Elanın Uydusu Ece

Just another WordPress.com site

Böcekler

Montessori grubunda konu “Böcekler” idi. Biz de tatilde bol bol böcekle karşılaştık. Resimde görülen top böceği ise havlumuza geldi. Ela bu böcekle oynarken eğlendi. Çok ilginç bir böcek. Özelliği dokunduğunuz anda “hoop” diye top şekline dönüyor. Bırakınca açılıp bacaklarını açıyor.
Yürümeye devam ediyor. Yine dokununca top oluyor. Çocukların çok ilgisini çekecek bir özellik.. Bir hayvanın şekil değiştirmesi ki bu şekil ve renk değiştirme olayı böceklere ve sürüngenlere özgü.

Yediğimiz çağlaların içindeki yumuşak çekirdek kısımlarını karınca yuvasının ağzına koyduk. Karıncalar yuvadan çıkıp çekirdekleri yuvalarına götürdükçe Ela heveslendi ve bunu kendine iş edindi. “Anne çekiydek” diyip diyip karıncaları besledi. Kaldığımız otelde bol bol sümüklüböcekler var. Geçen hafta babası Ela’ya bitkilerin üstündeki sümüklüböcekleri eline alıp içi dolu mu diye bakmayı öğretmişti. Daha doğrusu öğretmek için yapmamıştı ama Ela bunu
çok sevdi. Nerde sümüklüböcek görse gidip eline alıyor. “Anne tümüklüböcek” diyip getiriyor bana sonra yere bırakıyoruz beraber. Biraz tesadüfen, biraz da ben nasıl birşeyler yapbilirim diye düşünürken eklediklerimle Ela burda böceklerle çok ilgileniyor. Örümceğin kolunda yürümesinin taklidini yapıyor. Hiç düşünmemiştim daha önce böceklerin böyle oyun malzemesi olabileceğini ama eğlenceli oyunlar çıkabiliyor. Tesadüfen meraklı minik’in bu haftaki konusu da böcekler. İçinden bir sürü böcek çıkartması çıktı. Ela da yolda gelirken bu çıkartmaları arabanın heryerine yapıştırdı, şimdi gördükçe isimlerini soruyor bana.

Toprakla ilgili Montessori Eğitimi web sayfasına yazdığım yazı Japonya’dan Jojoebi tarafından çok beğenilmiş, kendi sayfasında resimlerimizi kullanmış. Oraya yorum bırakmış. Gurur duydum. Tatilde haliyle kum ve toprak aktivitelerimiz tam gaz devam ediyor. Hatta Ela kumlardan çıkmıyor diyebilirim. Harika birşey çocuk için akşam oldu mu sızıp kalıyor ve gece deliksiz uyuyoruz.

Reklamlar

Mayıs 19, 2010 Posted by | Aktivite, montessori | 1 Yorum

Toprak Aktiviteleri 1

Ela ile geçen haftamız bol bol toprakla, bahçeyle uğraşarak geçti. Montessori grubunun toprak teması da buna denk geldi. Geçen hafta bir gün yine Büyükşehir Belediyesi’nin fidanlığına gittik. Önce saksılara tohum ektik. Ela bu işi iyice sevmeye başladı. Teyzelerle kürek pazarlığı bile yaptı.
Sonra bahçedeki at kestanelerini tüplemeye yardım ettik. Bu onun için toprakla oynamak oluyor ama hem öğreniyor hem de çok eğleniyor elinde kürekle. Bu at kestanesi ağaçları da bir ormana dikilecek yakında.

İşte aşağıda kendi çapında tarıma soyunan ailemizin ilk fide ordusu. Domateslerimiz fide verdiler bile. Şimdi soğan, karpuz ve salatalıkları bekliyoruz. Bunların bir kısmını geçen hafta sonu bir tanıdığımızın bahçesine diktik. Minik bir sera yaptık. Fotoğraf makinamı almadığım için kaçırdığım çok güzel fotoğraflar oldu. Şimdi bir kısmı da balkonumuzda yerini alıcak. Bakalım bu işte ne kadar başarılı olucaz. Aslında önemli olan Ela’nın birazcık birşeyler kapması tabi.

Ama bahçede nasıl babasına yardım etti inanılmaz. Kürekleri verdi, otları yoldu, kendi çapında bütün gün çalıştı. Sonra da “böyle koyuyosun, böyle üstüne basıyosun” diye anlattı durdu.

Nisan 27, 2010 Posted by | Aktivite, doğa, montessori | 1 Yorum

Montessori’ye göre "Çocuğun Çalışma Alanı"

Daha önce tartıştığımız prensiplere uygun olarak; böyle bir çevre, çocuğun ilk yıllarında yeni yaratılan yeteneklerin entegrasyonu ve egzersizine izin vermek amaçlı deneyimleri en iyi şekilde önerir.

Bu deneyimler, çocuğun emici aklına kültürün algıları, inançları, uygulamaları ve geleneklerinin temel kalıplarını açık, somut ve erişilebilir kılar. Bu deneyimler; herbiri 3 aşamalı öğrenmenin prensibi ile uygun olan, çocuğa takdim edilebilir fiziksel aktivitelerden yaratılabilir. Ve deneyimler, sadece çocuğun içsel yapısındaki her noktada istenildiği zaman erişilebilir olur fakat sonra bunlar çocuğun kendi iradesiyle araması için özgürce erişilebilir olur.

Kültürü yansıtan kritik dönemlerde 3 aşamalı öğrenme tarafından ve daha sonra çocuk tarafından kendi iradesiyle erişilebilir olan amaçlı fiziksel aktiviteler, Montessori’nin (San Lorenzo’daki çocuklar evinde geliştirdiği), çocukların ifade edilen isteklerine cevap olarak özellikle belirttiği şekilde tanımlanmış çevredir.

Montessori çevresi emici aklın isteklerini, duyarlılık dönemlerini ve 3 aşamalı öğrenme sürecini tamamen tatmin eden bir yerdir, Montessori bu yere, çocuğun tüm gelişimsel ihtiyaçlarını karşılaması için özel olarak hazırlandığı için “hazırlanmış çevre” demiştir. “Hazırlanmış çevre”; bir bebekten bağımsız, düşünen bir insan yaratmak için öz-yapının, küçük çocuğun davetli arayışı için ideal çalışma alanıdır.

Çoğu ebeveyn, evi; küçük çocukları için ideal çevre olarak düşünür. Montessori, emici aklın ilk aşamasında, temel insan becerileri, duyguları ve davranışları bilinçsizce insanlara yakın ve sürekli temasla yaratıldığını, ebeveyn sevgi ve ilgisinin güvenli ve direk etkisinin erken gelişime en çok yardımcı olduğunu kabul eder. Fakat işlevini yerine getirmesi, gerekli gerçek özgürlük, amaçlı aktivite ve kültürel katılım gerektiren emici aklın 2. aşamasında çocuk, bu ihtiyaçları karşılamak için özellikle hazırlanmış bir çevreye biraz daha fazla temastan büyük yarar sağlar.

Sıradan bir okul öncesi okulla zıt olarak, Montessori’nin “hazırlanmış çevresi”nin temel ayırt edici özellikleri, her biri, çocuk hazır olduğunda ve sonra çocuğun bağımsızca yürütmesi için özgürce erişilebilir olduğu zaman tam olarak tanıtılan, çoğu özellikle seçilmiş kültürel ve öğrenme aktiviteleridir. Bu yazının kalanının çoğu temel aktiviteleri ve nasıl tanıtıldığını detaylandırır. Fakat Montessori çevresinin, aktivitelerin verimliliğini azaltmamaları için ilk önce tartışılması gereken başka yönleri de vardır. Aktivitelerin önemini takdir etmesi en kolay olmasına rağmen, tüm Montessori çevresi aktiviteleri ve çocukların bunlardaki katılımını tamamlamak için tasarlanmıştır. “Hazırlanmış çevre”nin tüm yönlerinin Montessori tarafından orjinal olarak içerildiğini hatırlayın, çünkü bunlar birlikte çalıştığı çocuklar tarafından tekrar tekrar tercih edilir ve bu yetişkin standartları tarafından istenilir göründüğü için değildir.

Bir Montessori çevresi; bir evde, okul binasında, kilisede veya sosyal merkezde hatta bir ofis blokunun giriş katı bir boş dükkanda veya çocuk aklının müsaade ettiği herhangi bir yerde yapılabilir. Süslü herhangi bir şeye ihtiyaç yoktur; ilk Montessori odası bir gayrimenkul binasındaydı. Lüks olmasına gerek yoktur fakat çocuklar için olan herhangi bir yer gibi temiz, ılık, güvenli, görünüşte hoş, parlak olarak aydınlatılmış, bina işi veya meşgul caddelerinki gibi tehlikelerden izole edilmiş olması gereklidir. Çok fazla yere ihtiyacınız yoktur; evdeki bir veya iki çocuk için ayrılan bir oyun odasının yarısı yeterlidir, bir grup çocuk için, tuvalete erişimi ve bir açık hava alanı olan bir büyük oda veya iki küçük oda en iyisidir.

Oda veya odalar, çocuk boyutu mobilyalarla çok basit mobilyalandırılmalıdır – çocuk boyunda bir masaya ve her çocuk için sandalyeye ve bazı çocuk boyunda raflara ihtiyaç duyacaksınız. Çocuk boyu derken, çocuk için çalışırken rahat olan demek istiyor: sandalye için çocuğun ayaklarının yere değmesi gerek; masa için, oturan bir çocuğun dirseklerinin masanın üstünde durabilmesi gerek; raflar için çocuğun en üstteki raftaki kutunun içindekileri görebilmesi gerekir. Masalar, sandalyeler ve rafların kolay silinmesi için su geçirmez yüzeylerinin olması gerekir ve kıymık ve keskin köşe ve kenarları içermemesi gerekir. Diğer önemli mobilyalar masa matlarıdır ki herbiri 2 ayak-kare keçe parçalı olmalı ve aynı zamanda alan halı ve yer matları ile kaplı ise bile herbiri 3×3 sarılmış ve dik olarak saklanmış olmalıdır. Opsiyonel mobilyalar şunlar olabilir. Boyama için çocuk boyunda şövale, 2 geniş plastik kova (biri su kaynağı olarak maşrapa ile birlikte, biri de kullanılmış suyu içine koymak için); iyi aydınlanmış ve küçük bir kitap kutusu olan okuma köşesi ve yumuşak çocuk boyutunda bir sandalye veya pofuduk yastık; çocuğun göz seviyesinde duvara asmak için ilginç resimler; ve her masa için çiçekler konulacak vazolar. Kendiniz için; malzemeler için kilitli bir sandık ve masada bir çocukla çalışırken rahatlıkla oturabileceğimiz bir tabure isteyebilirsiniz. Bu son iki aygıtın dışında, Montessori çevresindeki herşey çocukların kullanımı için tasarlanmıştır.

Hazırlanmış çevrenin en kaydedilebilen elemanları çocuk tarafından Montessori aktiviteleri ile yapmak için kullanılan özel yapılmış materyallerdir. Prensipte, olabildiğince çok Montessori aktivitesi için profesyonelce yapılmış Montessori materyallerinden edinmeye çalışmalısınız. Fakat dünya üzerinde bile bunu yapabilen çok az yer var. İyi araştırıp denemeniz gereklidir. Bu şirketlerden en büyüğü ve en iyisi Hollanda’da kurulmuş olan “Nienhuis Montessori”dir ve mail order yoluyla kataloğunu temin edebilirsiniz. Profesyonel yapılmış materyaller en iyileridir çünkü daha uzun süre dayanırlar ve dayanma güzellikleri ve mükemmelikleri onları çocukların kullanımı için daha cazibeli kılar. Aynı zamanda materyaller ancak usta ellerden çıkacak kadar yapımı zor olduğundan muhtemelen satın almanız gerekecektir.

Her ne kadar profesyonelce yapılmış Montessori materyalleri pahalı olsa da, bazı evde yapılabilecek materyaller de kullanabilirsiniz. Bir de kesinlikle satın alamayacağınız Montessori materyalleri vardır ki bunları yapmanız gerekmektedir.

Çoğu anne baba ilk kez bir Montessori materyali gördüğünde şaşırmaktadır. Objeler basit, temel, saf şekillerde tam materyallerdir – küçük ahşap kutular içinde düzenli vernikli boyanmış formlarla, yün ve pamuk kumaştan küpler, seramik sürahi ve leğenler ve diğer benzer komplike olmayan insan eliyle yapılmış şeyler.

Bazı ebeveynler için materyaller çok elemental veya eski moda görünebilir. Fakat küçük çocukların bu basitliği tercih ettiğini ve çevrelerinde bunları aradığını Montessori keşfetmiştir.

Son zamanlarda kreş ve okullarda çocuklar için dersleri bilgisayarlar, hesap makineleri ve yüksek teknolojinin diğer uygulamalarıyla yapmak gibi bir trend vardır. Bu aygıtlar modern zamanlarındır ve her çocuğun bunları kullanmakla ilgili rahat olması gerekir. Montessori de buna katılır çünkü bu makineler, arabalar gibi modern toplumun bir parçasıdır ve varlıkları çocukların genel çevresinde ve kimliklerinde doğal bir şekilde yer almalıdır ve amaçları küçük çocuklar tarafından bilinmelidir. Fakat Montessori, 4 yaş çocuklarının bilgisayar kullanmalarını motorsiklet kullanmalarından daha çok önermez. Bilgisayarlar gibi yüksek teknolojinin başarılı ve yaratıcı kullanımları, otomatik işlemlerin neyi içerdiğinin tamamen bilinmesini gerektirir. Küçük çocukların böyle bir anlayışı yoktur. Gelişmiş tekniklere dalmaktansa, Montessori metodu bir tuğla ile başlar ve yapıyı yavaş yavaş kurar. Örneğin gerçek anlamda boncukları saymak ve gruplamak, sayılarla çalışmaya başlamadan önce nicelikleri eklemeyi öğretecektir.

Çocukların kullanmak isteyebileceği ve çocuklara tanıtılan Montessori’nin tüm materyalleri, dışarda çocuk boyutu ve raflarda erişilebilir olmalıdır. Aynı zamanda, her materyal parçasının raflarda belirlenmiş bir yeri ve pozisyonu olmalıdır. Gerekli olmasa da, raflardaki materyalleri konusuna göre gruplandırabilirsiniz (matematik, dil, duyular). Çocukların; yetiştin yardımı olmadan, onlara tanıtılan materyallere istedikleri aktivite için erişebilmeleri gereklidir. Başka birisi tarafından kullanılmıyorsa, çocuklar her istediğinde raflardaki materyallere her zaman aynı yerden ve pozisyondan erişebilmelidir. Bu, çocukların bağımsız olmasına ve materyalleri kaldırırken ne beklendiğini anlamalarını sağlamaya yardımcı olacaktır.

Hazırlanmış çevre, ideal olarak çocuk uyandığından itibaren hergün açık olacaktır ve çocuk, istek geldiğinde çalışıp öğrenecektir. Bu, odayı Montessori materyalleri ile bütün gün açık bırakarak ve yarım saatimizi de yeni aktiviteleri tanıtarak veya çocuğun işini gözlemleyerek geçirerek basitçe çok mümkündür. Fakat aynı çatı altında yaşamayan çocuk grupları için uzlaşmalar genellikle gereklidir.

Sabah erkenden akşamüstüne kadar süren tüm gün kreş aktivitelerinde, çoğu zaman çocukların Montessori çalışmasına kendilerini adamak için bütün günün ancak bir kısmına yetecek enerjileri vardır. Bazı tüm gün kreşler Montessori tanıtımları üzerinde sabah 9.00-12.00 arasında konsantre olur, bir yemek arası verip sonra özgür erişim için materyaleri açıkta bırakırlar. Bazı kreşler ise iki adet 1.5 saatlik Montessori çalışması yaparlar: Biri sabahdan mesela 10:00-11:30 arası, diğeri de akşamüstü 14:00-15:30 arası ve Montessori çalışmasını zorlamaz, çünkü farklı çocuklar farklı konsantrasyon zamanlarının tepe noktasını farklı saatlerde yaşarlar. Sadece sabah veya akşamüstü açık olan kreşler veya oyun grupları daha limitli zaman ayırabilirler fakat çok daha kolay kesilmeden oyun sunabilirler.

Hatırlanması gereken noktalar: Montessori çevresi sadece çocuğun kişisel gelişimi için planlanmıştır, çocuk üzerinde herhangi bir zorlama yoktur; eğer çocuk katılmak istemezse hiçbir sakıncası yoktur. Kendi istediği zaman istediği sürece katılımcı olması ona yararlı olacaktır.

Not: Bu çalışma Montessori’nin fikirlerini ve çalışmalarını yazan birkaç kitapdan derlenerek ve çevrilerek yazılmıştır.

Şubat 24, 2010 Posted by | gelişim, montessori | 3 Yorum

Bir Eğlenceli Aktivite – Dökmek


Çocukları meşgul kılacak bir fikir daha buldum. Tabii ki ilk kez ben bulmuyorum. Dökmek – Boşaltmak! Aşırı derecede meşgul edici birşey – küçük çocuklar kutulardan birşeyleri çıkarmayı ve koymayı çok severler. Ve dökmek iyi motor becerilerini, el-göz koordinasyonunu, el kası gücünü ve konsantrasyonu geliştirir.

Küçük çocuğunuza birbirine boşaltıp doldurmak için iki kap verin. İki farklı boyda kap veya bir sürahi ile bir kase kullanabilirsiniz. Aktiviteyi, çocuğunuzun yaşına göre elle tutulur misketleri, bozuk paraları veya Legolar gibi küçük oyuncakları kaplarda birbirine aktararak tanıtabilirsiniz. Bunun gibi daha büyük objeler kullanmak kesinliği daha erişilebilir kılmaktadır. Bu şekilde objelerle başlamanın başka bir yararı da – taşmalar olursa ki olacaktır, temizlemek çok kolay olacaktır.

Azar azar, miniğinizin boşaltması daha kesin dökmeden olacaktır, çiğ fasulye, küçük boncuklar, mısır çekirdekleri veya pirinç gibi daha ufak taneli maddelere geçebilirsiniz (her zaman bir yetişkin gözetiminde tabii ki). Sonra, en sonunda sıvıları dökmeye geçireceksiniz tabii ki, fakat LÜTFEN bu faza geçmeden önce emin olun! Hiç acele yok. Bunun gibi dökme aktivitelerinin çok sık olduğu tipik bir Montessori sınıfında, çocuklar sıvı ile tanıştırılmadan önce objeleri dökerek saatlerini geçirirler. Fakat güvenin, dökmek küçük çocuğa çalışmak için çok zaman verilirse usta olabilecekleri bir beceri. İyi Eğlenceler!

Şubat 20, 2010 Posted by | 20.ay, Aktivite, montessori | Yorum bırakın

Mutfakda Matematik Var



Tabii ki, mutfakta çocuğu işin içine katmak çok güzel bir oyalama yöntemi. Fakat, biliyor musunuz mutfakta basit matematiği kullanarak ona öğretebileceğiniz ne çok şey var. Pişirmenin matematiği çoğu zaman farkedilmiyor. Tabii ki çocuğun yaşına göre değişiyor. Şöyle örnekler verilebilir. En küçük çocuklar için buzdolabına birşeyler yerleştirirken sürekli matematik kullanılabilir. “Bir tane salatalık ver, iki tane biber al. Burda 4 tane domates var”. “Kaç tane portakal sıkalım?” Cevap vermese bile öğreniyor. Bulaşık makinasından tabak verirken de sayabilirsiniz. Biraz daha büyük bir çocuğun unu ölçtüğünü düşünün, torbada kaç tane çikolata olduğunu tahmin etmesini istediğinizi, kaç kaşık şeker attığınızı beraber saydığınızı, mikserle kaç kere karıştırdığınzı da olabilir. Matematik’in bu kadar tatlı olabileceğini düşünür müydünüz? Ben bir süredir matematiği konuşmalarımızın içine sokuyordum. Gerçekten meyvelerini vermeye başladı. Bugün merdivenleri çıkarken Ela 7’ye kadar saydı. Matematik hayat içinde çok kullanılabilecek bir oyalama da oluyor.

Ekstra: Kuki’lerinizi pişirdikten sonra, aile üyeleri arasında paylaşmayı da çalışabilirsiniz, “1 anne için, 1 benim için, 1 baba için”… gibi. Şimdi de kesirleri keşfetmeyi yüklüyorsunuz!

Ocak 7, 2010 Posted by | 18.ay, Aktivite, gelişim, montessori | 5 Yorum

Selin’den Öpücükle Birlikte

Montessori grubumuzun hediye çekilişinde bize hediyemizi verecek Çiğdem ve Selin‘di. Ela grubun en şanslısı olacakki Selin’ler bize 5 dk uzaklıkta oturuyor. Ela ile oynamaya ve hediyemizi almaya Çiğdem’lere gittik. Çiğdem daha önce kibar bir davranışla bana alacağı hediyenin Ela’nın yaşı için biraz büyük olduğunu ama kaçırmamamız gerektiğini söyledi. Ben de oyuncağın fikrine bile bayıldığım için seve seve “Tabi tabi kaçırma 2 yaşından sonra veririm” dedim..

Selin’le Ela artık birbirilerini tanıyorlar, hiç yabancılık çekmeden direk oyuna girdiler. Yeni tanışdığımız Görkem ve Yiğit de geldiler. Yiğit hemen kızlarla oyuna daldı. Sonra hediyemizi alma zamanımız geldi.

Çiğdem hediyeyi Selin’in boyadığı kağıda paketlemiş. Çok çok hoşuma gitti. Kağıtların bu şekilde tekrar kullanılması da çok hoşuma gidiyor aynı zamanda Selin kendi elleriyle yapmış olduğu bir hediye daha vermiş oldu.
Ela hediyesini çok heyecanla açtı. İçinden çıkanları da biraz kurcaladı ama sonra hediye ile ben oynadım, biraz da Selin oynadı:).. Ela’ya 2 yaşında tekrar vermeyi düşünüyorum ki zaten şu an yapamayacağını bekliyorduk.. Resimde görülen ayıya tahtadan iğnelerle çeşitli kıyafetleri giydirebiliyorsun. Çok eğlenceli bir oyuncak. Elayla birlikte oynayacağımız günü bekliyorum.

Selin ve Ela birbirleri ile çok güzel oynadılar, öpücükler sevmeler falan çok keyifli bir gün geçirdiler. Selin gibi Ela da yola çıkar çıkmaz uyudu. Çocukların eğlendiği ve yorulduğu sonra hemen uyumasından anlaşılıyor. Bu güzel aktiviteyi yaptığımız ve bizim gibi bunu birebir paylaşma şansı yakaladığımız için çok memnunum.


Aralık 26, 2009 Posted by | 18.ay, Aktivite, Ela'nın arkadaşları, montessori | Yorum bırakın

Montessori’nin "Bağlantı Kurarak Öğrenme" Kuramı


Emici Akıl; Montessori’nin, bir bebeğin nasıl düşünen bir canlıya dönüşmesinin gizemine verdiği cevaptır. Ve duyarlılık dönemleri, nasıl temel insan yeteneklerinin sistematik olarak geliştiği hakkında Montessori teorisinin temelleridir. Fakat şimdi şunu sormalıyız. Temel bir idrak ve belli genel yeteneklerle, daha sonra belirli bilgi ve birikim edinmek için ne çocuğu hazırlamaktadır ? Emici aklın nasıl açılan, kalıtsal yapıyı beslediğini ve duyarlılık dönemlerinin genel yeteneklerinin inşası için doğru materyalleri sağlamaya yardımcı olduğunu daha önce belirtmiştim. Fakat nasıl ve ne zaman bu genel yetenekler, bilgiyle ve gerçek dünyada bu bilgiyi yararlı kılacak anlayışla entegre olur, genişler ve dolar?

2,5 veya 3 yaşlarında özel duyarlılıklar; açılımının her fazında emici aklın kalıtsal içsel yapısı tarafından ihtiyaç duyulan belirli etkiler bilinçli şekilde ifade edilmeye başlanır. Bunlar, çocukda merak ve ilginin ifadeleri ve amaçlı aktiviteleri olarak belirmeye başlar. Örneğin, çocuk kendisine mutfakda ne yaptığımızı göstermemizi, blokları bir hizaya nasıl dizeceğini göstermemizi, telefon alıcısından hangi seslerin geldiğini dinletmemizi ve banyoda su akıp kaybolduğunda nereye gidiyor keşfetmeyi ister. Bu yaş genel olarak “öğrenme” dediğimiz hamleyi işaretler.

“Öğrenme” tam olarak anlamını bilmeden kullandığımız sözcüklerden biridir. Bir insan bir yeteneğe sahip değilken bir sonraki anda bu yeteneği gösterebiliyorsa, biz buna “öğrendi” deriz, ve “öğrendi” derken o insana yeni yeteneği yükleyen bir çeşit operasyon oldu anlamında kullanırız.

Fakat nasıl bir operasyon bunun üstesinden gelir ve bunu nasıl yapar? Tekrarlamanın çoğu zaman öğrenmeye yol açtığını biliriz, fakat öğrenmenin tamamıyle tekrardan ibaret olduğunu söylemek istemeyiz. Hatta öğrenen biz olsak bile, o anlama anında – eğer varsa veya uzun zaman pratik yaptıktan sonra – kafamızda tam olarak neler olduğunu tanımlamakta zorluk çekeriz. Tek bildiğimiz, daha önce yapamadığımız birşeyi artık yapabiliyor veya düşünebiliyor olduğumuzdur.

Montessori’nin açısından, öğrenme eylemi herhangi birşeyin elde edilmesini içermez. Basitçe dünyaya uyanık olarak, emici akıl küçük çocuk tarafından öğrenilen herhangi birşeyin içeriğini devamlı olarak elde eder. “Öğrenme”‘nin kendisi bu daha önceki kazançlara bağlanma ve katılma eylemidir ki bu şu şekilde olur: Bunlar birbirine kullanım veya anlam olarak bağlanır ve daha büyük bir kullanım veya anlamlar sisteminde bir yerleri olur. Şimdi herne öğrenildiyse, (her önceki kazanç gibi) daha sonraki öğrenme hareketlerinde başka parçalara bağlanabilecek herbir bilgi parçası halini alır.

Öğrenme; (daha önce emilenlerle birlikte bağlanma) uzun zamandır eğitimcilerin gözlemlerine göre 3 aşamada oluşur. Montessori’nin teorilerine göre, bu aşamalar aşağıdaki gibi tanımlanır.

Birinci faz, emici akıl tarafından yapılan”emmek”, daha sonra katılacak çeşitli ayrı tüm bileşenlerin bir tam etkisidir. Bu aşama doğal olarak birçok ayda oluşabilir veya isteyerek birkaç dakikada sağlanabilir. Çocuğun hareket eğilimi nedeniyle bu; bir pasif karşılama olmasından daha çok herzaman çocukta bir katılımcı olaydır. Aynı zamanda, bir tüm emmenin gerçekleşmesi için, bir konsantrasyon çabası gereklidir ve çocuğun dikkati dağıtılmışsa gerçekleşmeyecektir. Bu ilk aşamada ne emilmişse, kalıtsal içsel yapısı mirasından işlendiği için, çocuğun aklının arkasında gevşekçe birleşmiş olmaya çoktan başlamaktadır. Sonuç olarak, çocuk bu birleşenleri tamamlamak ve güçlendirmek için bir motivasyon hisseder. Kısaca, bu ilk aşama eğer tamamlanırsa, öğrenme için bir motivasyon yaratan belirli bileşen fenomenin emilmesidir.

Öğrenmenin ikinci aşaması; emilen fenomen arasındaki (ki bu küçük çocuk için fiziksel aktiviteyi içerir) bağlantıların tekrar tekrar yerine getirilmesidir. Bu, ilk aşamada sadece gevşekçe birleşmiş olan emilen fenoneme kesin olarak bir köprü olur. Tekrar ederek, çocuk sonunda değiştirilmez şekilde katılsınlar diye bileşen fenomen’in birbirine uyması için tüm farklı yolları keşfeder ve yerine yerleştirir.

Alfabenin bir harfi ve sözcüksel bir ses gibi iki şey arasında bağlantı kurmak için, çocuk neyin bağlandığını ve neyin bağlanmamış kaldığını açıkça algılamalıdır. Benzer olarak, çivi çakmak gibi herhangi bir bilinçli aktivitenin ilk görünüşü her etki üstünde kesin kontrolüdür ve ne etki olmadıysa katılımcının aklında birbirinden ayrılır. Daha sonra işin aslı, öğrenmenin bu ikinci aşaması, tekrarlanan ve dikkatlice kontrol edilen aktivitede, daha önce emilen belirli fenomen yoluyla iyice bağ kurar ve bunların çevresinde, bunları birleşmiş bir konsept yaparak açık ayrımlar çizer.

Öğrenmenin üçüncü aşaması, çocuğun dünyasında ona anlamlı bir yer veren durumlar ve görevlere çevresi çizilmiş konsept ve şimdiki sınırın bilinçli bir uygulamasıdır. Bu, örneğin çocuğun yarattığı bir hikayede bir sözcük yazmak için bir yeni ses-harf kombinasyonu kullanması veya çocuğun bahçesinde bir “Cindy Evi” yapmaya yardım etmek için çekiç ve çivi kullanması anlamına gelebilir. Bir soyut matematiksel ilişki gibi bir konseptin açık pratik bir uygulaması olmadığında, çocuk yeni konseptin kullanıldığı bir oyun icat ederek bir uygulama yaratabilir. Bazen, konsepti dilin içine koymak çocuğun aklında anlamlı bir yer yaratmak için yeterlidir. Alternatif olarak, çocuk başkasına öğretmeyi deneyerek yeni konsepte bir uygulama getirebilir. Nasıl yapılırsa yapılsın bu son aşamanın anlamı; konsepti, buna çocuğun günlük yaşamında bir amaç ve çocuğun öğrendiği diğer konseptlere bir ilişki vererek çocuğa anlamlı kılmaktır.

Yani öğrenmek esasen bağlanmaktır. Montessori’nin çocuk gelişimindeki daha geniş bakışına dönersek, emici aklın 2. fazındaki bir çocuğun şimdi nasıl ilk fazda yaratılan yetenekler ve becerileri genişletip, entegre edebildiğini ve gerçek bilgi ve beceriler yaratmaya başladığını açıklayabiliriz.

Daha önce belirttiğimiz gibi, 3 yaş çocuğunun aktiviteleri daha amaçlı olmaya başlar çünkü çocuğun gelişimi şimdi iradeyi uyandıran bir noktaya ilerlemiştir. Amaçlı aktivite, çocuğun yeteneklerini dünyayla kişisel yönetilmiş bir ilişkiye getirerek entegre etmeye başlar. Aynı zamanda, hareketin koordinasyonu için duyarlılık dönemi bu aktiviteleri sürdürmek için gerekli fiziksel yetenekleri geliştirmektedir.

Yani şimdi bu noktada, 3 aşama öğrenme çalışmasına başlar: Çocuğun konsantrasyonunun yeni güçleri ilk aşamayı destekler, koordinasyon için olan duyarlılık döneminin karakteristikleri olan kontrol için tekrarlama ve mücadele, ikinci aşamanın yürütülmesine yardım eder ve istek tarafından yol gösterilen amaçlı aktivite 3. aşama için temel olur. Hepsi birlikte çocuğun “bağlantıyla öğrenmesi” (anlamak ve bilgi ile erken temel becerilerle dolan 3 aşamalı süreç) için uygulama yapmasına olanak sağlar.

Aralık 22, 2009 Posted by | gelişim, montessori | 2 Yorum

Suyun Büyüsü ve Yapıştırmayı Öğrenmek

İlk aktivitemizin adı :”Suyun Büyüsü“. “101 Fun, Easy Games That Help Learn Kids To Focus” kitabında gördüğüm aktivite kitapta da bu adla geçiyor.

Materyal çok basitmiş görünse de sünger ve bir tas su 1.5-3 yaş arası bir çocuğun odaklanması için eğlenceli zamanlar yaratıyor. DİKKAT: Bir tas suyun yanında bile asla çocuğunuzu yalnız bırakmayınız.

Uyarmaya çalıştığımız ilgi noktası: Odaklanma
Materyaller: İki tas, biri yarı dolu
Temiz, kuru sünger parçaları

Süngerleri çocuğunuzun rahatlıkla sıkabileceği küçüklüklerde kesin. Islanmanın çok önemli olmadığı biryerde çocuğunuzun önüne bir dolu bir boş tas koyuyorsunuz. Süngerlere suyu toplayıp diğer tasa sıkarak eğlenmesinin tadını çıkarıyorsunuz. Çocuk burda süngerler yaşken ve kuruyken nasıl olduklarını da görüyor. Suyu öbür tasa aktarması da çok hoşuna gidiyor.

Varyasyonları
* Plastik bir şişenin iki tarafını kesin. Plastiği içi görünmez bir malzemeyle kaplayın. Suyu plastik tünelin içine doğru akıtıp öbür tarafdan nasıl aktığını seyretmesini, yaşına göre kendisinin de yapmasını sağlayabilirsiniz.
* Tenis topu veya benzeri bir topu tasın içine atın.. Çocuğunuz yakalamaya çalıştıkça kaçışına tanık olup, eğlenecektir.
* Tasa mantar tıpalar atıp, bir tarafdan üfürebilirsiniz. Tıpaların suyun yüzündeki hareketi çok hoşuna gidebilir.
Bu oyunlar banyoda da veya çocuk küvetinde de güzel oynanabilir. Oyunlar oynanırken kaymamasına dikkat edin. Kaymaz bir mat güzel olabilir.

Ne öğreniliyor?
Çocuklar eşyaların ıslandığında nasıl şekil ve özellik değiştirebildiğine dair ilk derslerini alıyorlar. Bu örnekte, kuruyken yüzen bir şeyin ıslandığında nasıl battığını da gözlemliyor.
Aynı zamanda, suyun nasıl çeşitli kapların içinden veya dışından geçtiği gibi özelliklerini öğrenme imkanları oluyor.
Dünyada keşfedilecek çok güzel şeyler olduğunu da gösteriyor..

Ela uzun süre süngerlerle oynadı. Ordan oraya su taşıdı. Topu yakalamaya çalıştı. Sonra suya çırparak eğlendi.. Çok keyifli zaman geçirdi.

Küçük Çocuğa Yapıştırmayı Öğretmek


Bir kartona yapıştırılmak üzere bir sürü kare ve üçgen kestik birlikte. Önce makas kullanmanın ne kadar ilginç olduğunu gördü.. Keserken çok eğlendi. Sonra ağzına almadığına emin olarak ve her yapıştırdığımız karede beraber “kare, her üçgende “üçgen” diyerek ev şeklinde beraber yapıştırdık.. Yapıştırmak da hoşuna gitti. Üstüne de biraz makarna ve kürdanla süsleme yapıp çok eğlendik..

Sonra beraber pamukları topak topak hale getirdik.. Ve kağıdımıza yapıştırdık. İki tane göz, bir süpürge, bir de burun kestik. Ela sonra kar kar diye dolandı bütün gün. Keşke kar görüp öyle yapsaydık ama olsun çağrışım yapar diye düşünüyorum..

Aralık 17, 2009 Posted by | 18.ay, Aktivite, montessori | 7 Yorum

Montessori’nin Duyarlılık Dönemleri

Aşağıdaki yazı Montessori’nin yazdığı kurallar çerçevesinde “duyarlılık dönemleri“‘ni anlatıyor. Çocukların büyürken geçtikleri dönemleri bilmek ve çocukları öğrenmek için okumanızı öneririm. Montessori kitaplarından çevirdiğim bir yazı oldu. Çok faydalı olacağına inanıyorum..

Sıralı Bir Büyüme
Emici bir akılla doğarak küçük çocuk, o anki çevresinde olan biten şeylerin çoğunu zihniyle emer. Ama çocuğun aklı olduğunu söylemek bir bebeğin nasıl bunu kullanarak tüm insan karakteristiklerini geliştirdiğini anlatmak için yetersizdir. Açıkça çocuk, emici aklın aldığı herşeyi bir video veya ses kayıt eder gibi kaydedip oluşturmaz. Emici aklın nasıl kültürün süregelen etkilerini kendine o kültürde yer açacak bir bilgiye dönüştürdüğünü sormamız gerekir.

Montessori’nin cevabı şöyle idi: Çocuğun emici aklı gerçekten etkileri toplar fakat aynı zamanda bunları işler, kategorize eder ve filtreleyerek tercüme eder, sonra da entellektüel yapının içine oturtur. Aynı zamanda bu yapının statik olmadığını fakat çocuk büyüdükçe değişip, açıldığını da söylemiştir. Her çocuğun entellektüel gelişimini farklı yapan şey, bu yapının her açıldığı fazda emici aklın maruz kaldığı değişik deneyimleridir.

Yani emici aklın ilk fazı bilinçsiz olsa da, yönetilmemiş değildir. (Emici aklın fazları için “Absorbent Mind” yazısına bakabilirsiniz.) 3 yaş civarında başlayan, 2. fazla birlikte yapının gelişimsel işi çocuğa belli deneyimlerde ilgiyi bilinçli olarak göstermesi için yeterli zihin melekelerini yeterince geliştirmesidir. Yani 3 yaştan 6 yaşa kadar, çocuk çevreden gelen ve 0’dan 3 yaşa kadar yaratılan temel yetenekleri arıtmak ve birleştirmek için ihtiyacı olan uyaranların tipleri için ayrı tercihler hisseder ve gösterir.

Bu basit bir benzerlik kullanımı ile izah edilebilir. Ev inşaasını düşünün. Ev yapmak için gerekli materyalleri biraraya toplamanız yetmez. Elinizde sadece tuğla, ahşap, metal ve cam yığını olur. Bir ev yapmak için 3 şeye ihtiyaç vardır. Önce, bitmiş evin ayrıntılı bir yapısal projesi, ikinci olarak bir yapı programı ki bize önce temel atılır desin, sonra iskelet, sonra su tesisatı, dış duvarlar, elektrik işi ve böyle gider; ve son olarak da yeterli emek ve ev için gerekli materyaller. Fakat evi yaparken yapanların artık projeye ve programa ihtiyaç duymadıkları bir zaman gelir. Evin kendisi belirgin bir şekil almaya başlar ve yapanlara sırada neyin olduğu kendini belli eder.

Doğa çaresiz bir bebekten bir insan oluştururken, projesi kendi içinde yatan kalıtımla gelmiş entellektüel yapı, yapı programı, zamanla bu yapının açılarak tanımlanması ve emek ve materyaller ise emici akıl tarafından alınan deneyimler ve etkilerdir. Eğer işler yolunda ise, doğa çocuğun isteğini uyandırıp egzersiz yaptırarak bir sonraki adımın yapılacağını garanti eder.

Montessori; çocukları izlediği uzun yıllarda, “yapısal program”la ilgili çok genel bir özet çıkarma imkanı buldu ki bu, hayatının ilk 6 yılındaki çeşitli noktalarda ne gibi melekeler geliştirdiğini anlatır. Gelişimin bu zor düzeninden yarar sağlayabilecek ne gibi deneyimler ve aktiviteler olduğunu not ederek daha büyük çocuklara da uygulanabilecek fikirler çıkarmıştır. Küçük çocuklarda olan gizli yapı işinin genel düzeni, uyarıların belirli kategorilerine tavsiye edilen özel duyarlılıklardır. Montessori bu geçici duyarlılıklara “duyarlılık dönemleri” der.

Montessori ” duyarlılık dönemleri“nin 6 tanesini çıkarmıştır.
İlki, duyumsal algının gelişimi için olan duyarlılık dönemidir, doğumda başlar ve 5 yaşına kadar sürer. Bu dönemde, çocuk tüm duyu organlarını mümkün olduğunca çalıştırma ihtiyacındadır. Birçok küçük çocukda oluşan büyük ölçüde hayal kırıklığı çoğunlukla ailelerin hiçbirşeye dokunmamalarına dair yaptıkları sürekli uyarılardan ve plastikleştirilmiş, kokularla dolu ve yüksek derecede korumalı çevreden kaynaklanmaktadır.

Dil için olan 2. duyarlılık dönemi, 3 aylıkdan önce başlamaz fakat bu da 5-5.5 yaşına kadar sürer. Montessori’nin ayrıntıyla izini sürdüğü bu duyarlılık döneminin birçok seviyesi, insan sesi ve konuşan insan ağzının görüntüsünü içerir. Bebeğin duyduğu konuşan sesleri taklit etmeye çalışacağı açık gibi görünür. Fakat bebek, mutfak sesleri, köpek havlamaları ve müzik melodileri gibi sesleri de duyar. Bu seslerin taklit edilmemesi veya çocuğun iletişim davranışlarına adapte olmaması gerçeği, bebeğin çevresindeki çeşitli seslerden insan sesini ayırıp sadece onu seçebildiği ve özel bir duyarlılığı olduğu teorisini desteklemektedir.

Düzen için olan duyarlılık dönemi genelde 1 yaşında başlar, 2 yaşında zirve yapar ve 3 yaşında yatışır. Bu duyarlılık çok nadir anne-baba tarafından fark edilir ve muhtemelen 2 yaş sendromu ile birleşmiş olan yatıştırılamaz ağlama & uzun huysuzlukların nedenidir.
Etkileşimler ve deneyimler düzenli kalıplara yerleşir ki bunlar çocuğun yeni çıkan dünya gözünün temelini oluşturur. Gündelik deneyim düzeni sabitse, bu; çocuğun farkettiği kalıpların temellerindeki hayat anlayışını oluşturmasına izin verir. Dışarıdaki düzen, düzenin içerideki duyularının çocuk gelişimini kolaylaştırdığı görülür.

Bu demek oluyor ki eğer çevresindeki dünya, kalıpları ve tüm düzenlemeleri ile sabit olursa 1 ve 2 yaşındaki bir çocuk çok mutlu olacak ve bundan büyük yarar sağlayacaktır. Dışarıdaki düzen; mobilya, oyuncaklar ve kıyafet gibi çoğu materyal objenin günbegün aynı yerde saklanması; nerde ve ne zaman yemeklerin yendiği, nasıl ve ne zaman ailedeki günlük işlerin yapıldığı ve ne zaman aile fertlerinin gelip gittiği ve çocuğun nasıl tutulup kaldırıldığı, nasıl beslendiği ve nasıl banyo yaptırıldığı gibi çocukla ilgili işlerin nasıl yapıldığı v.b günlük rutinleri takip etmek gibi sabit şeyleri içerir.

2 yaşındaki bir çocuk hiçbir sebep yokken üzgün görünüyorsa bu büyük oranda bir küçük sabit şey hayatında değiştirilmiş olduğu içindir – öyle küçük birşey ki muhtemelen ebeveyn için tamamen önemsiz fakat çocuğun hayatının nasıl idare edildiği anlayışındaki tutarlılığın hayati önem taşımasıdır. Küçük çocuğun çevresinde bir düzen değişikliği gerekliyse, empati kurulması, destekleyici olmalı ve değişmeyen şeyler vurgulanmalıdır.

Tam 2 yaş civarında olan açık ve çok önemli bir duyarlılık dönemi ise “küçük detay” duyarlılık dönemidir. Şimdi duyumsal algı, dil ve düzen duyarlılıklarının; açılan içsel yapının, emici aklın kombinasyonu ile insan idrakına yardım ettiğini görmek biraz daha kolaydır. Fakat “küçük detay”‘a geçici duyarlılık’ın yaratıcı değeri çok açık değildir.

Öncelikle Montessori “küçük detay” diyerek ne demek istedi?
Bu duyarlılık döneminde, çocuk; örneğin aşağıdaki şehrin nefes kesici manzarasını kapatan bir patikada sizinle birlikte yürüyecektir. Çocuk hevesle detaylara yönelecektir. Örneğin kucağınızda 2 yaşında bir çocukla, siz hayvanat bahçesinin görüntüleriyle bezeli büyük renkli bir resimli kitabın sayfalarına göz atıyorsunuz ve her sayfadaki hayvanları isimlendiriyorsunuz. Fakat kükreyen turuncu kaplan hakkında soru sormak yerine çocuğunuz sayfanın en alt sol köşesinde çizilmiş küçücük kızın kaplana uzattığı “lolipop” u kastederek “loli” diye soru soracaktır.

Neden çocuk bu belirgin olmayan detaylarla kafasını meşgul ediyor?

Kurgu dedektif Sherlock Holmes’u düşünün. Holmes her zaman iki nedenden dolayı çok akıllıdır: Önce ne kadar belirgin görünürse görünsün her kanıta aynı önemi verirdi ve 2. olarak bir kerede bir spesifik probleme çok derin konsantrasyon gösterecek özel bir yeteneği vardı. Sherlock’un arkadaşı Watson sadece çok belirgin ipuçları ile ilgilenir ve her zaman tüm gizemi bir anda cevaplanmayan bir sürü soruyla çözmeye çalışırdı. Sherlock Holmes hikayeleri insan zekasının 2 hayati bileşenine parmak basar: Durumun anlamı her zaman en belirgin fenomende bulunmadığından tüm fenomenleri içermek için gözlemin tüm güçlerini genişletmeye yeteneğimiz olmalı ve 2.si spesifik problemler üstündeki entellektüel güçlerimize konsantre olabilmeliyiz. Erken gelişme için bu çok önemlidir ki, çocuk emici akıla müsait gözlem alanını genişletmektedir. Bu “küçük detay”‘ın duyarlı döneminin amacı, çocuğun dikkati üstünden zihnin kontrolünü uyandırmaktır. Küçük detay’a duyarlılık en küçük objelere, ayrılmış parçalara, kısık seslere, saklanmış köşelere yani daha önce en parlak, en büyük, en hızlı hareket eden veya en gürültülü objeler tarafından gölgede kalmış tüm fenomenlere çocuğu çeker. Aynı zamanda bir çocuk küçük birşeye çekildiğinde; duyarlılık, tüm diğerlerini dışarıda bırakır ve o bir küçük uyaran üzerinde odaklanma yeteneğini besleyen uzatılmış bir dönem için çocuğun ilgisini üstünde tutar.

Bu duyarlılık dönemi işini bitirirken yaklaşık 2.5 yaşlarında, çocuk “hareketin koordinasyonu” için bir duyarlılık dönemine girer ve bu yaklaşık 4 yaşına kadar sürer. Hareketin koordinasyonu vücudu isteyerek kontrol noktasına getirmektir. Kendi isteğiyle kendi parmaklarını, ellerini, bacaklarını, ayağını, ağzını v.s kullanabilme yeteneği.
Bu; bu yaştaki bir çocuğun daha kolayca kompleks fiziksel yeteneklerini kazandığı anlamına gelmez. Başka bir deyişle bir prima balerin veya viyolin virtüözü olmak için ideal yaş olmak zorunda değildir. “Hareketin koordinasyonu” için bir duyarlılık dönemine sahip olmak demek sadece büyük ve belirli kontrol kazanmanın gerekliliği için hareketleri yapmak ve tekrar etmeye bir iradedışı eğilimi olmak demektir. Örneğin, 3 yaşlarında bir çocuk ellerini yıkamayı sever ama bunu temizleme işlemi için değil, musluk açmak, kaygan sabunu tutmak, köpük çıkarmak için oğuşturmak, durulamak ve parmakları kurutmak gibi manipülatif yetenekleri içeren işleri yapabildiği için sever. Buna kontrast olarak, 4 yaş ve üstü daha büyük çocuklar ellerini sadece temizlemek için yıkarlar (eğer yaptırabilirseniz). Bu duyarlılık döneminin önemi çocuğun açılan en büyük faydayı sağlamak için bilinçlice seçilen sürekli aktivitelere fiziksel yeterlilik kazanmasına yardım etmesidir.

Emici aklın hayatındaki son duyarlılık dönemi “sosyal ilişkiler“e duyarlılıktır ki bu 2.5 yaş civarı başlar 5 yaşa kadar sürer. Bu, çocuğun 6 yaş sonrası entellektüel gelişimine yönelmesine yardım eder. Bu duyarlılık döneminde küçük çocuk, başkalarının hisleri ve aksiyonları üzerindeki davranışının etkisine özel ilgi gösterir ve nasıl davranışının bir grup çocuğun hassasiyeti ve yargıları tarafından etkilendiğini görür.
3 yaş altı olanlar yalnız ve sadece yanyana oynayabilirken, bu duyarlılık döneminin işi tanınabilir yakınlıkların ve arkadaşlıkların gelişmesine, beraber oyun oynanabilmesine ve yaramazlıkların planlı olarak ortaya çıkmaya başlamasına olanak tanır. 2.5-5 yaş arası çocuk aynı zamanda sosyal ilişkilerin temel kurallarını yaşam biçimi, yemek zamanı gelenekleri, nazik hareketler ve başkaları için düşüncelilik göstermek gibi faaliyetlerle hazır olarak emer ve bunlara ilgi gösterir.

Kasım 26, 2009 Posted by | gelişim, montessori | 3 Yorum

Aktivite Günü ve Yaprak Bileziği

Son günlerin karışık gündeminden sıyrılıp kızımla güzel bir gün geçirdik. Hava güzel olduğu için kendimizi sabah Meral ve Melisa ile birlikte dışarı attık. Çıtır Simit’teki kahvaltı sırasında Melisa ile Ela iyice yakınlaştılar. Ela çok sıcakkanlı bir çocuk zaten, daha önceden tanıdığı miniklerle bağ kurmak çok istiyor, eğer karşıda da Melisa gibi kendine benzer bi minik varsa işte böyle güzel manzaralar çıkıyor karşınıza. Sevgi her zaman çok güzel görüntüler yaratıyor.

Minikleri biraz daha yormak için kendimizi Lozan Park’ına attık. Görüntüleri çekemememin sebebi Melisa ile Ela burada kendilerini çamura, toprağa, suya boğdular ve sürekli gözkulak olmamız gerekti. Uykuları geldiği iyice belli olunca bu güzel sabahı noktaladık ve kendimizi eve attık.
İşte yorulan çocuk böyle uyur. Çok keyifli değil mi..

Öğleden sonra yine kendimizi bir parka attık ve torbamıza yapraklar topladık. Ne kadar çeşitli yaprak var bunları görmek için. Bu aktiviteyi “101 Fun Easy Games That Help Kids to Learn to Focus” kitabında görmüştüm. Sonbaharla birlikte Ela ile yapalım diye düşündüm.. Yaprakları beraber toplarken “aa bak bu yeşil, bu büyük, bu ne kadar ilginç” şeklinde dikkatini çekiyorsunuz. Sonra evde yaprakları kağıtlara yapıştırdık. Amaç yine doğadaki farklılıklara çocuğun dikkatini çekmek.

Sonra da Ela’nın çok hoşuna giden kısma geldik. Ela’nın bileğine bir şeffaf bandı bilezik gibi doladım ve yaprakları üstüne yapıştırdım. İşte size doğal yapraklardan yapılan bir bilezik. Bu bileziği çok farklı şeylerden de yapıp çocuğa öğretebilirsiniz.. Ela baya “yapya, yapya” demeye başladı ve bileziğini kolundan hiç çıkarmayıp bütün gün herkese gösterdi.. Yaprakların döküldüğü şu günlerde her gün başka bir bilezik bile yapılabilir.. Bu aktiviteyi daha büyük yapraklarla daha büyük bant kullanarak da yapabilirsiniz.

Şimdii, bu aktivite kitabın 1-3 yaş arası çocuklar için olan bölümünde geçiyor. Çocuklar önce doğayı yaprak bulmak için gezerken çevresine dikkat çekiyorsunuz. Sonra biraz yardımla yaprakların değişik büyüklükleri, şekilleri, damar konfigurasyonları, desenlerine dikkatini çekiyorsunuz. Mesela “aa bak bu kalp şeklinde, bu da ok’a benziyor dimi” gibi. Her yaş için tekrar yapılıp daha fazla şey farketmesini sağlayabilirsiniz. Bir de çevrede dikkat edilecek şeyler olduğunu öğreniyorlarmış.

Bu aktiviteden sonra üstte Ela’nın burun deliklerinden bademciklerini görmek zorunda kaldığınız fotoğrafı aslında büyüdüğünde ilk çektiği fotoğrafı görsün diye koydum.. Görüntü kirliliği için özür dileriz.

Kasım 6, 2009 Posted by | Aktivite, Bebekle Gidilecek Mekan, Ela'nın arkadaşları, gelişim, montessori | 3 Yorum