Elanın Uydusu Ece

Just another WordPress.com site

Şeker Saçmalığı

Kızgınım ve bu konuda ağzımı açmak üzereyim..
Dün kızımı birşeyler almak için bir avm’ye götürdüm, kızım boyca %65’de, kiloda %25’te. Her sezon ona birşeyler almak için çıkarım ve dün bunu yapmak için alışverişe çıktım. Kızımın yaşı için denediğimiz hemen herşey ona büyük geliyor. Kızımın normal bir kilosu var. Gerçekten fazla kilosu olmayan sağlıklı bir çocuk. Peki neden herşey ona büyük geliyor. Analizim şu ki çocuklar gittikçe daha kilolu ve büyük oluyorlar ama kimse buna dikkat etmek istemiyor ve “bu çocuklar büyük yeme alışkanlıklarına bir bakmamız lazım, neden acaba çocukluk obezitesi bir problem olmaya başladı” diyeceklerine, problemi görmezden gelip kıyafetlerin numaralarını büyütüyorlar. Kuzenim 12 yaşındaki kızına biraz iri deyip 16 yaş çocuğu kıyafeti almaktan çekinmiyor da bu çocuğun geleceği ne olacak diye düşünmüyor. EkoAnne’de yazdığım şu yazıya bir göz gezdirin lütfen. İnsanlar çocuk neslinin gittikçe şişmanladığının farkına varmıyor. “Hayır, benim çocuğum şişman değil, bak ona göre kıyafet var. Al tatlım birşey yemedin bir big mac daha ye”. Kör müsünüz? Sadece ben mi görüyorum. 18 aylık için satılan bir pantolonun belini ölçtüm ve 4 1/2 yaş çocuğunun bel ölçülerinde çıktı. Normal bel ölçülerine de doktorun verdiği internet üzerinden rehberden baktım. Ne çılgınca değil mi!!! Anne babaların çocuklarının ne kadar büyüdüğünü ve mesela 18 aylık çocuklarının 4 yaş kıyafeti giydiklerini farketmelerini ve bunun sonucunda onları o kadar büyüten onca o gıda benzeri işlenmiş gıdalarla beslemeyi bırakmalarını umuyorum. İnsanların bu salgının üstünü kapatmaktan mutlu olması ve hiç yokmuş gibi davranması çok çıldırtıcı. Dünya, çocuklarımızı yavaş yavaş şişmanlatıyoruz! Uyanın ve birşeyler yapın. Kamuflaj ve yara bantlarının arkasına saklanmayı bırakın!!!

Ben kendi adıma genişleyen çocuk için bedenleri değiştirmek yerine, bedenler ve ölçümler üzerine düşünüp çocuğumuz için hangi gıdayı alacağımızı düşünmeliyiz diyorum. Yani şimdi ben hala 18 aylık kıyafetleri giyen kızım için hiç endişelenmiyorum ve ona zamanı gelinceye kadar etiketinde daha küçük ayların yazıları olan kıyafetleri almaya devam edeceğim.

Annem dahil etrafımda Ela’nın şeker yemesi ile ilgili hassasiyetimi duyanlar hep bana çok saçma birşey yaptığımı söylüyor. Beni katı anne olmakla suçluyor. Aynı zamanda kızıma yemek konusunda zorlamıyorum diye de çok ilgili olmadığımı düşündüklerine eminim. Oysa (şekerle ilgili) bir milyon kişinin söylüyor olması onun doğru olduğunu göstermez. Ben yaptığımın doğru ve kızım için iyi birşey olduğunu biliyorum. Rafineri şeker vücudun ihtiyacı olmayan birşey. Üstelik bağışıklık sistemini ciddi derecede çökertiyor. Zaten yeni karşılaştıkları hastalıklarla boğuşmakta zorlanan küçük bedenler bir de sözde enerji versin diye şekerli gıdalarla beslenerek daha da zorlanıyor. Üstelik çocukluk obezitesi ne kadar artmış durumda. Ben 2 yaşına gelen kızımı dondurma ile daha yeni tanıştırdım. Diğer şekerli gıdaları da (doğal şeker dışında, bel ve pekmez gibi) vermiyorum hele de market raflarındaki çikolataların yanına bile yaklaştırmıyorum. Tadını bilmez. Bugün marketlerdeki şekerli gıdaların hemen hepsinde GDO’lu olduğunu gösteren soy lesitini var. Siz de çocuğunuzun eline birşey verirken arkasını okusanız belki benim kadar tüyleriniz diken diken olur. “Nasılsa tanışacak” diyenleri hiç anlamıyorum. Nasılsa tanışacaksa şimdi mi tanışması lazım. Tüm ağız tadının yeme alışkanığının oturduğu ilk 3 sene bu bedeni ne kadar koruyabilsek kardır. Bir çikolatadan enerjisini alan çocuk sebzesiniz düzgün yer mi.. İşte beni eleştirenleri de şimdi ben eleştiriyorum. Bana karışmayın, bence siz de çocuğunuzun ne kadar yediği ile değil ne yediği ile ilgilenin..

Ağustos 11, 2010 Posted by | Ela, sağlık | 14 Yorum

Ela 23 Aylık


Ela 2 yaşına yaklaştığının sinyallerini iyiden iyiye göstermeye başladı. Bir kere bizi memnun etme güdüsünün azalıp, “hayır”larıın ve “benim”lerin çoğaldığını çok net görüyoruz. Yapmak istediği birşeyi dolaylı olarak bile engellesek bizimle güç savaşına girmeye başladı. Duygusal durumu çok değişken bir gün melek gibi oluyor, ne dersek uzlaşıyor, yardımcı oluyor, öbür gün çok rutin konularda bile zorluk çıkarıyor. “İstemiyorum” diyor, “yapmıycam” diyor. Gerçekten bicirik boyu ile bize çok zor anlar yaşatıyor. Özellikle hamileliğim ilerlediği için gün geçtikçe daha çok zorlanıyorum. Çünkü gerçek anlamı ile yerinde oturan bir çocuk olmadığı ve sürekli birşeyleri karıştırır modda olduğu için enerjim yavaş yavaş tükeniyor. Ama yapıcak birşey yok, onun doğası böyle ve merak ettiğine bakıcak ki o konuyu kapatsın. Benim hamile olmam onun sorunu değil. Ben kalan zamanı idare etmek durumundayım.

2 yaş doktor kontrolüne seyahatlerimiz yüzünden erken götürdük. Boyu 87 ile %65’de, kilosu 11.250 ile %25’de. Özellikle boyunun iyi olması benim için yeterli. Çünkü ben Ela’nın yeme sistemini de, ne kadar hareketli olduğunu da biliyorum. Ela şekerli gıdalar yemiyor, ona ekstra kalori yükleyecek gıdaları, hele abur cuburu hiç yemiyor. Normal ne gerekliyse proteini, meyvesi, sebzesi ve ekmek grubundan yiyecekler tüketiyor. Bu da gelişimi için yeterli. Ekstra kilolu olmaması hiç umrumda değil, çünkü yeme sisteminde bir bozukluk yok ve ben de sırf kilo alsın diye şekerli ve hamurişi gıdalar yediren bir insan değilim. Neyse sonuçta doktor da bir problem olmadığını söyledi, diğer kontrolleri de gayet normal çıktı. Çok şükür durumumuza. Özellikle gelişme yönünün konuşma olduğunu doktor orda 2 dakikada çenebazlığı yüzünden farketti. Ve istatistiki olarak konuşmasının ilerde olduğunu söyledi. Zaten biz de bunu çok net görebiliyoruz. Her çocuk birbirinden farklı zaten, bizim için gelişimi normal olsun yeterli. Çok büyük beklentilerimiz yok, hatta hiç beklentim yok benim nasıl bir çocuksa öyle bir çocuk. Göz kontrolü de gayet normal çıktı bizim de gönlümüz rahat etti. Şimdi sırada Ela’nın bezden kurtulması var ama ben o kadar enerjimi yitiriyorum ve Ela o kadar uzlaşmayan bir döneme girdi ki bakalım bu konuyu bebek doğana kadar çözebilecekmiyiz. Çünkü benim de tahmin ettiğim gibi doktor, “kardeşi doğup duygusal olarak bu dönemi kabul edene kadar kendine müdahale ettireceğini sanmıyorum” dedi. Ve bence de öyle olucak ve işimiz uzayacak. Bakalım ben ne kadar başarılı olabileceğim.. Bebeğin doğumunun yavşdan yaklaşması ile hafiften tırsmaya başladım ne yalan söyleyim. Ama yapıcak birşey yok, dünya üzerinde yüzyıllardır insanların kardeşi oluyor, benim de oldu hiç de travma kalmadı üstümde. Demekki biz de bir şekilde halledicez. Ama acılı mı acısız mı zaman göstericek.

Bu ay Ela ne gelişme gösterdi hiç bilmiyorum çünkü ailemiz için tam tempo çalışma dönemiydi. Açıkçası yoğunluktan ve yorgunluktan sanırım daha az ilgilenebildim ama bu tatilde bu arayı kapatmayı planlıyorum. 2 gündür burdayız şimdiden daha mutlu bir tipleme sergiliyor.

Bazı diyaloglar
Babası : Kızım doktor ne dedi? Gözün nasılmış?
Ela: İyiymiş

Anneanne: Hava biraz serin üstüne birşey giydirsek mi.
Anne: Hava bence güzel.
Ela: ııh. Hava bence güsel.

Zamanları çok güzel kullanmaya başladı. Hemen zamanı uygun hale çeviriyor. Renkleri de çakmaya başladı ama bazen uyduruyor:)
Babası: Seni şu parka getireyim mi?
Ela (Annesine): Babam beni şu parka götüycek.

Babası : Bak sana kitap getirdim.
Ela (Anneye) : Bana kitap getirmiş.

Anneanne: Bak bekçi gelcekmiş.
Ela: Bu ne ya, yeter, gelmesin.

Bir de şarkı:
Yağmul yağıyol
şelley akıyol
ayap kıjııı
camdan bakıyool

Haziran 10, 2010 Posted by | Diyaloglar, Ela, gelişim, sağlık | 6 Yorum

Aktivite Sonrası Hasar Raporu

Oyun grubumuzda çocuklar tek tek 2 yaşına giriyorlar. Bu hafta sonu asil oğlan Eren’in doğum gününü kutladık. Çocuklar yine coştu eğlendi, biz de artık daha fazla sohbet edebilmenin keyfine baktık. Bana öyle geliyorki sanki çocuklar bahane biz, görüşmek, konuşmak istiyoruz.

Gün, keyifli ve eğlenceli geçti. Fakat yine bir doğum günü sonrası önce Ela grip oldu. Şimdi de tüm aileye yayıldı. Herkes birbirinin sümüğünü siliyor evde. Çeşitli şekillerde ve kademelerde hasta olan ailemizde normal sesi çıkan tek kişi yok gibi. Allahdan dış kuvvetler yetişti de birbirimize bakmaya çalışırken daha da yıpranmadık. Bir 2 yaş altı çocuk, bir hamile, bir de çocukdan da çocuk baba olunca başka birisi bize bakmazsa zor atlatırdık durumu. Ela’yı anneme devredip geri kalan kendi başının derdine bakınca biraz daha kolayladık sanırım.Ama Bundan sonra açıkhavaya çıkıcaz. Benim için doğuma kadar kapalı alan aktivitesi bitmiştir.

Doğum günün kutlu olsun Eren, İpek ve Melisa.. Hepsi şimdi 2 oldular. Kaldı bizimkiler.

Nisan 16, 2010 Posted by | eğlence, oyun grubu, sağlık | 6 Yorum

Garibal Enfeksiyon

Kolik oldum, gebeş rahatsızlıkları bunlar derken sonunda gribal enfeksiyon geçiriyorum. Herşey mi insanın zayıf anlarını bekler kardeşim anlamıyorum. Hastalıktan ölmemeye çalışarak yazı yazmak gerekten çok zor oluyor. Ama hani birine telefon etmeniz gerekir de etmedikçe utancınızdan daha da arayamazsınız ya işte ben de bu ara bloguma öyle yazı yazamıyorum. Resmen basiretim bağlandı şimdi bari elim değsin birşeyler karalayım belki açılırım diye yazmaya koyuldum ama fiziksel koşullarım çok ağır..

Boğazım ve dilim korkunç şekilde şiş ve hiç birşey yutamıyorum sadece sıvı ile besleniyorum onu da çok zor yutuyorum. Başım ağrıyor, burnum tıkalı, heryerim ağrıyor, ayağımda minik bir enfeksiyon oldu üstüne yarım basabiliyorum, bunların yanında mide yanmalarım da azalmakla birlikte devam ediyor. En zoru da hiçbirşey yutamamak, bu dünyada çekeceğim azap varmış sanırım. Doktora gittim hiç bir ilaç alamazsın dedi, sanki bilmiyorum belki başka birşey söyler diye ummuştum ama “allah kolaylık versin” dedi. Umarım içerdeki bebeğin sağlığı yerindedir bu kadar problemle onun için de endişelenmeye başladım.. Neyseki pazartesi günü kendisini ziyarete gideceğiz. Geçen hafta içinde Ela’nın burnu akmaya başladı ama çok çabuk geçirdi, ondan geçen birşeymi yoksa ben bu hastalığı özgün bir kaynaktan mı edindim bilemiyorum ama dualara ihtiyacım var:)

Allah keder vermesin ben öyle çok ağlayan bir insan hiç olmadım, küçüklüğümden beri yılda 2 kez ancak ağlarım ama hamilelik insana garip gurup ağlamalar yaşatabiliyor. Hormonlar böyle anlamadığın zamanlarda gözünden yaş getiriyor. Ela’ya hamileyken bir Harry Potter kitabına ağlamış olmam çok konuşulur. Şimdi de çocuklara ağlıyorum. Şu sıra ailesi tarafından öldürülen ne çok çocuk var gazetelerde. Aklım almıyor sadece ağlıyorum.. Depremde ailesini kaybeden veya ölen çocuklara ağlıyorum, ben de bir kronik anne oldum sonunda.. Ama dün akşam yine abuk birşey ağlattı beni.. Harry potter kitabı kadar olmasa da bir şarkı dinlerken garip gurup ağladım.. İşte beni ağlatan dörtlük, çocuklar hep gülsün..

“Gitme dünyam dönsün dönsün,
Dünyam dönsün dönsün,
Ben hiç kimse ölsün mölsün istemem..”

Mart 13, 2010 Posted by | gebeş esra, sağlık | 11 Yorum

Ela, Örümcek Gribi

Yeni yıla girer girmez nooldu bizim kıza bilmiyorum. Önce üstüne dolap düştü, şimdi de grip oldu. Kuzumuz öksürük ve ateşle başlayan bir döngüye girdi. Sonuçlarımız çok şükür H1N1 olmadığını gösteriyor. Bizim tahminimiz kızımızın örümcekliğinden birşey kaybetmediğine göre kendisi “Örümcek” gribi geçiriyor. Bir an önce iyileşip duvarlara geri dönmesini umuyoruz.

Ocak 13, 2010 Posted by | 19.ay, sağlık | 10 Yorum

Ela 17 aylık

Ela, Anneannesinin gözlüğü ile


Ela 17 aylık oldu. Ne zamandır gelişimi ile ilgili hiçbir şey yazmadığımı farkettim.. Son günlerde çok gelişim katetti, bunları yazmazsam unutucam elimizde bir veri olsun istedim. Kendisi de büyüyünce okur bunları.

Öncelikle bu hafta Ela’yı doktor kontrolüne götürdük.. Önce fiziksel muayenesini yaptı ve çok sağlıklı olduğunu söyledi. Sonra bize gelişimi ile ilgili sorular sordu.

Fiziksel Gelişim: Bu aydaki bir bebek için şu soruları sordu. Koşuyor mu?, Zıplıyor mu?, Tırmanıyor mu? Oturduğu yerden hafif atlayarak iniyor mu? Geri geri yürüyor mu? Bunların hepsini Ela çok uzun zamandır yaptığı için hiçbir problem yok. Hele tırmanmak ah o tırmanması yok mu.. Acaba benim yapay kaya tırmanışına olan ilgimi mi aldı bu çocuk. Kendinden yüksek heryere tırmanma güdüsü var. Büfeye tırmanıp ordan masanın üstüne atlamaya çalıştığı için salondan büfeyi kaldırdık. Zaten bu konuda da bir yazı yazmayı düşünüyorum.

Kilosu : 10.700
Boyu : 81.5 cm (2.5 ayda 4.5 cm uzamış ve % 75 persentile girmiş. Çok mutluyum belki de benim gibi kısa boylu olmaz.)

Her neyse fiziksel gelişiminde zaten her zaman beklentilerimizin üstünde olan Ela için aslında biz konuşma becerisinde mi geri diye düşünüyorduk. Öyle değilmiş.

Konuşma Becerisi: Kaç kelime söylüyor diye sordu.. Biz de anne, baba, anane, dede, gel, git, kalk, ver, kelimelerini çok güzel söylediğini bunun dışında da düzgün söyleyemediği ama söylediği çok kelime olduğunu söyledik. Doktor bu ayda 3 kelime söylemesinin bile normal olduğunu bu kadar kelimenin çok güzel olduğunu söyledi. Hatta “anne gel, baba kalk” gibi iki kelimeli cümleler kurduğunu söylediğimizde bunun 18 aylık bir bebekte beklenen gelişim olduğunu söyledi. Biz de yakın çevremizdeki çok yakın arkadaşlarımızın 2 yaşındaki kızlarının konuşma becerilerini çok yakından takip edebildiğimiz için Ela’nın bu konuda ilerlemesi gerektiğini düşünüyorduk ama Ela zaten çok iyi konuşuyormuş. Ultra güzel konuşan, konuşma becerisi çok çok iyi olan arkadaşımızın kızıymış:) Ben her bebeğin kendi gelişiminin normal olduğunu bildiğim için bu konuda bir takıntım yoktu ama güzel konuşması da hoşuma gidiyor..

Son bir iki günde bir aşama daha kaydettiğini düşünüyorum çünkü artık manalı cevaplar vermeye başladı. Örnek diyaloglar :
Ben: Kızım napıyorsun ?
Ela: Kaka
Ben : Noldu şimdi kalktın?
Ela : Bittiii

Ben: Kızım neren ağrıyor?
Ela: (Gösteriyor)
vs.

Gelişiminin de iyi olduğunu söyleyen doktor daha ne desin bizi postaladı. Aşı da yaptırtmadığı için hastalanırsa hemen gitmemizi söyledi ve 2 yaşına kadar lütfen anne sütüne devam edin dedi.
———————
Ela şu sıra bizi kandırmaya bile başladı. Sürekli kaka olayını kullanıyor. Kaka diyor götürüyoruz oturuyor, gülüyor sonra kalkıyor ve bunu yemek yememek ve yatmamak için kullanıyor. Gerçekten kakası geliyormu numara mı yapıyor zor anlıyoruz. Gerçekten kakası geldiyse ve tuvalete yaparsa diye bu fırsatı kaçırmak istemediğimden şu sıra zorlanıyorum. Ama sanırım bir süre takmıycam tuvalet alışkanlığını erteliycez.

“Baba, kalk” diyor. Bir yere götürücek diye kalkıyor babası. Geçip kendi oturuyor.

Öksürük konusunda çok hassas olduğumu bildiği için öksürüyor taklidi yapıyor. Beni sinir ediyor.
“Anne Meme” sözünü de hoşlanmadığı durumlardan kaçmak için kullanıyor.
Birşey elinde diyelim, aldık elinden ve başka biryere koyduk. Bize onu istediğini unutturmaya çalışıyor ve başka yere bakarken birşeyle uğraşırken gidip tırmanıp onu almaya çalışıyor. Asla unutmuyor ama plan yapıyor ağlamak sızlanmak yok. Bu özelliğini seviyorum aslında kendi işini kendi yapıyor.

Başka çocuklarla oynarken de sesi çıkmaz. Sessiz yaramazdır o. Birisi elinden birşey aldı mı asla ağlamaz veya bana gelmez. Gidip o da onu almaya çalışır. Düşerse kalkar, biryeri acımadıysa asla ağlamaz. Ama bunda benim Ela düştüğünde yerimden bile kalkmamamın ve bunu özellikle yapmamın çok payı var. Geçen gün yere düştü ve ağzı kanadı. Ne kadar az ağladığına arkadaşlarım inanamadı.

Çok sıcak kanlı. Girdiği ortamlarda insanlar ona bakmıyorsa nerdeyse kendine baktırıp güldürene kadar insanların yüzüne bakıp gülüyor. Bu nasıl bir özellik bilmiyorum, genleriylemi gelmiş. Ben insanların yüzüne hiç bakmam. Hatta soğuk görünüşlüyümdür. Arkadaşlarının elini tutmayı, onlara sarılmayı çok seviyor.

Sürekli elinde dergi ile geliyor. Deygi deygi diye hergün sayfaları anlattırıyor bana..
Hayvanları taklit ediyor ve çok güzel yapıyor. Sanırım beraber belgesel seyretmemizin faydasını görüyoruz. Penguen gibi yürü diyoruz. Ayaklarını kırmadan yanlara eğilerek yürüyor.
Kurbağa napıyor diyoruz. Yukarı doğru zıplıyor..
Köpek diyoruz, parmak uçlarına kalkıp pati pati yürüyor.
Tavşan diyoruz, öne doğru zıplıyor.
Köpek ve kedilere özel ilgisi var. Sürekli miyav ve haf diye geziyor. Evdeki hayvanlarını öpüyor.

Temizlik imandan gelir.

Eline aldığı her bezle biryerleri siliyor. Yerleri, gökleri, kendini, beni. Çamaşır sepetini beraber taşıyoruz. İçinden çamaşırları alıp bir de silkip bana veriyor asmam için. Bulaşık makinesini birlikte boşaltmaya, çamaşır makinasını birlikte doldurmaya çalışıyoruz. Ücretsiz işçim biraz daha büyüse daha rahat edicem sanırım.

İlk kez bir lego yaptı. Lego, puzzle türü oyuncaklarla pek ilgilenmiyordu. Yeni yeni ilgilenmeye başladı. Oyuncağın üstünde kaç yaş için yazarsa yazsın, çocuk hazır olduğu zamanı kendi belirliyor. Henüz bir puzzle’ı kendi yapabildiği olmadı bu arada. İlgisini çabuk kaybediyor. Ela’nın oynamayı sevdiği şeyler aksiyon üzerine. Hoplasın, tırmansın, karıştırsın, koşsun, una bulansın, dansetsin.. Sanırım bu yönde ilerlemememiz daha doğru olacak. Biz de bu yüzden ona sportif faaliyetleri daha çok sunuyoruz ama yine de zaman zaman bu tip aktivite de sunup deniyoruz.

1.5 yaşına bir ay kaldı ve geçtiğimiz ay içinde çok değişim oldu Ela’da. Hergün bana öğrenme ve bir insanın keşfetmesi ile ilgili yeni şeyler düşündürüp, öğretiyor. Bu maceraya tanık olmak çok zevkli gerçekten.

Aralık 13, 2009 Posted by | 17.ay, Ela, gelişim, sağlık | 3 Yorum

28. haftada Fotomodel Arkadaşlarla

Google’a “hamilelikte alınan kilolar” yazıp bloguma gelen arkadaşım seni Ebru Şallı’nın sitesine yönlendiriyorum. Bence ondan ders almalısın. Herkes hamilelikte 7.5 kilo alan kadına bir sürü laf soktu. Yok efendim kendi güzelliği için kilo almamış da, yok efendim çocuğunu düşünmemiş de.. Yalan valla..
Aman efendim hamile insan gıdasına dikkat edermiş de sen yemiycen de kim yiycek. Herkes hamilelerin çılgınca büyümesini normal görüyor.

Tamam ben 4 kg Ela doğurdum, suyum da çoktu ama aldığım 22 kg’ı almam çok mu normal yani.. Kadın 7.5 kilo almış süper sağlıklı da çocuk doğurmuş. Bu karalamalar kıskançlıktan kardeşim. Kadın doğum yaptıktan sonra yapmamış gibi oldu ne güzel. Bizim gibi ordan burdan nasıl kilo vericem diye uğraşmadı.

Benim 25. haftasında daha 3.5 kilo alan arkadaşım da var. Demek yapılabiliyormuş. Bir daha hamile olsam öyle olmak istiyorum. Bak sol tarafımdaki manken arkadaşıma o da 28. haftasında, o ne akşam lahanayı çok yemiş de karnı şişmiş gibi duruyor. O da doğurucak sağlıklı bebek. Kendisi de sürekli spor yapmış. Gerçi ben de eşşek kadar karnımla hiç belim ağrımadı 39. haftada hala evdeki bisikletin tepesindeydim ama biraz daha ağzımı tutsam nolurdu. Şimdi bu manken arkadaşlarımla tekrar podyumlarda olurdum dimi..

Birisi de google’a “Kaç kilo olmam lazım” diye aratıp siteme gelmiş. Bir kere google kankandı senin de. Nerden bilsin kac kilo olman lazım. Sor bakiim google’a “bugun ne yesem” diye ne cevap vericek. Haa bunu yazıp benim siteme girdiysen bence sen bana bi fotografını gonder. Ben senin analizlerini yapar kac kilo olman lazım söylerim.

Ve karşınızda hamile Barbie. Bu kadar korkunç bir oyuncak olabilir mi? Çocukları hamilelerden soğutacaksınız yemin ederim. Fazla birşey söyleyemiycem bu konuda. Barbie’nin de hamilesini yapmasaydınız.

Bu kilo verme olayı başıma vurdu sanırım. Kendimi sebzelere takdim ettim edeli bir inek gibi düşünmeye başladım sanırım. Otlamanın yan etkileri işte.

Not: Hayır Canım Ebru Şallı’dan reklamı için para almadım.

Ekim 19, 2009 Posted by | 16.ay, Ben, sağlık | 14 Yorum

BPA Sorunsalı

Son yıllardaki sakin mizacımın aksine bu sefer sinirlerimi zıplatmayı başardılar.
Daha önce yazdığım gibi Dr. Brown’a bir mail gönderdim. Hangi biberonlarınız BPA’lı, neden burda yok vır vır da vır vır diye.. Şimdi size aşağıya önce Dr. Brown’dan gelen açıklama ve savunma mailini sonra da benim onlara tekrar yazdığım maili kopyalıyorum.. Sonra başka açıklama gelmedi.. Nedendir bilemem.. Yorum sizlerin

Dr. brown’un mailinin özeti:
Dr. Brownürünleri konusundaki e-postam Handi-Craft firması tarafından iletilmiş. Dr. Brown ürünlerinin Türkiye dağıtıcılığını Birlik Dış Ticaret A.S yapıyormuş.

BPA maddesi ile ilgili olarak Dünyada özellikle Amerika, Kanada da bu konunun gündemde olduğunun bilincindelermiş ve önce İnsan ve anne-baba daha sonra duyarlı bebek üreticileri olarak konuyu çok yakından takip ediyorlarmış.

Bu konu son günlerde alevlenmiş olsa dahi, 1990’lardan itibaren ara ara gündeme gelmiş ve araştırılmışmış. Sağlık konusunda çok duyarlı ülkeler olan, Japonya, İsrail gibi ülkelerin de konu üzerine araştırmaları varmış ancak araştırmalar bunun zararlı olduğunu teyit edecek sonuçlar vermemişmiş.

Yaptıkları araştırmalar sonucu bu konuda henüz kesinleşmiş bir rapor yokmuş. Bisfenol A maddesinin bazı yan tesirlerinden söz edilmekte ve bu maddeyi içeren eşyalar, sadece insanların direkt olarak kullandıklarında değil, bulundukları ortamda dahi olsa bir etki yaptığından söz edilmekteymiş.

Bebek ürünlerine gelince, Plastik havuzdan, bebek banyosuna kadar birçok eşyada bulunabileceği de söylenmekteymiş.

Benim sorduğum Dr. Brown’s biberonlarındaki miktar Dünyadaki sağlık kuruluşlarının “kabul edilir miktar “olarak açıkladıklaları oranların altındaymış.

Benim cevabım:
Merhaba Canan Hanım;
Öncelikle hızlı yanıtınız için teşekkür ederim. Bunun dışında “kabul edilir miktar” deyimi benim içimi rahatlatmıyor. Nedeni şu ki bahsettiğimiz maddenin kanıtlanmış bir sürü zararını isterseniz ben size yazayım ki son bir haftadır hatırı sayılır yabancı makale okudum bu konuda. Bunun dışında BPA içeren biberonları Kanada hükümeti yasaklamış bu da demek oluyor ki bu madde bir hükümet tarafından yasaklanacak kadar ciddi saglık problemi var. Ayrıca madem “kabul edilir miktarın” altında oranlara sahip neden Dr Brown’un BPA’sız biberonları da mevcut.

İyi bir araştırma yaptım. Aldığım sonuçlara göre Dr. Brown’un 2, 4 ve 8 oz’luk şişeleri BPA içeriyor. 3.5 ve 7 ozluk şişeleri ile cam şişeleri BPA içermiyor. Ve çok ilginçtir ki Türkiye’de sadece BPA içeren ürünlerden var. Bu durum bende şirketinize karşı inanılmaz bir hayalkırıklıgı yaratıyor. Neden ülkemizin çocuklarına BPA’lı ürünler dayatılıyor. Neden ülke pazarına BPA’lı olmayan ürünler getirilmiyor. Hicbirseyden haberi olmayan Türk aileleri 3. dünya ülkeleri gibi toksik şişelere mecbur bırakılıyor. Ve mailinizi de önce anne- baba ve insan olarak takip ediyoruz şeklinde yazıyorsunuz. Sorarım size siz kendi bebeğinizi göz göre göre zehirlermisiniz. Size “kabul edilir miktar”ın altında oranlara sahip yazısı birşey ifade edermi? Kızım 13 aylık ve daha önceden bilmemem sebebiyle tam 6 aydır sizin tarafınızdan bu maddeye maruz bırakılıyor. Üzüntümü anlatabilmem imkansız. Çocuklarımızın geleceğinden bizler sorumluyuz. Bizim ülkemizin çocuklarının sorumlulugunu kimler alacak söyler misiniz. Bunu sadece sizin şirketinize yazmıyorum. BPA’lı olmayan ürünleri olup da ülkemize sadece BPA’lıları getiren başka üreticilerle de görüşme halindeyim..

Yazınızda bebek ürünlerinde plastik havuzdan, bebek banyosuna her üründe olabiliyor demişsiniz. Ben kullandıgım tüm ürünlerde PC arıyorum ki kullanmayım diye. Plastiklerde 3, 6, 7 numaralıları kullanmıyorum. Anlıyacagınız bu konuda da elimden geleni yapıyorum da Dr Brown gibi bir firmanın böyle bir savunma yapması bana çok ilginç geliyor. Birçok üründe olması sağlıkla ilgili ödül aldığını öne süren, bunu pazarlama olarak kullanan bir firmanın böyle bir açıklama yapmasını ben karşısındakini salak yerine koyması olarak nitelendiriyorum. Kusura bakmayın. Bebek ürünlerindeki durumun bu olması sizin de bu sorumsuzlugu yapmanızı gerektirmez. Sizin gibi bir firmadan daha sorumlu bir cevap beklerdim. Elimizden geleni yapıyoruz getirtecegiz gibi bir cevap bekliyordum acıkcası. Bana BPA oranının “kabul edilebilir miktarı” ile ilgili ve sizin biberonlarınızın bu oranının altında olduguna dair bir kanıt, bir doküman birşey gösterebilir misiniz acaba?

Ülkemizde sizin ürünlerinizin de BPA’sız olanlarını görene dek bu konuda sizinle ilgili düşüncelerimi ve bana olan cevabınızı çevremle ve arkadaşlarımla paylaşmaya devam edeceğim. Ne yazık ki ürünlerinizin çok kullanıldığı bir sosyal çevreye sahibim..
Cevabımı kişisel almamanız dileği ile..
Saygılar
Esra Erdoğan

Eylül 4, 2009 Posted by | BPA, Eko Anne, sağlık | 6 Yorum

Zurna’nın Zırt Dediği Yer

Sürekli Ela ile ilgili birşeyler yazmak istiyorum. Ama arızalı aklım durmuyorki limitsizce didikliyorum herseyi.
Her haftanın bir konusu olmaya başladı bende. Ve ülkemizde bebeklerin sağlıklarına zararlı öyle çok konu var ki..
Bir haftadır BPA sorunu ile ilgileniyorum. Hatırı sayılır yabancı makale okudum. Sözkonusu maddeyi içeren biberonlar Kanada’da yasaklanmış. Böyle
medeniyetler birşeyi yasaklarsa genelde didiklerim ben. Neyse konu ile ilgili evin kedisi
yazmıs bir daha ben yazmıyorum bu konuyu ve zararlarını ordan okuyabilirsiniz..

Ben de kendimdeki sonuçları yaziim. Öncelikle BPA içermeyen ürünlerin bir listesini buldum.
BPA İçermeyen Biberon Listesi:
Adiri Natural Nursers: All
Avent: Avent PES Bottles, “Via” Feeding System, Tempo Liners
Babisil Silbottles: All
BornFree: All
Dr Brown’s: Glass and Polypropylene bottles
EvenFlo: Classic glass, Light Tint Polypropylene and Polypropylene bottles. Purely Comfi bottles
Gerber: Clear View, Fashion Tints, GentleFlow
Green to Grow: All
Lansinoh Bottles: All
Medela: All
Momo Glass Bottles: All
Munchkin: Dora the Explorer Classic bottles, Mighty Grip Glass bottles
Nature Pure Glass Bottles: All
Nuby: Standard and Wide Neck Non-Drip bottles, Standard and Wide Neck Bottle (handles & Non-Drip Nipple),
3-Stage Wide Neck Easy Grip Feeding System (& Non-Drip Nipple), Natural Touch SoftFlex InfaFeeder (silicone)
NUK: First Choice Glass bottles
Parent’s Choice: Marked BPA Free
Playtex: Original Nurser, Drop in liners, BPA Free Ventaire Advanced bottles
Sassy: UltiVent MAM bottles, Baby Food Nurser Kit
Siliskin Glass Bottles: All
ThinkBaby: All
Tommee Tippee: Easyflow bottle to cup
Weego Glass Bottles: All

ne yazıkki Türkiye’de BPA free olanlardan cok az satılıyor. Olanlar da cok pahalı.. Mesela dogru duzgun bi NUBy ninkine rastladım..
Fiyatına deger tabii ki ama sonucta herkes de alamazki.. Eger yeterince ekonomik durumun yoksa ne kadar vahim bir durum..
Bebeklerimizin geleceginden bizler sorumluyuz ama alacak gucu olmayan insanlar uzerinde ne kadar buyuk bir saglık trajedisi..

Daha önce Dr Brown’un biberonlarını kullandığım için ve onları BPA’sız zanettigim için bu firmaya daha çok sinirliyim. Bu yüzden
bu biberonlarla ilgili daha çok araştırdım. Dr. Brown’un 2(60 ml), 4(120 mı) ve 8(240 ml) oz.luk biberonları BPA içeriyor.
3.5 ve 7 oz’luk biberonları ve cam biberonları BPA içermiyor. Tahmin edin bakalım, evet Türkiye’de sadece BPA içeren biberonlarından var.
Ülkemizin çocuklarını bu toksik maddeyi almaya mecbur kılıyorlar resmen. Dr. Brown yetkilisi bana geri döndüğü mailinde “kabul edilebilir miktar”‘ın altında
diye savunma yapmış. Kendilerine bir cevap yazdım. Bu yazışmaları da yayınlayacağım..

Dün gidip BPA içermeyen Nuby’nin silikon biberonunu aldım. Üstünde de kocaman BPA free yazıyor. Bunun dışında da sadece cam biberonu olan Nuk ve Bebedor var.
Cam biberonda da anne sütü proteinleri cama yapışıyormuş. Ama normal süt verilebilir. Herneyse sonuçta tekel olduklarından tam 34 tl vererek bu biberondan aldım ki
Amerika fiyatı 12.98 dolar.. Almaya değer ama bu parayı veremeyecek bir sürü insanın çocukları bu toksik maddeye maruz kalıyor.
Tüketici bu kadar bilinçli olmak zorunda değil. Kaldıki bu konuda Türkçe çok yazı yok herkes ingilizce bilmek zorunda değil. Neden bizim Sağlık bakanlığımız yavrularımızın
sağlığını güvence altına almıyor. Neden bu duruma izin veriyor. Sağlık bakanımız BPA ne demek biliyor mu merak ediyorum.

Bu konuda başka araştırma yapmak isteyen olursa diye bazı linkler de ekliyorum.
Safe Mama – Her türlü konuda annelere sağlıkla ilgili araştırmalar yapıp yayınlayan süper bir site
http://www.bisphenolafree.org/ – BPA ile ilgili bir site
http://www.healthobservatory.org/library.cfm?refid=77083 – Akıllı Plastik Kılavuzu
Soft Landing Baby – Sadece BPA’sız ürünlerin satıldığı bir site. Kılavuz gibi kullanılabilir.
Sağlıklı Oyuncaklar – Bu site de oyuncakların içindeki zararlı maddeleri araştırıp yayınlıyor. Yine kılavuz gibi kullanıyorum.

Herkes bu konuda firmalara baskı yapsın. Ülkemize neden BPA içermeyen biberonlar getirilmiyor sorgulasın.
19 lt’lik şişelerinizin de altına bakın 7 yazıyorsa firmanıza 1 yazan şişelerden var mı diye sorun. 7 olan PC yani BPA içeriyor.
Haberiniz olsun.

Şule yazmış emzik konusuna değinmemişim şimdi http://www.squidoo.com/saferpacifiers.
Avent
Gerber: Natural Flex, NUK Button, Round Soft Center, NUK Fashion (most NUK Fashion latex pacifiers were listed as BPA free, but to be safe we recommend avoiding all of this style)
Munchkin
Sassy/MAM
Nuby/Luv ‘n Care

Şu linklerden de faydalanabilirsiniz.
http://www.naturemoms.com –

http://safemama.com/2008/01/04/bpa-free-pacifiers-and-teethers-cheat-sheet/


http://thesoftlandingbaby.com/2008/03/03/bpa-and-phthalate-free-pacifier-guide/

Eylül 3, 2009 Posted by | BPA, Eko Anne, sağlık | 3 Yorum

Mikroplar Zıplayamaz..

Yeni bir temizlik takımım var. Hiçbiri doğaya zararlı madde içermiyor. İnsan sağlığına zararlı kimyasal içermiyor. Zaten aklımda herşeyi doğal ve bitkisele çevireyim vardı. Mikroplar zıplayamaz‘ı açıklayan bu domestos yazısıyla bende bir ışık yandı ve hemen bir araştırma ile herşeyi çevirdim.. Önceden kozmetik ürünlerimi bitkisel olanlarla çevirmiştim belki birgün onları da yazarım, şimdi de temizlik takımımı yeniledim. İşte kazananlar.17 tl’ye aldım. Sulandırarak kullanıyorsun. Uzun süre gidiyor. Amway’in ürünlerinin özelliği çok küçük miktarlarda kullanılabilmesi.

Loc-Çok amaçlı temizleyici – Suyun zarar vermediği her türlü zemin için muhteşem bir temizleyici. Amway ürünleri ile birlikte satılıyor. Ben çok beğendim.. En basiti içim Ela’nın yeri yalaması konusunda bile rahat. Bu ürün o kadar güvenliki bana demo yapan arkadaşım gözümün önünde bir kapak içti.. Hiç bir zararı yokmuş.
Bu ürün aynı zamanda iyi bir leke çıkarıcı gibi kullanılıyor. Zorlu bir lekeye hafif döküyorsunuz. Çok güzel çıkarıyor.


13 tl’ye aldım. 1 kapağa 3 kapak su oranında sulandırarak kullanıyorsun.

Loc Plus- Mutfak temizleyici -Mutfaktaki ocak, lavabo, tezgahın üstü gibi her türlü mutfak yüzeyinde kullanılıyor. Cok yogun oldugu icin sulandırılarak kullanılıyor. Püskürtmeli bir kutuya koyup fısfısla kullanıyorsunuz. Kullanıyorum çok memnunum.

Ben Aggroland’den 10 tl’ye aldım. İnternette genelde 11 tl’ye satılıyor.

Sonett- Organik Sıvı El Sabunu – Bu ürün gibi çok ürün var. Ben Sonett’in bu el yıkama sıvısını kullanıyorum. Aggroland’de satılıyor. Organik bir ürün. Hamileyken işyerindeki sıvı sabun ellerimde yara yapmıştı. Benim için çok önemli.
Klar – Bulaşık yıkama toz deterjanı – Ben memnun kaldım. Bulaşıklarda leke bırakmıyor. Herşeyden önemlisi kimyasal kalıntı olmaması bile insanı çok rahat ettiriyor.
Sonett- Çamaşır yumuşatıcısı – Üzerinde ölçeği yazıyor. En çok kimyasal kalıntı yumuşatıcıdan geçiyormuş çünkü son suda ekleniyormuş. O yüzden çok önemli. Ürün Aggroland’lerde satılıyor.
Sa8 – Leke Çıkarıcı Sprey – Amway’in ürünlerinden biri. Yıkamadan önce zorlu lekelere sıkıyorsunuz. 5 dk sonra makinaya atıyorsunuz. Yıkanıyor, mis gibi de çıkıyor.
Sa8- Baby Toz Çamaşır Deterjanı – Yine Amway’in ürünlerinden doğaya ve insana zararı yok.. Oh artık içim rahat.

Ela’ya da bitkisel Aisha‘nın ürünlerinden aldım. Erba Organics‘in de ürünleri Türkiye’de satılıyor. Bebekler için çok başarılıymış diye duydum. Yok şu ürünün içinde az varmış bu daha zararlıymış diye düşüneceğime bitkisel ürünler kullanmayı tercih ediyorum.
Hem toprağımızı, suyumuzu kirletmemenin verdiği birazcık olsun rahatlama var. Hem de kızımın ve ailemin kimyasallarla mümkün olduğu kadar temasını kesmenin verdiği haz. Sizlere de yardıma hazırım. Sırada birkaç konu daha var kafayı taktığım, annelik insanın bilinç düzeyini yükseltiyormuş. Ya da bende yükseltti diyebilirim.

P.S: Ela bugün bulaşık makinasını boşaltmama yardım etti. İnanamıyorum çabasına tek tek tabakları bana verdi. Fırsat verirsen minikler herşeyi yapabiliyor.

Ağustos 29, 2009 Posted by | Eko Anne, organik, sağlık | 5 Yorum