Elanın Uydusu Ece

Just another WordPress.com site

Ece ve Ela’dan Son Durumlar

– Ece kuzusu birdenbire ortalıklara çıkmaya başladı. Kapanmayan ağzıyla sürekli bize gülüyor ve artık interaksiyonda. Çok mutlu bir kuzu. Evde sürekli hareket var bu yüzden Ece’yi oyalamak çok kolay. Zaten kendisini bile oyalayabilen bir bebek, bir de sürekli animasyonda bir küçük insan olunca karşısında yatma saatlerine kadar gayet rahat vakit geçiriyor. Günde 3 kere uyuyor hala, bir tanesi uzun uyku. Akşam uykusuna da 8 gibi geçiyor. Düzenini korursam çok güzel karşılık veren bir bebek. Uykusu geldiğinde yatırırsam hemen uyuyor. Memesini zamanında verirsem çok mutlu. Rutini bozulmazsa melek gibi bir bebek. Düzeni biraz şaşarsa adapte olması zor bir bebek. Huysuzluğu artıyor, uykuları çok kısalıyor. Ela’dan daha kolay bir bebek aslında ama Ela düzensizliklere çok çabuk adapte olurdu. İkisinin herşeyi birbirinden farklı.

Ela oyun insanına dönüştü. Herşeyi oyuna çevirirsen tamamen uzlaşmaya gidiyor. Son 2 haftadır yatağında kendi kendine uyuması ile uğraşıyorduk ve çabalarımız sonuç verdi. Ela artık 2.5 yaşında itiraz etmeden yatağına gidip yanından ayrıldığımızda laf etmeyerek kendi kendine uykuya geçiyor. Dünya varmış diyorum. Ece ilk doğduğu zamanlar cocayla her akşam birbirimizin yüzüne bakardık, bu akşam sen uğraş diye. Artık sakinleştik, her akşam beraber yatağına gidiyoruz. Bir kitap okuyup ışıkları söndürüyoruz, sonra bir iki şarkı söyleyip biraz konuşuyoruz. Sonra onu öpüp ”biraz sonra tekrar geliceğimi söyleyip” gidiyorum. Arada bir itiraz oluyor babası ile arasıra odasına gidip biraz konuşup dönüyoruz. Artık alıştı 2 haftadır kendisi uyuyor. Şu sıralar Ela da çok daha sakin çok daha keyifli bir çocuk. Kardeşinin ilk doğduğu zamanki travmayı atlattık artık. Ece’nin varlığına da, kardeşi olduğuna da alıştı.
Bir de 0-6 ay değelendirmesinde iki çocuğun farklarını yazmayı düşünüyorum önümüzdeki günlerde. Daha çok deneyimimi paylaşmam gerekiyormuş. Arkadaşlardan gelen istekler böyle.
Bana gelince, o kadar alıştımki iki çocuğa. Sanki uzun zamandır 2 çocuk annesiymişim gibi geliyor. İnsanın yetenekleri de gelişiyor. Ben bu kadar organize olabilen, bu kadar planlı davranabilen bir insan olduğumu bilmezdim. Bütün günümü planlamak zorundayım. 10 adım sonrasını nerdeyse. Birinin uykusu ile öbürünün yemek saatinin çakışmaması lazım çünkü sadece benim yapmam gereken şeyler oluyor. Mesela Ece’yi sadece ben emzirebiliyorum, Ela’yı sadece ben yatağına götürebiliyorum. Eğer ikisi çakışacaksa önceden sütü sağıp bakıcıya vermem gerek ki Ece doysun uyusun, ben de Ela’yı yatırayım. Tek örnek bu da değil. Benim yapmayacağım bakıcının yapacağı şeylerle ilgili, çocukların ne yiyeceği, ne zaman yiyeceği, ne zaman yatıcakları, ne zaman banyo yapıcakları vs vs vs. gibi herşeyi düşünmem gerekiyor. Ama alıştım, yapıyorum. Hatta çocukların herşeyini ayarlayıp, cocayla dışarı çıkmayı, kendim bir yemeğe gitmeyi bile planlıyorum. Keyfim yerinde. Allah isteyen herkese çok çocuklu hayat versin. Kısıtlanmaları var ama geçmemiz gereken bir dönem var. Işığın ucu yakınlaştı diyebilirim.
Şu sıra Ela ile hayat çok renkli ya. Hergün yeni bir diyalogla bizi çok eğlendiriyor. Sürekli evde birbirimize Ela’nın söylediklerini anlatıyoruz. İşte birkaç diyalog.
Ela: Ne yapıyorsun anne?

Anne : Ot kaynatıyorum kızım.
Ela: İneklerine mi vericeksin?
—————-
Ela: Seni seviyorum babacım
Baba: Ben de seni seviyorum kızım
Ela: Neden?
————
Ela: rogor ahar.
Ben: ne? nediyorsun?
Ela: rogor ahar anne..
(meğerse gürcüce konuşuyormuş. haberimiz olmadan ogreniyor)
—————
Ela: Bana erişte çorbası yaparmısın anne?
Ben: Yapamam canım nasıl yapılacağını bilmiyorum..
Ela: Bak şimdi bunları pişir. Tabağıma koy.
——————–
Ela: Babam nerde anne? Ben onu çok özledim.
Ben: Kızım baban işe gidiyor ya hergün.
Ela: Biraz da sen işe git, o bana baksın.

Şubat 28, 2011 Posted by | Diyaloglar, Ece, Ela, kardeşlik | Yorum bırakın

En Favori Kızım

En Favori Kızım

Ela’ma: En çok seni seviyorum. Annelik dünyası ile beni sen tanıştırdın ve bizi bir aile yaptın. Ne kadar tatlı ve iyi bir çocuk olduğuna bayılıyorum. Küçük kardeşini sevmene, onu gidip gidip öpmene ve şimdiden sahip çıkmana bayılıyorum. Benimle geçirdiğin her yalnız zamanı çok özel düşünmeni çok seviyorum, markete bile gitsek. İki kız arkadaş gibiyiz. İnsan ve hayvanlara da aynı şekilde şefkatli olmana bayılıyorum. Nasıl güzel sarılıyorsun ve ”annem” diyip bırakmak bilmiyorsun. Her zaman çok düşüncelisin. Bu yaşda bile. Mimiklerin, konuşman o kadar tatlı ki, bayılıyorum. Etraftaki insanlardan, herkesden ne kadar tatlı ve akıllı olduğunu duymak harika, öyle olduğunu ben de bilsem bile. Nadir durumlarda senden uzaktaysam seninle telefonla konuşmaya bayılıyorum. Akşamları sana kitap okumaya, banyoda bıcır bıcır konuşarak banyo yapmana, gözlerine, çok bilmiş dilliliğine, sözcükleri kendi dilinin döndüğü şekilde söylemene bayılıyorum. Beni şaşırtan cevaplarına hayranım. İyi ki kızımsın. Sen tam anlamıyla benim favorimsin.


Ece’me: En çok seni seviyorum. Dünyadaki en tatlı bebeksin ve ben gerçek anlamda 4 aydır seni kucağımdan yere koyamıyorum. Coşkunu ve hevesini çok seviyorum. Bir önceki akşam nasıl yatağına gittiğinden bağımsız olarak her sabah muhteşem bir modda uyanmana ve bana biraz daha vakit verip kendi kendine mırıldanmana bayılıyorum. Yüzüme her baktığında ağzın yarılcakmış gibi gülmene. Ne kadar çabuk seni memnun edebildiğime bayılıyorum. Boynunun kokusuna ve gözlerinin hala rengini tam anlayamadığım sihirli renklerine bayılıyorum. Ellerini tutmaya ve bana bakarken yaptığın suratlara bayılıyorum. Kendi kendine konuşa konuşa uyumana bayılıyorum. Heyecanlandığında sesinin o kadar yükselebilmesine ve sevinçle ciyaklamana bayılıyorum. 4 ay içinde hayatımın merkezine oturmana bayılıyorum. Kız kardeşine hayranlıkla bakmana, gülmene bayılıyorum. Tavşanına sarılmana ve şimdiden kendine bir arkadaş seçmene çok gülüyorum. Tatlılığına, gülmene bayılıyorum. İyi ki kızımsın. Sen tam anlamıyla benim favorimsin.

Ocak 24, 2011 Posted by | 2.5 yaş, 5.ay, Annelik, Ece, Ela, kardeşlik | 8 Yorum

4 Kişilik Yaşam

(Fotoğraflar ilk kez 4 kişi dışarı çıkmamızdan – ODTÜ)

“EE 4 kişilik hayat nasıl gidiyor?”

Şu sıralar en çok aldığım soru bu, özellikle tanıdığım insanlardan. (Yabancılar sadece durup şapşal bakıyorlar, tüm aile dışardaysak). Soru’da merak veya korku veya 4 kişi ile hayatta kalmanın imkansızlığını hissedebiliyorum bazen.

Cevabı ise, rapor vermekten mutluyum ki 4 kişilik yaşam gayet iyi. 4 kişi 3 kişiden çok farklı değil gibi. En büyük alışma bu karışıma yeni bir bebeğin adaptasyonu. Yenidoğanı emzirdiğin sırada büyük olanın başını belaya sokmasını engellemek için onunla nasıl oynandığını kavramak.

Her zaman derim, bence olay çocuksuz hayattan çocuklu hayata geçebilmekti. Bir kere çocuklu bir hayatın olunca evin düzeni zaten çocuklu bir aile düzeni oluyor. Çok fazla farketmiyor. Uykularını düzenlemen gerekiyor. Artık özgür olmuyorsun. Tabii ki hangisiyle kim ilgilenicek onu yönetebilmek gerekiyor, ama onun dışında bence korkulacak fazla birşey yok.

Beklentiler artık farklı. Kaos bazen hayatın gerçeği oluyor. İnsan kendini fikre alıştırınca daha da kolaylaşıyor. Fakat sevgi ve neşe ve çocukluğun muhteşemliği hep yanınızda da oluyor.
Hayat bir neyi ne için feda ettiklerinizin serisi. Ve bence 4 kişilik hayat gayet güzel.

Kasım 5, 2010 Posted by | Ece, Ela, kardeşlik | 6 Yorum

Ünlüyüm Ben.

Ece, 10 günlük

Telefonum sürekli çalıyor. Bu kötü birşey değil çünkü inanır mısınız sıkılıyorum. Bebeğiniz hala uyku döneminde olup da sürekli emip uyuyorsa büyük de sürekli anneanne ve baba tarafından gezdiriliyorsa sıkılıyorsunuz. Bu dediklerimi yakında yutucam biliyorum. Çünkü Ece daha çok uyanık kalıcak, Ela da kaldırma yasaklarım bitince başıma çıkıcak işte o zaman sıkılmak neymiş diye düşünücem. Ama şu an gerçekten boş zamanım var. Haa asıl konuya dönelim, sürekli telefonum çalıyor. Bu anne camiasından ne kadar çok 2. çocuğu isteyip de cesaret edemeyen varmış kardeşim. Size bir tüyo vereyim, hepiniz istiyorsunuz ve çeşitli nedenlerden cesaret edemiyorsunuz. Her gün 2 çocukla o gün neler yaptığımın raporunu birilerine veriyorum. Ünlü olduk kardeşim ailece. Bu zamanda evdeki çocuk da 2 yaş sendromunun doruğundayken 1 çocuk daha doğuran aile. Neyse acaip uzattım, dedim ya vaktim bol:)

Ben de karar verdim burdan sık sık neler oluyor, canlı yayın yapacağım. Gelelim şu sıralar bizim evde neler oluyor.

Ece, şimdilik çok sakin bir bebek. Onun için uyguladığım rutine çok çabuk cevap verdi. Sanırım o da artık düzenini öğrendi. Ela’ya kitap bebek derdim, Ece melek bebek çıktı. Memesini emiyor ve bir problemi yoksa biraz takılıp uyuyor. Gece de bir 4 saat, bir 3 saat kesintisiz uyuyor. Onun dışında uyanıp biraz uyanık kalıp uyuyor ama genel olarak bana gece uykusu da uyutuyor. Ela’da da olduğu gibi henüz uykusuz kaldığımız gece olmadı. Tabii ki bu değişebilir çünkü Ela’da 3. haftada başlayan kolik problemimizle 12. haftaya kadar kabus günler yaşamıştık. Ece 3. haftasını doldurup 6. haftaya doğru ilerlerken gaz veya kolik durumları anlaşılacak. Umuyoruz 3. ayına kadar ki dönemi rahat atlatırız.

Herkesin merak ettiği Ela’ya gelince. Ela benden daha iyi yönetiyor durumu. Çocuğun psikolojisi bozulacak diye çok endişelenmiştim ama artık kızımı iyi tanısam iyi olur. Ela değişikliklere çok çabuk alışan bir çocuk olduğunu bu yaz kanıtladı bize. Taşınmalar, yeni bakıcı ve en son bebeğin gelmesi Ela’yı çok kısa sarsıyor ama çabuk toparlıyor. Güçlü bir psikolojisi var, çok çabuk kabulleniyor. Hatta benim onu kucağıma alamamamı bile ben nerdeyse ağlayacak durumda düşünürken o “senin yaran var, babam gelsin” diyor. Kabul ediyorum Ece’nin gelmesinden hiç etkilenmedi diyemem. İlkbir hafta çok problemliydi. Çok ağladı, çokca “annemi isterim” dedi. Bolca Ece’nin yatağına yatmak istedi. Evden dışarı adımını atmak istemedi ama şimdi çok daha iyi durumda. Benim beklediğimden daha çabuk. Artık Ece’nin kapısının önünde ağlamıyor. Ece ağladığında, “anne meme ver, acıkmış” diyor. Hele Ece uyuyorsa ve ben onunla vakit geçiriyorsam çok eğlenceli oluyor. Ama şu sıra Ece’den bağımsız 2 yaş sendromumuz tavan yapmış durumda. Gerçi bir ara çişini bolca kaçırıyordu bilerek onu yapmıyor ama kendini yere atmalar, inatlar, yemek yememekler çok üst düzeyde. Ama diyorum ya Ela benim beklediğimden çok çook daha iyi durumda. Tabii ki o da bebek ve hergünümüz değişebilir ama ilk kardeş arızamızı atlattık. Ece’nin kalıcı olacağını anladık. Sanırım kreşe gitme konusunda reklama başlayabilirim artık.

Siz bunu sormuyorsunuz ama ben anlatacağım. Bir süre kocanızı unutun. Çocuklara birebir markaj durumunda olmaktan yakın olmayı bırakın doğru düzgün konuşamıyorsunuz bile. Biz gün içinde internetten konuşabiliyoruz:) Küçük bebek ister istemez size yapışık oluyor, en azından ilk 3 ay. Büyük de haliyle babanın uydusu haline geliyor. Gerçi benim coca gece Ela uyurken Ece’yi seviyor. Birbirimizle ilgilenecek vakit ne yazık ki yok. Her durumda olduğu gibi bu da normalleşecek, ama bir süre bizim birbirimize vakit ayırmak için fırsat yaratmamız gerekecek. Sohbet etmek için bile. Bunun da güzel tarafları var aslında. Düşünürseniz ne demek istediğimi anlarsınız.

Bana gelince, çok garip ilk doğumdan sonra olduğumdan çok daha çabuk toparladım kendimi. İlkinde hafif depresyon, insomnia, kendinde olmama durumları yaşamıştım. Uzun süre iyileşemedim, cocanın ilk 3 ay yurtdışında olmasından da kaynaklanan bir psikolojik desteksizlik haliyle çok zor günler geçirdim. Bu sefer durumlar daha zor olması gerekirken, allah gücünü veriyor sanırım, ben çok daha iyiyim, kuvvetliyim. Psikolojim iyi. Deneyimin de vermiş olduğu rahatlıkla yenidoğana çok rahat bakıyorum. Hatta onu uyutup öbürünü yedirip uyutup tekrar uyanan küçüğü emzirip uyutup sonra kendime 1 çay içecek vakit yarattığımda bile off’lamıyorum. Herşey bakış açısı. Ama şunu da kabul etmeliyim, allah imkanı olan herkese yeni doğum yaptığında bir yardımcı versin. Sabah kalkıp bebeği emzirdikten sonra kahvaltının hazır olması, banyoya ihtiyacın olduğunda bebeği kucağına verip sıcak bir suyun altına girebilmek büyük nimet. Dediğim gibi imkanınız varsa hiç düşünmeyin. Biz ki evin borcunu öderken ve ben de çalışmazken imkanlarımızı zorluyoruz ama inanın değer. En azından kendinize gelene kadar.

İşte bizden şimdilik bu kadar ara sıra yazarım, biliyorum çoğunuz 2 çocuk durumlarını merak ediyorsunuz. Bence korkacak birşey yok. Ben hep söylüyorum bu günler geçici. Bana cesaretli diyenlere de tek sözüm var, ben kendimi öyle görmüyorum çünkü ben hiç tereddüt etmedim. Ela’yı doğurduğum günden beri bir tane daha diyordum.. Şimdi evde 2 bebek olmasına inanamıyorum, onlara bakıyorum bakıyorum aşkım daha da artıyor o ayrı.

Ekim 5, 2010 Posted by | Ece, Ela, kardeşlik | 6 Yorum

Resmi Kayıtlara Göre Emzirdiğim Çocuk Sayısı : 2

Ece

1-7 Ekim tarihleri arasında “Emzirme Haftası” var. Ben de bu haftanın etkinliklerine katkıda bulunmak amacıyla memeleri evdeki çocuk popülasyonuna açtım. Artık ikisi de istediği zaman gelip meme emiyor. Ece’nin zaten abonman bileti var. Şu an hala yeni dünyanın farkında olmadığından emip uyuyor. Henüz biz de her gece uyuyoruz. 3 haftalık olup da bağırsak hareketleri başlayınca veya olmamasına dua ettiğim kolik etkinleri olursa o zaman göreceğiz. Şimdilik uyuduğumuz gecelerin tadını çıkarmaktayız. Bugün kontrolü vardı, yenidoğan sarılığı taamamen geçmiş ve hastaneden çıktıktan sonra 12 günde 350 gr almış. Emmesi çok iyi durumda. Ama bir kere çocuk büyüttükten hele de Ela gibi yerinde durmayan bir tanesini büyüttükten sonra yenidoğan bakmak inanın çerez gibi geliyor insana.. Her sinyalini çabuk kapıyorsun, emzirmeyi biliyorsun, doyduğunu anlıyorsun. Ece emzirme seansları dışında hiçbir zorluğu olmayan bir bebek şu anda.

Ela hanım ise doğumdan önce belirttiği üzere emme talebi ile karşıma çıktı tabii ki. Hem de “bu meme benim Ece öbürünü emsin” diye kendine bir meme bile seçti. Allahdan sağ sol kavramı henüz yok hangi meme onun unuttuğu için her seferinde başka bir memeyi emip sonra Ece’ye öbürünü veriyor. Ela’nın arıza durumları biraz hafifledi. Ece’nin kalıcı olduğuna artık alıştı sanırım ama yine de bir gün onunla pek ilgilenemesem bir şekilde acısını çıkarıyor. Şu sıra sıklıkla çişini veya kakasını altına kaçırıyor. Kendi unuttum dese de ben biliyorum ilgi çekmek için yapıyor. Hiç oralı olmuyorum bir daha bez falan bağlayamam. Benim için tavizsiz bir nokta bu. Nasılsa alışacak. Biraz biz sürekli sorup çişe tutuyoruz ama napalım. Ece’nin yatağına çıkıp yatmak ve Ece’nin emziğini emmek de şu sıra geri döndüğümüz noktalar. Ama düşünüyorum da bu sene yaşadığı o kadar değişiklikten (hamileliğim, taşınma, bakıcı gelmesi, bezi bırakması, bebeğin gelmesi) sonra Ela yine çok iyi kaldırmış bu değişiklikleri küçücük bünyesi ile.

Ela

Odasına bir anda dalıp biz farkına varmadan istemeden ona zarar verir diye mecburen Ece uyurken kapısını kitliyorduk. İşte bu Ela’yı çileden çıkarıyordu. Kapıyı açmak için yırtınıyordu. Çok da haklı. Ama bana birgün bir vahiy geldi ve daha önce diş macununu çok almak istediğinde sakladığım hikayeyi uydurdum. “Up” adlı filmdeki büyük kuşdan çok etkilenmişti Ela. Ben de macununu büyük kuşun götürdüğünü söylüyordum ve kullanacağı zamanlar “aaa getirmiş diyip” çıkarıyordum. O da çok seviniyordu. Şimdi de “Ela’cım dedim, Ece uyurken kapısını kitliyoruz çünkü ya uyurken büyük kuş gelip de Ece’yi götürürse diye korkuyoruz. Götürmesin değil mi?”
“Hayır anne” dedi. Şimdi bu hikayeye göre davranıyor. “Büyük kuş Ece’yi götürmesin” diyor. Kardeşini ondan saklamadığımızı dşündüğü için 2 gündür artık Ece’nin kapısına dayanmıyor. Ben de biraz daha iyiyim ve Ece’nin uyuduğu tüm saatlerde Ela ile oynuyorum. Bu da kesinlikle rahatlattı Ela’yı. Hala süper diyemem ama olmasını da beklemiyorum. Şimdiki projem birkaç ay Ela’ya okulu özendirmek. Bakalım bu değişiklikleri sindirip okula gitmek isteyecek mi? Çünkü şu an beni bırakıp eğer babayla gitmiyorsa -hiç biryere gitmek istemiyor. İşte 12 gündür bizim evdeki gelişmeler böyle.

Bana gelince dışarı çıkıp gezmeleri çok özledim. Yine de birinci doğumdan sonraki halimden çok daha iyiyim. Allah bir kuvvet veriyormuş, insan daha çabuk toparlıyor. Duygusal durumum zaman zaman çalkantılı olsa da daha çabuk toparlıyorum. Umuyorum bir an önce daha iyi olup çocuklara, kendime ve cocaya daha faydalı olabileceğim. Ah şu birşey kaldırma yasaklarım bi kalksa.. Kaldı 28 gün.

Eylül 28, 2010 Posted by | Ben, Ece, Ela, emzirme, kardeşlik | 9 Yorum

Peki Ela?






Peki bütün bunlar olurken Ela ne yapıyor? Beni arayanların çoğunun sorduğu da Ela. Nasıl davranıyor? Neler yapıyor? Psikolojisi nasıl? Tabiiki bunları biz de çok düşünüyoruz. Hatta benim şu an kafamı en çok kurcalayan, bir an önce iyileşmek istememi sağlayan da bu konu. Çünkü ona vakit ayırmıyorum, ayırsam da etkili olamıyorum çünkü onu kucağıma bile alamıyorum.

Ela, Ece’yi ilk gördüğünden beri Ece bir numaralı ilgi odağı oldu. E bu çok normal. 2gün boyunca anne ve baba yoktu. Üstelik hastaneye görmeye geldi ve o tek başına eve dönmek zorunda kaldı. Ama yeni bebek anne ve babası ile birlikte hastanede kaldı. Evde gözünü açar açmaz anneannesine “Hadi hastaneye gidelim” diyormuş.

Eve geldiğimiz günü çok zor geçirdi. Hep Ece’nin yanında olmaya çalıştı. “Ben de uyutucam, ben de sevicem, ben de öpücem” dedi. Ona annelik yapmaya çalıştı. Ama bir yandan da 1 yaşındayken kaçarak atladığı Ece’nin şimdi yattığı park yatağına da çıkıp “ben burda yatıcam” dedi. Ben emzirirken “ben de emicem” dedi. İzin verdim, emdi, hoşuna gitmedi ama her seferinde gelip bir kere fırt emiyor. Maksat beni denemek. her seferinde “istediğin zaman gel em” diyorum. Gece Ece ile aynı odada olmamıza bozuluyor. Sabah olur olmaz “babaaa” diye bağırarak yanımıza geliyor.

İlk günden sonra hemen farketti. İlk gün çok ağladı. Çok hırçınlık yaptı. Bizi bu durumu çok üzdü. Hele ben, zaten lohusalık hormonlarım kalkmış ona bun duygulanıyorum. Çok kötü oldum. Ama ikinci gün, Ela daha sakindi. Onu alıp biraz dışarı çıktık. “Ece de gelsin” dedi. Çok iyi niyetli ve sevgi dolu bir çocuk. Ece’ye karşı düşmanca davrandığını hiç görmedim. Sürekli gelip bebek diyip onu öpmek istiyor. Ama çok küçük ona yanlışlıkla zarar verecek diye korktuğum için suçluluk duyuyorum. Aslında istiyorum ki gönlünce sevsin. Ona yardımcı olmak için elimden geleni yapıyorum. Bu pozitif tavrını kaybetsin istemiyorum.

Ama elimde değil. Hep düşünüyorum, ona göre annesi yeni bebeği emziriyor ama onu kucağına almıyor (alamıyor). 2 yaşında bir çocuğa ne kadar anlatabilirim ki ameliyat yüzünden yapadığımı. Onun 12 kg olduğunu, bebeğin 3.5 kg. İşte bunun için istiyordum normal doğum yapmayı. Olmadı şimdi bir an önce daha iyi olup onunla eskisi gibi vakit geçirmek ve bu zamanları telafi etmek istiyorum. Neyse ki babası çok çok yardımcı. Onunla çok ilgili. Ama ben kızımı gerçekten özlüyorum. Biliyorum ki bu zamanlar geçicek. Ve ikisi biraz büyüdüklerinde ve birer arkadaş olduklarında çok iyi birşey yapmış olduğumuzu anlayacaklar ama şu anları geçirmek Ela kadar benim için de zor. Üstüne bir de lohusa hormonları. Ama geçicek. Hepimiz 4 kişilik bir aile olmaya alışacağız. Ela’nın bu ondan beklediğimden daha olgun davranışları kendimi nedense daha kötü hissetmeme sebep olsa da, kızımla gurur duyuyorum.

Yine de çok güzel bir bebeğin daha gelmesi. Herşeyi ne kadar bilerek yapıyorum anlatamam. Bu konuda daha sonra yazarım ama 2. çocuk çok kolaymış. Zor olan 2 çocuk.

Eylül 21, 2010 Posted by | Ece, Ela, kardeşlik | 8 Yorum