu uyutmak için uğraşmak zorunda kalırız.
  • Hareketli Bebek: Programa karşı koyabilen veya rutin esneme gösterirse rahatlıkla değiştirmeye meyilli bir bebektir. Eğer kendisi için uygun olmayan birşey yapıyorsanız bunu size hemen anlatır. Sakinleşmesi ve uykuda kalması en zor bebektir.
  • Nazlı Bebek: Önce kolay kabul etmez görünebilir ama rutine başladığınızda daha mutlu olacaktır.

Rutini Oturtmak

  • Önce hepsini yazın. Log tutun. Bebeğiniz ne zaman besleniyor, ne kadar besleniyor, ne kadar sürüyor, dışkı hareketleri, ıslak bezleri, yapılan aktiviteler, banyo zamanları, ne kadar uyudu, siz kendi zamanınızda ne yaptınız ve iç yorumlarınızı da ekleyerek not tutun.
  • Bebeğinizi bir insan olarak tanıyın ve olduğu gibi kabul edin. Olmasını istediğiniz bebek olması için çalışmayın. Daha önce bebeğinizi tanıyın ve çocuğunuzun kişiliğini tanımak konularında yazmıştım.
  • Sakin olun. E.A.S.Y. Bebekleri tatlı, basit ve yavaş hareketler severler. Hareketlerinizi onun hızına ayarlayın.
  • Tutarlı bir program yapın. Daha sonra bununla ilgili de bir yazı yazacağım.

Aralık 5, 2009 Posted by | bebek, bebeklere fısıldayan kadın | 2 Yorum

Bebeklere Fısıldayan : Bebeğinizi Tanıyın


Bebeğiniz ilk doğduğunda, genel olarak sürekli uyur. Uyanmaya ve daha çok ayık kalmaya başladığında (doğmanın verdiği fiziksel yorucu işlemi atlattıktan sonra) gerçek kişilikleri belirmeye başlar. Ela kolik ve çok zor başladı, sonra inanılmaz şekilde hareketli ama kolay rutine sokulan bir bebek oldu. Hele Tracy’yi okuduktan sonra tamamen rutini oturttuk ve daha da kolay bir hayatımız oldu.

Tüm bebeklerin kendine özgü kişilikleri var. Çocuğunuzun kişiliğini bilmenizin önemi ile ilgili bir yazı yazmıştım. Bebeklere Fısıldayan Kadın’ın kitabında Tracy Hogg bebeklerin uyku, yemek, sakinleştirilmeye karşı tepki ve sakinleştirme ihtiyacı açısından farklılıklar gösterdiğini söyler. Aynı zamanda bu kişiliğin 3-5 gün içinde kendini gösterdiğini ve size bebeğinizin nasıl olduğu ve olacağı ile ilgili çok iyi bir fikir vereceğini de ekler.

Bunu kendi deneyimlerimde doğru olduğunu çok net gördüm. Ela’ya bakarken (kolik durumu dışında ve kolik bittiğinde) hemen bir yenidoğana bakmanın en kolay halini yaşadığımızı gördüm. Her öğrettiğimize çok çabuk yanıt aldık. Uykusunu, beslenmesini çok rahat rutine sokabildik. Herşey kitaplarda yazdığı gibi kolay olduğu için Ela’nın Hogg’un tanımına göre tam bir kitap bebek ama davranış olarak da hareketli bir bebek olduğunu gördük. Bu bizim avantajımızdı ama etrafımdaki bebeklerde çok net gördüğüm başka bir şeyde rutinsizlik ve ebeveyn hatalarının melek ve kitap bebeklerle bile hayatın kabusa dönüşebileceği şeklinde idi. Bu bebeklerle çalışmak sadece daha kolaydır.

Etrafımda çok bebek olduğu için çok net gördüğüm birşey de her bebek gerçekten çok farklı. Rutine sokmaya cevap vermesinden, nasıl yemeyi sevdiği, nasıl uyutulmaya cevap verdiğine kadar sevdikleri sevmedikleri yetişkinler gibi çok farklılık gösteriyor.

* Uyku : Her bebek birbirinden farklı uyku ihtiyacına sahip. Bunu da siz anlamak zorundasınız. Etrafımda gördüğüm bebeklerle kendi kızımı karşılaştırdığımda Ela’nın daha çok uykuya ihtiyaç duyduğu ve daha kısa aktivite vakitleri kaldırabildiğini farkettim. Mutlaka uyandıktan 4 saat sonra yatakta olması gerekiyor yoksa aşırı hareketli, huysuz oluyor ve uyuması çok zorlaşıyor. Her zaman bu şekildeydi. Nasıl uyunacağını bilir şekilde doğdu sanki. Bir arkadaşımın kızının daha çok eğitime ihtiyacı oldu, ciddi uyku problemleri yaşadı. Uyumamak için 10 takla atan bebekler de gördüm. Herkes kendi bebeğinin bu konudaki davranışını bilip ona göre önlem almak zorunda.

* Yemek: Emmekde sorun çıkaran bebekler vardır. Yeterince güçlü olmadığından olabilir, doğru emzirilmediğinden de olabilir. Bunlar düzeltilebilir yeterki siz vazgeçmeyin. Ela çoğu zaman bir emme şampiyonudur. Fakat hasta olduğunda, bazı dikkatinin açıldığı dönemlerde emmek istemediğinde sütümü hep sağıp içirdim. Dediğim gibi bebeğin dönemlerinde vazgeçmemek çok önemli. Hala emzirdiğime göre ben bunun bir kanıtıyım. Biberona alışmasından korkmayın yeterince küçükken biberona da alıştırırsanız hiç problem yaşamazsınız. Ben ilk olarak 3 haftalıkken sütümü sağıp biberonla vermiştim. Sadece alıştırmak için. Emzirmek zor iş. Sizin hasta olacağınız, onun hasta olup emmek istemeyeceği, işe döneceğiniz, onun sıkılıp emmek istemeyeceği, hatta kendinize zaman isteyip bir sinemaya gideceğiniz ve bebeğin başkası tarafından beslenmesini isteyeceğiniz zamanlar mutlaka olacaktır. Biberona alıştırmanız sizin için büyük bir lüks olacaktır. Hiç bir bebek annesinin memesinden soğumaz.

Sonra katı gıdaya alıştırırken de, yemek yerken de yemek yeme şeklini o belirleyecektir. Asla zorlamamalısınız. Yemek yemesi için zorlanan bebeklerde çok ciddi yememe bozuklukları olabiliyor.

* Stimülasyon: Bazı bebekler çıplak olmayı önemsemez, bazı bebekler nefret eder. Çıplak olmayı sevmeyen bebekler banyoyu da sevmez. Çıplaklığı önemsemeyen bebekler çıplak da gezer, banyoyu da önemsemez. Bu özelliğine göre çocuğunuza ihtimamla davranmanız gerekir.

* Sakinleştirme : Bazı bebekler sinirli veya üzgünken yalnız kalmaya ihtiyaç duyarlar. Kucağınıza almanıza bile delirirler. Biryere bağlı tutamazsınız. Ela’yı asla biryere bağlı tutamadık biz. Mama sandalyesine bağlarsak oturmaz, bağlamazsak kendi istiyorsa oturur. Araba koltuğuna bağlanmaktan nefret eder. Buna taviz göstermiyoruz ama ordan çıkmak için elinden geleni yapıyor. Bazı bebekler de sürekli kucak ister, sizin onu sarıp sarmalamanıza çok ihtiyaç duyarlar. Nereye koysanız orda otururlar. Bu özellikler de bebeğinizin sakinleştirilmesi ile ilgili çok fikir verir. Biz Ela’yı kendi haline bıraktığımızda sakinleşiyor. Ama fiziksel yakınlık her bebeğe gösterilmesi gereken bir yöntem. Emzirerek sakinleşmeyen bebek yoktur. Biraz öpücük ve sarılma da çoğu şeyi tamir eder.

Yani farklılar. Farklı insanlar, yenidoğanlar bile herşeyi farklı ister. Yenidoğan yaşamını aynı diye düşünürdüm ama gördüm ki tamamen farklı. Benzerlikleri var ama kendi özel eşsiz kişilikleri ile dünyaya geliyorlar.

Hogg, bebekler için bir kişilik profil testi yaratmış. Bu, kitaptaki en ilginç ve yararlı şeylerden biri. Bebeklerin 5 değişik mizaçla dünyaya geldiklerini söylüyor : Melek, Kitap, Hareketli, Nazlı ve Huysuz.

Yakın bir arkadaşım ve ben bu kitap olmadan ne yapardık diye düşünürüz bazen. Bu kitabın etkisi olmadan kişiliklerinin nasıl olacağını merak ederiz. Hogg, huyun bir etki olduğunu, bir yaşam kararı olmadığını söyler. Ben de kabul ediyorum. Psikolojik dünyada insan doğasının büyütme etkisine karşı bir savaşı vardır. Ben dünyanın buna baktığı perspektifden ikisinin de etkisi olduğunu düşünüyorum, fakat benim baktığım perspektifden büyütme şekli daha önemlidir. Bu başlı başına bir yazı olur. Sadece ne yaptığınızın çocuğunuzun huyunda iyi kötü bir etkisi olduğunu bilin.

Ela için bu quiz’i yaptığımda gördüm ki Ela bir hareketli bebekle kitap bebek karışımı. Ama kitabı okuduktan sonra dramatik değişiklikler oldu.

Kitabı okumadan önce
* Melek Bebek: 1
* Kitap Bebek : 6
* Huysuz Bebek : 1
* Hareketli Bebek : 7
* Nazlı Bebek : 5

Kitaptakileri uyguladıktan sonra
* Melek Bebek : 6
* Kitap Bebek : 12
* Huysuz Bebek : 0
* Hareketli Bebek :3
* Nazlı Bebek : 1

Dramatik bir fark. Ela kitapsız eminim bir hareketli bebek olurdu. Düzene kendi kendine girmez ve şiddet eğilimi gösterebilirdi ama şimdi bir kitap bebek hatta Melek bebekden de özelliklere sahip. Hareketli bebeğin sadece aşırı hareket ve fiziksel hareket ihtiyacı özelliklerini gösteriyor. Her huy için bir özet yapmamız gerekirse.
* Melek Bebek : Altın kadar iyi. İpuçlarını okumak kolaydır. Esnek ve portatiftir. Kolayca yemek yer, uyur ve oyun oynar ve uyandığında ağlamaz. Kendini kolayca sakinleştirir ve kendi kendine kolayca uykuya dalar.
* Kitap Bebek : Tahmin edilebilir. Üstesinden gelmesi oldukça kolaydır. Tüm mihenk taşlarına zamanında ulaşır. Büyüme ataklarına zamanında ulaşır. Çok küçükken kendi kendine ancak kısa periyodlarda oynayabilir. Güldüğünüzde size geri güler. r short periods from a young age. Smiles when smiled at. Normal düzensiz periyodları vardır fakat sakinleştirmek kolaydır. Uyutmak zor değildir.
* Huysuz Bebek : Aşırı hassas. Gürültüler onu rahatsız eder. Bazı zamanlar hiç neden yokken ağlar. Çok fazla uyarıldığında çok mızmız olur. Emmeyi sever. Uyumak için zorluk yaşıyabilir. Programında bir değişiklik huysuzlanmasına sebep olur. Önceden programının belli olmasını ve sırasını bilmeyi sever.
* Nazlı Bebek : Neyi sevip sevmediğini bilerek doğar ve bunu etrafına güzel gösterir. Çok sesli ve agresiftir.Uyandığında bağırarak ağlar. Kirli bezleri hiç sevmez. Vücut dili sıkıntılıdır. Kundaklanmayı sever. Kesintisiz ağlamaya başlarsa, hiddetli olana kadar daha çok ağlamaya devam eder. Başka bebeklerin elinden şansını yakaladığında ve yeteneği olduğunda oyuncakları alır.
* Hareketli Bebek : Eski ruh. Dünyaya kızgın doğar. Sabahları sızlanır. Fazla gülümsemez. Fazla gülmez. Çok hareketlidir. Gece uyumamak için yaygara koparır. Banyolardan ve üstünün, altının değiştirilmesinden nefret eder. Kundaklanmaktan, bağlanmaktan nefret eder ve bunu bilmenizi sağlar.

Rutinini uygularken Ela tam bir kitap bebek’e dödünüğünde, zaman zaman hareketli ve nazlı bebeğin özelliklerini yine de gösteriyordu.. Ama kitabın düzen prensipleri ile biryerde bağlı kalması veya masada oturması gibi yapmak istemediği özellikleri daha kolay kabul ettiğini gördüm.Tek formül asla taviz vermeyeceksiniz rutininzden ve düzen kurallarınızdan. Bazı şeyleri sevmeden yapıyor ama ilk doğduğundaki gibi büyük problemler çıkararak değil. Artık kuralları öğrendi. Uyku saatlerini ve uyku rutinini öğendi artık akşamları babasına iyi geceler öpücüğü verip, ortamdaki herkese el sallayarak yatağına gidiyor. Ve çok daha hızlı uykuya geçiyor.

Genel kaplama kuralları insanlara olduğu gibi bebeklere de uygulayamazsınız. İki ayrı bebeğe aynı şekilde davranamazsınız. Onlar birer birey. Bu özellikle ikinci, üçüncü veya fazla defa ebeveyn olanlar için bir numaradır. İlk bebeğinizde uyguladığınız numaraları ikincide uygulamaya çalışırsanız muhtemelen çalışmayacaktır. Çocuklarınız eşinizle sizin olduğunuzdan daha fazla aynı olmayacaktır. Hogg çocuklarınıza saygı ve sağduyu ile davranmanızı öneriyor.

Empati ve anlayış ile sizin ve çocuğunuzun hayatını kolaylaştırabilirsiniz. Güçlü taraflarını sağlamlaştırmak ve zayıflıklarının üstesinden gelmek için ona yardım edebilirsiniz. (sayfa 37) Hepimizin zayıflıkları ve güçlü tarafları vardır. Bu noktalar üzerinde çalışarak olabileceğimiz en iyi insan olabiliriz.

Kasım 19, 2009 Posted by | bebeklere fısıldayan kadın | 2 Yorum

Çocuğunuzun Kişiliğini Tanımak


Herhalde farketmişsinizdir, herkesin kendi kişiliği var. Hepimiz “aynı” insan değiliz. Etrafımızda olanları aynı şekilde algılamıyoruz. Çocuklarınız da buna dahil.

Çocuğunuzun kişiliğinde keşfetmek için açıkça zorunlu bir ilgi duyacağınız belli şeyler olacaktır. Kendisini sakinleştirmeyi öğretirken, müdahale edebilir misiniz? Eğer edebilirseniz hangi noktada? Bunun gibi kişilik özellikleri genellikle yaşamının ilk yıllarında keşfedilir. Bu kişilik özelliklerini keşfetmeniz ve kişilik detayları çocuğunuza ebeveynlik yaparken ölçülebilir şekilde size yardımcı olabilir.

Şema Teorisi diye bişey var. Bu teori esasen şöyle diyor: Hepimizin “gerçek nedir” ve “dünya nasıl işler ” le ilgili kendi versiyonlarımız vardır. Şemalarımız hayat deneyimlerimizden etkilenir. Her insanın hayatta kendi deneyimleri var. Bu nasıl iki insanın aynı olayı yaşayıp farklı şekilde anlattığını da açıklıyor. Her hikayenin 3 şekli varmış; sizin gördüğünüz, onların gördüğü ve gerçek.

Tanıştığı insanların kişiliklerini çok iyi değerlendiren bir arkadaşım vardı. Sonradan evlendik o arkadaşımla. Arkadaşlık ettiği insanların güçlü ve zayıf yanlarını çok hızlı bir şekilde tanır. Bu özelliğini teknolojik aletlerde de kullanabiliyor, neyse.

Hepimiz doğal olarak bu tip özellikleri tanımaya eğilimli değiliz. Olsak bile, eğiliminizi biraz bilgi ile geliştirmek akıllıca olur. Başkalarının kişiliklerini daha iyi anlamak için yardımcı olabilecek birçok kitap da var.

Çocuklarımızı anlamayı öğrenirken, önce kendimiz ve eşimiz hakkında öğrenmemiz çok yardımcı oluyor. Çocuklarınız sizden veya eşinizden de özellikler ve alışkanlıklar kazanacaktır. Ama tabii ki kendi kişiliği de olacaktır. Sonuçta çevresinden öğrendikleri ve kendi kişiliğinin karışımı bir yapısı olacaktır.

Anlayacak İyi Şeyler
Ailenizin üyeleri ile ilgili keşfedeceğiniz birçok iyi şey vardır. Aşağıda bazı örnekler bulacaksınız.

* Doğum sırası. Doğum sırasının kişiliğiniz üzerinde etkisi olduğunu bilin. Herkes her özelliği göstermez, fakat kesin eğilimler vardır. Ben mesela en büyük çocuk tanımına tamamen uyuyorum. Ailedeki her konumdan gelen zayıflıklar ve güçlü yanlar vardır. Bunları not etmek yardımcı olur. Aynı zamanda doğum sırası üzerinde anne/baba çocuk ilişkisi açısından özel dinamikler vardır. Örneğin, en büyük çocuk olan bir ebeveyn en büyük çocuğu ile çatışacaktır.

*Sevgi Dili. Hepimiz sevgiyi başka şekilde tanırız. Aynı zamanda hepimiz farklı şekilde gösteririz. Annem sevgisini hediye alarak gösterir. Babam karda kışta biz dışardaysak sürekli bizi arayarak gösterir. Cocam sevgisini hareketle gösterir. Ben kaliteli zaman geçirerek, sohbetle, paylaşarak gösteririm. Aile üyeleriniz nasıl sevgi gösteriyor, sevgiyi nasıl kabul ediyor farkında olun. Bu bilgi sevgiyi gösterdiklerinde ve nasıl onlara sevgi göstericeğinizi bilmekte çok faydalı olur.

* İçe Kapanık / Dışadönük : İçe Kapanık terimine birçok negatif anlam yüklenmiş gibi görünür. İçe Kapanık olmak negatif bir özellik değildir. Anti-sosyal olduğunuzu veya insanları sevmediğinizi göstermez. Sadece yalnız vakit geçirmekten hoşlandığınız ve enerjinizi burdan aldığınız anlamına gelir. Büyük kalabalıklar sizi güçsüzleştirir. Küçük daha samimi gruplardan hoşlanırsınız.

Dışadönükler tam tersine, büyük gruplardan enerjisini alır ve çok fazla yalnız kaldığında güçsüzleşirler. Dışa dönükler özel durumlarda yalnız bırakılmalı ve içe kapanıklar da özel durumlarda büyük grupların içinde olmalıdır. Buna da ihtiyaç duyarlar. Çok dışadönük gözükmeme rağmen ben baya içe kapanık birisiyim mesela. Dışarı çıkıp insanlarla birlikte olmaktan hoşlanırım ama kalabalıkları sevmem. İnsanlara sorunlarımı hiç anlatmam. Bir kere eve geldim mi uzun saatler dışarı çıkmaya hazır olmam. Kendime ait bir dünyam var ve yalnız vakit geçirmekten çok hoşlanırım ve buna ihtiyaç duyarım.. Dışarda tanımadıklarımla konuşmam, soğuk görünürüm. Eşim de bana benziyor. Küçük gruplarla samimi ortamları tercih ederiz. Ama kızımız sanırım çok farklı olacak. Şimdiden etrafdaki insanlara sırıtarak yürüyor ve kendine baktırana kadar onlara gülüyor. Herkesle iletişime girmeye çalışıyor. Yolda yanından geçenlere el sallayıp, gülerek sevimlilik yapıyor. Arkadaşlarına gidip sarılıyor. Çocuğunuzda bunu anlayabilmeniz çok önemli çünkü kendisi için rahatsız durumlarda ona yardımcı olabilirsiniz.

* Kişilik profilleri. Hepimiz renk kodunu duymuşuzdur (kırmızı, mavi, sarı, beyaz). Bu konuda başka kitaplar da mevcut.

Yardımcı olabilecek kitaplar
Türkçe kaynaklarda da güzel kitaplar mevcut araştırıp bulabilirsiniz. Ben bir ingilizce kitap okudum. İngilizcesi olanlar için bana eşim ve benim kişiliklerimiz ve disiplin stillerimiz hakkında çok şey öğretti. Adı On Becoming Preschoolwise, imkanı olanlar için tavsiye ederim.. Siz de bana Türkçe bir kitap önerirseniz çok sevinirim.

İletişimle ilgili de
Leyla Navaro’nun Beni Duyuyor musun? ve
Marshall Rosenberg’ün Şiddetsiz İletişim isimli kitapları öneririm.

Çocuklarınıza Uygulamak
Bu başlıkda çok bilgi ve çok düzenleme var. Ve daha çoğu, bu tip şeyleri çocuklarınıza uygulamak zordur. Çocuğunuzun kişilik sorularına cevap vermesi zordur. Yine de okuyup bazı fikirler edinebilirsiniz. Kendinizi bilmek çocuklarınızla ilgili özellikleri tanımak için yardımcıdır.
Mesela ben kuralları çok sevmem. Toplum kuralıymış, kim birşey dermiş çok umursamam. Eşim de benim gibidir. Mesela annem kural insanıdır. Toplumun söylediklerini kuralları çok umursar. Bu da aramızda problemler çıkmasına sebep olurdu. Kurallara farklı bakmak çocuklarla probleme neden olur bu yüzden çocuklarınızın sizden farklı olduğunu kabul edin ve onun kişiliğine göre disiplin yaratmaya çalışın.

Eğer çocuğunuz hiçbirşey kaçırmak istememek gibi bir ilk çocuk özelliği taşıyorsa. Olayın dışında kalmaktan nefret ediyorsa ve doğduğundan beri böyleyse. Kendi kendine oyun oynamakta zorlanabilir. Hatta bir çocuğunuz daha varsa büyük çocuğunuzda pekçok büyük kardeşin olduğu gibi kendini “üçüncü ebeveyn” sanma olayı olabilir. Küçük kardeşini korumak ve ona yol göstermenin hakkı ve görevi olduğunu düşünecektir.

Eğer çocuğunuzun sevgi dili fiziksel yakınlıksa, sarılmayı, öpmeyi seviyorsa, üzgün olduğu zaman çoğu zaman onu sadece tutmanız ve sarılmanız yeterli olacaktır. Sizin sevgi diliniz fiziksel yakınlık değilse bile onunkine göre davranmalısınız. İstediği fiziksel yakınlığı ona vermelisiniz ki ne kadar sevildiğine hiç kuşkusu olmasın.

Çocuklarınızın kişiliğini tanıdıkça, kendi kendine oyun, uyumak ve disiplin gibi hedeflere ulaşmak konusunda yardım için gerekli hareketleri daha iyi değerlendirebilirsiniz. Kişilik eğilimlerinin kötü davranışlar için bir bahane olmasını istemezsiniz. “En büyük olduğu için otoriter davranıyor.” Doğru, fakat bu otoriter olmanın iyi bir yol olduğunu göstermiyor. Bunu küçük arkadaşlarına anlatamazsınız ve “Lütfen bana biraz daha hükmet” demelerini bekleyemezsiniz. Kişiliklerle gelen bu zayıf yönü törpülemekte çocuğunuza yardım edebilirsiniz.

İnsanlarla ilişki kurarken platin kuralı unutmayın. Altın kural; sana nasıl davranılmasını istiyorsan, başkalarına da öyle davranmaktır fakat platin kural da başkalarına, kendilerine nasıl davranılmalarını istiyorlarsa öyle davranmaktır.

Kasım 15, 2009 Posted by | bebeklere fısıldayan kadın | 3 Yorum

Bebeklere Fısıldayan Kadın

Bebeklere Fısıldayan Kadın : İyi Bir Ebeveyn’in Yetenekleri
Ela doğduktan sonra Tracy Hogg’un “Bebek bakım sorunlarına mucize çözümler” kitabını okumuştum ve Ela’nın düzeninde birebir uygulayarak gerçekten uykusunda, düzeninde harikalar yaşamıştık. Şimdi Ela büyüdükçe düzenine devam etmemizin yanında davranışsal olarak da doğruları yapmak istememle birlikte birçok kitap okumaya kendimce doğruları yapmaya devam ediyorum..

Uyku ile ilgili yazdıklarımdan sonra sizlerden çok e-mail aldım. Bu konuda otorite değilim tabii ki sadece iyi bir uygulayıcı olduğumu düşünüyorum. Ama kendi yaşadıklarımdan belki birçok anneye faydam olur diye düşündüm.

Şimdi Tracy Hogg’un “Secrets of The Baby Whisperer” kitabını İngilizce olarak okuyorum çoğunu da bitirdim ve herkes için faydalı olabilecek bazı detayları kendi yorumlarımla birlikte arada sırada aktarmaya çalışacağım.

İşte aşağıda iyi ebeveyn olmakla ilgili Tracy’nin 11. sayfada paylaştığı öneriler, benim yorumlarımla birlikte.
* Bebeğinize saygılı olun. Bebeğinize büyük bir insan gibi saygılı olun, bir oyuncak bebeğe davranır gibi davranmayın.
*Bebeğinizi bir birey olarak tanıyın. Bir yenidoğan olarak bile, bebeğinizin kişiliği ile ilgili pek çok şey bilebilirsiniz. Bunun yanında lütfen hayallerinizdeki bebeği tanımayın, sahip olduğunuz bebeği tanıyın. Onu olduğu gibi kabul edin.
* Bebeğinize değil, bebeğinizle konuşun. Bu çoğu zaman anne baba’nın kendini saçma hissettiği bir zamandır. Bekleme zamanı ve sessizlik gerektirir. Her öğretmen bu konsepti bilir. Bir soru sorduğunuzda, sessiz olmanız gerekir ve bebeğinizin soruyu kafasında işleyip, anlayıp cevap vermesi için zaman gerekir. Bebeğinize değil bebeğinizle konuşmak o büyüdükçe ve daha interaktif oldukça kolaylaşır.
* Bebeğinizi dinleyin ve ihtiyaçlarını karşılayın. Yavaşlayın ve bebeğinizi dinlemeyi öğrenin.
* Güvenilirlik, Yapı ve Tahmin Edilebilirlik Sunun. Bu akıllı ailelerin çoğunun yaptığı bir şeydir.

Yeni Bir Bebek Zordur
Kimse bebek doğmadan önce ne kadar zorluk yaşayacağınızı anlatmaz. Anlatsa da havada kalır, ilk doğumunuzu yaptığınızda sudan çıkmış balık gibi olursunuz. Anlasanız da ne kadar zor olabileceğine inanmazsınız.. Kızımın ilk doğduğu hafta “Allahım ben ne yaptım” dediğimi hatırlıyorum.

Bebek kitaplarının bazılarının yazarları erkek. Alınmayın erkekler ama bir erkeğin ne kadar zor olduğunu gerçekten anlayabileceğini düşünmüyorum. En iyi anlayan erkek bile. Anne yüzyıllardır hamiledir ve şimdi de yükselen haşin hormonlara sahiptir. Anne 24/7 yeni doğana bakması gerekir ve şu an vücudu da dinlenmesi gereken bir durumdadır. Çoğu zaman, baba çok kısa süre işe döner ve diğer yetişkin konuşan insanlarla interaksiyona girer fakat anne en az durumlarda 6 hafta boyunca evde bebekle başbaşadır. Bu başlı başına sınırlayıcı bir deneyimdir. Ve bebekler zordur.

Tabii ki hayatta en çok zamanı ve zorluğu alan işler genelde en büyük mutluluk, coşkuyu getirir. Yani her anne buna değeceğini söyler. O minik bebekleri herşeyimizle seviyoruz. Ama bu kolay olduğunu göstermiyor. Bu bir alışma dönemi, ayak uydurma çağı. Bir sonraki bebek eminim sisteminize bu kadar büyük bir şok olmayacaktır. Bilindik beklentileriniz olacaktır.

Hogg kendi de 2 tane büyütmüş, zorluğunu biliyor. Saklamıyor fakat iyi haber zorluk hep sürmüyor. Tracy kendinizin ve tüm ailenizin hayatını ve geçişi kolaylaştırabileceğiniz öneriler sunuyor. Ben de bazı öneriler ekledim.

* Hastaneden çıkmadan olabildiğiniz kadar organize olun.
* Evdeki bez değiştirme yerinizi önceden ayarlayın.
* Bebekle ilgili kullanılacak aletlerin hepsini çıkarıp, deneyin ve nasıl kullanılacağını ilk haftalarda kimlerin ne şekilde yardımcı olacağını organize edin.
* Bebeğinizin yatağını tamamen hazır edin. Doğumdan eve dönünce mümkün olduğunca pratik olabileceğiniz şekilde herşeyi ayarlayın.
* Bebek kıyafetlerinizi yıkayıp, yerleştirin.
* İlk zamanlar için dondurulmuş ve kolay yiyecekler hazırlayın.
* Hastaneye çok şey götürmeyin. Eve getireceğiniz daha çok şey var, hem hastaneye ne kadar taşınırsanız eve döndüğünüzde yerleştirecek o kadar çok şey olur.
* Eve geldiğinizde programınızın nasıl olacağını önceden ayarlayın. Aklınızda bulundurun aslında bir programdan çok bir kalıba ihtiyacınız var. Devam eden bir kalıp. Bunu okuyan çoğu kişinin bir sonraki bebeği ilk olmayacak, bebeğiniz ilk doğduğunda nasıl iki bebeğin programını birarada yürütmeye çalışacağınızı düşünün. Büyük çocuğunuz uyanmadan önce mi yoksa sonra mı yenidoğan bebeğinizi besleyeceksiniz? Veya aynı zamanda mı? Size de zaman ayıran bir program ayarlamanız gerekiyor. Bir yenidoğan akşamüstleri bir küçük çocuk kadar uyku uyumaz, fakat yine de ikisinin uyku saatlerini çakıştırabilirsiniz. Veya bağımsız oyun saati ile yenidoğanın uykusunu çakıştırabilirsiniz. İki bebek sahibi olacaklar mutlaka bu programı önceden düşünmek zorundalar. Her bir bebek için programınızı ayarlayıp buna alışmanız ve kendinize de biraz zaman bırakmanız gerekecektir.
Bir arkadaşımın ikinci bebeği için uyku saati düşünürken küçük bebeği besledikten sonra büyüğü uyandırmanın daha uygun olacağını düşünmüştük. Hem 1 numara daha sonra oynarken siz de küçüğü uykuya yatırabilirsiniz.

* Kendiniz için yönetebileceğiniz hedefler koyun. İşin zoru başta neyin realistik ve yönetilebilir olduğunu bilemezsiniz, bu nedenle sabırlı olmalısınız. Ela ilk doğduğunda ben hergün yapılacaklar listeme tek birşey koyuyordum.

* Sizin için uygun bir ev temizlik programı düşünün. Ela ilk doğduğunda ben bir günü büyük temizlik gününe ayırmıştım. Diğer günlere de küçük işler koymuştum. Yardımcınız da olsa, kim yapıyorsa yapsın bu planı evdeki herkes uygulasın. Mesela Pazartesi çamaşır günü, Salı toz alma günü, Çarşamba herşeyi toplayıp gerçek yerlerine koyma günü, Perşembe süpürme ve paspas ve yine çamaşır , Cuma banyoların ve tuvaletin büyük temizliği (lavabolar hergün temizlenicek), Cumartesi paspas ve ütü. Sizin için nasıl uygunsa siz onu uygulayın ama ilk günler için bir planınız olması şart.

* Kıyafetlerinizi hazır edin. Normal ve geçiş kıyafetlerinizi hazır etmelisiniz. Benim kendi deneyimim mutlaka 3 adet emzirme sütyeniniz bulunması lazım. Sütleriniz akıyor ve hijyen için hergün değiştirmeniz gerekiyor.

* Hayır demeyi öğrenin. Bebeğiniz olduktan sonra herkes sizden ve bebekten bir parça istiyor. Bu anlaşılabilir birşey ve aile ve arkadaşlardan destek almak harika. Bu arada yardım önerisine asla hayır demeyin, hem isteyerek yaparlar hem de emin olun ihtiyacınız var. Uyumaya, biraz müzik dinlemeye, biraz kitap okumaya bulabileceğiniz değerli vakitler olursa hayır demeyin.
Ama ihtiyacınız olduğunda “hayır” demeyi öğrenin. Bebeğiniz geldikten sonraki birkaç ay içinde 100 km içinde herkesi ziyaret etmek zorunda değilsiniz. Eviniz herkesin uğrayabileceği biryer olmak zorunda değil. Aile ve çevrenize hangi gün veya saatlerde ziyaret edebileceklerini söyleyebilirsiniz. Eğer telefonda konuşamayacak kadar yorgunsanız telefonunuzu kapatın veya fişi çekin. İnsanlar bu durumdan anlamak zorundalar.

*Yardımı kabul edin ve yardım isteyin. Eğer birisi size yemek getirmeyi teklif ediyorsa, kabul edin. Eğer biryerin silinmesi gerekiyorsa eşinizden rica edin.

*Kendinize iyileşmek için zaman verin. Uykunuzu almaya çalışın ve dinlenin. Vücudunuzun ne durumda olduğunu anlayın. Eğer hayata dönmeden önce iyileşmek için vücudunuza zaman tanırsanız çocuklarınıza daha iyi bir anne olabileceksiniz.Herşeye yetişmeye çalışmayın. İlk zamanlarda alabildiğniz kadar çok yardım alın. Bırakın bir arkadaşınız yenidoğanınızı uyutsun siz de bir banyo yapın. Birçok anne ikinci bebekten sonra daha çabuk hayata dönmeye çalışıyorlar. Ve sanırım daha planlı daha deneyimli anne oldukları için bunu daha rahat yapıyorlar.

* Eşinizle iletişim kurun. Sakın akışa takılıp onu unutmayın. Bebek sizin olduğu kadar onun da çocuğu, yeni baba sizden daha çok karışık durumda.. Ona da görevler verin. Size yardımcı olmasını sağlayın, her görevi üstlenmeyin. Özellikle ilk zamanlar geçip ev sakinleşince onun da sizinle ebeveyn olmasını sağlayın. Evet siz emzireceksiniz ama bırakın o da uyutsun siz de biraz uyuyun..
Ela ilk doğduğu zamanlar eşim 6 hafta yurtdışında olmak zorundaydı. Bana yardımcı olmayacak, yalnız kalıcam diye çok korkmuştum. Ama döndüğünde Ela’nın kolik’iyle ağlamalarına kollarını sıvayıp benimle birlikte çabaladığını görünce öyle bir rahatladım ki bu konuda güvenim yerine geldi.. Yani size yardımcı olursa daha rahat olacaksınız onu da teşvik edin.

Yani eve yeni bebek getirmek zordur. Bir alışma dönemidir. Herkes alışmalıdır ve yeni hayata adapte olmalıdır. Herkes zorlanacaktır. Umarım bu öneriler yeni alışma dönemini içinde olan herkes için biraz daha kolay kılacaktır. Eğer ekleyecek birşeyiniz varsa siz de kendi önerilerinizi ekleyin.
Paylaşmak istedikleriniz için :E-Mail

Kasım 7, 2009 Posted by | bebeklere fısıldayan kadın | 4 Yorum