Elanın Uydusu Ece

Just another WordPress.com site

8 Aylık Çok Hamileyim

Bu sene ben de dünya da zor bir yaz geçiriyor gibi görünüyor. 130 yıldır görülmeyen sıcaklar benim hamileliğimin en zor ayına denk gelmesi beni çok yıpratıyor. Daha 15 gün kadar daha süreceği söyleniyor. Sürekli yurtdışı hava tahminlerine de bakıyorum gerçekten bir serinleme henüz ufukda görülmüyor. Bunlar daha sonraki senelerde de görülecek eminim. Öyle bir senenin işi değil. Etrafınıza bir bakın. Rusya’da yangınlar, Pakistan’da, Çin’de seller, Kanada çok ciddi bir buzdağı tehdidi altında. Ülkeler daha farkında değil, insanlar bireysel olarak nasıl farkına varacak bilmiyorum. Bazen bu dünyaya 2 tane çocuk dünya getiriyor olmamız konusunda çok endişeleniyorum ama yapacak birşey yok. Yaşayıp görüceğiz, elimizden geleni yapacağız. Pakistan’da dün selde yürüyen küçücük çocukları görünce nasıl içim acıdı anlatamam. Ben mi çok fazla duyarlıyım yoksa insanlar mı boşvermiş bilmiyorum. Ama kimsenin hala bu konulara ilgi duymaması ve kendilerinin yapabileceklerini yapmamasına çok şaşırıyorum. Herneyse bugün biraz karamsar bir günümdeyim sanırım. Oysa hamileliğim hakkında yazacaktım değil mi.

Beklenen doğum tarihine 6 hafta kaldı. Sıcaklar dışında gerçekten fiziksel bir rahatsızlık yaşamıyorum aslında. Ela’nınkine göre çok rahat bir hamilelik geçiriyorum diyebilirim. Tüm hamilelik sıkıntılarının kilo almayla alakalı olduğuna karar verdim sanırım. Hala yatakda dümdüz yatabiliyorum, her işimi kendim yapıyorum. Üstelik Ela’nın da işlerini yapıyorum. Şu an itibariyle hala 5 kg aldım. Bebeğin hareketleri çok güzel, dışardan bile seyrediliyor, ve her dokunduğumuzda bize cevap veriyor. Hala bu ayı nasıl geçireceğimi kara kara düşünüyorum ama bir yandan da doğum yaklaşıyor ve biraz korkmuyor değilim. Ama çok da umrumda değil, yeni bebeğimle tanışmak için hem sabırsızım hem de acele etsin istemiyorum..

İşte böyle şu sıra gel gitlerdeyim. Daha güzel, serin ve rahat günler geçiririz umarım.

Reklamlar

Ağustos 10, 2010 Posted by | Eko Anne, gebelik, gebeş günlükleri | 6 Yorum

EkoAnne Radikal’de

1.5 yıl önce bir blog açıp, kendimdeki yazma zevkini keşfettiğimde, sonra bir eksiklik var bu mecrada diyip araştırmalarımı yayınladığım EkoAnne‘yi açtığımda bir gün bir röportaj isteği ile bir gazeteden arayacaklarını, bana artık EkoAnne deneneceğini, Ela’nın blogundaki yazılarıma güzel yorumları olan hatta “sen bir komedi dizisinde yazmalısın”, “Ayça Şen’den bi eksiğin yok sen de biryerde yaz” diye mailler alacağımı hiç düşünmemiştim. Anneliğin zorluğunu paylaşmak için kendime bir nefes alma amacıyla amatörce başlattığım bu hobim bugün bana gurur verdi. Önce Gülüş’ün dergisi Alternatif Anne geldi, şimdi de Radikal’deki bu röportaj. Kızımdan sonra en büyük gururum bu hobim artık.

Geçtiğimiz cumartesi günü yaptıkları röportajın bir kısmı Radikal’de yayınlandı. İnternetteki sayfasına da burdan ulaşabilirsiniz. Annelerin yazarlıklarını konu alan yazıda Alternatif Anne ve Feminist Anne de yer alıyor. Ne diyeyim Ayça Şen’i bilmem ama bir gün Gülse Birsel gibi senaristlik yapmak çok isterim:) Okuyan, gelen, yorum bırakan, güzel dostluklar kurduğum herkese teşekkürler..


Temmuz 9, 2010 Posted by | Ben, Eko Anne | 7 Yorum

Bu İklim Çekilmez

24 Ekim 2009 Cumartesi günü Saat 11.00’de İklim Hareketi İçin ODTÜ-Eymir’de yürüyüşe gidiyoruz. Bu konuyla ilgili merakınız varsa bugünkü EkoAnne yazısından bilgi alabilirsiniz.

Bize katılmak isteyen olursa bekleriz. 20 dk’lık bir trekking yapıcaz.
Ama ben şu etkinliğe katılmak isterdim. Polar Circle Marathon
Düşündüm de çok mutlu olsam da hayallerimden ne kadar farklı bir hayat yaşıyorum. Şu maratonlara katılmak, ya da bir dansçı olmak gerçekten bizden geçti ama hayal dünyası işte.

Ekim 22, 2009 Posted by | 16.ay, Eko Anne | Yorum bırakın

1-7 Ekim Dünya Emzirme Haftası

Ela Naz 6 günlük – Emdikten sonra

Emzirmek bir annenin bebeği ile yaşadığı en özel anlardan. Bebek kadar anneyi de bağımlı kılan, ilk zamanlar zor ve uğraşlı olduğu düşünülen sonra bitmesin diye uğraş verilen çok güzel bir eylem. İlk 6 ay anne sütü bebekler için inanılmaz önemli. Sonrası da önemli ama ilk 6 ay vahim derecede.

Öncelikle emziren ve emzirecek anneler için bir yazı yazdım. Buradan okuyabilirsiniz. Ne inanılmaz bir şey birkez daha görüyorsunuz.

Ela Naz’ın doğar doğmaz başlayan emme macerası hala devam ediyor. 15 aydır zevkle, sabırla, her geçen gün onunla olan bağımı koparmak istemeyerek emzirmeye devam ediyorum. Sayısız yararlarını bilmemin yanında çok faydasını gördüm. Gaz sancısı çektiğinde sakinleştiğine tanık oldum, çok sinirli çok ağlarken hep emerek sakinleştiğini gördüm. Kimse ama kimse beni anne sütünün artık bir faydası yok bırakabilirsin, bırakmalısına inandıramaz.
Bu bir yalan..
Şuna bir bakın —
2. yılında yani 12-23 ay arasında 448 ml anne sütü bebeğin
– % 29 Enerji ihtiyacını
– % 43 Protein ihtiyacını
– % 36 Kalsiyum ihtiyacını
– %75 Vitamin A ihtiyacını
– %76 Folik asit ihtiyacını
– % 94 Vitamin B12 ihtiyacını
– % 60 Vitamin ihtiyacını karşılıyormuş..

İnanabiliyormusunuz elinizdeki güce..

— Hatta ve hatta Bangladeş’de yapılan çalışmalara göre anne sütü bebeğin 2. VE 3. yıllarında (3. yıl diyorum) çok önemli bir Vitamin A kaynağı imiş.
— 2 yaş civarı emzirilen bebeklerin 2 yaş sendromu bilmediğini biliyormusunuz veya çok rahat atlatılıyormuş.
— Katı besin alan bebeklerin sütten kesilmesi gerektiğini duyup dururuz. 1 yaşından sonra gerek yok bla bla bla.. Araştırmalar bunun tersini gösteriyor.. Bu yazıda ve Bu linkte kendinize referansları ile çok neden bulabilirsiniz..

Ben 15 aylık kızımı emzirmeye devam ediyorum.. Kendi isteğimle bırakmamaya kararlıyım. Kendisi isterse veya başka bir nedenle biterse bitecek, obsesif de değilim sadece bu bağı sırf artık gerek yok olduğunu düşünenlerin gazına gelip bırakmayacağım..

Bu yazı ile emzirmeyi çok erken bırakmak zorunda kalan, bu konuda türlü değişik zorluk yaşayan ki yaşayanları da biliyorum, bebeği bırakan veya şartlar yüzünden (çok yorulduğu için, çok yıprandığı için vs.) sütü biten sayısız, her biri anne olduğu için çok değerli anneyi üzmek istemem. Sözüm hala emzirmeye devam eden acaba bıraksammı diye düşünüp “etrafdakilerin gazına gelsemmi” ile “bu bağı çok seviyorum” arasında gidip gelen annelere, eğer istiyorlarsa devam etsinler diye.. Kendileri için bebekleri için sayısız yararı var diye..

Ve sözüm 6 ay bitti artık gerek yok diyen annelere, biraz araştırın biraz da bilin ve emin olunki sonraları çok kolaylaşıyor, gelip yakanızdan çekmesi, anne meme demesi, sadece sizi istemesi çok güzel deneyimler oluyor. Emzirmeyi erken bırakan anneler bal ayları dediğim bu dönemleri yaşayamıyor..

Ela tam 7 ay sadece anne sütü ile beslendi. Dünyadaki en büyük özgüven bence 7 aylık olmuş bir bebeğe bakıp sadece sizden beslenerek bu kadar büyüdüğünü bilmektir. Sağlıklı nesiller için emzirelim arkadaşlar..

Ela Naz 7.5 aylık – Sadece anne sütü ile büyüyerek bu hale geldi

Ekim 3, 2009 Posted by | 15.ay, Eko Anne, emzirme | 12 Yorum

Kaybolan Çocuklar…

Tam 10 gün oldu Kayseri’deki çocuklar evden bir çıktı bir daha kimse onları görmedi.. Tatildeyken Ela’yı 5 sn biryerde göremedim birşeyin arkasına saklanmış içimden birşeyler aktı. Annelerinin yerine kendimi koyuyorum yok olmuyor koyamıyorum. Çektikleri acıları düşünemiyorum, hayal edemiyorum; kendini neyle avutuyordur telkin edebiliyor mudur, geceleri yatağa yatabiliyor mudur aklım almıyor. Benim akıl sınırlarımı bu kadarı aşıyor.

Çocuklar bayram günü dışarıda olur. 3 tane çocuk nasıl yokolur. Aklıma okuduğum “Organ Mafyaları” geliyor. Irak sınırından çıkarılan kaçırılan çocuklar. Bu 3 çocuğu bulana 150 bin lira ödül koymuşlar. Organları karşılığında bu paranın 2 katını kazanıyordur mafya. Bu çocukların bulunabileceğini sanmıyorum. 2009 içinde 500’den fazla çocuk kaybolmuş ve hiçbirinden haber alınamamış. Organ mafyaları çökertilmeli bu insanların acısına bir son verilmeli. Daha fazla bu konuda konuşacak takaatim yok. Anne, babalara sabır diliyorum. Nasıl bir dünyada yaşıyoruz. Çocuklarımız dışarı bile çıkamıycak o kadar paranoyak olucaz..

——————————————————————–
Ela Hanım minik bir sogukalgınlığı geçiriyor ama dünyası değişti. 2 gün yemek yemedi, ağladı ve sürekli kucakta sarılma istedi. Neyse bugün itibariyle iyileştik. Parklara gezilerimize başladık bile. Son günlerde zıplamayı öğrendi. Hoop diye zıplıyor. Babası ile Ela’ya “Baby animals” diye bir kitap aldık. Baya büyük tamamen gerçek resimlerden oluşuyor. Bayıldı.Kucağıma oturuyor bana parmağı ile anlattırıyor. Ve şu sıra baya bi kelime kapıyor. Hafta sonu “Mygym” var, koşsun zıplasın diye 4 gözle bekliyorum..

——————————————————–
ve EkoAnne‘yi açtım sonunda..

Ekim 1, 2009 Posted by | 15.ay, Eko Anne | 4 Yorum

Yeşil Gordion ve Eko Anne

Evimin dibindeki AVM sonunda açılıyor. Bunu bekliyordum aylardır sonunda 17 Eylül’de açılış yapıcakmış. Ana kiracıları Carrefour, Zara, Electroworld, Marks & Spencer’ın yanında çok sevdiğim Num Num ve Sushico’da Gordion’da olacakmış.

Asıl bunların yanında Gordion Ankara’nın ilk yeşil AVM’si olacak ve BREEAM (Bina Araştırması sertifikası & Kuruluş & Çevresel Değerleme Metodu) na sahip olacak. Breeam dünyadaki en yaygın ve en uzun süredir kullanılmakta olan uluslararası yeşil bina standardı. Yeşil olunca noluyo. Gordion kendi enerjisini kısmen kendisi üretecekmiş. AVM merkezlerinin nasıl bir enerji tüketicisi olduğunu düşünürsek bu çok süper bir davranış. REDEVCO’yu tebrik etmek lazım. Ben evimin yakınlığı nedeniyle yürüyerek gidebileceğimden daha az enerji harcıycam..

Bundan sonra böyle ciddi yazılarımı yazacağım bir web sayfası açıyorum.. Eko Anne. Yok BPA, yok geri dönüşüm, hangi ürünler zararlı hangileri değil bu sayfadan takip edebilirsiniz. Son hazırlıklarını yapıyorum tatil dönüşü açarım herhalde.. Cıvık ve Kuzumlu yazılarımı yine burdan yazacağım..

Eylül 16, 2009 Posted by | Eko Anne | 3 Yorum

BPA Sorunsalı

Son yıllardaki sakin mizacımın aksine bu sefer sinirlerimi zıplatmayı başardılar.
Daha önce yazdığım gibi Dr. Brown’a bir mail gönderdim. Hangi biberonlarınız BPA’lı, neden burda yok vır vır da vır vır diye.. Şimdi size aşağıya önce Dr. Brown’dan gelen açıklama ve savunma mailini sonra da benim onlara tekrar yazdığım maili kopyalıyorum.. Sonra başka açıklama gelmedi.. Nedendir bilemem.. Yorum sizlerin

Dr. brown’un mailinin özeti:
Dr. Brownürünleri konusundaki e-postam Handi-Craft firması tarafından iletilmiş. Dr. Brown ürünlerinin Türkiye dağıtıcılığını Birlik Dış Ticaret A.S yapıyormuş.

BPA maddesi ile ilgili olarak Dünyada özellikle Amerika, Kanada da bu konunun gündemde olduğunun bilincindelermiş ve önce İnsan ve anne-baba daha sonra duyarlı bebek üreticileri olarak konuyu çok yakından takip ediyorlarmış.

Bu konu son günlerde alevlenmiş olsa dahi, 1990’lardan itibaren ara ara gündeme gelmiş ve araştırılmışmış. Sağlık konusunda çok duyarlı ülkeler olan, Japonya, İsrail gibi ülkelerin de konu üzerine araştırmaları varmış ancak araştırmalar bunun zararlı olduğunu teyit edecek sonuçlar vermemişmiş.

Yaptıkları araştırmalar sonucu bu konuda henüz kesinleşmiş bir rapor yokmuş. Bisfenol A maddesinin bazı yan tesirlerinden söz edilmekte ve bu maddeyi içeren eşyalar, sadece insanların direkt olarak kullandıklarında değil, bulundukları ortamda dahi olsa bir etki yaptığından söz edilmekteymiş.

Bebek ürünlerine gelince, Plastik havuzdan, bebek banyosuna kadar birçok eşyada bulunabileceği de söylenmekteymiş.

Benim sorduğum Dr. Brown’s biberonlarındaki miktar Dünyadaki sağlık kuruluşlarının “kabul edilir miktar “olarak açıkladıklaları oranların altındaymış.

Benim cevabım:
Merhaba Canan Hanım;
Öncelikle hızlı yanıtınız için teşekkür ederim. Bunun dışında “kabul edilir miktar” deyimi benim içimi rahatlatmıyor. Nedeni şu ki bahsettiğimiz maddenin kanıtlanmış bir sürü zararını isterseniz ben size yazayım ki son bir haftadır hatırı sayılır yabancı makale okudum bu konuda. Bunun dışında BPA içeren biberonları Kanada hükümeti yasaklamış bu da demek oluyor ki bu madde bir hükümet tarafından yasaklanacak kadar ciddi saglık problemi var. Ayrıca madem “kabul edilir miktarın” altında oranlara sahip neden Dr Brown’un BPA’sız biberonları da mevcut.

İyi bir araştırma yaptım. Aldığım sonuçlara göre Dr. Brown’un 2, 4 ve 8 oz’luk şişeleri BPA içeriyor. 3.5 ve 7 ozluk şişeleri ile cam şişeleri BPA içermiyor. Ve çok ilginçtir ki Türkiye’de sadece BPA içeren ürünlerden var. Bu durum bende şirketinize karşı inanılmaz bir hayalkırıklıgı yaratıyor. Neden ülkemizin çocuklarına BPA’lı ürünler dayatılıyor. Neden ülke pazarına BPA’lı olmayan ürünler getirilmiyor. Hicbirseyden haberi olmayan Türk aileleri 3. dünya ülkeleri gibi toksik şişelere mecbur bırakılıyor. Ve mailinizi de önce anne- baba ve insan olarak takip ediyoruz şeklinde yazıyorsunuz. Sorarım size siz kendi bebeğinizi göz göre göre zehirlermisiniz. Size “kabul edilir miktar”ın altında oranlara sahip yazısı birşey ifade edermi? Kızım 13 aylık ve daha önceden bilmemem sebebiyle tam 6 aydır sizin tarafınızdan bu maddeye maruz bırakılıyor. Üzüntümü anlatabilmem imkansız. Çocuklarımızın geleceğinden bizler sorumluyuz. Bizim ülkemizin çocuklarının sorumlulugunu kimler alacak söyler misiniz. Bunu sadece sizin şirketinize yazmıyorum. BPA’lı olmayan ürünleri olup da ülkemize sadece BPA’lıları getiren başka üreticilerle de görüşme halindeyim..

Yazınızda bebek ürünlerinde plastik havuzdan, bebek banyosuna her üründe olabiliyor demişsiniz. Ben kullandıgım tüm ürünlerde PC arıyorum ki kullanmayım diye. Plastiklerde 3, 6, 7 numaralıları kullanmıyorum. Anlıyacagınız bu konuda da elimden geleni yapıyorum da Dr Brown gibi bir firmanın böyle bir savunma yapması bana çok ilginç geliyor. Birçok üründe olması sağlıkla ilgili ödül aldığını öne süren, bunu pazarlama olarak kullanan bir firmanın böyle bir açıklama yapmasını ben karşısındakini salak yerine koyması olarak nitelendiriyorum. Kusura bakmayın. Bebek ürünlerindeki durumun bu olması sizin de bu sorumsuzlugu yapmanızı gerektirmez. Sizin gibi bir firmadan daha sorumlu bir cevap beklerdim. Elimizden geleni yapıyoruz getirtecegiz gibi bir cevap bekliyordum acıkcası. Bana BPA oranının “kabul edilebilir miktarı” ile ilgili ve sizin biberonlarınızın bu oranının altında olduguna dair bir kanıt, bir doküman birşey gösterebilir misiniz acaba?

Ülkemizde sizin ürünlerinizin de BPA’sız olanlarını görene dek bu konuda sizinle ilgili düşüncelerimi ve bana olan cevabınızı çevremle ve arkadaşlarımla paylaşmaya devam edeceğim. Ne yazık ki ürünlerinizin çok kullanıldığı bir sosyal çevreye sahibim..
Cevabımı kişisel almamanız dileği ile..
Saygılar
Esra Erdoğan

Eylül 4, 2009 Posted by | BPA, Eko Anne, sağlık | 6 Yorum

Zurna’nın Zırt Dediği Yer

Sürekli Ela ile ilgili birşeyler yazmak istiyorum. Ama arızalı aklım durmuyorki limitsizce didikliyorum herseyi.
Her haftanın bir konusu olmaya başladı bende. Ve ülkemizde bebeklerin sağlıklarına zararlı öyle çok konu var ki..
Bir haftadır BPA sorunu ile ilgileniyorum. Hatırı sayılır yabancı makale okudum. Sözkonusu maddeyi içeren biberonlar Kanada’da yasaklanmış. Böyle
medeniyetler birşeyi yasaklarsa genelde didiklerim ben. Neyse konu ile ilgili evin kedisi
yazmıs bir daha ben yazmıyorum bu konuyu ve zararlarını ordan okuyabilirsiniz..

Ben de kendimdeki sonuçları yaziim. Öncelikle BPA içermeyen ürünlerin bir listesini buldum.
BPA İçermeyen Biberon Listesi:
Adiri Natural Nursers: All
Avent: Avent PES Bottles, “Via” Feeding System, Tempo Liners
Babisil Silbottles: All
BornFree: All
Dr Brown’s: Glass and Polypropylene bottles
EvenFlo: Classic glass, Light Tint Polypropylene and Polypropylene bottles. Purely Comfi bottles
Gerber: Clear View, Fashion Tints, GentleFlow
Green to Grow: All
Lansinoh Bottles: All
Medela: All
Momo Glass Bottles: All
Munchkin: Dora the Explorer Classic bottles, Mighty Grip Glass bottles
Nature Pure Glass Bottles: All
Nuby: Standard and Wide Neck Non-Drip bottles, Standard and Wide Neck Bottle (handles & Non-Drip Nipple),
3-Stage Wide Neck Easy Grip Feeding System (& Non-Drip Nipple), Natural Touch SoftFlex InfaFeeder (silicone)
NUK: First Choice Glass bottles
Parent’s Choice: Marked BPA Free
Playtex: Original Nurser, Drop in liners, BPA Free Ventaire Advanced bottles
Sassy: UltiVent MAM bottles, Baby Food Nurser Kit
Siliskin Glass Bottles: All
ThinkBaby: All
Tommee Tippee: Easyflow bottle to cup
Weego Glass Bottles: All

ne yazıkki Türkiye’de BPA free olanlardan cok az satılıyor. Olanlar da cok pahalı.. Mesela dogru duzgun bi NUBy ninkine rastladım..
Fiyatına deger tabii ki ama sonucta herkes de alamazki.. Eger yeterince ekonomik durumun yoksa ne kadar vahim bir durum..
Bebeklerimizin geleceginden bizler sorumluyuz ama alacak gucu olmayan insanlar uzerinde ne kadar buyuk bir saglık trajedisi..

Daha önce Dr Brown’un biberonlarını kullandığım için ve onları BPA’sız zanettigim için bu firmaya daha çok sinirliyim. Bu yüzden
bu biberonlarla ilgili daha çok araştırdım. Dr. Brown’un 2(60 ml), 4(120 mı) ve 8(240 ml) oz.luk biberonları BPA içeriyor.
3.5 ve 7 oz’luk biberonları ve cam biberonları BPA içermiyor. Tahmin edin bakalım, evet Türkiye’de sadece BPA içeren biberonlarından var.
Ülkemizin çocuklarını bu toksik maddeyi almaya mecbur kılıyorlar resmen. Dr. Brown yetkilisi bana geri döndüğü mailinde “kabul edilebilir miktar”‘ın altında
diye savunma yapmış. Kendilerine bir cevap yazdım. Bu yazışmaları da yayınlayacağım..

Dün gidip BPA içermeyen Nuby’nin silikon biberonunu aldım. Üstünde de kocaman BPA free yazıyor. Bunun dışında da sadece cam biberonu olan Nuk ve Bebedor var.
Cam biberonda da anne sütü proteinleri cama yapışıyormuş. Ama normal süt verilebilir. Herneyse sonuçta tekel olduklarından tam 34 tl vererek bu biberondan aldım ki
Amerika fiyatı 12.98 dolar.. Almaya değer ama bu parayı veremeyecek bir sürü insanın çocukları bu toksik maddeye maruz kalıyor.
Tüketici bu kadar bilinçli olmak zorunda değil. Kaldıki bu konuda Türkçe çok yazı yok herkes ingilizce bilmek zorunda değil. Neden bizim Sağlık bakanlığımız yavrularımızın
sağlığını güvence altına almıyor. Neden bu duruma izin veriyor. Sağlık bakanımız BPA ne demek biliyor mu merak ediyorum.

Bu konuda başka araştırma yapmak isteyen olursa diye bazı linkler de ekliyorum.
Safe Mama – Her türlü konuda annelere sağlıkla ilgili araştırmalar yapıp yayınlayan süper bir site
http://www.bisphenolafree.org/ – BPA ile ilgili bir site
http://www.healthobservatory.org/library.cfm?refid=77083 – Akıllı Plastik Kılavuzu
Soft Landing Baby – Sadece BPA’sız ürünlerin satıldığı bir site. Kılavuz gibi kullanılabilir.
Sağlıklı Oyuncaklar – Bu site de oyuncakların içindeki zararlı maddeleri araştırıp yayınlıyor. Yine kılavuz gibi kullanıyorum.

Herkes bu konuda firmalara baskı yapsın. Ülkemize neden BPA içermeyen biberonlar getirilmiyor sorgulasın.
19 lt’lik şişelerinizin de altına bakın 7 yazıyorsa firmanıza 1 yazan şişelerden var mı diye sorun. 7 olan PC yani BPA içeriyor.
Haberiniz olsun.

Şule yazmış emzik konusuna değinmemişim şimdi http://www.squidoo.com/saferpacifiers.
Avent
Gerber: Natural Flex, NUK Button, Round Soft Center, NUK Fashion (most NUK Fashion latex pacifiers were listed as BPA free, but to be safe we recommend avoiding all of this style)
Munchkin
Sassy/MAM
Nuby/Luv ‘n Care

Şu linklerden de faydalanabilirsiniz.
http://www.naturemoms.com –

http://safemama.com/2008/01/04/bpa-free-pacifiers-and-teethers-cheat-sheet/


http://thesoftlandingbaby.com/2008/03/03/bpa-and-phthalate-free-pacifier-guide/

Eylül 3, 2009 Posted by | BPA, Eko Anne, sağlık | 3 Yorum

Mikroplar Zıplayamaz..

Yeni bir temizlik takımım var. Hiçbiri doğaya zararlı madde içermiyor. İnsan sağlığına zararlı kimyasal içermiyor. Zaten aklımda herşeyi doğal ve bitkisele çevireyim vardı. Mikroplar zıplayamaz‘ı açıklayan bu domestos yazısıyla bende bir ışık yandı ve hemen bir araştırma ile herşeyi çevirdim.. Önceden kozmetik ürünlerimi bitkisel olanlarla çevirmiştim belki birgün onları da yazarım, şimdi de temizlik takımımı yeniledim. İşte kazananlar.17 tl’ye aldım. Sulandırarak kullanıyorsun. Uzun süre gidiyor. Amway’in ürünlerinin özelliği çok küçük miktarlarda kullanılabilmesi.

Loc-Çok amaçlı temizleyici – Suyun zarar vermediği her türlü zemin için muhteşem bir temizleyici. Amway ürünleri ile birlikte satılıyor. Ben çok beğendim.. En basiti içim Ela’nın yeri yalaması konusunda bile rahat. Bu ürün o kadar güvenliki bana demo yapan arkadaşım gözümün önünde bir kapak içti.. Hiç bir zararı yokmuş.
Bu ürün aynı zamanda iyi bir leke çıkarıcı gibi kullanılıyor. Zorlu bir lekeye hafif döküyorsunuz. Çok güzel çıkarıyor.


13 tl’ye aldım. 1 kapağa 3 kapak su oranında sulandırarak kullanıyorsun.

Loc Plus- Mutfak temizleyici -Mutfaktaki ocak, lavabo, tezgahın üstü gibi her türlü mutfak yüzeyinde kullanılıyor. Cok yogun oldugu icin sulandırılarak kullanılıyor. Püskürtmeli bir kutuya koyup fısfısla kullanıyorsunuz. Kullanıyorum çok memnunum.

Ben Aggroland’den 10 tl’ye aldım. İnternette genelde 11 tl’ye satılıyor.

Sonett- Organik Sıvı El Sabunu – Bu ürün gibi çok ürün var. Ben Sonett’in bu el yıkama sıvısını kullanıyorum. Aggroland’de satılıyor. Organik bir ürün. Hamileyken işyerindeki sıvı sabun ellerimde yara yapmıştı. Benim için çok önemli.
Klar – Bulaşık yıkama toz deterjanı – Ben memnun kaldım. Bulaşıklarda leke bırakmıyor. Herşeyden önemlisi kimyasal kalıntı olmaması bile insanı çok rahat ettiriyor.
Sonett- Çamaşır yumuşatıcısı – Üzerinde ölçeği yazıyor. En çok kimyasal kalıntı yumuşatıcıdan geçiyormuş çünkü son suda ekleniyormuş. O yüzden çok önemli. Ürün Aggroland’lerde satılıyor.
Sa8 – Leke Çıkarıcı Sprey – Amway’in ürünlerinden biri. Yıkamadan önce zorlu lekelere sıkıyorsunuz. 5 dk sonra makinaya atıyorsunuz. Yıkanıyor, mis gibi de çıkıyor.
Sa8- Baby Toz Çamaşır Deterjanı – Yine Amway’in ürünlerinden doğaya ve insana zararı yok.. Oh artık içim rahat.

Ela’ya da bitkisel Aisha‘nın ürünlerinden aldım. Erba Organics‘in de ürünleri Türkiye’de satılıyor. Bebekler için çok başarılıymış diye duydum. Yok şu ürünün içinde az varmış bu daha zararlıymış diye düşüneceğime bitkisel ürünler kullanmayı tercih ediyorum.
Hem toprağımızı, suyumuzu kirletmemenin verdiği birazcık olsun rahatlama var. Hem de kızımın ve ailemin kimyasallarla mümkün olduğu kadar temasını kesmenin verdiği haz. Sizlere de yardıma hazırım. Sırada birkaç konu daha var kafayı taktığım, annelik insanın bilinç düzeyini yükseltiyormuş. Ya da bende yükseltti diyebilirim.

P.S: Ela bugün bulaşık makinasını boşaltmama yardım etti. İnanamıyorum çabasına tek tek tabakları bana verdi. Fırsat verirsen minikler herşeyi yapabiliyor.

Ağustos 29, 2009 Posted by | Eko Anne, organik, sağlık | 5 Yorum

Yarın İçin Şimdi !!!

Yaşadığımız dünyayı çocuklarımıza bırakabilicek miyiz? Ntv’de yayımlanan ve herkesin gözüne sokmak için çok şükür sürekli yayınladıkları “Home” (Yuva) (http://www.ntvmsnbc.com/id/24970290/) belgeselini izledikten sonra daha bir umutsuzluga kapıldım. Etrafımdaki
insanlarda hayat tarzlarında hiçbir değişiklik yapmadıklarını görüyorum. Oysa ki o kadar geç kalınmış ki herkesin hayatını değiştirmesi gerekiyor.
Bunun ne zaman farkına varılacak bilmiyorum. Ama ilk aşama olarak bu belgeseli bir seyredin. Sonra da bu konuda biraz araştırma yapın.
Ne kadar vahim durumda olunduğunu goreceksiniz. Hala 1 insan bile bircok seyi degistirebilir durumda. Amacım umutsuzluk asılamak degil, aksine karamsar
bir insan degilim. Ama kızımın yasayacagı gelecek icin gercekten endiseleniyorum. Zaten gıdalarımız hormonlu, ilaçlı, heryerde kimyasal malzemeler kullanıyoruz.
Evimizi temizlerken, yüzümüze krem sürerken, çocugumuz oyuncakları ile oynarken, unlar beyazlatılmış, tuvalet kagıtları beyazlatılmak icin birçok kimyasal malzeme kullanılıyor.
Anlıyacağınız zehirleniyoruz. Bir de küresel ısınma, su kaynakları azalıyor. Yiyecek azalıyor. Biz de elimizden geldigince bu gidisata bir dur diyelim..

Ben mi ne yapıyorum? Ela dogdugundan beri hayatımda cok sey degistirdim. Kendi degistirdiklerimi, yapmayı dusunduklerimi ve yapılabilecekleri de paylasmak istedim.
Belki birkac kisi daha benim gibi endiselenir. İlk olarak tüm gıdalarımızı hormonsuz, ilaçsız ve organik almaya basladım. Bunu yapabilmek icin daha az bile yiyebilirim.
Kızımın beslenmesi cok onemli. Biz ne kadar bu tarıma yönelirsek ilaçsız, organik gıdalar artar, fiyatlar ucuzlar ve topragımız, suyumuz kirlenmez.

Kendime bir pazar filesi, ve bez bir canta edindim.. Bez cantalar icin gojeko‘ya bakabilirsiniz. veya Beztorbam ‘a. Ayrıca Migroslarda bez torbalar, Kipalarda pazar fileleri satılıyor. Bir kere alıp hep onu kullanıyorsunuz. Ben artık naylon poşet kullanmıyorum. Eşim İrlanda’da alışveriş yaptıgında naylon poset icin de ayrıca para verdigini soyleyince cok sasırmıstık. Simdi bu uygulamanın ne anlama geldigini anlıyorum..
Topragını, suyunu kirleteceksin diye senden para alıyorlar. Ayrıca kullanmamak icin de bir yontem oluyor.
Bir kişi bile cok sey degistirebilirmis bu konuda. Naylon posetleri denizde kaplumbagalar veya baska deniz hayvanları yemeye calısıp ölüyormuş.
Rakam atmayım ama cok oluyormus. Naylon poset çöplüğü dunyamıza cok zarar veriyor. Siz de bir pazar filesi alın, bez alısveris cantaları edinin ve bu cılgınlıgın bir tarafından da siz tutun.
Bazı faydalı linkler pazarfilesi.blogspot.com, minikyesiladimlar.blogspot.com.

Türkiye’de 5 kişiden biri naylon poşet yerine alışverişlerinde bez torba kullansa, bir nesil boyunca ülkemiz 31 milyar 46 milyon 400 bin naylon poşetten kurtulacak. Çünkü, bez torba kullanmak, bir kişi için haftada 6, ayda 24, yılda 288, yaşam boyunca ise 22 bin 176 plastik poşeti kullanmamızı engelliyor.

İnanılmaz bir pil tüketimi var. Pilleri de geri donusum halkasına koyabiliyorsunuz. Hemen hemen her okulda bir pil geri donusum kutusu bulunuyor. Size yakın da bir okul vardır.
Bu recycle kutularının önünden eminim geciyorsunuz ve farketmiyorsunuz.. Lütfen pilleri atmayın..

Diğer takip edilebilecek siteler.
1. http://www.carbonfootprint.com/ – KArbon ayakizinizi ölçün ve nasıl bir tüketiciyiz görün. Ben son zamanlarda birseyler yapmama ragmen hala acaip karbon tuketiyorum. Bunun icin yılda kac agac dikmeniz gerektigini de gorebilirsiniz.
2. http://www.agaclar.net/ – Güzel bir site
3. http://www.ntvmsnbc.com/id/24928020/ – mutlaka takip ediyorum. Tv programını da takip ediyorum.. Ntv bu konuda cok bilincli ve bilinclendiriyor. Diger Tv kanallarında tık yok. Hala magazin, dedikodu uf acmayım agzımı.
4. http://www.iztv.com.tr/ – Hos bir kanal
5. Türkiye Cevre korume ve yesillendirme kurumu -ki bu sayfada bir cok site var. Gercekten bilinclenmek istiyorsanız. Cok kaynak var.
6. Yeşil Bilgi Platformu
Araştırdıkca daha da motive oluyor insan. Çünkü ben çocuklarımıza en azından bugünkü gibi bir dünya bırakmak çok istiyorum.
Aslında yıllardır söylenen gelecek nesil biziz. Önümüzdeki 30 yıl içinde kirlilik, susuzluk, kıtlık, anormal mevsim değişiklikleri ve daha birçok felaketle dünya bizden öcünü alacak. Gelecek nesil biziz çünkü eğer şimdi birşeyler yapmazsak bizden sonrası bizim gördüklerimizi göremeyecek.
Bugün doğan pırıl pırıl cocuklarımızın saglıklı kalabilmesini istiyorsak birseyler yapmamız sart.

Lütfen lütfen hiçbirşey yapamıyorsanız bu belgeseli izleyin. Youtube’da var. Pazarfilesi.blogspot.com’da sitesine koymus. Siz de ne vahim durumda oldugumuzu goreceksiniz.

Bazı baska yapılabilecekler
– Bankanıza “bana mektup göndermeyin”, e-posta ile ekstre gönderin diyebilirsiniz.
– Naylon poset yerine bez torba veya pazar filesi’ne dönüş yapabilirsiniz.
– Pillerinizi mutlaka geri dönüşüm kutularına götürmek için biriktirin veya pil sarj aleti alıp sarjlı piller kullanın.
– Eger cok yuksekte oturmuyorsanız, asansör yerine yürüyün. Kullanmadıgınız her elektrikli aleti kapatın.
– Daha az kırmızı et yemeye calısın, sizin yaptıgınız degisikliklerin ne kadar farkettigini gormek istiyorsanız. http://awesome.good.is/transparency/web/trans0309walkthisway.html bu linke tıklayın. Şok edici
– Evlerinizde kademeli sifon kullanın.
– Tüm lambalarınızı düşük enerjili lambalar ile degistirin.
– Kullanılmıs esya almaya calısın, sizin eskilerinizi ihtiyacı olanlara verin.
– Organik veya hormonsuz, dogal sebze meyve yemeye calısın.
– Olabildigince kagıt kullanımını azaltıp dijitallesebilirsiniz. Kitap yerine e-book.
– Mumkun oldugunca ucak kullanma.
– Soguk suyla yıkanamıyorsanız da bir kovaya su doldurun onunla yıkanın. Suyu lütfen lütfen acık bırakmayın.
– Strec film yerine kapları kullanmaya calısın.
– Pet sise yerine matara tasımaya calısabilirsiniz.
– Sıcak biryerde yasıyorsanız mutlaka güneş enerjisinden yararlanın. Suyunuzu ısıtmak icin en azından.
– Bireysel caba biryere kadar, organize olmak veya bir organizasyonun bir parcası olmaya calısabiliriz.

Daha sonra bu konuyla ilgili yine yazıcagımı hissediyorum:)

Karamsar Olmak İçin Çok Geç..

Ağustos 6, 2009 Posted by | Çevre, Eko Anne | 3 Yorum