Elanın Uydusu Ece

Just another WordPress.com site

Mahsur kaldık.

Fotoğraflar bugünden. Kar yağıp da mahsur kaldığımız anlarda Ela ile kendimizi dışarı atıp biraz karda gezdik. Burda inanılmaz bir tipi var. Mahsur derken gerçekten mahsur kaldık. Coca işte mahsur kaldı eve gelemedi. Annem burda mahsur kaldı evine gidemedi. Uzun zamandır böyle birşey yaşamadık. Biz yine de evde ve dışarda eğlenmeyi denedik. Poğaçalar yaptık. Taklalar falan attık. Sonuçta çocuklar o kadar azdı ki, ikisi de çok zor uyudu akşam. Şimdi asayiş berkemal elimde çay İstanbul yolundaki arabaların yolda kalışlarını seyrediyorum. Yine de güzel bir manzara var dışarda. Kar bütün pislikleri örtüyor sanki. Ama aklıma dışarda yatmak zorunda olanlar geliyor. Çok üzülüyorum öyle düşününce. Herkese sıcak bir yuva diliyorum.


Bu diyaloglar da bugünden..
Ela: Anne, kaka popomdan mı çıkıyor?
Ben: Evet, canım.
Ela : Yemeklerde mi oraya gidiyor?
Ben: Evet, tatlım.
Ela: Kakaları mı sıkıştırıyor?
Ben: Hayır, Miden alıyor kaka olucak yemekleri popona gönderiyor. Popon da kaka yapıp tuvalete atıyor. (o sırada dua ediyorum cevaplayamayacağım birşey sormasın, çünkü çok açıldım).
Ela: (Bir süre sessiz) Anne, benim kakam konuşuyor!
Ben: Hayır tatlım konuşmuyor.
Ela: Evet tabii konuluyor. ”viiiii” diyo.
Ben: (gülerek) Bazen kaka çıkarken o sesi çıkarır canım haklısın.
Ela: Anne, Bazen de çok BÜYÜK ses çıkarıyor!


Akrabalar hakkında konuşuyorduk. Ela’ya deden kimin babası, kimin kocası, baban kimin kocası, yok şu kimin neyi diye soruyoruz o da cevap veriyor. En son
Ben: Eka kim peki?
Ela: Bildiğin Eka işte:)

Reklamlar

Mart 8, 2011 Posted by | 2.5 yaş, 6.ay, aile, Diyaloglar, Ela | 3 Yorum

Ece ve Ela’dan Son Durumlar

– Ece kuzusu birdenbire ortalıklara çıkmaya başladı. Kapanmayan ağzıyla sürekli bize gülüyor ve artık interaksiyonda. Çok mutlu bir kuzu. Evde sürekli hareket var bu yüzden Ece’yi oyalamak çok kolay. Zaten kendisini bile oyalayabilen bir bebek, bir de sürekli animasyonda bir küçük insan olunca karşısında yatma saatlerine kadar gayet rahat vakit geçiriyor. Günde 3 kere uyuyor hala, bir tanesi uzun uyku. Akşam uykusuna da 8 gibi geçiyor. Düzenini korursam çok güzel karşılık veren bir bebek. Uykusu geldiğinde yatırırsam hemen uyuyor. Memesini zamanında verirsem çok mutlu. Rutini bozulmazsa melek gibi bir bebek. Düzeni biraz şaşarsa adapte olması zor bir bebek. Huysuzluğu artıyor, uykuları çok kısalıyor. Ela’dan daha kolay bir bebek aslında ama Ela düzensizliklere çok çabuk adapte olurdu. İkisinin herşeyi birbirinden farklı.

Ela oyun insanına dönüştü. Herşeyi oyuna çevirirsen tamamen uzlaşmaya gidiyor. Son 2 haftadır yatağında kendi kendine uyuması ile uğraşıyorduk ve çabalarımız sonuç verdi. Ela artık 2.5 yaşında itiraz etmeden yatağına gidip yanından ayrıldığımızda laf etmeyerek kendi kendine uykuya geçiyor. Dünya varmış diyorum. Ece ilk doğduğu zamanlar cocayla her akşam birbirimizin yüzüne bakardık, bu akşam sen uğraş diye. Artık sakinleştik, her akşam beraber yatağına gidiyoruz. Bir kitap okuyup ışıkları söndürüyoruz, sonra bir iki şarkı söyleyip biraz konuşuyoruz. Sonra onu öpüp ”biraz sonra tekrar geliceğimi söyleyip” gidiyorum. Arada bir itiraz oluyor babası ile arasıra odasına gidip biraz konuşup dönüyoruz. Artık alıştı 2 haftadır kendisi uyuyor. Şu sıralar Ela da çok daha sakin çok daha keyifli bir çocuk. Kardeşinin ilk doğduğu zamanki travmayı atlattık artık. Ece’nin varlığına da, kardeşi olduğuna da alıştı.
Bir de 0-6 ay değelendirmesinde iki çocuğun farklarını yazmayı düşünüyorum önümüzdeki günlerde. Daha çok deneyimimi paylaşmam gerekiyormuş. Arkadaşlardan gelen istekler böyle.
Bana gelince, o kadar alıştımki iki çocuğa. Sanki uzun zamandır 2 çocuk annesiymişim gibi geliyor. İnsanın yetenekleri de gelişiyor. Ben bu kadar organize olabilen, bu kadar planlı davranabilen bir insan olduğumu bilmezdim. Bütün günümü planlamak zorundayım. 10 adım sonrasını nerdeyse. Birinin uykusu ile öbürünün yemek saatinin çakışmaması lazım çünkü sadece benim yapmam gereken şeyler oluyor. Mesela Ece’yi sadece ben emzirebiliyorum, Ela’yı sadece ben yatağına götürebiliyorum. Eğer ikisi çakışacaksa önceden sütü sağıp bakıcıya vermem gerek ki Ece doysun uyusun, ben de Ela’yı yatırayım. Tek örnek bu da değil. Benim yapmayacağım bakıcının yapacağı şeylerle ilgili, çocukların ne yiyeceği, ne zaman yiyeceği, ne zaman yatıcakları, ne zaman banyo yapıcakları vs vs vs. gibi herşeyi düşünmem gerekiyor. Ama alıştım, yapıyorum. Hatta çocukların herşeyini ayarlayıp, cocayla dışarı çıkmayı, kendim bir yemeğe gitmeyi bile planlıyorum. Keyfim yerinde. Allah isteyen herkese çok çocuklu hayat versin. Kısıtlanmaları var ama geçmemiz gereken bir dönem var. Işığın ucu yakınlaştı diyebilirim.
Şu sıra Ela ile hayat çok renkli ya. Hergün yeni bir diyalogla bizi çok eğlendiriyor. Sürekli evde birbirimize Ela’nın söylediklerini anlatıyoruz. İşte birkaç diyalog.
Ela: Ne yapıyorsun anne?

Anne : Ot kaynatıyorum kızım.
Ela: İneklerine mi vericeksin?
—————-
Ela: Seni seviyorum babacım
Baba: Ben de seni seviyorum kızım
Ela: Neden?
————
Ela: rogor ahar.
Ben: ne? nediyorsun?
Ela: rogor ahar anne..
(meğerse gürcüce konuşuyormuş. haberimiz olmadan ogreniyor)
—————
Ela: Bana erişte çorbası yaparmısın anne?
Ben: Yapamam canım nasıl yapılacağını bilmiyorum..
Ela: Bak şimdi bunları pişir. Tabağıma koy.
——————–
Ela: Babam nerde anne? Ben onu çok özledim.
Ben: Kızım baban işe gidiyor ya hergün.
Ela: Biraz da sen işe git, o bana baksın.

Şubat 28, 2011 Posted by | Diyaloglar, Ece, Ela, kardeşlik | Yorum bırakın

Süpersonik Biberon

Hayır arkadaşım bu bir su reklamı falan değil. Su şirketleri de peşimden koşuyordu zaten. Ama bak iyi fikir sanal reklam uygulamasına başlasam accık da para kazanırım bu işten. Her neyse konunun özüne dönersek yukarıda gördüğünüz icat, Ela’nın tüm biberonları 2 gün içinde kırması ve hala dana kadar olmasına bakmadan biberonla süt ve su içmek istemesi üzerine anırarak ”beberon beberon” diye ağlamasını müteakip babasının her zamanki Mak Gayvır kişiliğinin yüzüstüne çıkıp pet şişeden kızına el emeği göz nuru beberon yaratması olayının ürünüdür. Boşuna yok BPA’sız alalım bizim enikler zehirlenmesin, ay cam alalım daha sağlıklı diye kıvranmışız. Al işte mis gibi dışarda 0.5 tl satılan pet şişe, hem de polikarbonat değil. Üstünü de delip ağzını geçirdinmi mis gibi beberon. Daha ne istiyosun yurdum halkı. Sen de ol kendinin Mak Gayvırı yavrucuklar ağlamasın, ülke ekonomisine de katkı olsun ne diyim.


Not: Ekranınızın renk ayarı ile oynamayınız bu Ela’nın yüzündeki renkler hergünkü sanatsal çalışmalarının ürünüdür. Artık kalıcı olduğunu, isminin anlamını yüzüne yansıtmaya çalıştığını düşünüyoruz.

Bir de bugünden diyalog ekliyoruz.

Ela: Bana erişte çorbası yaparmısın anne?
Ben: Yapamam canım nasıl yapılacağını bilmiyorum..
Ela: Bak şimdi bunları pişir. Tabağıma koy

Afiyet olsun

Şubat 23, 2011 Posted by | 2.5 yaş, baba, Diyaloglar, Ela | 5 Yorum

Ela TAAAM 31 Aylık

Ela şu 31 aylık hayatının altın zamanlarını yaşıyor. Bir hikayeler, bir konuşmalar, herşeye karışmalar, acaip oyunlar. Sürekli oyun modundayız, çok da keyifli vakitler geçiriyoruz. Son 1 aydır, yani Ela 2,5 yaşını geçer geçmez değişti. 2.5 bir dönüm noktasıymış. Uykusu gelip de saçmalamazsa, daha bir mantıklı, daha bir çocuk oldu. Veee çılgın ”neden” dönemimiz artarak sürüyor. Herşeye herşeye nedeeen?

Aşağıda Ela’nın kaydetebildiğim bir takım diyalogları.

Ela masanın üstünde yemek yemek ister.

Eka: ”Ela’cım oraya çıkılır mı? Neden çıkıyorsun?”
Ela: ”Neden olmasın Eka’cım?”
—————————————-
Baba: Beni sevdiğin için mi öpüyorsun, burdan kaçmak istediğin için mi?
Ela: Seni seviyorum baba, ama o kadar da değil.
———————————————————
Ben: ”Kızım bak şu saçlarınla oynama, Kestiricem.”
Ela: ”Kat kat kat mı anne?”
——————————–
Ela:(Kuaföre) kat kat kat kes abi
KEsildikten sonra anneannesine: Kat kat bu mu şimdi?



——————–
Ela : Dayı fatmagil senin arkadaşın mı?
Dayı: ha?
Anneanne: Sen niye fatmagül’e bakıyorsun? hadi yatağına
Ela: Sanane
———————————-
Anne, pilates yapıyordur.
Ela: Anne patates mi yapıyorsun?
Anne: Evet kızım.
Ela: Yoruldun mu annecim
Anne: Evet kızım ya çok yoruldum.
Ela: O zaman yapma.

Şubat 11, 2011 Posted by | 2.5 yaş, Diyaloglar, Ela | 2 Yorum

Ela’nın Masalı

Bugün Ela bana bir masal anlattı başı şöyle başlıyor.
Evvel zaman içinde
Kalbuy zaman içinde
Pireler zaman içinde
tereler zaman içinde.
Bir küçücük aslan varmış.. Bir de annesi aslan varmış, bir de babası aslan varmış, bir de Ekası aslan varmış. …………….
Herhalde her evde bir Eka var sanıyor..
Yine bugünden
Ela: Eka benim balığım nerde?
Eka: Bilmiyorum Ela’cım, babana sormalısın.
Ela: Alala, ayakları da yokki nereye gitti.
Not: Eka bakıcımızın adı.

Şubat 9, 2011 Posted by | Diyaloglar, Ela, tarihe notlar | 1 Yorum

Beni anne yapan cüce 2.5 Yaşında!

Şu gördüğünüz zatın tam 2.5 senedir hayatımızda olduğuna inanmak çok zor. Nitekim babasıyla biz ondan önceki hayatımızda neler yaptığımızı hatırlamakta güçlük çekiyoruz. Hele de Ela gibi hayatınıza dolu dolu giren, talepkar ve ilgiyi sürekli üstünde tutan bir zıpçıktıya anne babaysanız bu daha da zor oluyor. Son aylarda Ece’siz hayatta bile ne kadar boş vaktim varmış diye düşünmeye başladım ki Ela yokken bir nevi tatildeymişiz haberimiz yokmuş.

Ela 6 aylık

Ama iyi ki doğurmuşum onu. Bana anneliği öğretti. Bana 2. kere anne olmayı istetti. Hem de o fırlama hallerine rağmen. Bana hayatın bambaşka yönlerini göstertti. Ona olan sevgimi anlatmam imkansız. Yılların geçişini izlemek ne kadar hoş. Elleri ellerimde büyüdü tatlımın, daha çok büyüsün inşallah. Zaten bu hızla büyürlerse 10 seneye evdeki en kısa insan ben olucam o kesin.


Şu sıra bilindiği üzere çok çılgın Ela. Son zamanlardaki birkaç dialogu ile bitirelim.
* Ben: akşama misafirimiz var kızım..
* Ela: tüh
——————————–
Bir arkadaşının doğum gününde
Ben: Artık gitmemiz lazım Ela’cım. Ece acıkmış.
Ela: Bana burda bişiy olmaz anne, ben kaliim.
———————
Ela: Anne, keyfin nasıl?
Ben: İyi kızım, senin keyfin nasıl?
Ela: İYi
——————-
Ela: (Ece’ye) Geş (güzel) kızım benim. Kuyban olurum sana
————————————

Ela: Esra; Bana kitap okuy musun?
Ben: Tabii kızım; Ama bana anne de olur mu? Garip oluyor
Ela: Haa, Afedeyim, Tamam tatlım
————————-
Bir şarkı var..
gıt gıt gıdaak
yumuytam sıcaaakk.
(ela’dan son kıtası ) inanmazsan inanmaaa (doğrusu inanmazsan gel de bak)
————————
Ela: anne bana kayuu açabilirmisin?
Ben: tabii kızım babanla konuşuyorum biraz bekler misin?
Ela: tamam, sabırlı olabilirim. (hayret)
————————
Ela: uykum kaçtı anne uyuyamıycam
Ben: gel yakalayıp gözlerine koyalım
ela: koydun mu anne
ben: koydum.

Ocak 11, 2011 Posted by | 2.5 yaş, Diyaloglar, Ela | 5 Yorum

Kısıtlı Vakit

* Geçenlerde belgesel izliyoruz karıncaları gösteriyor. Nasıl larvalarını bırakıyor biryere sonra hayvancıklar ordan alıyor başka yere. Aman ayağımı uzatiim sonra taşırım yok. Adam hiç üşenmedi 20 dakika bu karıncaların eforunu anlattı ekran başındakilere. Allahı var süper bir aile. Ama insanın aklına şu soruları getiriyor; Ulan beni hiç bir televizyon 20 saniye görüntüledi mi acaba.

* Kreş çocukları gibiyim. 3 gün iyiyim sonra tekrar boğazım ağrıyor. O kadar çok virüslerimizle taciz ettik ki aldığı onca anne sütüne rağmen Ece de öksürmeye başladı. Ela gidip yüzüne yüzüne öksürüyor daha ne diyim.

* Ne kadar zor olabilir ki. Hayatta insanların senden tek beklentisi yemek yemen, uyuman ve oyun oynaman olsun ama sen yine de hayatından memnun olma. Çişini yap, “olmaz”, yemek ye, “yemem”, hadi yatağa ,”olmaaaz”, biraz oyuncaklarınla oyna, “belabel”, hadi parka, “gitmiycem”, uyku saatin geldi, “parka götür”. Şu sıra hersaniyemiz mücadele şeklinde geçiyor. Oysa ben onun yerinde olsaydım ooooh mis gibi hayat.

* Sonunda oldu. İyiyim, vaktim bile var diyordum ama bitti. Artık 5 dk’m bile yok. Bir ara bir günümü yazarım ama biri yatıyor, öbürü kalkıyor. Ela dışarı da çıksın oynasın, Ece’nin bakımını hallet derken zaman nasıl geçiyor anlamış değilim. Bayram size geldi bize bayram ne zaman Ece ile Ela’yı bırakıp coca ile başbaşa bir günlük bir yere gidebilicez, işte o zaman gelicek. Şikayet ettiğim için yazmıyorum aslında. Akışa bıraktım kendimi, insanın birşey düşünecek bile zamanının olmadığı zamanlar da olması gerek.

* Geçen gece Ela’yı yatırırken yine aramızda komik bir dialog geçti.
Ela: Ben büyüyünce benim de memem büyüycek, dimi anne?
Ben: Evet, kızım.
Ela: O zaman ben de Ece’yi emziririm.
Ben: Ama sen büyüyünce Ece de büyüyecek Ela.
Ela: Olsun yine de emziririm.
Ben: (güya kadın ile erkek arasındaki farkları belirtmek için). Baban da emziriyor mu Ela?
Ela: Hayır anne.
Ben: Neden kızım?
Ela: Çünkü onun kıllayı var.


* Ela 28 aylık oldu. Bebekken hiç emzik kullanmadı. 19 aylıkken meme emmeyi bıraktı. Şimdi resmen ağzından emziği düşürmüyor, ciddi ciddi de meme emiyor. Bakalım nereye kadar gidecek.

Herkese iyi bayramlar.

Kasım 13, 2010 Posted by | Diyaloglar, Tatil | 5 Yorum

Eskilerden Bir Diyalog

Beni tanıyan herhangi biri annemle paylaştığım denklemin nasıl olduğunu bilir. Bakalım bizim çocuklarla diyaloglarımız nasıl olacak.

Eskilerden bir örneğini hatırladığım şu diyalog herşeyi anlatıyor:

Ben: Anne?
Annem: Hmm?
Ben: Burnuma piercing yaptırmak istiyorum.
Annem: Hmm.
Ben: Ne?
Anne: Ne?
Ben: Bu evet mi hayır mı demek?
Anne: Bu bir hayır.
Ben: Ne zamandan beri hmm hayır demek?
Anne: Dünden beri.
Ben: Anne lütfen.
Anne: Hayır dedim.
Ben: Tabii ki, hayır dedin. Başka ne dersin ki, sen…
Anne: Benimle böyle konuşma.
Ben: Peki, Afedersin.
(Ara)
Ben: Anne?
Anne: Şimdi ne var?
Ben
: Lütfen, Ne istersen yaparım.
Anne: Tamam. Bu sömestir en yüksek notları getirmeye ne dersin? (Ara)
Ben: Ondan başka ne istersen.
Anne: Tabi ki olmaz. Ben söyleyeceğimi söyledim.
Ben: Ama bu haksızlık! Olamayacağını biliyorsun!
Anne: Nedenmiş peki?
Ben: İstemiyorum! Yani, Yapamam ki! Anne, lütfen ya.
Anne: Zamanını boşa harcama.

Sınavdan dönmüşüm
Ben: Selam
Anne: Sınav nasıldı?
Ben: İyi
Anne: İyi mi? Neden iyi? Neden çok iyi değil?
Ben: Yaaaa…Çok iyi.
Anne: Ama neden süper değil?
Ben: Öff Anne, Muhteşemdi tamam mı.
Anne: Neden bu kadar rahatsız oldun? Sınav iyi değildi dimi? Tabii canım. Sınavdan 2 saat önce çalışmaya başlarsan, olacağı budur. Sana söylemiştim. Her zaman söylüyorum …… bla bla bla
– 2 saat sonra –
Sınavım gayet iyi geçmiş olmasına rağmen o savaş yüzünden nerdeyse gözlerim yaş içinde ve yorgunum.

Akşam babam işten döndüğünde
Baba: Sınavın nasıl geçti?
Ben: Gayet iyiydi.
Baba: İyi iyi. Bir sonrakine çalıştın mı?
Ben: Evet hemen hemen. Az birşey kaldı.
Baba: Devam et. İyi çalış. Beni gururlandır.
Sınavım iyi geçmesine rağmen kendimi suçlu hissettirirdi.

Geç saatlerde bir sonraki sınav için çalışırken
Kardeşim: Sınav mı var.
Ben: Hı hı
Kardeşim: İyi

Ekim 7, 2010 Posted by | Annelik, baba, Diyaloglar | Yorum bırakın

Ela’nın Bilinci

2 yaşındaki bir çocuğun herşeyi fazlasıyla anladığına artık emin oldum. Kardeş sürecinin ne kadar farkında olduğunu bilemediğim kızımın dün akşamki konuşmamızdan sonra yine düşündüğümden çok fazla şeyi idrak ettiğini anlamış oldum. Şaşırdım, gurur duydum ama biraz da ürktüm.. Siz siz olun küçümsemeyin.

Dün gecenin bir saatinde Ela uyandı ve uyumakta zorluk çekti. Birkaç gündür bir sıkıntısı var ve sanırım yaklaşan doğumla birlikte evde yaşanan değişiklikler (taşınma, bezi bırakma, annenin karnının büyümesi ve bebek lafları, yardımcının bizimle yaşamaya başlaması, evde bebek için hazırlıklar yapılması) kafasını iyice karıştırdı sanırım. Keşke ona daha fazla yardımcı olabilsem, minicik kafasıyla çok işlerle uğraşıyor..
Bir süre uyuyamamaktan sonra;
Ela: Babam gelsin beni kucağına alsın.
Ben: Baban uyuyor tatlım. Gel sarılıp uyuyalım.
Ela: Hayır, Senin karnın büyük beni kucağına alamıyorsun.
Ben: Çok yakında küçülecek tatlım, O zaman seni kucağıma alacağım.
Ela: Ne zaman?
Ben: Bebek gelince tatlım.
Ela: Bebek ne zaman gelicek?
Ben: Çok yakında istediğinde bana tık tık yapıcak. Biz de doktora gidicez. Doktor abla bebeğe hoşgeldin yapıcak.
Ela: Senin karnın küçülünce ben de meme emebilicem değil mi? (Ben, dumur)
Ben: Evet tatlım, istersen emebilirsin..
Ela: Yaşasın gelsin o zaman. Bana masal anlat.
Ben: Ne masalı istiyorsun canım?
Ela: Kağdeş masalı anlat.
Ben, Caillou’nun annesinin karnında bir bebek olan ve annesine bebek gelince neler yapabiliceğini sorduğu bir masal uydurdum. Ela, ben de okula gidicem dedi. Ece gidemiycek ama dimi dedi. Ben, evet tatlım dedim..
Ben: Sen de kardeşine bakmama yardım edicekmisin canım?
Ela: Evet, altına kaka yapıcak biz de temizliycez dimi ?
Ben: Evet, canım..
Hatırladıklarım bunlar ama Ela bence şu anki durumu beklediğimden iyi karşılıyor. Umarım bu iyi niyet durumları bebek geldikten sonra da devam eder. Ara sıra bebeğin eşyalarını karıştırıp arıza çıkarıyor ama bunlar çok normal. Yalnız emzirme sürecimizin nasıl olacağını merak etmiyor değilim. Ela hanım anlaşılan meme olayını unutmuş değil, ve tekrar istemek için bebeğin doğumunu bekliyor. Bakalım neler yaşıyacağız. Meraklıyım, ürküyorum ve biraz da Ela için üzülüyorum. Ama Caillou’nun annesinin dün akşam Caillou’ya verdiği cevaplar (Caillou’cum senin için kardeş gelicek, o biraz büyüyünce artık hep evde oynayabileceğin kardeşin olucak süper değil mi) umarım işe yarar. Bu masalla anlatma taktiği bezi bırakmakda çok işimize yaramıştı.
Dün akşam babasıyla olan bir diyalog
Baba: Bayramda sana araba kullandırcam ama şimdi düzgün otur olur mu?
Ela: Bayram nerde?
Baba: Yarın değil öbür gün bayram olucak.
Ela: Neğde olcak?
Daha önceki diyaloglardan —
BANKAYA GİTTİK…
bankada numara almak icin numeratöre yaklaştık. Ne zaman yaptıysa yaklaştı o numeratöre bir el attı..
Kapak ters döndü. Yandaki kadın korkudan “ayy” diye bir çığlık attı.
Ela, gayet sakin : Ben de paya çekicem.

Ela: Anne nereye gitti? (Sokakta arabadan indim)
Anneanne: Mama almaya gitti.
Ela: Ama buğda mama yokki. Maykette var.

Ben: Ya galiba kafam kaşınıyor. Kirlendim.
Ela: O zaman yıkann..

2 yaşındaki kızımla son iki diyalogumuz:

Bir akşam yatmadan önce ona hangi kitabı okumamı istediğini seçiyordu. Yerde arkasında oturmuş sabırla onu bekliyordum.

Bana döndü, baktı, baktı ve sonunda, “Acele etmemi söyle” dedi.

Çok mutlu olarak, “Acele et, Ela” dedim.

“Bi daa söyle,” diye buyurdu.

“Acele et”

Çok rahatsız olmuş bi sesle, “Ediyorum yaa!” dedi..
(Dumur)

* * *

Birgün eve gelip kızımı arabadan indirmeye çalışırken, “Ayakabıım, Ayakkabıım” diye bağırmaya başladı.

“Tamam, pardon hadi giy bakalım ayakkabını” dedim.

Sıcakta ve güneşin altında hiçbirşey söylemeden durdum, ayakkabısını kendisi giymek için ısrar ettiği için işkence verici kadar uzun onun ayakkabılarını giyme için uğraşmasını bekledim. Dışarı hiç de benlik olmayan bir şekilde zen-anne vari birşekilde baktım çünkü ben daha çok “hadi hadi çabuk” şekilde sabırsız bir anneyim. Sanırım daha sabırlı ve sakin bir insana dönüşüyorum zaman geçtikçe.

Hala eğilip ayakkabısıyla uğraşırken “Bana acele et, de Anne.” diyordu.

“Acele Et, Ela”

“Tekrar söyle.”

“Acele Et, Ela”

“Tekrar söyle.”

Bunu 10 kere yaptık sonra bana “Neden acele et diyip duruyosun anne?” dedi. (dumur)

“Sen bana söylememi söyledin ya” dedim.

“Ama neden acele et diyip duruyorsun?” dedi. (aman allahım)

Bu şekilde 2-3 round geçirdik sonunda ben 1) çocukları kesinlikle anlamadığıma ve 2) sakin olduğumda kızımın arıza yapacağı bir insanım.

——————————–
Ben: Kızım ver açayım onu. (bir paket)
Ela: Olmas, sen açamazsın, senin göbeğin büyük.

Eylül 8, 2010 Posted by | Diyaloglar | 1 Yorum

Asansör

Dün bir asansöre binip gideceğim 4.katın düğmesine bastım. Kapılar kapanırken, bir adam kapıyı durdurdu ve bir elinde gazetesi bir elinde bir kahve ile içeri girdi. Asansörün kapıları kapandı ve yükselmeye başladık.

“İyi misin?” diye sordu adam birden. Adama kafam karışmış şekilde baktım. Heryer gibi son zamanlarda sokaklarda arkadaşça davranıp hal hatır soran insanlarla karşılaşmıyorsun.

Aynı zamanda bu adamın neden benim iyi olmayacağımı düşündüğünü de anlayamamıştım – kötü mü görünüyordum? Dün gece birşey izlemekle meşgulken geç yatmıştım fakat gözlerimin altındaki torbaların yabancıları meraklandıracak kadar rahatsız edici olduğunu düşünmüyordum.

“İyiyim,” dedim asansörün numaralarına bakarak.

Cevap vermedi. Ne yani, soruyor ve cevabını bile merak etmiyor mu? Tipik erkek işte.

Kapılar 4. katta açıldı, ve adam yana kayarak bana yol verdi, işte o zaman kulağında bir Bluetooth gördüm:)

Evet, bu açıklıyor.

————
Gebeliğin son zamanlarında olduğum anlaşılıyor. Dün coca da bana “o filmi izleme bence nasılsa anlamayacaksın” dedi. Haklı. Geçen sefer de doğumdan 7 ay sonra falan izlediğim dizileri anlamaya başladığımda aslında algılarımın yeni açıldığını o sene izlediğim hiçbirşeyi tam anlamadığımı farkettim. Coca sonra dedi ki “sen eğlenceli şeyler izle”. 🙂

Temmuz 30, 2010 Posted by | Ben, Diyaloglar, eğlence | 8 Yorum