Elanın Uydusu Ece

Just another WordPress.com site

Ahşap Oyuncaklar, Prag 2

Prag ahşap oyuncaklar açısından bir derya. Heryerde güzel ahşap oyuncaklar bulabiliyorsunuz. Fiyatları da Türkiye’de ahşap oyuncak satan yerlerden daha uygun. Örnek veriyorum bir ahşap at aldık. Fiyatı 60 krondu, yani yaklaşık 60 tl. Burda yakın ama boylı bir tanesini sordugumda 129 idi. Herneyse K.E ve ben oyuncakçıda çok eğlendik. Bir çuval oyuncak aldık, hatta sonra pişman olduk keşke daha çok alsaydık diye. Tabii ki hepsini aynı anda vermiycez. Zamanla oyuncaklarını eline vericez.
Ama ben şuan bile sabırsızlanıyorum. Genelde oyuncakları ham ahşapdan yapıyorlar ve inanılmaz çok çeşit var öyle 3 5 çeşit değil. Hala aklım müzik aletleri olan ahşap oyuncaklarda.

Prag’da geçirdiğimiz 3. günde annem ve kardeşim 2 saatlik uzaklıkta şirin bir kasaba olan “Karlovy Vary”e gitmeyi tercih ettiler. Biz de eşimle Ela’yı Prag’daki “Avrupa’nın en büyük hayvanat bahcesi” unvanına sahip yere götürmeyi istedik.. İyiki de gitmişiz biz Ela’dan daha çok eğlendik diyebilirim. 5-6 km2lik bir alana sahip hayvanat bahçesinde hayvanlar diledikleri acık alanlarda dogal ortamlarındaki gibi yasıyorlar.. Tüm hayvanları koşarken oynarken görebildik nerdeyse. Ankar’daki gibi ne zaman gitsek hayvan mayışmış yatıyor şeklinde değildi. Çok güzel vakit geçirdik. Tam 4 saatte gezebildik. Prag’a özellikle bebek ve çocuklarıyla gideceklere burayı ve hemen yanındaki Botanik bahcesini tavsiye ederim. ŞEhir içinden 5 numaralı tramle zoo durağına gidip zoo adlı otobuslerle gidebiliyorsunuz. Hem bir sehir turu oluyor hem de cok rahat gidiyorsunuz. PRag cok rahat gezilen bir sehir. Tramvay htları super.

Akşam yine meydana gidip güzel bir yemek yiyip, gece çekimleri yaptıK cocamla. Vakit bulduğumda fotografları ekleyecegim. Ertesi gün de uzuun bir yolculuktan sonra evimize döndük. Darısı başka gezilere.

Mayıs 14, 2009 Posted by | oyuncak, Prag, Tatil | Yorum bırakın

Prag Gezisi

Hamilelikti, doğumdu, bebekti derken uzun zamandır eşimle biryere gidemiyorduk. Bu tatil bizim için eski günlerdeki gibi oldu. Günde 10 km yürüdük ve çok eğlendik. 23 Nisan günü annem, kardeşim, eşim, bebişimiz ve ben İstanbul’dan uçağa bindik. Prag’a indiğimizde hala inanamıyordum. Uçak inerken bile ilk izlenimlerim çok yeşil biryer olduğuydu. Her yer yemyeşildi. Otobüsle otelimize giderken büyük büyük parklar gördük. İnsanlar parklara yayılmış top oynuyor, uzanmış kitap okuyor ve birşeyler yiyordu. Rehberimiz de bize Çek insanlarının ne kadar rahat olduğundan bahsediyordu. Çok genç yaşta evleniyorlarmış ve çok çocuk yapıyorlarmış ama boşanma yüzdeleri de %70’miş. Gerçekten orda çok genç insanlar gördüm 2 3 çocukla dolaşıyorlardı. Çok ilginç birşeyde doğru düzgün hiçbiryerde internet bulamamamızdı. Türkiye teknolojik açıdan çekten gercekten çok ilerde. Her neyse otelimiz 4 yıldızlı bir oteldi. İsmi “Hotel Olsanka”. Fiyatı da çok uygundu. Üstelik Prag’daki tramvay hattı tam önünden geçtiği için Prag içinde çok rahat gezebiliyorsunuz. Otel fiyatına göre çok iyiydi. Temizdi, sürekli sıcak suyu vardı ve rahattı. Tek problemi büyük gruplar halinde çocuk denilecek yaşta gençler vardı. Ve akşam 11den sonra bu çocuklar odalarda ve katlarda gürültü yapmaya hatta birbirlerini kovalamaya başlıyorlardı. Kaldığımız 3 gece de böyleydi. Ve çok rahat oldukları için kimse bunu şikayet etmiyordu. Herneyse bizim bebeğimiz olduğu halde oraya gidince bize de bir rahatlık geldi hiç dert etmedik.

O akşam annem Ela ile birlikte otelde kaldı. Biz kardeşim, K.E ve ben kendimizi dışarı attık. Tramvaya nasıl bilet alıcagımızı bilet makinasından keşfettikten sonra (gidenler için 18 kronluk biletle 20 dk, 26 kronluk biletle 30 dk, 100 kronluk biletle 24 saat tramvay kullanabiliyorsun. İnip başkasına biniyorsun falan ama mesela 20 dk geçtiysen inmen lazım eger polis yakalarsa cok ciddi cezaları oluyormus. ) Cok ilgincler cok rahat insanlar olmasına ragmen her A.B ülkesi gibi kurallara cokbaglılar. Kesinlikle bu seferlik olur falan yok. Birbirini sollayan araba bile görmedik. Neyse ilk gün Prag’ın ünlü meydanını bulduk. Otelden 9 veya 26 nolu tramvaya bindiginizde 5 durak sonra “Namasti Republic” durağında iniyorsunuz. Ordaki kalabalık zaten sizi oraya götürüyor. Astronomik saat den yine kalabalığı takip ederek “Vltava nehri” ne ve birleştiren Charles Bridge’e çıktık. Nehir, köprü ve çevredeki tarihi binalar hem çok güzel bakılmış hem de ışıklandırılmıştı. Prag kalesi ve çevresindekiler, nehrin ışıklandırılması ile gerçekten müthiş bir manzara vardı. Prag sadece bu köprü ve manzaraları ile bile çok güzel bir şehir.

Ertesi gün Prag kalesi’ne gittik. Snt. Vitus Katedrali’nin içine girdik. Rüya gibi bir yapı, çok görkemli gerçekten güzel fotoğraflar çektik. Yakında yazıya eklemeyi planlıyorum. Sokaklarında bütün gün gezdik. Akşamüstü de tekne ile “Vltava nehri” üzerinde dolaştık. Tekneciler kazıkcı kücük olanlar insanla dalga gecer gibi aynı yerde 10 tur falan atıyorlar ve 100 kron alıyorlar.. 100 kron yaklasık 10 tl ye denk geliyor. Büyük olan tekne turları da cok pahalı. Bizim tur bizden 60 euro istedi:) Akşam da yine annem ve Ela’yı otele bırakıp çıktık ve çok güzel ahşap oyuncaklar aldık. Yazının 2. bölümünde buna değineceğim.

Mayıs 7, 2009 Posted by | Prag, Seyahat, Tatil | Yorum bırakın

bebekle seyahat (Ela PRague’da)



Cok korkarak cıktım bu yolculuga. Ela ne yapar, ne eder hiç bir fikrim yoktu. Eş dosttan öğrendiklerimle kendimce önlemler almaya çalıştım. Bir çoğu da işe yaradı.

Hikayemiz 23 nisan sabahı başlıyor. Ela pek birşey anlamadı. Uçağa binene kadar çok keyifliydi. Son derece sakindi. herkesle şakalaştı. İstanbul- Prague arası da hiç problem yaşamadık diyebilirim. Uçak kalkarken ve inerken bol bol su içirdim ki kulakları dengelensin. Annemin hazırladığı mamalar da tüm yolculukda cok faydalı oldu. Ela Prague’a bize hiç problem çıkarmadan gitti. Oraya vardığımızda otelimize giderken çok yorulmuş olduğu için hareketlerine engel olamadı. Çılgın gibi hareketler yaptı. sonunda orda hazırladıgımız yatagına yatınca ben de bir oh cektim.. 9 aylık bebekle ucak yolculugunun ilk kısmı gercekten kolay gecti.


Tüm Prague gezisi boyunca Ela inanılmaz bir performans gösterdi. Çok yorulduğunu kabul ediyorum. Allahtan akşamları annem Ela ile birlikte otelde kaldı böylece Ela’nın uyku düzenini bozmadık ve biz de istediğimiz gibi gezebildik. Nereleri gezdiğimizi daha sonra bir yazımla anlatacağım. Ela’ya çok güzel ahşap oyuncaklar aldık cocam K.E ile. Hatta kendimizi daha çok almamak için acaip tuttuk. Prague bir ahşap oyunca cenneti fiyatları da gerçekten çok pahalı degil. Türkiye’den daha ucuz olduğunu söyleyebilirim. Zaten Türkiye’den çeşit konusunda 10 kat daha iyi. Özellikle ahşap atına bayıldı Ela. Bir akşam çok fena gaz sancısı çekti. Aslında çok gazlı ve sorunlu bir bebek olmamasına rağmen bu gaz sancısı çekmesi bir şanssızlıktı. Çünkü öyle çığlık atarak ağlıyordu ki gerçekten çok korktuk. Emzirmenin binbir faydasından birini daha gördüm, emzirdiğim zaman hem sakinleşti hem de gazını çıkarabilmeye başlayınca rahatladı çocuk. Onun dışında yanımızdaki herkes Ela’ya sürekli maşallah diyip durdular. Aslında çok rahat durmadı sürekli tepemizde kucağımızda gezdi. Ama onun kadar hareketli bir çocuk için bu kadarı bizim için cennet gibi oldu.

Dönüş yoluna geçtiğimizde artık Ela çok yorulmuştu. O yüzden o gün biraz mırmır huysuzluk yaptı bir de uçak inerken çok uğultudan biraz korktu sanırım. ve ağladı ama onun dışında çok uyumlu ve neşeli bir çocuktu.

Düzeni bozulduğu için bir iki güne ihtiyacımı var sanırım. Ben de çok uyumlu olmasına rağmen onu çok yorduğumuzu düşünerek bir 6 ay daha yurtdışına biryere gitmemeye karar verdim.. Sanırım onu bir deniz kenarına götürüp deniz güneşden faydalandırsam çok iyi olucak.. Prague tatili benim ruhum için gerekliydi. Ela da ben çok iyi modda olduğum için sanırım hiç sorun cıkarmadı. Bir sonrakinde onun için tatile gidicez inşsallah.

Nisan 27, 2009 Posted by | Prag, Seyahat | Yorum bırakın