Elanın Uydusu Ece

Just another WordPress.com site

ECE Bebek

Ece’nin doğumu aşamalarından birkaç fotoğraf. Üstteki fotoğraf doğuma giderken bir yandan suyum geliyor, bir yandan da çok erken gitmemek için oyalanıyoruz. ODTÜ’de çekildi. Sabah 6.00 civarı

Henüz hastane odasında gezerken saat 8.30.

Doğum ekibim. Sancılar için nst’ye bağlıyım.. Saat 19.00

Kesilmeden önce. Saat 20.30

Ece’ nin ilk anı. 20.45


Anneyle buluşma.

Ece Bebek aramızda
Reklamlar

Eylül 19, 2010 Posted by | Ece, gebeş esra | 31 Yorum

Hala Hamileyim !!!

Bir süre yazı yazamayınca merak eden, arayan çok oldu. Bizi merak eden, arayan herkese çok teşekkür ederim. Gördüğüm kadarıyla herkes benden daha heyecanlı, daha merakla bekliyor. Aslında ben hiç heyecanlı değilim. Sanki hiç olmayacakmış gibi geliyor ama yüzdük yüzdük kuyruğuna da geldik çünkü son haftaya girdik artık.

Bugün kontrolümüz vardı. 39 haftayı bitirdik. Bebeğin kalp atışları gayet iyiydi, suyu da iyiydi, herşey beklememizi söylüyor. Biz de bekliyoruz. Ece 3.550 gr olmuş ben bu hafta kilo almamışım şu an itibariyle 8 kg almış bulunuyorum. Umarım böyle bitireceğim. Gelecek haftaya kadar doğum olmazsa tekrar gideceğiz, tekrar değerlendireceğiz. Benim umudum bu hafta doğum olması ama bu konuda hiç bir kontrolümüz yok ne yazık ki. Bakalım artık geri sayımdayız, Ece ne zaman gelmek istiycek.
Bana gelince artık son 1 hafta itibariyle hayatım gerçekten çok zorlaştı. Büyüyen karnım ve iyice aşağı inen bebek yüzünden her gün bir öncekinden daha uzun geçiyor. Geceleri kasıklarımda ve belimde ağrılar oluyor, kalkıp yatmak koca göbekle dönmek çok zor oluyor. Tuvaletim çok hızla geliyor ve gidene kadar mesanem acıyor. ÜStelik bunların hiçbiri 2 yaşında bir çocuğun sizin tepenize çıkmak istemesini, sizinle oynamak istemesini engellemiyor. Haklı da. Onun suçu değil ki. O yüzden bu sürecin artık daha çabuk bitmesini istiyorum. Türk Telekom şebeke kurmadığı için hala internet sıkıntım var. Bir haftadır Vodafone’un internetinte de sorun olduğu için resmen en bağlantısız zamanlarımı geçiriyorum.
Hazırlıklarımız tamam, artık bu yüzünü göstermeyen bebeğin gelmesini hep birlikte bekliyoruz.

Eylül 15, 2010 Posted by | gebeş esra, gebeş günlükleri | 5 Yorum

Eylül

En sevdiğim aydır Eylül. Sıcakların bitmesi, tekrar nefes alabilmek, herkesin şehre dönmesi, sosyalliğin, arkadaşlığın tekrar başlaması demektir benim için. Benim gibi sıcaktan çok nefret eden biri için sadece bu bile Eylül ayını güzel kılmaya yeter. Tekrar evde çay içebiliriz, çoraplarımızı giyip film seyredebiliriz, bir düzene oturtabiliriz hayatımızı. Bu sene Eylül ayı kızımızın inşallah sağlıkla doğacağı ay olduğu için daha bir güzel ve değerli benim için. Sabırla, her günü keyifle yaşayarak bekliyoruz kızımızı. Şu an balkonda keyifle çayımı içerken, hafif üşüyüp üstüme birşeyler almak, Ela’nın ve babasının aşağıda parkda karıştırdığı haltları bir yandan izlemek, bebekle ilgili son hazırlıkları düşünmek, gazetemi okumak o kadar keyifli ve hayatın küçük detaylarından zevk almayı hatırlatıyor ki, son günlerde aldığımız kötü haberleri de katarsak içine hayatın ne kadar o andan ibaret olduğunu birkez daha anlıyor insan. Geçmiş gerçekten bitmiş oluyor, gelecek ise bir soru işareti yani tüm gerçek o anda bitiyor. O anı yaşarken o andan keyif aldın mı gerisini takmayacaksın.
Her Eylül ayında, Ağustos ayında bozulan keyfim yerine gelir. Bu sene daha da hayatın değerini anlamış, daha da keyifliyim. Bu sene yapmak istediğim çok şey var. 2. bebekle tamamlanan ailemizle ilgili çok umutlarım var. Yaklaşan doğumla ilgili süreç de çok heyecanlandırıyor beni. Merak ediyorum ve sabırsızlanıyorum. Bugün çok keyifli bir moddayım, öyle işte.
————————————–
Bir ekolüm var benim. Aşağı resimdeki kadının hayattaki çizgisini çok takdir ediyorum. Yüzündeki şefkate sahte diyebilirmisiniz. BM iyi niyet elçisi olarak kendi isteğiyle Pakistan’a gitmiş, kokuşmuş dünyanın ilgisini ordaki drama çekmeye çalışıyor. Bilmemkaçbin metrekarelik Hollywood evindeki kocaman pufidik yastığında rahat uyuyamıyor ve yardıma ihtiyacı olan yerlere gidiyor. Bununla da kalmıyor, Kamboçya’dan, Afrika’dan çocuklar evlat ediniyor. 3 çocuğun hayatını inanılmaz imkanlarla değiştiriyor. Beğenen var, beğenmeyen var ama bence onun imkanlarına sahip insanların yapması gereken şeyleri yapıyor bu kadın. Onunla aynı imkanlara sahip olsaydım aynen onun yaptıklarını yapardım, içimden geçen her türlü şeyi o gidip yapıyor bense oturduğum yerden sadece izleyebiliyorum. Ben de evi çocukla doldurur onların hayatlarına geri dönülmez fırsatlar yaratmaya çalışırdım. Afrika’ya, savaş olan ülkelere gidip özellikle çocukların elinden tutardım. Bir de bunun yanında filmlerde aksiyon oyuncusu olurdum:) Umarım bu tip insanlar çoğalır.
Doğum yaklaşıyor ya yükselen progesteron ile son günlerde saçmalıyorsam kusuruma da bakmayın. Herkese iyi bayramlar.

Eylül 10, 2010 Posted by | Ben, gebeş esra | 5 Yorum

Son Kullanma Tarihime 2 hafta – 38 Hafta

İki gebeliğim arasındaki benzerlik ve farklar

1. Ela’da 22 kg aldım, bebek 4 kg doğdu. – Ece’de 7.5 kg aldım, bebek yine 4 kg’a yakın olacak sanırım.
2. Ela’da ilk haftalarda çok nadir bulantım olurdu. – Ece’de ilk 12 hafta yoğun bulantım oldu.
3. Ela’da çok tedirgindim. Daha önceki iki kimyasal gebelik yüzünden ters birşey olacağından çok korkuyordum. – Ece’de çok rahattım, ağrı sızı hiç birşeyi tınmadım.
4. Ela’da şehirden bile ayrılmadım. – Ece’de sürekli gezdim, üstelik tam 4 hafta Antalya’da suların içinde geçirdim.

5. Ela’da sürekli biryerlerim ağrırdı. Kalçam, rahim, kasıklarım. – Ece’de hiç ağrım olmadı. Son 3 haftaya girdiğimde belim ağrımaya başladı.
6. Ela’da da Ece’de de duygusal patlamalar pek yaşamadım. Sinirli, çok duygusal olmadım. Sadece Ece’de insanların başına gelen kötü şeylere daha çok üzülüyorum, başkaları için ağlıyorum. Yani daha duyarlı oldum ama kesinlikle durup dururken duygusallığım olmuyor. Melek gibi hamilesin diyor cocam. Rahatlıkla çocuk istemesi normal sanırım.
7. İki gebelikte de karnım çok büyüdü. İki gebelikte de herkes bu erkek karnı dedi. Yok işte benim karnımın büyüme şekli böyle.
8. Ela’da hamileliğin her türlü semptomunu takip ettim, internetten o hafta bebek içerde ne yapıyor, ne gelişmeler gösteriyor takip ettim. – Ece’de hiçbirşeyi takip etmedim. Sadece bebeğin karnımdaki hareketlerine bakıyorum.
9. Ela’da 6. ayın bitmesi ile birlikte 5 yastıkla yükseltilmiş bir yatakta yatıyordum. Pozisyon değiştirmek için ayağa kalkıyordum. – Ece’de hala tek yastıkla dümdüz yatıyorum ve biraz zorlansam da iki hamlede pozisyon değiştiriyorum.
10. Ela’da 32. haftanın sonuna kadar masa başında çalıştım. Kalçam çok ağrıdı. Kalan 8 haftada da gezdim ve yattım. – Ece’de 37. haftaya kadar çalıştım. Ela’yı hala kucağıma alıyorum. 2 kere Antalya’ya gidip geldim. Taşınma ve yerleşme işinde çok çalıştım. Hala fiziksel olarak aktif sayılırım.
11. Ela’da 28. haftaya kadar araba kullandım. – Ece’de 37. haftaya kadar araba kullandım. Artık göbeğim direksiyona değmeye başlayıp, doktor saçmalama suyun da her an patlayabilir diyene kadar direksiyon başındaydım.
12. 9 ayı çok tedirgin geçirdim. Hareketlerimi kısıtladım. – 9 ayı çok rahat geçirdim. Denize de girdim, halay da çektim.
Evdeki bebek insanı enerjik tutuyor. Allah insana bir kuvvet veriyor. Son haftalarda yapamayacağımı düşündüğüm şeyleri hala yapıyorum. Bugün doktor kontrolüm var, bakalım önümüzdeki 2 haftada bizi neler bekliyor. Diyeceğim o ki evdeki çocukla ikinci bebeği düşünenler hamilelik kısmından korkmayın. Sonraki deneyimlerimi bebekden sonra paylaşacağım.

Eylül 7, 2010 Posted by | gebelik, gebeş esra, gebeş günlükleri | 2 Yorum

Gelişimi Tamamlanmış 37 Haftalık

Bugünleri yine göreceğime inanmak zordu. Artık 37 haftalık hamileyim ve son kullanma tarihim geçmek üzere. Önümüzdeki 3 belki 4 hafta içinde doğumu bekliyoruz artık. Bugün doktor kontrolümüz vardı ve artık dersimiz doğumdu. Yani umuyoruz mutlu son.

Öncelikle Ece bebek 37 haftasını doldurdu ve artık gelişimi tamamlanmış, doğmasında bir sakınca olmayan bir bebek. Kiminle evlendiğinize dikkat etmeniz lazım, kaç kilo doğmuş hemen sormanız lazım çünkü bebeklerin doğum kilolarında genetik olarak babaların doğum kiloları daha çok etkili oluyormuş. Son haftalarında atak yapıp 40. haftasında 4 kg doğan Ela hanımdan sonra tarih tekerrür ediyor ve 4.750 kg doğan babanın çocuklarından olacak olan Ece hanımın da genlerindeki “son haftalarda çok kilo al anneni zorla” emiri ortaya çıkıyor. 10 günde tam 600 gr alarak 3.360 gr’a ulaşmış. Ela’ya dışarda 10 günde 600 gr aldıramayız. E kızım annen seni normal doğumla doğurmak istiyor biraz normal kilo alsan olmaz mı. Annelerinin doğum kilosu 2.800 olduğunu düşünürsek benden gerçekten bu konuda bir şey almamışlar, babalarının yolunda gidiyorlar. Bu arada bebeğin doğum kilosunun annenin hamilelikte aldığı kilo ile hiçbir alakası olmadığının kanıtı olmuşumdur artık çünkü toplamda 7.5 kg aldım ve bebeğin kilosu 3.360. Hamilelere haykırmak istiyorum gereksiz kilo almayın diye, ben birincide aldım da ne oldu üstümde kaldı çoğu. Oysa bu bilinçde olsaydım o zaman şimdi eski zayıf günlerimde olurdum. Bu doğumdan sonra doğum kilolarımı vereceğim artık ama çok komik 1. doğumumun kilolarını vereceğim:)

Herneyse Ece bebekin gelişimi normal, suyu iyi, kalp atışları gayet düzgündü. Bende ise kasılma hiç yok:) Tabii bu hiçbirşeyin göstergesi değilmiş sadece şu an kasılma yok. Doğum planımızı da yaptık. Artık ben hazırım, hiç bir korkum yok hatta aslında heyecanlı bile değilim. Sadece merak ediyorum. Umarım kızım da bizi çok çok bekletmeden gelir.

Eylül 1, 2010 Posted by | gebelik, gebeş esra | 7 Yorum

Hayat Gebeş Olarak Nasıl Esra?

Sürünüyorum.

Hiç birşey arkadaşım değil.
Klimam ve büyük kanepem dışında.

Tuvalete her zamankinden çok sarılıyorum.
Sonra kafam 3.3 dakika önce naapmıştım ben diyerek bir daha sarılıyorum.

Gece Ela’yı çişe kaldırmak için, susadığımdan, çok terlediğimden, tekme yediğimden, pozisyon değiştirmek için, rüya gördüğüm için, sese uyandığım için olmak üzere ve bunları her gece en az bir kere yaşayarak defalarca uyanıyorum. Bu uyanmalardan bir kaçında uyuyamayıp biraz tv seyrediyorum.

Şu sıra sanki hamileliğimin ilk haftalarına döndüm. Tavuk, Pizza, Pasta ve kokan tüm gıdaları yiyemiyorum midem kalkıyor. Düşmanlarım gibiler. Gittikçe daha az yiyip daha çabuk şişiyorum ve rahatsız oluyorum. Bu gebelikde yemekle aram hiç yok. Bir tek taze cevizi ve karpuzu sonsuza kadar yiyebilirim.

Fiziksel bir enkazım. (Akli durumumla ilgili yorum: Tamamen darmadağınım, kendi izlediğim şeyleri bile hatırlamıyorum). Geçen gün cocayla sinemaya gittik, filmin çok büyük bir kısmında uyudum. Neden evinde uyumuyorsun ki dimi.. Gülerken göbek deliğimin yukarı aşağı oynamasına cocam çok gülüyor. Artık tamamen gülünecek haldeyim. Biraz önce yan tarafa bakarak yürürken duvara göbeğimi vurdum, bu yazdıklarımın üstüne yani.

Bir fotoğrafımı çekicektim. Ama koltukdan kalkamadım ve sizin gülmeniz top 2 listemde değil. Çok üzücü tabii çünkü resim paha biçilmez bir şantaj malzemesi niteliğinde olabilirdi.

TOP 2 LISTEM (Şu anda)

1. koltuktan kalkmak
2. yiyecek almak

Sokakda herkesten bir yorum geliyor.
“Bence doğurmak üzeresin” (Geçen sefer de öyle diyorlardı, 40 haftayı geçtik)
“Yok, yok henüz karnın tam düşmemiş”, (Ultrasonmusun ablacım, doktorunki pelvise inmiş kafa diyor).

“Erkek dimi.. Sende erkek karnı var” (Hayır iki seferdir bunu söylüyorsunuz, ey dünyanın bu işi en iyi bilen kadınları ama iki seferdir kız taşıyorum, kızzz).
“Yok, yok çok ilginç sendeki erkek karnı” (Fesupanallah).

“Aaa, kızım kaldırma çocuğu, hamilesin” (Hadi canım, gerçekten hamile miyim, biliyormusunuz 9. ayımdayım 9 aydır kaldırıyorum ben bu çocuğu)

“Çok az yiyorsun, çocuk yeterince büyümez.” (Büyüyor işte, gayet de sağlıkla büyüyor, biliyormusunuz 2 dilim peynir, 2 bardak süt (ayran) günlük kalsiyum ihtiyacını karşılıyor, hele şekere hiç ihtiyacı yok.)

“Çok hareket ediyorsun, oynuyorsun, zıplıyorsun, birey olucak” (Öncelikle sanane, sonra olmuyor işte olacağı varsa 9 ay yatan hamilelere de oluyor, bu iş ilahi kardeşim, ne olucaksa oluyor.)

“Normal doğummu yapıcaksın, çok sancılı ama ne uğraşıcaksın, hem bebek için de riskli” (Sen nasıl doğurdun o kadar çocuğu, demek ki yapılabiliyormuş, tipimden ağrı eşiğim mi belli oluyor. Risklerini nerden biliyorsun, sezeryanın riskleri ile karşılaştırdın mı, sen durup dururken ameliyat olmak ister misin.)

Gebeşlik işi baştan sona sabır işi. Sadece kendi fiziksel ve ruhsal durumunla uğraşmıyorsun. Bir de etrafdaki çok bilmişlerle uğraşıyorsun. Üstelik 2. gebeliğini geçirsen bile yurdumdaki herkes ebe kıvamında. Zaten işime karışılmasından hiç hoşlanmıyorum. Bir de bırbırbırbır laf dinliyorum. Neyse işte hayat gebeş olarak hiç kolay değil, hele de karnın arşa çıkmışken. Hele bir de evde hiperaktif bir 2 yaş bebesi varken. Neyseki hayatımı kolaylaştıran bir cocam var, en büyük destekçim o.

Ağustos 26, 2010 Posted by | gebeş esra, gebeş günlükleri | 4 Yorum

36 Hafta

  1. 33. haftada kaburgalarıma ilk tekmeyi yemiştim.
  2. Hamileyken en ufak şeylerle bile ilgili suçlu hissetmek çok komik. Çok kötü bir sırt ağrısı ve karnımda bir sinir ağrısı yaşadım. Bazen çığlık atmak istedim, o kadar acıttı ki bir iki kere attım da. Fakat sağlıklı bir bebeğim oluyor ve bu onun suçu değil ne büyük bir salağım ki şikayet ediyorum. Eminim kafa üstü vücudunun ortasından sallanan bir kabloyla olmayı o da çok sevmiyordur.
  3. Tüm aksi çabama rağmen, duşdan sonraki görüntüme tanık oldum. Aman Allahım.
  4. 8 aylık hamile kadınlara bakıyor muyum? Şu günlerde yabancı insanlardan acınası bakışların yanında hertürlü bakışa maruz kalıyorum.
  5. Bir iki pantolonum bir gecede küçüldü. Gerçek anlamıyla.
  6. 4 hafta kaldı ve bebek 2750 gr. Bir arkadaşım bir trambolin almamı ve işleri hızlandırmmı önerdi.
  7. Ayak bileklerim hala var ama parmaklarım dolma gibi oldu. Burnum da 2 katına çıktı yine.
  8. Bundan sonra bir daha gece kesintisiz uyuyabileceğim zaman kaç ay sonra merak ediyorum. Şu an bebeğe alıştırma gibi her gece Ela’yı çişe kaldırma, terleme, tuvalete kalkma, rüya yüzünden uyanma gibi nedenlerle defalarca ayaktayım ve bunların bazılarında uyuyamayıp tv seyrediyorum.
  9. 40 haftayı yine geçirecek miyim acaba?
  10. 6.5 kg aldım. Ve artık gittikçe daha az yiyerek daha çabuk şişiyorum ve rahatsız oluyorum. Bu hamileliği de sağsalim bitirebilirsem çok mutlu olacağım.

Ağustos 24, 2010 Posted by | gebeş esra, gebeş günlükleri | 8 Yorum

Abla Olmaya Tahmini 30 Gün


Ela son günlerde en neşeli, en heyecanlı günlerini yaşıyor. Tabii ki bunun yaklaşan doğumla bir alakası yok. Şu sıra çok eğlendiği aktiviteler yapıyoruz, 9. ayımda olmama rağmen onu serinleyen havadan da yararlansın diye her gün akşama kadar gezdiriyoruz. Parklar, arkadaşlar, eğlenceler. Tabii ki doğumla birlikte bir süre geri adım atmak zorunda kalacağız. Ama umarım içerdeki bebek erken gelmez de ben de kızımla serinleyen havaların tadını dışarda gezerek çıkarırım.. Nitekim havalar cuma itibariyle biraz serinler serinlemez kendimizi klimalı salon hapsinden de kurtararak ayağı yanıklar gibi dışarı attık.

Ela’ya elimizden geldiğince kardeşi olacağını anlatıyoruz. Hatta “annenin karnında Ece var” bile diyor. Ama Ece’nin gelip eve yerleşeceğinden, annesini, babasını paylaşacağından haberi olmadığına eminim. Yani bu durum bizim için olmadan anlayamayacağımız bir denklem. Umuyoruz mümkün olduğunca hasarsız atlatırız.

Ece’ye gelince, şu an 36. haftamızın içindeyiz. Cuma günü kontrolüm vardı. Ece çok güzel büyüyor, çok şükür. 3 hafta içinde 700 gram alarak 2760 gr olmuş. Boyu da, kilosu ortalamanın biraz üstünde. Ben de 3 haftada 1.5 kg almışım ki yine alt sınırdayım çok şükür. Böylece şu an itibariyle 6.5 kg almış durumdayım, 8 kilo ile bitirmeyi umuyorum. Geçtiğimiz bir hafta içinde artık vücudumda ödemler de başladı. Ellerim ve yüzüm biraz şişmiş durumda, hareketlerim biraz daha kısıtlandı ve bugün çok hafif kasılmalarım oldu. Umudum 40 haftayı doldurmak ama 2 hafta daha geçirelim de sonra istediği zaman gelsin Ece bebek. Sağlıkla inşallah. Tekrar bir doğum daha yapacağıma inanmakda şu an zorlanıyorum. Bakıcı aramalarımız sürüyor. Umarım önümüzdeki 10 gün içinde birini buluruz, bu konu bizim için hem olmak zorunda olan hem de beni endişelendiren bir konu. Her neyse bebekler aleminden haberler böyle. Ben gebeşliğin doruğunda kalan günleri eğlenerek geçirmek umudunda ve niyetindeyim.

Ağustos 22, 2010 Posted by | gebelik, gebeş esra, gebeş günlükleri | 3 Yorum

Doğmamış Kızıma Mektup

Sevgili Kızım;

Plasentanın nazikçe yerleşmesinden 9 uzun ay sonra, dışarı çıkıp dünyanın geri kalanı ile tanışacaksın. Rahmimin dışındaki hayat tamamen farklı tatlım. Dışarısı sert ve çılgın ve ben; annen olarak, seni korumakla, doğru patikadan ayrılmaman için seni yönlendirmekle, büyük anne ve babanın bana yaptığı gibi sana bir ışık ve rehber olmakla görevliyim.

Buralarda dönen çok şey var kızım. Kötü şeyler. Çok karışık işler. Ve bunun için senin güçlü ve dürüst olmanı istiyorum. Başkaları seni doğru yoldan itip çekicekler, fakat ben senin açık kafayla düşünmeni istiyorum. Onlara baş eğme ve herşeyi tart. Sana iyi olacak mı olmayacak mı düşün. Ama yine de herşeyi planlamanı istemiyorum. Spontane ol. Hazırlıksız davranmak güzeldir – başkalarının senin sıkıcı olduğunu düşünmesinden de alıkoyar:P

Eski yıllarda, başımı belaya sokmuşluğum vardır. Bazıları başka insanlar yüzünden, bazıları doğamdan, bazıları da salaklığımdan kaynaklanmıştır. Ama önemli değil. Bazen tökezlemek çok doğal. Yanlışlarından öğrenmen gerek. İnan bana hataların en büyük öğretmendir.

Bebeğim, bir gün aynen baban ve benim gibi sen de aşık olacaksın. Ve seni uyarmalıyım ki, müthiş bir yolculuk olduğu kadar önünde çukur ve tümsekler de olacak. Kalbin bir şekilde mutlaka kırılacak. Sarsılmaz olmanı istiyorum. Acının üstünde yaşamamalısın. Kalbini biri parçalara ayırdığında onarmalısın. Ancak onu onarıp aşık olduğunda müthiş bir yolculuk olacak – çünkü ancak o zaman daha kuvvetli olacaksın.

Annen olmama rağmen, düşüncelerimi sana empoze etmeyeceğim, kendininkilerin oluşmasını isteyeceğim. Sana her zaman ne yapman gerektiğini de söylemeyeceğim. Fakat birinin tavsiyesini istersen, alman gereken tavsiye benimki olmalıdır. Cool bir anne olacağıma söz veriyorum. Birlikte partilere gidebileceğin, gerçekten herhangi bir konuda konuşabileceğin; güçlü ve zayıf taraflarını tamamen kabul eden biri olacağım. Fakat söylemeliyim, adil bir anne olacağım – ben seni dinleyeceğim, sen de beni dinle. Sana küçük cezalar vermeyeceğime söz veremem çünkü kötü şeyler cezasız kalmıyor:)

Her zaman seninle olmayacağım kızım. Bu büyük küreden bir zaman, bir çıkışım olacak elbette. Ve sana öğrettiğim herşeyden, en ufak şeyden bile birşeyler çekmeni istiyorum ki bunların içinden sana geçerek hep yaşamaya devam edeyim.

Benim geçmişimde, senin geleceğinde bir zaman, bunu okuyacaksın. Fakat benim bugünümde sen fikirdin, plan oldun sonra aklımın kavrayışı oldun. Ve daha doğmamış olsan bile, o kıvılcım yüreğimde artık, şu anda seni seviyorum; ve seni hep seveceğim.

Ağustos 14, 2010 Posted by | gebeş esra, gebeş günlükleri | 4 Yorum

Kontrol Var mı?


Hamilelik, kontrol üstüne büyük bir ders.

Yani hiç olmadığını öğrenmek için. Bedenimin her geçen gün büyümesini durduramıyorum. Bu büyük bebeğin kaçınılmaz doğumunu durduramam. Sancılar ve doğum nasıl gidicek, kontrol edemem. Acıdan kaçamam, ne olacaksa ondan kaçamam.
Yapabileceğim hiçbirşey yok.
Bunun için hazırlık da yapamam. Kendimi bunda “daha iyi” yapacak bir kitap da yok. Hafıza kartları hazırlayıp, ezberleyip sonra da “A” alabileceğim bir durum değil. Geçen seferki gibi mi olacak merak ediyorum. Gerçi şimdiye kadar hiçbirşey geçen seferki gibi olmadı. Bir sezaryenlemi bitirmek zorunda kalıcam, daha kolay olucak mı herşey, normal doğurabilicek miyim, epizyotomi gerekecek mi? Ya bana ya da bebeğe birşey olursa.

Tüm bunları merak ediyorum.

Fakat tüm bu meraklar stres dolu değil. Obsesif değilim. Sadece beynimde uçuşan düşünceleri izliyorum. Onlara bir bağlılığım yok. Sadece bir anlığına aklımın bunları merak etmesine izin veriyorum, düşünceyi tanıyorum sonra bir sonrakine geçiyorum.
Yeni düşünce şeklime göre kötü düşünce yok – sadece düşünce var. Düşünceler kendi içinde ve dışında güçlü değiller. Hedef düşünceleri görmezden gelmemek. Hedef onları net olarak tanıyıp, yoluna devam edebilmek. Bu düşüncelere bir bağımlılık oluşturmuyorum.

Bir durum üstünde hiç kontrolünüz olmadığında (ve kaç tane durumu gerçekten kontrol ediyoruz?), herhangi bir sonuç hakkında galeyana gelmek biraz faydasız. Yaşa. Yapabileceğinin en iyisini yap. Anda kal. Geleceği kontrol edemiyorsun. Veya geçmişi değiştiremiyorsun.
Hamilelik bunun en net örneğidir. Hayatın diğer olayları ve stresleri üzerinde bocalayıp savaşabilirsin. Hayattaki bir çok şeyin kontrolünün sende olmadığına inanmayı reddedebilirsin – Olabilecek veya olmayabilecek bazı hayali sonuçlar için kendine savaşmak ve bocalamak için izin verebilirsin. Fakat hamilelikte bu bir paket anlaşmadır. Hiç birşey kontrolünde değildir. Vücudun kendi yolundadır. Gebelik süreci kendi zamanında olur, kendi şeklinde olur ve söyleyip yapabileceğiniz hiç birşey yoktur.

Olmasını engelleyemezsiniz.

Gerçekliktir.
Bugün araba kullanırken – Dans edilebilecek bir şarkı çalıyordu – Birden düşündüm ki : “Aman allahım, bir kızım daha olacak. 2 tane çocuğum olacak. İki çocuğu hayal edemiyorum. Bir kızı daha hayal edemiyorum. O insanı hayal edemiyorum. Kim o kız? Ben kim olacağım? 2 çocuk annesi mi?
2 taneye nasıl annelik yaparsınız?
2 taneyi nasıl yönetiyorsunuz?
Sevginizi 2’ye nasıl bölersiniz? Veya 2 ile mi çarpılıyor? İkinci düşünceden şüpheleniyorum. Fakat tüm hepsi, tüm bu annelik, birden çok çocukluluk, bu hayat, bu doğum hepsi uzak ve anlaması zor görünüyor.
Fakat aklımın merak etmesine izin veriyorum. Buna takmıyorum. Heyecanlanmıyorum ve stres olmuyorum. İnsanlar çoğunlukla bana soruyor, “Heyecanlanıyormusun?” ve sanırım çoğunlukla “evet” diye cevap veriyorum veya bu bebeğin içimden çıkması için hazırım gibi birşeyler mırıldanıyorum… ama “heyecan” hissi gerçekte yok. Heyecanlı veya korkuyor değilim.
Sadece burdayım.
Şu anda:
Kemiklerimin ayrıldığını hissediyorum. Bedenimin yavaş yavaş açıldığını hissediyorum. Hazırlandığımı hissediyorum.. ama hazır değilim. Bu belki de kontroldür işte. Hepimizin hazırlandığının farkına varmak, ama asla hazır olmadığımızın. Bu bir varış noktası değil, bir yolculuk.

Varış noktası olmayan bir yolculuk mu?

İşte doğum ve ölüm orada. İkisini de kontrol edemezsiniz, ve eğer yeterince uzun yaşarsanız aralığını da kontrol edemediğinizi anlarsınız.

Ve bunu yazarken tüm bunlar beni güldürüyor.

Bu yabancı içerden beni iteklerken gülüyorum. Tüm merak ve gizemine gülüyorum. Akışa kendimi bıraktım, kendi yaşamıma gülüyorum.

Ağustos 12, 2010 Posted by | gebelik, gebeş esra | 2 Yorum