Elanın Uydusu Ece

Just another WordPress.com site

Dozaj Filesi

* Zaman çok kıymetli benim için. Daha da hızlandı. Eğer Ela evde yoksa (anneannesinde veya bababaanesinde, babasıyla dışarda veya Eliso’nun peşinde tüm manyaklıklarını bu insanlara yapıyorsa), Ece de uyuduysa benim için zaman hızlanıyor. Tuvalete bile gitmek zaman kaybı. Ama idrar yolları sistemim bana gıcık oluyor olacak, son gaz çalışıyor habire su içip tuvalete gitme döngüsündeyim. Hangi su ile süt yapıyorum inanılmaz. Bu zamanda napıcağımı bilemiyorum, gözümden uykunun feri aktığı halde acaba izlemediğim hangi diziyi izlesem (cocanın 8 dizi falan gerisindeyim), internetin başına geçip yazı mı yazsam, okumak istediklerimi mi okusam, maillerime cevap mı yazsam, kitap mı okusam (gerçi emzirirken kitap okuyabiliyorum). Bünyem şaşırıyor, sonunda herbirinden yarım yarım birşeyler yapıp bu süperleme vakti tamamlıyorum.

* Hönkürmek istiyorum. Coca’nın işlerinin yoğunlaşması ile, bana da iş gelmesi ve yardımcı kadının melmeketine gitmesi (bu da yetmezmiş gibi doğru durmamış ihtiyar anası öğrünü böğrünü kırmış dönecek mi belli bile değil), üstüne bir de dikiş yerimin enfeksiyon kapması ve çocuklara bakmak bir yere dursun benim bakıma ihtiyacımın olması, Ela’yı babaannesi oyalar diye düşünürken hem kayınannemin hem kayınbabamın hastane işlerinin ufukta vücud bulması aynı zamana denk geldiler. Allah annemden razı olsun kadın 5’i biryerde hepimize birden nasıl bakıcak kolu bacağı tutmuyorken bilemiyorum. Doktorlardan ricam tıp gelişti anamı biyonik kadın yapın.

* Yarın Ela’yı MyGym’e deneme dersine götürüp kendisiylen “Ela Mygym Pusu”‘yu çekicez. Bu seneki maceralarımız bakalım nasıl vuku bulacak. Zira kendisi geçen seneki gibi yürüyen bir ceylan değil. Bu sene 15 kaplan gücünde bir fantom. Şu sıra kendisinden 2 yaş büyük çocukları bile ağlatacak kapasitede itiş ve kakış gücüne sahip hiç susmayan ve bunun yanında “onla konuşma, bunla konuşma sadece benle konuş” diye sizin etrafınızdakilerle tüm iletişim yollarınızı da kapattıran bir organizma.

* Dexter izlemek caiz midir? Orucumuzu, abdestimizi bozar mı? Lost’un bizleri hayalkırıklığına uğratan bitişinden sonra artık mistikoğlu dizileri favori listemde 1 numaraya oturtmamaya karar kıldım. Ne o öyle 6 sene seyret, bel bağla öff hayatımın şokunu yaşatacak bana diye um dur. Ne olduğu bile anlaşılmaz, seyirciyi kafa karıştırmak suretiyle (kimse birbirine salak görünme riskini göze alıp ne demek diye soramaz) oyalayan bir sonla bitir. J.J. Abrams, Alias, Lost ve o ne idüğü belirsiz canavar filminden sonra seni sildim haberin olsun. Ha ne diyordum, bu seneki favorim Dexter’dır kardeş. Konu belli, baş rolde kan var ama abicim bu kadar mı heyecanlı işlenir. Başrolde de çok afilli bir abi oynuyor. Ailecek hastasıyız kendisinin (yalan). Ben ki kana bakmaya dayanamam, cocam bile “hayret sen bu diziyi nasıl seyrediyorsun” diyor. Şimdi “ulan bu kadın yıllardır vampirdi, kandı filmlere gitmezken beni mi yiyordu” diye düşünüyor olabülü. Belki de ben değiştim sayın zarif kocam. Belki kan artık ilgimi çekiyor. Anneliğin getirdiği birşey belki, çişe, kakaya, sümüğe, kusmuğa bakmaktan miden herşeyi kaldırır oluyor. Masumluğumu kaybettim herhalde. Of Dexter, bence uzun yıllar izleyelim seni.

* Türk dizilerinde neden herkes konakta, yalıda oturuyor anlamıyorum. Normal apartıman dairesinde oturan aile yokmu bizim ülkemizde. İstanbul’un yalılarını pazarlamak için yeni bir yöntemmi ki.

* Cocam, Ece doğduğundan beri evde çeşitli yaş, ebat ve kaprislerde 5 dişi insanla birlikte yaşıyor. Herkesin arazı da başka. Birisi yenidoğan bunalımında ara sıra ne olduğunu anlayamıyoruz ağlıyo, 2 yaş civarı olan zaten ilk ergenliğini yaşıyor en kaprislisi o, bir tanesi lohusa, ameliyatta aldığı anestezi ile beyin hücrelerinin bir kısmını daha kaybetmiş olmanın etkisiyle hem salak hem de neyle hangi duygusal tepkimeye gireceği belli değil, bir tanesi kendi yapmak istediği işin sıralamasını bozup araya iş sokarsan arızaya bağlayıp surat yapıyor (sanki patron o), biri de zaten dengesiz bir ruh yapısına sahip olduğundan ne zaman ne yapıcağı belli değil. Cocamın doğum sonrası depresyonuna girmesinden ölesiye korkuyorum:) Arasıra Ela’yı alıp babaannesine götürmesinden bizi böl ve yoket sistemiyle alaşağı etme planı olduğunu anlamalıydım zira.

* Bizim yardımcı bağyan Eliso bir manyak. Sovyetler dağılıp bunlar parça pinçik olunca savaşlarla yaşadığı çok belli. Bugün farkettim evdeki erzak yarıya inince bitiyor deyip listemize yazıyor. Mesela tuvalet kağıdı daha 8 tane varken bitti listesine tuvalet kağıdı yazıyor. Deterjan daha yarım kutu varken bitti diyor. Dolapda hiçbirşey kalmadı diyor, baya birşey oluyor. Savaş kıtlığı bu kadını baya bi etkilemiş sanırım, herşeyimiz bitecek bir daha alamıycaz sanıyor. Bir de çok düzenli, çok temiz ama eşyaları her seferinde başka yerlere koyuyor, kafam zaten 500’dü 1000 oldu sayesinde. Sürekli birşeyleri hatırlamaya çalışıyorum.

* Annem de ayrı bir manyak. (Böyle dediğimi duysa “Aferin kızım, anneye manyak de” derdi) Doktor gözüne dayanabileceğin sıcaklıkda suyla pansuman yap demiş. Yaktı gözünü demin gözümün önünde.

* Rejim ve spor iyi gidiyor. (Yalan) Ece’nin hamileliğinden üstümde hiç kilo kalmamasından kelli kendime güvenim gereksizce oldu sanırım. Fit Anne olarak 3 haftada başarılı bir şekilde 489 gr verebildim:) Resmen süzüldüm diyebilirim. Ebru Şallı ile silüetimiz yine birbirinin aynı. Bu kadın neden benimle yarışıyor anlamış değilim.

* Tam 2 saattir bilgisayarın başındayım çalışmak için. Yemin ederim kaytarıyorum. Yazı yazıyorum, sağa sola bakıyorum. Sanki işyerinde kaytarıyorum. Salak 2 tane velet var. Yarın büyük eve dönünce, küçük de ağlayınca görürsün sen çalışmayı. .ıçını kır otur çalış da para kazan dimi. Malım ben mal.

Reklamlar

Ekim 22, 2010 Posted by | fit anne, zırva | 4 Yorum

Ece’den Önceki Kiloma Döndüm.

Eğer çocuklar aynı anda uyuyabilseler, Eğer spora başlayabilecek vaktim olsa, eğer geceleri 3 saat kesintisiz uyuyabilsem, eğer emzirdiğim için o kadar çok aç hissetmesem, eğer benim dışımda biri daha bunu taksa…

Yeter bu kadar sızlanma.

Ece’ye hamile kaldığım kiloma döndüm bile. Bu iyi haber, ama artık hamile değilim, tekrar şişmanım. Ela’nın hamileliğinden üstümde kalan fazla kilolarımı artı vermem gerek. Çoook sıkıldım çünkü. Kapının arkasına çok eski kotumu asıyorum ve 2 çocuk emzirerek ve hayat tarzımı değiştirerek artık uzun sürede de olsa bu kiloları son raddesine kadar vermeye yemin ediyorum.

Güçler (egom) bu blogda bir yenilenme gerektiğine karar verdi. Bu “anneyi” bir enerji timsali, kas yığını macera insanına çevireceğiz. Çok mu çabuk olur. Son 3 senesine 2 hamilelik 2 lohusalık bir bebek büyütme dönemi damgasını vurmuş, 1. hamileliğinin kiloları hala üstünde bir kadından bahsediyoruz. Bence yeter. Artık biraz kendi için birşeyler yapma, eğlenme zamanı. Zaman limiti koymuyorum, ama detaylıca çalışıp nasıl yağlı bir insandan fit bir kadına döneceğimi ayarlıycam. Belki 12 sene sürer ama önemli olan düşüncenin kendisi.

“Fit Anne” operasyonu başlatılmıştır.

Eylül 30, 2010 Posted by | Ben, fit anne | 6 Yorum