Elanın Uydusu Ece

Just another WordPress.com site

Çık Dışarı Oynayalım

Ece doğduktan sonra, kıskançlık bizim evde 2 yaşında bir kız çocuğu olarak beliriverdi. Şeker Ela, onu ne kadar hazırlamış olursak olalım; uyku bölünmeleri, bebek ağlamaları, anne ve babanın ilgisinde azalma ile nasıl başa çıkacağını bilmiyordu. Böyle olmasını da beklemiyordu. Bunların en üstünde periler evimize gelip emzikleri daha çok ihtiyacı olan dünyanın küçük bebeklerine götürdüler. (ah yalanlar). Buna cevabı? Uyumayı reddetmek. Her seferinde. Eylül’den beri hepimiz için kayalık bir yol oldu.

Bizim çözümümüz: bu çocuğu evden dışarı çıkar.

İlk yaptığımız eskisi gibi Mygym’e üye olmak oldu. Fakat ilk gittiği gün hasta oldu ve sırasıyla evdeki herkes bu hastalığı geçirdi. Hala kronik bir öksürüğü var gece geniz akıntısından öksürükle uyanıyor. Ama yine de götürüyoruz çünkü oyalanması çok zor bir azmana dönüştü. Sürekli eğlence istiyor, oyun istiyor. Haklı ama ben de bir yenidoğan sahibi zavalı bir anneyim. Enerji de bir yere kadar. Ece büyümüş olsa birbirlerine kırdırıcam ama şimdi haksız rekabet de var. Genel olarak sabahları onu dışarı çıkarıyorum, yağmur, çamur, güneş, kar dinlemeden. Atıyoruz kendimizi sokağa. İyice yorulup kendisi “eve gidelim anne” diyince dönüyoruz. Zaten o zaman zırt diye uyuyuveriyor. Öğle uykusundayken ben de biraz dinlenecek vakit buluyorum. Öğleden sonra bir yaratıcı oyun zamanı ki bunu bakıcı ile de oynayabiliyor. Yaratıcı oyun derken totondan uydurucaksın işte. Hayali arkadaşlar veya evdeki oyuncaklarla hayali oyunlar. Akşamüstü dans ve müzik. Genelde ben baygınlaşınca kitap. Aralarda ben emzirirken de onunla hayali oyun veya kitap okuma olayına girebiliyoruz.

Bence çocuklarımıza yiyeceklerimizin nerden geldiğini öğretmek çok önemli. Onları toprakla tanıştırmak, yediklerimizin toprakda büyüdüklerini görmeleri çok güzel. Yazın babasına bahçede sulama tipi şeylerde yardım ederek biraz öğrendi Ela. Çok da seviyordu, çok yoruluyordu. Rahat bir uyku için iyi oluyordu.

Bakalım kış aylarının kalanında ne yapacağız. (Kışın yapılacak şeylerle ilgili başka önerisi olan? Şimdi benim planım şu. Haftada birkaç gün hava nasıl olursa olsun eğlence ve gezi için dışarı çıkacağız. Donmuş göllerin üstünde taş kaydıracağız. Kurbağa yakalamaya çalışacağız. Böceklerin önüne taş koyup nereden yol buluyor takip edeceğiz. Umalım ki yavaşça ama kesin olarak orda burda uyuyakalmadan aktivite planlarımızı gerçekleştirebiliriz.


Veya, ona bir çubuk ve makaslar verip evde koşturmasını da izleyebilirim. Bakalım bunun sonucu olarak neler görürüz.
Reklamlar

Ocak 21, 2011 Posted by | 2.5 yaş, doğa, eğlence | 1 Yorum

Mantar Avı

Bayramda cocayla “bayarız, iki çocuk napıcaz nasıl geçicek” diye düşünürken, totomuz yer görmediği için zırt diye geçiverdi. Bana, “iki çocukla en çok gezen anne” plaketi uygun görüldüğünden, Altın Portakal alamamış Nurgül Yeşilçay gibi asabi değilim çok şükür. Onun yerine şeker gibiyim.

Anlamsız doğa gezilerimize sonunda tekrar başladık. İki çocuğunuz varken nasıl yalnız ve başbaşa kalınır biliyor musunuz? Çocuk başına bir tane büyüğü de gittiğiniz yere götürüceksiniz. Bir de onlara bir de yedek götürüceksiniz. Yani toplamda 2 çocuk için 3 büyük daha yanınızda taşırsanız, çocukları büyüklere büyükleri de sinir krizi geçirme noktasına gelen boşda kalana çocuğu versin diye büyüklere emanet ederseniz birkaç saatinizi kocanızla yanyana ve başbaşa geçirebiliyorsunuz. Üstelik hava güzelse çocuklarınız da hava alıyor falan.

Bayramın güzel havasını fırsat bilip geçen kış gittiğimiz ama benim hamileliğim nedeniyle ormanına yeterince dalamadığımız Ankara’ya 100 km uzaklıktaki Greenpark’a 2 araba 7 kişi kendimizi attık. Çocukları büyüklere bırakıp cocayla birlikte otelin arkasındaki yürüyüş yolundan daldık ormana. Hava çok güzeldi ve mevsim tam mantar mevsimi. Bizim keşif gezisi biraz mantar gezisine döndü çünkü adım başı garip gurup mantarların fotoğrafını çekmek için durduk.

2 saat boyunca, yürüdük, sohbet ettik (sohbet ettik derken bildiğin saçma sapan geyik yaptık ve şu sıra evde ne kadar konuşamadığımızı farkettik) ve mantar çektik. Çok değişik boyda ve renkde mantarlar var ve tam zamanında gitmişiz mantar açısından.

Gün sonunda biz çok huzurlu, çocuklar açık havanın etkisiyle çok yorgundu. En yakın zamanda umarım yine kendimizi anlamsız bir gezide buluruz.

Pedometrede 5090 adım atmışız.

Kasım 22, 2010 Posted by | coca, doğa, Gezi | Yorum bırakın

Biz çıkamadık, Doğa’yı eve çağırdık.

Cinslikleri ile bilinen bir aileyiz biz. Hiç üşenmeyiz evin ortasına botu açarız veya çadırı kurar kamp yaparız. Unları evin orta yerine döküp kızımızın oynamasına açarız. Çok geniş insanlarız, hiç olmazımız yoktur herşeye açıkızdır. 50 kişi ile aynı konakta tıklım tıkış yatarız. Kalenderizdir, lüks aramayız. Eğlenelim, doğaya yakın olalım, koşalım, zıplayalım, hoplayalım, yeter bize.

Geçen hafta sonu elektriklerimiz gitti. Sıkıntıdan patladık. Evdeki çadırı kurduk salona, kamp yapma oyunu oynadık. Ben hatta uyku tulumunun içine girip çadırda biraz kestirdim. Ela, girdi çıktı, bebeklerini içine taşıdı, bu dev çadırla baya eğlendi. Umudum 2 sene içinde bahçede veya sahilde kızlarla bu çadırı kurmak. İşte o zaman keyif benim olucak.

Ekim 22, 2010 Posted by | Aktivite, doğa | 1 Yorum

Gebeşken Son Aktivitem

Bu fotoğraflar doğumdan bir hafta önce artık sıkıntıdan bayılıp kendimizi taa Ayaş’a domates almaya giderken cocanın kendi balık bölgelerini bize tanıtmak istediği zamandan. Tabii sadece tanıtmakla kalmadı, bi baktık balık tutma çalışması yapıyoruz. 3 kişilik bir aile olarak son aktivitemizde baba-kız çok eğlendi. Burası Ayaş yakınlarında Çanıllı gölü. Biraz burda takılıp, Ayaş’a gidip taze sebze ve meyve alıp, gezip geri dönmüştük. Artık 4 kişilik bir aileyiz, şimdi buna ayak uydurmaya çalışıyoruz. Coca da 3 tane dişi insan ile artık sabit kaldığına göre mecburen balık, kamp gibi aktivitelere önce beni sonra kızları da götürmek zorunda kalıcak. Bana göre hava hoş, ben o zamanları dört gözle bekliyorum..

Eylül 24, 2010 Posted by | Aktivite, doğa | 1 Yorum

Doğa ve Sanat

Hep geyik mi yapıyoruz sanıyorsunuz. Geçtiğimiz hafta sonu çocuklarla doğa ve sanat aktivitelerine soyunduk. Açık havada parmak boyası, spor, tepeden yuvarlanma (bunu ben yapmadım tabii ki), kelebek gibi uçmaca, ağaçlarda sallanmaca vs. Çok eğlendik, en çok onlar eğlendi. Şu güzel havalar devam ederken biraz daha böyle aktivite yapmayı umuyoruz.
Yer: ODTÜ Kortlar
Tavsiye ederim, çocuklar için çok güzel bir aktivite.

Ağustos 25, 2010 Posted by | Aktivite, doğa, oyun grubu | 1 Yorum

GeyikBayırı – Gebeşli Bebekli Trekking

Bir akşamüstü bulduk kendimizi bir küçük trekking macerasının içinde. Hem de kadrosu biri hamile, biri 2 yaş altı çocuk, normal insan 1 tane ile. Bu gittiğimiz aslında ormanın içinde bir sürü alabalık havuzu kurarak hem alabalık yetiştiren, hem de burdaki restoranda leziz balıklar yapan bir işletme. Balıklar orda tutuluyor, orda pişiyor. O kadar taze yani. Hamile ve bebeklerin balık ihtiyacı su götürmez bir gerçek, ama artık hangi balığa güveneceğimi bile şaşırdığımdan balıktan da biraz soğudum. Geyikbayırı’nda bunu hissetmedim, tereyağında balığı afiyetle yedik. İnsan yediğini anlatmazmış ama olaki yolunuz düşerse bu ormanın içinde mekana mutlaka uğrayın derim. Yemekler güzel, ortam güzel. Daha önceden de geldiğim için Buğday Dergisi’nin TaTuTa organizasyonunda ekolojik çiftlikleri araştırırken rastladığımda dikkatimi çekmişti. Burada ekolojik turizm de yapılıyor. Organik ve şifalı bitkiler üretimi yapan Rasayana Çiftliği de burada kurulmuş ve her mevsim ziyaretçilerini kabul ediyor. Hamile olmasam bu sene böyle doğal bir ekolojik tatil de yapmak istiyordum ama şu an şehirlerden yine de çok uzaklaşamıyorum. İnşallah 2 çocukla.

Burasının tek özelliği bu da değil. Alt alta oluşturulan havuzlardan sonra doğal havuzlar da oluşmuş ve bir nevi orman içi serbest keşif alanı olmuş. Bu yaptığımız şeyi ilk yapan biz değiliz, burda dağcılık ve trekking de yapıyormuş gelenler. Ailemizin genel yapısı gereği herşey çok normal başladı. Cici bici yemeğimizi yedikten sonra her zamanki gibi huzursuz cocanın dürtmesiyle, “gel şu sınırları aşalım aşağıya biraz inelim, bakalım neler varmış” demesiyle başladık yürümeye. Havuzların bittiği yerde yukardaki fotoğrafda görülen kanallar başladı. İşte bu kanallardan dengede yürüyerek geçilmesi gerekiyordu. Gebeş göbeğimle biraz tırsarak tek ayak genişliğindeki bu kanal kenarlarından yürüyerek geçtim. Ela Hanım da babasının kucağında. Bana arada bir “anne düşme” diyordu:) Kanallar bitince biraz daha yürüdük. Geldiğimiz yerde kendiliğinden havuzlar oluşmuş, yukardaki havuzlardan kaçan balıklar olmuş, buralarda takılıyorlar. Balıklardan da özgür ruhlar çıkıyor yani. Yol benim göz alamayacağım kadar dikleşince geri döndük. Gebeş olmasam ben o yoldan inerdim. Hatta daha önce daha çoluk çocuk yokken bizim gibi 2 maceraperestle buranın başka bir tarafında aşağı doğru akan küçük bir su bulup, o suyu takip ederek ne maymunluklar yaparak zaman zaman belimize kadar suya batarak kaynağa ulaşmıştık. O zamanlar blog tutmadığıma şu an üzgünüm, ne güzel bir hatıra olurmuş.


Herneyse o kanallardan geri dönerek sıkıcı normal hayatımıza geri döndük. Antalya tatilinin ilk bölümü coca ve Ela ile kumsalda, orda burda takılarak geçti. Ela bol bol sahilde, kumlarla, taşlarla beraber. Kendini uzun süre kaptırıp oynayabildiği tek şey taş ve kumla oynamak. Sendromik durumlarımız devam ediyor. Bugün yolda giderken “gitmeycem” diyerek yüzükoyun yere yattı diyebilirim. Ya sabır diyerek bu günlerin geçmesini umud ediyorum. Coca Ankara’ya eve döndü, yerini hemen annem doldurdu ve bugün Alanya’ya geldik. Burdaki günlerimizin hikayesi ise sonraki bir zamana.


Mayıs 17, 2010 Posted by | Bebekle Ben Giderim, doğa, gebeş esra, organik, Seyahat | 4 Yorum

Bitki Çalışmalarımız

Hafta sonu büyüyen fidelerimizden dikebileceklerimizi hep beraber seçtik.. Bir kısmını Ela’nın babaanesinin bahçesine götürüp diktik. Bir kısmını da balkonumuza büyük saksılara domates, salatalık ve soğan olarak diktik. Bu iş gerçekten çok zevkli. Gerçi cocanın çok büyük emeği var biz biraz seyirciyiz şu an. Ama öğreniyoruz ve eğleniyoruz Ela ile. Bakalım sebzelerimiz biz dönene kadar biraz çıkmaya başlayacak mı.

Bu arada balkonumuza annesinin yumurtlamasından sonra kendisini yumurtayken den itibaren tanıdığımız güvercinlerimiz tüm balkonu geziyorlar. Uçmayı tam başaramadan hafta sonu Ela biraz sevebildi. Misafirlerimiz uçarsa ben kendi adıma çok memnun olacağım. Yine de Ela’nın güvercinlerin doğup büyümesine tanık olmasına çok memnunum.

Hafta sonu kardeşimin kreşde öğretmen olan kızarkadaşı bizdeydi. Ela bayıldı Zeyneple oynamaya. Zeynep ona İngilizce şarkılarla figürler öğretti. Oyunlar oynadılar. Bir de oturup kukla yaptılar. Yani bizim için rahatça oturduğumuz bir akşam oldu. Herkes halinden memnundu yani.

———
Dün gece yatarken Ela ile aramızda geçen bir konuşma beni çok şaşırttı..

Ela: Anne kulağına birşey diycem.
Ben: Söyle kızım
Ela: (Kulağıma eğilir) fış fış fış fış

Bunu babası Ela’ya çok yapardı ama Ela’nın da bana yapması gerçekten çok güldürdü beni.. Neleri kayıt ediyor ve uyguluyor:)

Mayıs 11, 2010 Posted by | Diyaloglar, doğa, Ela, eğlence | 4 Yorum

Toprak Aktiviteleri 1

Ela ile geçen haftamız bol bol toprakla, bahçeyle uğraşarak geçti. Montessori grubunun toprak teması da buna denk geldi. Geçen hafta bir gün yine Büyükşehir Belediyesi’nin fidanlığına gittik. Önce saksılara tohum ektik. Ela bu işi iyice sevmeye başladı. Teyzelerle kürek pazarlığı bile yaptı.
Sonra bahçedeki at kestanelerini tüplemeye yardım ettik. Bu onun için toprakla oynamak oluyor ama hem öğreniyor hem de çok eğleniyor elinde kürekle. Bu at kestanesi ağaçları da bir ormana dikilecek yakında.

İşte aşağıda kendi çapında tarıma soyunan ailemizin ilk fide ordusu. Domateslerimiz fide verdiler bile. Şimdi soğan, karpuz ve salatalıkları bekliyoruz. Bunların bir kısmını geçen hafta sonu bir tanıdığımızın bahçesine diktik. Minik bir sera yaptık. Fotoğraf makinamı almadığım için kaçırdığım çok güzel fotoğraflar oldu. Şimdi bir kısmı da balkonumuzda yerini alıcak. Bakalım bu işte ne kadar başarılı olucaz. Aslında önemli olan Ela’nın birazcık birşeyler kapması tabi.

Ama bahçede nasıl babasına yardım etti inanılmaz. Kürekleri verdi, otları yoldu, kendi çapında bütün gün çalıştı. Sonra da “böyle koyuyosun, böyle üstüne basıyosun” diye anlattı durdu.

Nisan 27, 2010 Posted by | Aktivite, doğa, montessori | 1 Yorum

Hafta Sonu Aktivitelerimiz

Bayılıyoruz annenin babanın eşyalarını giymeye.. Bu da geleceğin motorcusu Ela Naz hanım.. Nasıl şimdiden hazırlıklarımız güzel değil mi?
Cumartesi günü İncek – Nüve’de küçük bir buluşma gerçekleştirdik.. Güzel fotoğraflar çocukları anlatıyor zaten.. Havanın güzelliği, çocukların oynaması, babaların da bize akşam katılması ile hoş bir akşamüstü geçirdik.. Ne güzel oldu, bahar geldi..

Emre & Demir

Duru

Doruk

Demir

Tatlım Can

Ela

PAzar günü uzun zamandır biraraya gelemediğimiz en eski arkadaşlarımızla bir bahar pikniği yaptık.. Bir kısmının çocuklarını sadece doğduğunda görmüştüm.. Çok keyifli, sohbetli güzel bir gün oldu. Çocukların nasıl eğlendiği fotoğraflardan belli.. Başka birşey anlatmama gerek yok. Organizasyonu yapandan allah razı olsun..




Mart 30, 2010 Posted by | 21.ay, Aktivite, doğa, eğlence | 3 Yorum

22 – 26 Mart Haftaİçi Aktiviteleri

Geçtiğimiz hafta artık iyice biten bulantılarım ve üstüste binen hastalıklarımızın ardından çok aktif, dinamik, heyecanlı bir hafta geçirdik. Her haftamız böyle olsun inşallah. Önce hafta içi eğlenceleri. Bizim çocuklar birbirini ne zamandır göremiyordu. Minik bir buluşma yapabildik çarşamba günü Bige çağırınca. Bige & Duru’nun yanında, Melek & İpek, Özlem & Eren de vardı. Çocuklar uzun süredir birbirlerini görmedikleri için biraz çekişme yaşadık bu sefer. Ela sürekli Eren’in yakasına yapıştı, engel olamadık çekiştirdi durdu. Eren de annesine “Anne kurtar beni” diyordu. Duru oyuncaklarını vermek istemedi Ela ve Eren de çeke çeke alırız dediler, o yüzden biraz arızalı bir süre geçirdik. Melek & İpek geldiğinde sular baya durulmuştu. Eren & Özlem erken ayrılmak durumunda kaldılar. Fakat biz oraya kazık çaktık. Şaka bir yana spontane bir şekilde babalar da mı gelse diye çağırdık, hepsi dünden razıymış; babalar da gelince akşam biraz uzadı, sohbetler derinleşti, yemekler yenildi. Bige’ye 3 aile doyurduğu için teşekkür ederiz. Kızların artık iyice uykuları gelip arıza çıkarmaya başladıklarında birbirinden çeneli babaları susturup ayırmak çok kolay olmadı. Meğerse onlar da bugünü bekliyormuş..

Ertesi gün ODTÜ’de ağaç dikme şenliği vardı. Biz de havanın güzelliğinden yararlanıp içerdeki bebek de dışardaki de D vitamini alsın diye kendimizi şenliğin olduğu yere attık. Gösterilerin ardından 4 tane de ağaç diktik. Hem bir katkımız oldu hem de Ela için değişik oldu. Yine fidanların yanından ayırmakta zorluk çektik.

Sonunda istediğimiz gibi bir akşam geçirdik. Ne zamandır planlıyorduk, yok onun hastalığı, bunun seyahati derken tam kadro olamasa da çoğunluğumuz sadece anneler olarak bir akşam buluştuk. Tabii 6 kadının birden çocukları ayarlaması zor olsa da Evin kaçırmak istemediği için Efe’yle geldi. Bige, Sibel, Meral, Melek & Ben ise çocuksuz, eşsiz “ay şurdan biri mi düştü, benimki ne tarafa gitti” düşünceleri olmadan keyifli bir sohbetle çok güldüğümüz bir akşam geçirdik. Arkadaşlar bir kaşık şarapla çakır keyif oldu, E benim yapım zaten içkiye gerek olmayacak kadar çakır keyif zaten.. Baya geyik, baya muhabbet, biraz garsonlara rezil olma derken o akşamın nasıl geçtiğini anlamadım. Hala da ağız tadım tam yerinde olmadığı için bir de ağız tadım yerine gelince tekrarlayalım derim. Ne dersiniz kızlar.. Bu da bizim akşamımız.

Mart 29, 2010 Posted by | Ben, doğa, eğlence | 1 Yorum