Elanın Uydusu Ece

Just another WordPress.com site

Ece’nin Google Araştırması

Ece tamamen anne babasının kızı oldu. Bugün ilk Google araştırmasını yaptı.

Tabii ki, “Britney Spears kafayı yedi” veya “Yetenek Sizsiniz’e nasıl katılabilirim” veya en popüler olan “Anne Babamı nasıl süt allerjisi ile deli ederim?” değildi.

Onun yerine, “‘gq1fcyt2′5” idi.

Çok gururluyuz.

 

Mart 28, 2011 Posted by | 7.ay, Ece | Yorum bırakın

Ela ve Ece’yle Yalnız Günüm – Taksi’de Kaos

Bugün Ece doğduğundan beri ilk kez Ela ve Ece ile yalnız bir öğleden sonra geçirdim. Bakıcı izinliydi, annemin de işi vardı. Kaldık 2 bebe ve ben başbaşa. Ne garip birşey insanın çocukları ile başbaşa kalmaktan ürkmesi. 3 çocuk, 4 çocuk tek başına büyütenler nasıl yapıyor bilmiyorum. Ama benim gibi höt demeyen bir anne için iki çocuğu birden mutlu bir şekilde akşama ulaştırmak zor. Aslında korktuğum şey Ela’nın hırçınlığı başlarsa, önlenemez bir krize girip çok zor saatler yaşamaktı.

Neyse gün hasarsız geçti. Detaylarıyla şöyle zuhul etti. Sabah parka gittiğimizden öğlen eve dönerken Ela arabada uyudu. Şanslıyım ki kendisini eve götürüp yatağa attığımda uyumaya devam etti. Skor 1. Ece’nin altını değiştirip, emzirdim. Biraz oynadım ve yarım saat sonra onu da uyuttum. Skor 2. Tam 45 dakika iki çocuk da uyurken kendi kendime kaldım. Şanslı olduğumu düşündüm. İlk gün ve karşılaşmadılar nerdeyse. Sonra Ela uyandı. Onunla biraz kitap okuduk. Birşeyler yedik. Ece genelde uzun uykusunu öğlen uyurken bu sefer yine şanslıyız ki akşamüstü uyuyacağı tuttu. Skor 3. Ece uyandı. Üçümüz yatakta yarım saat gülüşüp, oynadık. Ben onlarla vakit geçirirken bakıcı geri geldi. Yani hiç birşey korktuğum gibi olmadı ve rahat bir öğleden sonra geçirdik.

Aklıma gelmişken dün yaşadığımız kabus tam anlatmalık. Öğleden sonra Kuğulu Park’a ve ordan da yürüyüşe gittik. Ela o kadar çok yoruldu ki sonunda taksiye binmek zorunda kaldık. Herşey takside meydana geldi. Ece’nin araba koltuğunu arabanın içine koyup, Ela’yı da yanına oturttuk. Ben arabaya binip kapısını kapatır kapatmaz, sesini pek duymadığımız Ece bağıra bağıra ağlamaya başladı. Bakıcı önden arkaya dönüp ”Ece noldu kuzum” gibi müdahale etmeye çalışırken, Ela da bir yandan bağırmaya bir yandan da bizden bilgi almaya çalışan taksi şoförünün kafasına kafasına elindeki balonla vurmaya başladı. Ela’yı mı durdursam, Ece’yi mi sakinleştirsem karar vermeye çalışırken sonunda Ela’nın elinden balonu almayı başardım. Ama bu sefer de Ela da bağırarak ağlamaya başladı. Ece daha da korkup ağlamasını artırınca bakıcı önden arkaya hafif ayağa kalkarak sarkıp Ece’yi almaya çalışırken, Ela da ayakkabılarını ve çoraplarını çıkarıp çoraplarını şoförün direksiyonuna attı. Bu taksicinin kesin çocuğu vardı, yoksa kenara çekip bizi nasıl taksiden atmadı bilmiyorum. Sonunda hiç hoşlanmadığım bir şey oldu ve Ece ön koltuğa bakıcının yanına gitmek durumunda kaldı. Ela o sırada Ece’nin boş kalan araba koltuğuna sığmaya çalışırken gidiceğimiz yere vardık da. Ela’nın çorap ve ayakkabılarını toplamak ve Ela’yı karga tulumba kucağıma alarak inmemiz 10 dakikamızı aldı. Bu arada Ece yine bağırmaya başladı, o sırada beni de bir gülme krizi tuttu. Tutamıyorum kendimi resmen kahkaha atarak gülüyorum. Taksiciye ne kadar zor para verdim bilmiyorum. Adam çatlak bunlar diye düşünmüştür herhalde. Ben gülmeye başlayınca iki bebe de birden durdular. Demek ki işe yarıyormuş. İşte dünkü utanıp yerin dibine girmek istediğim saatlerden sonra bugün neden ikisi ile yalnız kalmaktan korktuğumu anlamışsınızdır. Demek ki kontrol edemiyeceğin yerlere gitmiyeceksin. Kendi arabamızda olsak kenara çeker müdahale ederdik. Tekrarını yaşamayız inşallah.

Mart 17, 2011 Posted by | 6.ay, Ece, Ela | Yorum bırakın

Çılgınlık

Çocuğumu son 24 saatte 15 kere emzirdim. 2 kere de öbürünü emzirdim. Yok mu başka çocuk.

 

ONYEEEDİİ kez.

Evet emzirmeyi seviyorum ama bu bir eziyet.

Onu yatarak, oturarak, ayakta, ayık, uyurken, ağlayarak, gülerek, çalışma masamda, çorba yerken, gündüz ve gece emzirdim.

Gerçekten insanmıyım, inek mi? Bu çılgınlık. . Hala göğüslerim var sanırım. Fakat onları göremiyorum bile çünkü eniğim her zaman ağzıyla kapatıyor onları.

Benim de suçum bu. Huysuz olduğunda da emzirdim onu, diş çıkarıyor sakinleşir diye. Uyusun sakinleşsin diye de emzirdim. Göğsüme bluzumun üstünden saldırıyor diye de emzirdim. Emzirdim de emzirdim. Son büyüme atağını yaşıyor diye emzirdim. Altı ayımız bitiyor yakında diğer gıdaları artıcak, aramızdaki bu güzellik azalıcak diye de emzirdim.

Şimdi sakinleşmeyi memeyle bir tutuyor. Ve ben sakinleşmesine ihtiyaç duyduğum için çok emzirdim. Kafayı bozdum dimi.

Ve bu sütler birşey yapıyor olmalı. Son günlerde çok değişti Ece. Hiç durmuyor, elleri, kolları bacakları ile çok heyecanlı. Yeni bir döneme girdi. O da biliyor. Ama oturmaya çalışıyor tam oturamıyor, dönmeye çalışıyor zorlanıyor. Popoyu kaldırıp kendini itiyor da itiyor. Hiç susmuyor. Yeteer dedi 5.5 ay boyunca sakin sakin oturdum, şu manyak ortalıkta zıpladı durdu. Artık ben de durmıycam.

Onu tutuyoruz, kendini öne arkaya sallıyor. Bacaklarının üstünde zıplıyor da zıplıyor. Delirdi benim munise kızım. Bir Ela’yı daha kaldıramam. Lütfen sen sakin kalsaydın. Neyse bakıcaz. Beynim döndü. Üstelik Ece’nin 80 kere emmesini gören Ela da kafayı yedi 2 kere de o meme emdi. Bugün ne yaptığımı tahmin ediyor olmalısınız. Gün sonunda tansiyonum fırladı. Bu çocuklar beni kullanıyor galiba. Gez babası sen oralarda, ben koltuktan kalkmadım.

 

Mart 14, 2011 Posted by | 6.ay, Ece | Yorum bırakın

Ece’nin 2. Dişi ve Rocky Ela

Bu yerde yatan tembel kızın enerjisini nereye harcadığı belli oldu. Bütün vücut diş çıkarmaya çalışıyor. Bugün de 2. dişinin kenarını gördük. Bu ortalamayla devam etmeyiz umarım. Yeterince mızmız, acılı ve zorlanıyor görünüyor çünkü.
Ailede her hafta bir kişi tepetaklak düşmezse gelenek bozulur. Geçen hafta benim sıramdı. Bu hafta düşmelerin kraliçesi Ela hanım yine liderliği ele aldı ve 800 kere çıkma dediğim yere çıkışının 800.’nün şerefine alnını ve burnunu öncelikli olarak vurarak tepetaklak düştü. Bir gün kalp krizi falan geçirdiğimi duyarsanız şaşırmayacağınıza ve Ela’nın yine biryerden düştüğünü anlayacağınıza eminim. Bakalım daha ne kadar ucuz kurtulacağız ve o güzel burnunun güzelliğini koruyabileceğiz. A be kızım zaten bizim aileden seninki gibi bir burun 100 yılda bir gelmiş, neden bozmaya çalışıyorsun anlamış değiliz. Allah herkese rahatlık versin.

Mart 4, 2011 Posted by | 6.ay, Ece, Ela | Yorum bırakın

Ece’nin İlk Dişi


Benim çocukların bir acelesi var. Bu da ablası gibi 6 aylık olmadan ilk dişini gösterdi bizlere. Alt dudağında pıtırak gibi bir diş duruyor dünden beri. Ela’dan daha rahat çıkarıyor. Salyası dışında hiç alarm vermedi kuzum. Biraz iştahsız o kadar.

Katı gıdası olayına da bugün itibariyle birazcık elma suyu ile başladık. Kaşığa da hiç hayır demedi. Elmanın da tadını sevdi sanırım. Bu dönemleri unutmuşuz. Daha çok işimiz var bakalım.

Bu blog taşıma olayına kılım. Kim nerden yayın yapıyor anlamıyorum. Ben ikisini de kullanacağım sanırım.

Mart 3, 2011 Posted by | 6.ay, Ece, gelişim | Yorum bırakın

Ece ve Ela’dan Son Durumlar

– Ece kuzusu birdenbire ortalıklara çıkmaya başladı. Kapanmayan ağzıyla sürekli bize gülüyor ve artık interaksiyonda. Çok mutlu bir kuzu. Evde sürekli hareket var bu yüzden Ece’yi oyalamak çok kolay. Zaten kendisini bile oyalayabilen bir bebek, bir de sürekli animasyonda bir küçük insan olunca karşısında yatma saatlerine kadar gayet rahat vakit geçiriyor. Günde 3 kere uyuyor hala, bir tanesi uzun uyku. Akşam uykusuna da 8 gibi geçiyor. Düzenini korursam çok güzel karşılık veren bir bebek. Uykusu geldiğinde yatırırsam hemen uyuyor. Memesini zamanında verirsem çok mutlu. Rutini bozulmazsa melek gibi bir bebek. Düzeni biraz şaşarsa adapte olması zor bir bebek. Huysuzluğu artıyor, uykuları çok kısalıyor. Ela’dan daha kolay bir bebek aslında ama Ela düzensizliklere çok çabuk adapte olurdu. İkisinin herşeyi birbirinden farklı.

Ela oyun insanına dönüştü. Herşeyi oyuna çevirirsen tamamen uzlaşmaya gidiyor. Son 2 haftadır yatağında kendi kendine uyuması ile uğraşıyorduk ve çabalarımız sonuç verdi. Ela artık 2.5 yaşında itiraz etmeden yatağına gidip yanından ayrıldığımızda laf etmeyerek kendi kendine uykuya geçiyor. Dünya varmış diyorum. Ece ilk doğduğu zamanlar cocayla her akşam birbirimizin yüzüne bakardık, bu akşam sen uğraş diye. Artık sakinleştik, her akşam beraber yatağına gidiyoruz. Bir kitap okuyup ışıkları söndürüyoruz, sonra bir iki şarkı söyleyip biraz konuşuyoruz. Sonra onu öpüp ”biraz sonra tekrar geliceğimi söyleyip” gidiyorum. Arada bir itiraz oluyor babası ile arasıra odasına gidip biraz konuşup dönüyoruz. Artık alıştı 2 haftadır kendisi uyuyor. Şu sıralar Ela da çok daha sakin çok daha keyifli bir çocuk. Kardeşinin ilk doğduğu zamanki travmayı atlattık artık. Ece’nin varlığına da, kardeşi olduğuna da alıştı.
Bir de 0-6 ay değelendirmesinde iki çocuğun farklarını yazmayı düşünüyorum önümüzdeki günlerde. Daha çok deneyimimi paylaşmam gerekiyormuş. Arkadaşlardan gelen istekler böyle.
Bana gelince, o kadar alıştımki iki çocuğa. Sanki uzun zamandır 2 çocuk annesiymişim gibi geliyor. İnsanın yetenekleri de gelişiyor. Ben bu kadar organize olabilen, bu kadar planlı davranabilen bir insan olduğumu bilmezdim. Bütün günümü planlamak zorundayım. 10 adım sonrasını nerdeyse. Birinin uykusu ile öbürünün yemek saatinin çakışmaması lazım çünkü sadece benim yapmam gereken şeyler oluyor. Mesela Ece’yi sadece ben emzirebiliyorum, Ela’yı sadece ben yatağına götürebiliyorum. Eğer ikisi çakışacaksa önceden sütü sağıp bakıcıya vermem gerek ki Ece doysun uyusun, ben de Ela’yı yatırayım. Tek örnek bu da değil. Benim yapmayacağım bakıcının yapacağı şeylerle ilgili, çocukların ne yiyeceği, ne zaman yiyeceği, ne zaman yatıcakları, ne zaman banyo yapıcakları vs vs vs. gibi herşeyi düşünmem gerekiyor. Ama alıştım, yapıyorum. Hatta çocukların herşeyini ayarlayıp, cocayla dışarı çıkmayı, kendim bir yemeğe gitmeyi bile planlıyorum. Keyfim yerinde. Allah isteyen herkese çok çocuklu hayat versin. Kısıtlanmaları var ama geçmemiz gereken bir dönem var. Işığın ucu yakınlaştı diyebilirim.
Şu sıra Ela ile hayat çok renkli ya. Hergün yeni bir diyalogla bizi çok eğlendiriyor. Sürekli evde birbirimize Ela’nın söylediklerini anlatıyoruz. İşte birkaç diyalog.
Ela: Ne yapıyorsun anne?

Anne : Ot kaynatıyorum kızım.
Ela: İneklerine mi vericeksin?
—————-
Ela: Seni seviyorum babacım
Baba: Ben de seni seviyorum kızım
Ela: Neden?
————
Ela: rogor ahar.
Ben: ne? nediyorsun?
Ela: rogor ahar anne..
(meğerse gürcüce konuşuyormuş. haberimiz olmadan ogreniyor)
—————
Ela: Bana erişte çorbası yaparmısın anne?
Ben: Yapamam canım nasıl yapılacağını bilmiyorum..
Ela: Bak şimdi bunları pişir. Tabağıma koy.
——————–
Ela: Babam nerde anne? Ben onu çok özledim.
Ben: Kızım baban işe gidiyor ya hergün.
Ela: Biraz da sen işe git, o bana baksın.

Şubat 28, 2011 Posted by | Diyaloglar, Ece, Ela, kardeşlik | Yorum bırakın

Sen Ne Zaman Büyüdün ECE?

Romanstan nasibini almamış iki kalasın birbirine olan sevgilerinden bu kadar güzel iki çocuk çıkar mı? Sanırım yüzyıllardır birlikteyiz ve o kadar çok güldük ki gülme olayı genetiken çocuklara geçmiş. İkisi de habire gülüyorlar. Tabii siz şimdi bu karga yavrularına güzel mi diyorsun diyebilirsiniz. E napalım herkesin vavrusu (Ela’ca) kendine.

Ece kuzusu tam olarakdan 5 aylık oldu. Sabahları konuşmasına, sesine hastayım. Bır bır bır mırıldanıp ben kalkana kadar oyalanıyor, bunlar çok görmek istediğimiz davranışlar tabii. Ama görmek istemediğimiz davranışlarda da bulunuyor. Mesela sabah kalkınca o kadar gülmek, oynamak istiyor ki meme emmiyor. Ben de her sabah bir seans sütü sağarak veriyorum. Valla aman alışır endişelerini Ela’da bırakmışım, Ece’de hiçbirşeye tereddüt etmiyorum. O an ne gerekiyorsa zırt diye yapıyorum. İşte herhalde 2. anneliğe verilen hediye de bu olsa gerek. Rahatım kardeşim. Ece kendi kendine büyüyor. Valla ben fazla birşey yapmıyorum. Ona sıcak bir yatak, beslenmesi için süt ve arada bir oyun tedarik ediyoruz. Geri kalan zamanlarda çocuğu rahat bırakıyoruz. O da sakin yapılı. Resmen takılıyor. Bir pet şişeyle yarım saat oynuyor.
Bu ay daha çok gülüyor, sürekli ayaklar havada mekik çekmeye çalışıyor. Bir de yalanmaya başladı sanırım canı artık kaşık istiyor. Yine de 6. ayının bitmesine kadar bekliycem kararlıyım. Biberonunu eliyle tutuyor ve ağzına götürüyor. İsmi ie çağırdığımızda çok net bakıyor ve arkamızdan aranıyor. Yalnız kalınca ağlamaya da başladı. Ela ile araları daha iyi. Çünkü Ela’nın gaydırıgubbak dansları ile çok eğleniyor. Zaten resmen beni güldürün de ağzım yarılırcasına güleyim diye bakıyor suratımıza. Ela da hala kıskanıyor tabi Ece’yi. Ama artık krizlerimiz yok, anne onu bırak beni al falan demiyor. Ama ilgi çekmeye ve Ece’nin elinden oyuncaklarını almaya falan çalışıyor. O da bebek hala.

– Ela’nınsa merak güdüsü nedense yatma saatlerinde açığa çıkıyor. Işıklar söndükten sonra binbir türlü konu merak ediliyor. Dün ışıklar neden yanıyor konusunu irdeledik. Ondan önceki gün burası apartman mı? Neden apartman? Neden yatıyoruz? konularına daldık. Saldık gidiyoruz işte öyle. Bir tane daha çocuk yapıcam, RÜYAMDA tabii.:)

Şubat 16, 2011 Posted by | 5.ay, Ece, gelişim | 6 Yorum

Sütüphane

* Yaw yazıcak çok şey var sürekli aklımda birşeyler dolaşıyor ama zaman bulamıyorum hepsi geçip gidiyor. Tam bir sütüphane oldum. Ece’nin süt ihtiyacı çok arttığından benim sütüm tekrar artsın diye Ece emmeyi bitirince dibini Ela’ya emziriyorum. Canım çıkıyor bebelere süt yapıcam diye. Geliiin sütüphane burdaa..

* Ela çok manyak bir çocuk oldu. O kadar hikayeli ve tatlı ki. Artık ve sonunda onunla vakit geçirmek kolay ve eğlenceli oldu. Bugün öğlen yemeğimizi alıp aşağıdaki parka gittik beraber. Havada güzeldi, bildiğin piknik yaptık. Uzun zamandır güneşi göremiyorduk, çok şükür.
* Bakıcı döndü çok şükür. Onun dönmesinin şerefine geçen hafta içinde tüm hafta gezdim. Çok iyi geldi. Allah başımdan eksik etmesin:) Havaların ısınmasını en azından güneşli günleri dört göz bekliyorum.
* Ece gündüz uykularını çok kısalttı. Evet kendi kendine uyuyor ama 45 dakikada uyanıyor ne yapıcağımı bilemiyorum. Akşam 8’den sabah 8’e uyuyor çok şükür. Ona da nazar değdiricem diye çok korkmaktayım. Sanırım büyüme aşamasında, herşey çok dikkatini çekiyor. Zaten uyanır uyanmaz bir gülüyor ve oynamak istiyor anlatamam.
* Aklımdakileri gene yazmadım sırf birşeyler yazmak için yazdım. Aklımda olan tek şey yazamadıklarım değil, kafamda da bir proje var aynı zamansızlıktan çalışamıyorum.
* Artık bu kilo verme olayına eğilmem şart. Tüm güzelliği çocuklara verdik, yaratığa döndüm. Çok mutsuzum.

Şubat 9, 2011 Posted by | 5.ay, Ben, Ece | Yorum bırakın

Ece Aktive Oldu

Bir kaç gündür ayaklarını havaya dikip mekik çeker gibi kalkmaya çalışıyordu. Hatta gece uykusunda bile hafif uyanıp ayaklarını havaya dikiyordu. Ben de ayaklarını gidip indiriyordum. Meğerse denemeler yapıyormuş sonunda bugün ilk hareketini yaptı ve sırtüstünden yüzüstü döndü. Sonra da tekrar sırtüstü döndü. Bütün gün yatarken oturmaya çalışıyormuş gibi yapıyor. Tarih atmak için yazalım istedim..

Ela mantık silsilesinde bir devir atladı. Geçen gün bir kadına kocasını göstererek ”bu senin kocan mı” dedi. Nasıl o kavramı oturttu bilmiyorum, ne ilginç şey şu çocuk olmak herşeyi sıfırdan öğrenmek. Ve sorgulama dönemi de başladı. Herşeye ”neden” diye soruyor ve yüz kere filan soruyor.
Ben de mantık silsilesinde bir devir geri gittim. Herşeyi karıştırıyorum, kafam çok karışık. Bu hafta bakıcımız yok, çok sefiliz. Kendimize gelince daha sık yazmaya çalışıcam.

Ocak 27, 2011 Posted by | 5.ay, Ece | 1 Yorum

En Favori Kızım

En Favori Kızım

Ela’ma: En çok seni seviyorum. Annelik dünyası ile beni sen tanıştırdın ve bizi bir aile yaptın. Ne kadar tatlı ve iyi bir çocuk olduğuna bayılıyorum. Küçük kardeşini sevmene, onu gidip gidip öpmene ve şimdiden sahip çıkmana bayılıyorum. Benimle geçirdiğin her yalnız zamanı çok özel düşünmeni çok seviyorum, markete bile gitsek. İki kız arkadaş gibiyiz. İnsan ve hayvanlara da aynı şekilde şefkatli olmana bayılıyorum. Nasıl güzel sarılıyorsun ve ”annem” diyip bırakmak bilmiyorsun. Her zaman çok düşüncelisin. Bu yaşda bile. Mimiklerin, konuşman o kadar tatlı ki, bayılıyorum. Etraftaki insanlardan, herkesden ne kadar tatlı ve akıllı olduğunu duymak harika, öyle olduğunu ben de bilsem bile. Nadir durumlarda senden uzaktaysam seninle telefonla konuşmaya bayılıyorum. Akşamları sana kitap okumaya, banyoda bıcır bıcır konuşarak banyo yapmana, gözlerine, çok bilmiş dilliliğine, sözcükleri kendi dilinin döndüğü şekilde söylemene bayılıyorum. Beni şaşırtan cevaplarına hayranım. İyi ki kızımsın. Sen tam anlamıyla benim favorimsin.


Ece’me: En çok seni seviyorum. Dünyadaki en tatlı bebeksin ve ben gerçek anlamda 4 aydır seni kucağımdan yere koyamıyorum. Coşkunu ve hevesini çok seviyorum. Bir önceki akşam nasıl yatağına gittiğinden bağımsız olarak her sabah muhteşem bir modda uyanmana ve bana biraz daha vakit verip kendi kendine mırıldanmana bayılıyorum. Yüzüme her baktığında ağzın yarılcakmış gibi gülmene. Ne kadar çabuk seni memnun edebildiğime bayılıyorum. Boynunun kokusuna ve gözlerinin hala rengini tam anlayamadığım sihirli renklerine bayılıyorum. Ellerini tutmaya ve bana bakarken yaptığın suratlara bayılıyorum. Kendi kendine konuşa konuşa uyumana bayılıyorum. Heyecanlandığında sesinin o kadar yükselebilmesine ve sevinçle ciyaklamana bayılıyorum. 4 ay içinde hayatımın merkezine oturmana bayılıyorum. Kız kardeşine hayranlıkla bakmana, gülmene bayılıyorum. Tavşanına sarılmana ve şimdiden kendine bir arkadaş seçmene çok gülüyorum. Tatlılığına, gülmene bayılıyorum. İyi ki kızımsın. Sen tam anlamıyla benim favorimsin.

Ocak 24, 2011 Posted by | 2.5 yaş, 5.ay, Annelik, Ece, Ela, kardeşlik | 8 Yorum