Elanın Uydusu Ece

Just another WordPress.com site

Ela ve Ece’yle Yalnız Günüm – Taksi’de Kaos

Bugün Ece doğduğundan beri ilk kez Ela ve Ece ile yalnız bir öğleden sonra geçirdim. Bakıcı izinliydi, annemin de işi vardı. Kaldık 2 bebe ve ben başbaşa. Ne garip birşey insanın çocukları ile başbaşa kalmaktan ürkmesi. 3 çocuk, 4 çocuk tek başına büyütenler nasıl yapıyor bilmiyorum. Ama benim gibi höt demeyen bir anne için iki çocuğu birden mutlu bir şekilde akşama ulaştırmak zor. Aslında korktuğum şey Ela’nın hırçınlığı başlarsa, önlenemez bir krize girip çok zor saatler yaşamaktı.

Neyse gün hasarsız geçti. Detaylarıyla şöyle zuhul etti. Sabah parka gittiğimizden öğlen eve dönerken Ela arabada uyudu. Şanslıyım ki kendisini eve götürüp yatağa attığımda uyumaya devam etti. Skor 1. Ece’nin altını değiştirip, emzirdim. Biraz oynadım ve yarım saat sonra onu da uyuttum. Skor 2. Tam 45 dakika iki çocuk da uyurken kendi kendime kaldım. Şanslı olduğumu düşündüm. İlk gün ve karşılaşmadılar nerdeyse. Sonra Ela uyandı. Onunla biraz kitap okuduk. Birşeyler yedik. Ece genelde uzun uykusunu öğlen uyurken bu sefer yine şanslıyız ki akşamüstü uyuyacağı tuttu. Skor 3. Ece uyandı. Üçümüz yatakta yarım saat gülüşüp, oynadık. Ben onlarla vakit geçirirken bakıcı geri geldi. Yani hiç birşey korktuğum gibi olmadı ve rahat bir öğleden sonra geçirdik.

Aklıma gelmişken dün yaşadığımız kabus tam anlatmalık. Öğleden sonra Kuğulu Park’a ve ordan da yürüyüşe gittik. Ela o kadar çok yoruldu ki sonunda taksiye binmek zorunda kaldık. Herşey takside meydana geldi. Ece’nin araba koltuğunu arabanın içine koyup, Ela’yı da yanına oturttuk. Ben arabaya binip kapısını kapatır kapatmaz, sesini pek duymadığımız Ece bağıra bağıra ağlamaya başladı. Bakıcı önden arkaya dönüp ”Ece noldu kuzum” gibi müdahale etmeye çalışırken, Ela da bir yandan bağırmaya bir yandan da bizden bilgi almaya çalışan taksi şoförünün kafasına kafasına elindeki balonla vurmaya başladı. Ela’yı mı durdursam, Ece’yi mi sakinleştirsem karar vermeye çalışırken sonunda Ela’nın elinden balonu almayı başardım. Ama bu sefer de Ela da bağırarak ağlamaya başladı. Ece daha da korkup ağlamasını artırınca bakıcı önden arkaya hafif ayağa kalkarak sarkıp Ece’yi almaya çalışırken, Ela da ayakkabılarını ve çoraplarını çıkarıp çoraplarını şoförün direksiyonuna attı. Bu taksicinin kesin çocuğu vardı, yoksa kenara çekip bizi nasıl taksiden atmadı bilmiyorum. Sonunda hiç hoşlanmadığım bir şey oldu ve Ece ön koltuğa bakıcının yanına gitmek durumunda kaldı. Ela o sırada Ece’nin boş kalan araba koltuğuna sığmaya çalışırken gidiceğimiz yere vardık da. Ela’nın çorap ve ayakkabılarını toplamak ve Ela’yı karga tulumba kucağıma alarak inmemiz 10 dakikamızı aldı. Bu arada Ece yine bağırmaya başladı, o sırada beni de bir gülme krizi tuttu. Tutamıyorum kendimi resmen kahkaha atarak gülüyorum. Taksiciye ne kadar zor para verdim bilmiyorum. Adam çatlak bunlar diye düşünmüştür herhalde. Ben gülmeye başlayınca iki bebe de birden durdular. Demek ki işe yarıyormuş. İşte dünkü utanıp yerin dibine girmek istediğim saatlerden sonra bugün neden ikisi ile yalnız kalmaktan korktuğumu anlamışsınızdır. Demek ki kontrol edemiyeceğin yerlere gitmiyeceksin. Kendi arabamızda olsak kenara çeker müdahale ederdik. Tekrarını yaşamayız inşallah.

Reklamlar

Mart 17, 2011 Posted by | 6.ay, Ece, Ela | Yorum bırakın

Mahsur kaldık.

Fotoğraflar bugünden. Kar yağıp da mahsur kaldığımız anlarda Ela ile kendimizi dışarı atıp biraz karda gezdik. Burda inanılmaz bir tipi var. Mahsur derken gerçekten mahsur kaldık. Coca işte mahsur kaldı eve gelemedi. Annem burda mahsur kaldı evine gidemedi. Uzun zamandır böyle birşey yaşamadık. Biz yine de evde ve dışarda eğlenmeyi denedik. Poğaçalar yaptık. Taklalar falan attık. Sonuçta çocuklar o kadar azdı ki, ikisi de çok zor uyudu akşam. Şimdi asayiş berkemal elimde çay İstanbul yolundaki arabaların yolda kalışlarını seyrediyorum. Yine de güzel bir manzara var dışarda. Kar bütün pislikleri örtüyor sanki. Ama aklıma dışarda yatmak zorunda olanlar geliyor. Çok üzülüyorum öyle düşününce. Herkese sıcak bir yuva diliyorum.


Bu diyaloglar da bugünden..
Ela: Anne, kaka popomdan mı çıkıyor?
Ben: Evet, canım.
Ela : Yemeklerde mi oraya gidiyor?
Ben: Evet, tatlım.
Ela: Kakaları mı sıkıştırıyor?
Ben: Hayır, Miden alıyor kaka olucak yemekleri popona gönderiyor. Popon da kaka yapıp tuvalete atıyor. (o sırada dua ediyorum cevaplayamayacağım birşey sormasın, çünkü çok açıldım).
Ela: (Bir süre sessiz) Anne, benim kakam konuşuyor!
Ben: Hayır tatlım konuşmuyor.
Ela: Evet tabii konuluyor. ”viiiii” diyo.
Ben: (gülerek) Bazen kaka çıkarken o sesi çıkarır canım haklısın.
Ela: Anne, Bazen de çok BÜYÜK ses çıkarıyor!


Akrabalar hakkında konuşuyorduk. Ela’ya deden kimin babası, kimin kocası, baban kimin kocası, yok şu kimin neyi diye soruyoruz o da cevap veriyor. En son
Ben: Eka kim peki?
Ela: Bildiğin Eka işte:)

Mart 8, 2011 Posted by | 2.5 yaş, 6.ay, aile, Diyaloglar, Ela | 3 Yorum

Ece’nin 2. Dişi ve Rocky Ela

Bu yerde yatan tembel kızın enerjisini nereye harcadığı belli oldu. Bütün vücut diş çıkarmaya çalışıyor. Bugün de 2. dişinin kenarını gördük. Bu ortalamayla devam etmeyiz umarım. Yeterince mızmız, acılı ve zorlanıyor görünüyor çünkü.
Ailede her hafta bir kişi tepetaklak düşmezse gelenek bozulur. Geçen hafta benim sıramdı. Bu hafta düşmelerin kraliçesi Ela hanım yine liderliği ele aldı ve 800 kere çıkma dediğim yere çıkışının 800.’nün şerefine alnını ve burnunu öncelikli olarak vurarak tepetaklak düştü. Bir gün kalp krizi falan geçirdiğimi duyarsanız şaşırmayacağınıza ve Ela’nın yine biryerden düştüğünü anlayacağınıza eminim. Bakalım daha ne kadar ucuz kurtulacağız ve o güzel burnunun güzelliğini koruyabileceğiz. A be kızım zaten bizim aileden seninki gibi bir burun 100 yılda bir gelmiş, neden bozmaya çalışıyorsun anlamış değiliz. Allah herkese rahatlık versin.

Mart 4, 2011 Posted by | 6.ay, Ece, Ela | Yorum bırakın

Ece ve Ela’dan Son Durumlar

– Ece kuzusu birdenbire ortalıklara çıkmaya başladı. Kapanmayan ağzıyla sürekli bize gülüyor ve artık interaksiyonda. Çok mutlu bir kuzu. Evde sürekli hareket var bu yüzden Ece’yi oyalamak çok kolay. Zaten kendisini bile oyalayabilen bir bebek, bir de sürekli animasyonda bir küçük insan olunca karşısında yatma saatlerine kadar gayet rahat vakit geçiriyor. Günde 3 kere uyuyor hala, bir tanesi uzun uyku. Akşam uykusuna da 8 gibi geçiyor. Düzenini korursam çok güzel karşılık veren bir bebek. Uykusu geldiğinde yatırırsam hemen uyuyor. Memesini zamanında verirsem çok mutlu. Rutini bozulmazsa melek gibi bir bebek. Düzeni biraz şaşarsa adapte olması zor bir bebek. Huysuzluğu artıyor, uykuları çok kısalıyor. Ela’dan daha kolay bir bebek aslında ama Ela düzensizliklere çok çabuk adapte olurdu. İkisinin herşeyi birbirinden farklı.

Ela oyun insanına dönüştü. Herşeyi oyuna çevirirsen tamamen uzlaşmaya gidiyor. Son 2 haftadır yatağında kendi kendine uyuması ile uğraşıyorduk ve çabalarımız sonuç verdi. Ela artık 2.5 yaşında itiraz etmeden yatağına gidip yanından ayrıldığımızda laf etmeyerek kendi kendine uykuya geçiyor. Dünya varmış diyorum. Ece ilk doğduğu zamanlar cocayla her akşam birbirimizin yüzüne bakardık, bu akşam sen uğraş diye. Artık sakinleştik, her akşam beraber yatağına gidiyoruz. Bir kitap okuyup ışıkları söndürüyoruz, sonra bir iki şarkı söyleyip biraz konuşuyoruz. Sonra onu öpüp ”biraz sonra tekrar geliceğimi söyleyip” gidiyorum. Arada bir itiraz oluyor babası ile arasıra odasına gidip biraz konuşup dönüyoruz. Artık alıştı 2 haftadır kendisi uyuyor. Şu sıralar Ela da çok daha sakin çok daha keyifli bir çocuk. Kardeşinin ilk doğduğu zamanki travmayı atlattık artık. Ece’nin varlığına da, kardeşi olduğuna da alıştı.
Bir de 0-6 ay değelendirmesinde iki çocuğun farklarını yazmayı düşünüyorum önümüzdeki günlerde. Daha çok deneyimimi paylaşmam gerekiyormuş. Arkadaşlardan gelen istekler böyle.
Bana gelince, o kadar alıştımki iki çocuğa. Sanki uzun zamandır 2 çocuk annesiymişim gibi geliyor. İnsanın yetenekleri de gelişiyor. Ben bu kadar organize olabilen, bu kadar planlı davranabilen bir insan olduğumu bilmezdim. Bütün günümü planlamak zorundayım. 10 adım sonrasını nerdeyse. Birinin uykusu ile öbürünün yemek saatinin çakışmaması lazım çünkü sadece benim yapmam gereken şeyler oluyor. Mesela Ece’yi sadece ben emzirebiliyorum, Ela’yı sadece ben yatağına götürebiliyorum. Eğer ikisi çakışacaksa önceden sütü sağıp bakıcıya vermem gerek ki Ece doysun uyusun, ben de Ela’yı yatırayım. Tek örnek bu da değil. Benim yapmayacağım bakıcının yapacağı şeylerle ilgili, çocukların ne yiyeceği, ne zaman yiyeceği, ne zaman yatıcakları, ne zaman banyo yapıcakları vs vs vs. gibi herşeyi düşünmem gerekiyor. Ama alıştım, yapıyorum. Hatta çocukların herşeyini ayarlayıp, cocayla dışarı çıkmayı, kendim bir yemeğe gitmeyi bile planlıyorum. Keyfim yerinde. Allah isteyen herkese çok çocuklu hayat versin. Kısıtlanmaları var ama geçmemiz gereken bir dönem var. Işığın ucu yakınlaştı diyebilirim.
Şu sıra Ela ile hayat çok renkli ya. Hergün yeni bir diyalogla bizi çok eğlendiriyor. Sürekli evde birbirimize Ela’nın söylediklerini anlatıyoruz. İşte birkaç diyalog.
Ela: Ne yapıyorsun anne?

Anne : Ot kaynatıyorum kızım.
Ela: İneklerine mi vericeksin?
—————-
Ela: Seni seviyorum babacım
Baba: Ben de seni seviyorum kızım
Ela: Neden?
————
Ela: rogor ahar.
Ben: ne? nediyorsun?
Ela: rogor ahar anne..
(meğerse gürcüce konuşuyormuş. haberimiz olmadan ogreniyor)
—————
Ela: Bana erişte çorbası yaparmısın anne?
Ben: Yapamam canım nasıl yapılacağını bilmiyorum..
Ela: Bak şimdi bunları pişir. Tabağıma koy.
——————–
Ela: Babam nerde anne? Ben onu çok özledim.
Ben: Kızım baban işe gidiyor ya hergün.
Ela: Biraz da sen işe git, o bana baksın.

Şubat 28, 2011 Posted by | Diyaloglar, Ece, Ela, kardeşlik | Yorum bırakın

Süpersonik Biberon

Hayır arkadaşım bu bir su reklamı falan değil. Su şirketleri de peşimden koşuyordu zaten. Ama bak iyi fikir sanal reklam uygulamasına başlasam accık da para kazanırım bu işten. Her neyse konunun özüne dönersek yukarıda gördüğünüz icat, Ela’nın tüm biberonları 2 gün içinde kırması ve hala dana kadar olmasına bakmadan biberonla süt ve su içmek istemesi üzerine anırarak ”beberon beberon” diye ağlamasını müteakip babasının her zamanki Mak Gayvır kişiliğinin yüzüstüne çıkıp pet şişeden kızına el emeği göz nuru beberon yaratması olayının ürünüdür. Boşuna yok BPA’sız alalım bizim enikler zehirlenmesin, ay cam alalım daha sağlıklı diye kıvranmışız. Al işte mis gibi dışarda 0.5 tl satılan pet şişe, hem de polikarbonat değil. Üstünü de delip ağzını geçirdinmi mis gibi beberon. Daha ne istiyosun yurdum halkı. Sen de ol kendinin Mak Gayvırı yavrucuklar ağlamasın, ülke ekonomisine de katkı olsun ne diyim.


Not: Ekranınızın renk ayarı ile oynamayınız bu Ela’nın yüzündeki renkler hergünkü sanatsal çalışmalarının ürünüdür. Artık kalıcı olduğunu, isminin anlamını yüzüne yansıtmaya çalıştığını düşünüyoruz.

Bir de bugünden diyalog ekliyoruz.

Ela: Bana erişte çorbası yaparmısın anne?
Ben: Yapamam canım nasıl yapılacağını bilmiyorum..
Ela: Bak şimdi bunları pişir. Tabağıma koy

Afiyet olsun

Şubat 23, 2011 Posted by | 2.5 yaş, baba, Diyaloglar, Ela | 5 Yorum

Ela TAAAM 31 Aylık

Ela şu 31 aylık hayatının altın zamanlarını yaşıyor. Bir hikayeler, bir konuşmalar, herşeye karışmalar, acaip oyunlar. Sürekli oyun modundayız, çok da keyifli vakitler geçiriyoruz. Son 1 aydır, yani Ela 2,5 yaşını geçer geçmez değişti. 2.5 bir dönüm noktasıymış. Uykusu gelip de saçmalamazsa, daha bir mantıklı, daha bir çocuk oldu. Veee çılgın ”neden” dönemimiz artarak sürüyor. Herşeye herşeye nedeeen?

Aşağıda Ela’nın kaydetebildiğim bir takım diyalogları.

Ela masanın üstünde yemek yemek ister.

Eka: ”Ela’cım oraya çıkılır mı? Neden çıkıyorsun?”
Ela: ”Neden olmasın Eka’cım?”
—————————————-
Baba: Beni sevdiğin için mi öpüyorsun, burdan kaçmak istediğin için mi?
Ela: Seni seviyorum baba, ama o kadar da değil.
———————————————————
Ben: ”Kızım bak şu saçlarınla oynama, Kestiricem.”
Ela: ”Kat kat kat mı anne?”
——————————–
Ela:(Kuaföre) kat kat kat kes abi
KEsildikten sonra anneannesine: Kat kat bu mu şimdi?



——————–
Ela : Dayı fatmagil senin arkadaşın mı?
Dayı: ha?
Anneanne: Sen niye fatmagül’e bakıyorsun? hadi yatağına
Ela: Sanane
———————————-
Anne, pilates yapıyordur.
Ela: Anne patates mi yapıyorsun?
Anne: Evet kızım.
Ela: Yoruldun mu annecim
Anne: Evet kızım ya çok yoruldum.
Ela: O zaman yapma.

Şubat 11, 2011 Posted by | 2.5 yaş, Diyaloglar, Ela | 2 Yorum

Ela’nın Masalı

Bugün Ela bana bir masal anlattı başı şöyle başlıyor.
Evvel zaman içinde
Kalbuy zaman içinde
Pireler zaman içinde
tereler zaman içinde.
Bir küçücük aslan varmış.. Bir de annesi aslan varmış, bir de babası aslan varmış, bir de Ekası aslan varmış. …………….
Herhalde her evde bir Eka var sanıyor..
Yine bugünden
Ela: Eka benim balığım nerde?
Eka: Bilmiyorum Ela’cım, babana sormalısın.
Ela: Alala, ayakları da yokki nereye gitti.
Not: Eka bakıcımızın adı.

Şubat 9, 2011 Posted by | Diyaloglar, Ela, tarihe notlar | 1 Yorum

En Favori Kızım

En Favori Kızım

Ela’ma: En çok seni seviyorum. Annelik dünyası ile beni sen tanıştırdın ve bizi bir aile yaptın. Ne kadar tatlı ve iyi bir çocuk olduğuna bayılıyorum. Küçük kardeşini sevmene, onu gidip gidip öpmene ve şimdiden sahip çıkmana bayılıyorum. Benimle geçirdiğin her yalnız zamanı çok özel düşünmeni çok seviyorum, markete bile gitsek. İki kız arkadaş gibiyiz. İnsan ve hayvanlara da aynı şekilde şefkatli olmana bayılıyorum. Nasıl güzel sarılıyorsun ve ”annem” diyip bırakmak bilmiyorsun. Her zaman çok düşüncelisin. Bu yaşda bile. Mimiklerin, konuşman o kadar tatlı ki, bayılıyorum. Etraftaki insanlardan, herkesden ne kadar tatlı ve akıllı olduğunu duymak harika, öyle olduğunu ben de bilsem bile. Nadir durumlarda senden uzaktaysam seninle telefonla konuşmaya bayılıyorum. Akşamları sana kitap okumaya, banyoda bıcır bıcır konuşarak banyo yapmana, gözlerine, çok bilmiş dilliliğine, sözcükleri kendi dilinin döndüğü şekilde söylemene bayılıyorum. Beni şaşırtan cevaplarına hayranım. İyi ki kızımsın. Sen tam anlamıyla benim favorimsin.


Ece’me: En çok seni seviyorum. Dünyadaki en tatlı bebeksin ve ben gerçek anlamda 4 aydır seni kucağımdan yere koyamıyorum. Coşkunu ve hevesini çok seviyorum. Bir önceki akşam nasıl yatağına gittiğinden bağımsız olarak her sabah muhteşem bir modda uyanmana ve bana biraz daha vakit verip kendi kendine mırıldanmana bayılıyorum. Yüzüme her baktığında ağzın yarılcakmış gibi gülmene. Ne kadar çabuk seni memnun edebildiğime bayılıyorum. Boynunun kokusuna ve gözlerinin hala rengini tam anlayamadığım sihirli renklerine bayılıyorum. Ellerini tutmaya ve bana bakarken yaptığın suratlara bayılıyorum. Kendi kendine konuşa konuşa uyumana bayılıyorum. Heyecanlandığında sesinin o kadar yükselebilmesine ve sevinçle ciyaklamana bayılıyorum. 4 ay içinde hayatımın merkezine oturmana bayılıyorum. Kız kardeşine hayranlıkla bakmana, gülmene bayılıyorum. Tavşanına sarılmana ve şimdiden kendine bir arkadaş seçmene çok gülüyorum. Tatlılığına, gülmene bayılıyorum. İyi ki kızımsın. Sen tam anlamıyla benim favorimsin.

Ocak 24, 2011 Posted by | 2.5 yaş, 5.ay, Annelik, Ece, Ela, kardeşlik | 8 Yorum

Beni anne yapan cüce 2.5 Yaşında!

Şu gördüğünüz zatın tam 2.5 senedir hayatımızda olduğuna inanmak çok zor. Nitekim babasıyla biz ondan önceki hayatımızda neler yaptığımızı hatırlamakta güçlük çekiyoruz. Hele de Ela gibi hayatınıza dolu dolu giren, talepkar ve ilgiyi sürekli üstünde tutan bir zıpçıktıya anne babaysanız bu daha da zor oluyor. Son aylarda Ece’siz hayatta bile ne kadar boş vaktim varmış diye düşünmeye başladım ki Ela yokken bir nevi tatildeymişiz haberimiz yokmuş.

Ela 6 aylık

Ama iyi ki doğurmuşum onu. Bana anneliği öğretti. Bana 2. kere anne olmayı istetti. Hem de o fırlama hallerine rağmen. Bana hayatın bambaşka yönlerini göstertti. Ona olan sevgimi anlatmam imkansız. Yılların geçişini izlemek ne kadar hoş. Elleri ellerimde büyüdü tatlımın, daha çok büyüsün inşallah. Zaten bu hızla büyürlerse 10 seneye evdeki en kısa insan ben olucam o kesin.


Şu sıra bilindiği üzere çok çılgın Ela. Son zamanlardaki birkaç dialogu ile bitirelim.
* Ben: akşama misafirimiz var kızım..
* Ela: tüh
——————————–
Bir arkadaşının doğum gününde
Ben: Artık gitmemiz lazım Ela’cım. Ece acıkmış.
Ela: Bana burda bişiy olmaz anne, ben kaliim.
———————
Ela: Anne, keyfin nasıl?
Ben: İyi kızım, senin keyfin nasıl?
Ela: İYi
——————-
Ela: (Ece’ye) Geş (güzel) kızım benim. Kuyban olurum sana
————————————

Ela: Esra; Bana kitap okuy musun?
Ben: Tabii kızım; Ama bana anne de olur mu? Garip oluyor
Ela: Haa, Afedeyim, Tamam tatlım
————————-
Bir şarkı var..
gıt gıt gıdaak
yumuytam sıcaaakk.
(ela’dan son kıtası ) inanmazsan inanmaaa (doğrusu inanmazsan gel de bak)
————————
Ela: anne bana kayuu açabilirmisin?
Ben: tabii kızım babanla konuşuyorum biraz bekler misin?
Ela: tamam, sabırlı olabilirim. (hayret)
————————
Ela: uykum kaçtı anne uyuyamıycam
Ben: gel yakalayıp gözlerine koyalım
ela: koydun mu anne
ben: koydum.

Ocak 11, 2011 Posted by | 2.5 yaş, Diyaloglar, Ela | 5 Yorum

Toddler Öfke Nöbeti Bozukluğu Sonrası Travması

Adını uydurdum dimi..

Olsun bende bundan var.

Daha evdeki toddlerı büyütemedim ama bende bu rahatsızlıktan olduğuna eminim. Şimdi uydurmuş olsam bile.

Nesi var bilmiyorum…2.5 yaşında bir kız çocuğu olması dışında tabii. Çekiyor, asılıyor, ağlıyor, bağırıyor, kakasını istediği yere yapıyor, evi talan ediyor. 1 dk sonra gelip çılgın gibi öpüyor. Kafamı gün içinde kaynayan bir suya sokmak istediğim çok oluyor. Ancak beynim erirse hayatta kalabilirim diye.

Bir dakika eğer o an elimdeki herşeyi bırakıp ona yoğurt vermiyorsam veya kaygan bebekleri açmıyorsam ölecek gibi oluyor öteki dakika o yoğurdu döktüğü tezgahtan yalayarak yiyor.

Eğer gözlerim..veya kulaklarım…veya aklım o anda onun yaptığı şeyin dışında başka birşeyle meşgul olursa anında onun yaptığı şeye tekrar odaklanmam için teröre uğruyorum.

Topluluktaysam ve bir çocuğun çığlığını duyuyorsam dizlerimin üzerine çöküp ”İşte al elimdekilerin hepsi bu, hepsini sana veririm yeter ki öyle bağırma” diyebilirim.

Perdesini sıkı sıkı güneşin zerresi içeri girmesin diye kapatıyoruz ki sabah kalktığında sabah olduğunu belki anlamazsa yatıp biraz daha uykusuna devam eder. Çünkü akşam yatmamak için elinden geleni ardına koymayıp bana o yattıkdan sonra sadece 2 saat istediğimi yapacak vakit veriyor. Ki ben de o değerli dakikalarda ne yapacağımı şaşırıyorum.

Tabii ki çok tatlı bir kız ve tabii ki hergün onu gıdıklayıp boynuna öpücük kondurmaktan vazgeçmiyorum.. ama ben bunu yaparken neden nöbetlerle geri ödemem oluyor? Neden? Ve bu toddlerlık mesleği ne zaman bitecek kardeşim? Nolur söyleyin şurda aynı gezegenin insanlarıyız. Ve şurda 1 seneden biraz fazla süre sonra aynı toddlerlık mertebesine erişecek bir canlı daha varken evde. Ammman allahım. Bunu yeni düşünüyorum. Öbürü de bu mesleğe başlayınca bu bitirmiş olur mu ki.

Biri beni tutsun. Bayıleceğim.

Not: Türkçe içinde İngilizce kullanmayı sevmem ama bu toddler’ın türkçesini bilen varsa beri gelsin.

Ocak 10, 2011 Posted by | 2.5 yaş, Ela, zırva | 6 Yorum