Elanın Uydusu Ece

Just another WordPress.com site

Blogspot’dan Devam

Tekrar elaninuydusu.blogspot.com’da yayındayız.

Mayıs 12, 2011 Posted by | Uncategorized | Yorum bırakın

Ece yarım yaşında


Sevgili Ece;

6 ay önce bugün, hayatımıza girdin. 

O günden beri, herşeyimiz değişti. Ama ben senden önce nasıldı yine hatırlayamıyorum. Buna da anneliğin hediyesi diyorum. Her çocukdan önceki halini hatırlamıyorsun ki ”Allahım ben ne yaptım” demeyesin.

Bu ay çok değiştin. Dökülen saçların yerine yenilerini doldurmaya başladı. Ablanın saçını kesme denemelerinden sağlıkla kurtulabilirsen yaşına girdiğinde güzel saçların olacak sanırım. Daha uzun ve daha ağırsın ve artık daha hareketlisin.

Yeni bir seyahat şekli buldun. Dönerek, kıvrılarak, kendini ittirerek ilerliyorsun. Karnının üstünü daha çok seviyorsun. Sanırım farklı bir bakış açısı kazandığından.

Birkaç sefer seni biryere koyup gittik ve geri döndüğümüzde başladığın yerden 1.5 metre falan ötedeydin. Genelde biryerde sıkışıp kalıp hoşnutsuzluğunu acı feryadınla belli ettiğinde gelip seni kurtarıyoruz.

Fakat bu ay kazandığın en büyük gelişim oturabilme becerin. Bir gün kendi dengeni sağlayamazken ertesi gün 30 sn boyunca oturabilir oldun.

Küçük filin bu sıralar ağzına aldığın bir sürü şeyden biri. Eline geçirdiğin herhangi birşey – oyuncağın, battaniyen, annenin saçı, Ela’nın eli, şişe, terlik – direk kemiriyorsun.

Büyüklüğün sence bir önemi yok onu anladık. Kendi vücudundan büyük objeleri çekip, kartları doğru oynarsan ağzına tıkıştırabilirsin umuduyla kaldırmanla biliniyorsun.

Bu ay içinde iki de diş patlattın. İki tane inci gibi parlayan dişlerin seni yenidoğan tatlılığından çıkarıp bebek tatlılığına soktu.

Ellerini yemediğin zaman, birşeylere patlatmak için kullanıyorsun. Kolunu kafanın üstüne kaldırıyorsun ve yüzüme ”Anne bak şimdi kontrolümü kaybedeceğim” der gibi bakıyorsun sonra kollarını vahşice yukarı aşağı sallıyorsun. Senden gözümüzü ayıramıyoruz çünkü o kadar hızlı yapıyorsun ki eline geçirebileceğin birşeyi kafana geçireceksin diye korkuyoruz.

Bir oyuncağını bir elinden öbür eline geçirmekte ustalaştın. En favori oyununsa emziğini ağzından çıkarıp evirip çevirip öbür eline alıp başka bir açıdan tekrar ağzına sokmak.

Bu ay artık bütün gece uyumaya başladın. Bana bunu tattırdığın için artık bunu bekliyorum bak. Akşam 19.30’da yatıp sabah 6.30’a kadar bir kere emerek uyuyorsun. Bir anne daha ne ister. Hele de iki çocuklu bir anne. Ablan da çok iyi uyurdu artık birşeyleri doğru yaptığıma nerdeyse eminim. Ama düzeninizi bozmamak için azami gayret gösteriyorum. Gösteriyoruz, hayatımızı ona göre ayarlıyoruz.

Şarkı söylemeyi çok sevdiğini anladık. Özellikle sabahın köründe hortladığında. Ağladığında müzikle susuyorsun.

Bu ay bir kaç katı gıda ile tanıştırdık seni. Elma ve havuç suyunu çok beğendin. Fakat yoğurt deneyip de bütün gece uyanıp ağladığında babandan fırça yiyip oturduk yerimize. Daha küçüksün yoğurt yemesen de olur, nasılsa annenin sütü var. 1 ay daha başka birşey yemesen olur. Ela’ya da 7.5 aya kadar katı gıda vermemiştik. Nasılsa sonra herşeyi yiyeceksin.

Bu yarım yılın nasıl geçtiğine hala inanamıyorum. Seni kocaman bir 6 aylık yapmayı başardık.

6 ay önce senle ilk kez tanıştığımda, seni de bu kadar büyük bir aşkla sevebileceğimi bilmiyordum. Şimde sen de içime işledin. İlk fotoğraflarına bakıyorum da daha 6 ay önce ne kadar mini minnacık bir bebekmişsin. Sen çok değiştin. Ben çok değiştim.

Gülümsüyor, gülüyor ve oturuyorsun. Yardımımızla ayakta durup, zıplamakda ısrar ediyorsun. Eğer ağzından bir ses çıkmıyorsa bu kesinlikle uyuduğun içindir. Gözlerin uyandığın anda pörtlek gibi açılıyor ve uykuyla savaşıp kaybedene kadar kapanmıyor. Ama uyurken çook huzurlu görünüyorsun.

Bazen seni uyurken seyrediyorum ve o zamanlar hep bebek kalmanı istiyorum. Seni tamamen rahatlamış gördüğüm bu anlar en favori zamanlarım. Minik ağzın görünmez birşeyleri emer gibi yapıyor ve küçük göğsünün inip kalkmasını izliyorum.

Karanlıkda farkediyorum ki, siz, ablanla sen, benim tüm hayatımsınız. Sizi mutlu ve güvende kılmak için herşeyi yaparım. Herşeyi sizin için kolaylaştırmak için dünyanın öbür ucuna bile giderim. Sizi hayatın kendisinden bile çok seviyorum. Bir gün ne dediğimi anlayacaksınız. Büyüyünce bir arabayı, bir hayvanı veya bir erkeği sevdiğinizi düşüneceksiniz. Ama bir gün çocuğunuz olacak ve karanlıkta onu uyurken seyredecek ve neden bahsettiğimi anlayacaksınız.

Sevgiler,

Annen

Mart 15, 2011 Posted by | Uncategorized | 1 Yorum

Kendinden Emin Çocuklar

Çocuklarımıza katmak istediğimiz onca özellik arasında özgüven, en önemli olanı. Özgüven olmadan çocuklarımız hedeflerinin peşinden koşamayacak, zorlukların üstünden gelmek için uğraşmayacaklar. Dahası, kendilerini ve başkalarını sevemeyecekler.


devamı için Alternatif Anne’deki yazıma

Şubat 7, 2011 Posted by | Uncategorized | Yorum bırakın

Burnuna Cicek, Kulagına Taş.

* Verdiğim araya kücük bir ara verdim. Ela icin önemli sayılır degisiklikler oluyor. 2.5 yaşına yaklaştığının sinyallerini veriyor. Merakı cok cok cok cok arttı. Artık her kapağın icini, her deliğin arkasını görmek istiyor. Buna kendi vücudu da dahil. Bu hafta burnuna cicek soktu. Şu yapma ciceklerden. Allahdan gördük. Yoksa söylemeyecek. Ben sordukca “hayır” diyor. Ama bir yandanda sanırım kendince cıkarmaya calısıp, elini burnuna sokup ciceği daha da derine itiyor. Bir operasyonla yatırdık. Bir kişi kollarını tuttu, bir kişi kafasını, bir kişi de burnundan cımbızla cıkardı. Bayağı da büyük bir cicek. Görmesek soktuğunu kimbilir nelere yol acıcak. Gecen gun de parkta kulagına tasları sokuyormuş. Sanırım nereye gideceğini merak ediyor. Artık Ela her zamankinden daha fazla gözümüzün üstünde olmasını gerektirir bir durumda. Herkesin cocuğu büyüdükce rahatlıyor. Biz büyüdükce daha da tehlikeli şeyler yapıyoruz. Mygym’de o kadar yükseklere tırmanıyor ki ben indiremiyorum, her seferinde yardım alıyorum. Daha neler neler.

* “Nerde” dönemimiz bitti. Artık cıldırtası “neden” dönemimiz resmi olarak basladı. Yavruvatan ve anayurtta şölenlerle kutlanıyor. Bugün sanırım 786 defa neden dedi. Herseye “neden” diyoruz artık. “Bu masa kızım”, “neden”. Nasıl cevap veriyorsunuz. Ben her zaman hazırlıklı olurdum, ama su an o kadar yogun bir gundemim var ki, “neden” sorularının cevaplarının bir kısmını uyduruyorum, bir kısmına da “bilmiyorum” diyorum. Biliyorum merakını gidermemiz lazım ama bu bitmezki. Uyanık olduğu her saniye konuşuyor artık.

* Bugün düşündük. “Cok şükür” dedik. Sonunda bizim de cıngıraklara bakan, gösterdiğimiz şeylerle oyalanan, kendi kendine duran bir cocugumuz oldu. Ela’da biz böyle şeyleri hic goremedik. Onu bu kücük aylarında sakin tutabilmemizin tek yöntemi gezdirmekti. Mutlaka birisi kucağında gezdiricek. Ece gercekten sakin görünüyor, bakıcaz.

* Ece, bir idrar yolları iltihabı geciriyor. Son haftalarda düzgün kilo alamıyordu zaten ve bu enfeksiyondan olurmus. Cok kucuk oldugu icin tek seferlik bir enfeksiyon da olabilir, yok böbreklerine de vurabilir diye bizi cok strese soktular. Hala stresim gecmis değil cunku bu konuda hic fikrimiz yok ve antibiyotiği bitip de sürekli idrar tahlili ile kontrol edilmeden bunu bilemeyeceğiz. Bu enfeksiyonun tek problemi cocugun hasta olması degil. Antibiyotik yüzünden cok istahsız. İlk ay 1 kg alan bebeğimizin yerini, emzirmek icin uyuklatmak zorunda kaldığım bir bebek aldı. O kadar zorlanıyoruz ki anlatamam. Rutin falan yemişim. Tüm gün emzirmeye calısuyorum biraz daha alır belki diye. Sürekli ağlıyor, gündüzleri düzgün uyuyamıyor. Onunla 7/24 ilgilenmek zorunda kalmam Ela ile durumları da zora sokuyor. Cok huysuz ve hırcın bir durum aldı. Bu da yetmezmiş gibi kendisi de nezle oldu, burun falan ceşme gibi akıyor. Bari Ece’ye bir de bu gecmesin diye ücbucuk atıyorum. Şu antibiyotiğimiz bitip de beslenmemiz düzelsin ve enfeksiyon tekrarlamasın diye dua ediyorum. Bizden durumlar budur. Bazı arayanlara dönemedim. Umarım kusuruma bakmazsınız. Gecen gün yardımcımız arayan bir arkadaşıma “merhaba, vakit yok” demiş ve kapatmış. Güldük aslında ama kadının bu lafı özetliyordur sanırım evdeki durumu. Mesaj atanlara, soranlara, arayanlara cok tesekkurler. Umarım hersey normale dönünce herkesle konusabiliriz.

Aralık 10, 2010 Posted by | Uncategorized | 9 Yorum

Nehir gibi hızlı aktı..

Nehir’in mücadelesini hepimiz okuyorduk. Hep o savaşıyla tekrar iyileşeceğini düşünüyordum. Hergün o küçücük bedenin yaşadıklarını okuyordum. Bizler çocuklarımızın ne kadar sağlıklı, laylaylom büyüdüğünü yazarken onun annesi kısacık 3.5 senelik hayatında sürekli hastanelerde, sürekli umut bekleyen günlerini yazıyordu. Hayat ne kadar ilginç. Nehir çok mücadele etti, çok güzel mücadele etti. Okuduğumdan beri gözyaşlarıma engel olamıyorum, zaten her çocuk ölümü ve hastalığı ile bu hamileliğimde çok gözyaşı döktüm. Nehir melek oldu, orada daha rahat olduğuna eminim. Annesine, babasına, ablasına tüm sevdiklerine sabır diliyorum. İnsanın hayatta ne yaşayacağı gerçekten hiç belli olmuyor. Allah herkesin çocuğuna sağlık versin. Dualarım Nehir’le birlikte. Keşke elden birşey gelse. Kelimelerin yetmediği, konuşmanın gereksiz olduğu biryer burası.

Eylül 6, 2010 Posted by | Uncategorized | 1 Yorum

Elondor Ne Durumda? Cinsiyeti tahmin edin….

Bugün başıma giren ve kafamı patlatmak istediğim ağrı beni hiç rahat bırakmadı. 14. haftalık olan Elondor mu bunu bana yapıyor diye biraz bakındım. Bamm.. İnternette ilk karşıma çıkan 15. haftayla birlikte başağrısı, kabızlık, midede yanma olabilir diyor.. Bu başağrısını ilkinden de hatırlıyorum ama artık birbirine giren günler yüzünden zamanını hatırlamıyorum. Keşke o zaman da blog tutuyor olsaydım ne kadar güzel olurmuş. Neyse başım öyle ağrıyor ki uyku tutmadı. Abuk subuk saatlerde yazı yazdırıyor bana. Herneyse bir de diyor ki “idrara sık çıkma da şiddetini artırabilir.” Hadi canım. Daha ne kadar şiddetini artıracak, evden su içerek çıkıyorum aşağı iniyorum tuvaletim gelmiş. Çüş demek istiyorum kendisine. Bana bak Elondor rahat bırak mesanemi. Karnım, gazdan şişmiş gibi hafiften çıkmış durumda. Gerçi ilk hamileliğime göre kilolu olduğum için çok rahat hala şişman modunda dolaşıyorum. Bu arada karnımın çıkması da bana garip geliyor. Gebeliğin başından beri 3 kilo verdim, ve daha 3 aylık hamileyim. Bu gebelikte Ela’daki gibi olacaksa yaz aylarında devasa karnımdan çok çekeceğim var. Ela’ya hamilelik fotoğraflarımda hile olduğunu düşünenler bile var.

Herneyse Elondor 10 cm ve 70 gram olmuş artık. Bugün ilk kez çarpıntım oldu ve bana çok sevdiğim çayı yine bırakacağımı müjdeledi. Şimdilik günde 1’e indireceğim bakalım. Geçtiğimiz hafta içinde ilk kez kelebek kıpırtısını hissettim. 2. hamilelikte daha erken hissedeceğimi söylemişti doktorum. Çok tatlı bir hismiş, hatırladım. Umarım bu da ablası gibi olur da hergün çok hareket ederek bana varlığını çok hissettirir. Gerçi bu içerde çok hareket eden modellerin dışarı çıktığında neler yaptığını 1 nomero bize çok güzel anlattı ama napiim Ela’dan sonra bu pek hareket eden bir bebek olmazsa akıl sağlığımı nasıl korurum bilemiyorum..

Mide bulantılarım artık çok nadir oluyor, mesela aç kalırsam veya işte x bir zamanda onu bilmiyorum. Ama buna şükür. Enerjim de çok arttı, sürekli gezmek istiyorum. Bugün havuza da gideceğim inşallah.. Bana bakın arkadaşlarım bana hasta muamelesi yapmayın ben sadece hamileyim, heryere giderim herşeyi de yaparım. Allah sağlık versin..

2 hafta sonra cinsiyetini öğreneceğiz.. Şimdiiiii cinsiyet tahmini yapmak isteyenler bakalım kaç kişi bilecek.. Cinsiyeti doğru tahmin edenlerle çocuklarla buluşalım.. Size pasta da ısmarlayım.. Yanlış tahmin edenler gelemesin. Başka şehirde olanlar mecburen eğlencesine katılacak.. Haydi bakalım bahisler açık..

Mart 25, 2010 Posted by | Uncategorized | 16 Yorum

Lö Kreatif

Bu ödülü kazanmamda katkısı bulunan kızım Ela Naz’a, cocama, hayatımı kolaylaştıran anneme, işleri yapan ve bana biraz vakit sağlayan Ayşe ablaya, bu ödülü bana gönderen Füsun‘a ve en başta da bilgisayarıma teşekkür ederim. Sizler olmasaydınız bu ödülü kazanamazdım. Çok gururluyum..

Öncelikle bu mim’i kim uydurduysa tebrik ediyorum. Bu ödülü kendisine vermek isterim..
Sonra kurallar varmış. Bu logoyu üste koyucaksınız kardeşim, sonra ödülü veren kişinin linki olucakmış. Sonra da kendimiz hakkında 7 ilginç şey yazıcakmışız. Bakalım bunu nasıl başarıcaz.

1. Tatlı yemem, kızartma yemem, abur cubur paketlenmiş gıdaları eve sokmam. Kırmızı eti çok az yerim. Acaip otla besleniyorum. Bol da meyve yiyorum. Ama hala şişmanım süper dimi..

2. Hiç kadınsı değilim. Romantik değilim. Nerdeyse hiç makyaj yapmıyorum. Ama hala güzelim süper dimi:)

3. Kar maskesi, yapay tırmanma duvarı ve raftinge karşı takıntım var. Kar maskem yok ama hep bakarım. Yapay tırmanma duvarlarında gözüm kalıyor hiç tırmanmadım. Her yaz rafting yapmak istiyorum henüz yapamadım. süper dimi:)

4. Hamileyken çok salaklaştım. Elektrik faturamı arkadaşımın hesabına yatırdım. Kameralı olduğuna emin olarak Amerikanya’dan kamerasız bir bebek telsizi getirttim. Cocanın beni terkedeceğini düşündüm. Bir Harry Potter kitabını okuyup ağladım. Kimbilir başka neler yapmışımdır.

motorcu esra

5. Çok dağınığım. Dünyanın en dağınık ailesi ünvanına sahip olabiliriz. Bİr otel odasına gittiğimizde 15. dakikada odada bavulumuz bombayla patlatılmış gibi eşyalarımız heryere saçılır. Çok şükür arkamı toplayanlar var.

6. Sıcaktan ve yazdan nefret ederim. Güneşe bile çıkmam. Kışın palto giymem. Yazın geçsin diye günleri sayarım.

7. Çok maceraperestim. 28 yaşında başladığım surf’e bayılıyorum. Adrenalin içeren tüm sporlara karşı ilgim var.. İşin ilginci yapmaktan da korkuyorum:)

And the oscar goes too Zeynep’in annesi Neslihan, Mert’in annesi Yeşim ve Melisa’nın annesi Meral‘. Hayırlı olsun.

Ağustos 25, 2009 Posted by | Uncategorized | 7 Yorum

MiM..


Ben bu mim denen şey nedir bilmiyordum. Eğlenceli bir aktiviteye benziyor:) Neyse tatilde de olduğumuz için bir aradan istifade mim aktivitesini yapalım bari.. Yeşim arkadaşım beni mimlemiş başlıyorum.

Mutfak : Ben mutfağı sadece işime gelince seviyorum sanırım. İtiraf ediyorum benim kadar yemek yapmayı sevmeyen bir kadın yoktur sanırım. Ama cok spesiyal yemeklerim vardır, abuk subuk cılgın dünya mutfaklarından bulup yaptıgım onları yapıyorum. Bir de simdi tatlı kuzumun yemeklerini yapıyorum.. Birtek annelik bana yemek yapmayı sevdirir oldu. Ela’dan önce cocayla beraber mutfaga girer birseyler yapardık, veya ben pratik yemekler yapardım. Ela’dan sonra bir yardımcımız oldugu icin hic yemek yapmaz oldum. Ama tabi Ela’ya hergün sebze yemeği, güzel bebek yemekleri yapıyorum. Bu arada yemek yapmayı sevmememe ragmen yaptıgım yemekleri güzel yaparım. Çünkü az sayıda yemek yaptıgım icin icimden geldiginde güzel yemek yapıyorum. Neyse mutfak cok yakın arkadasım degil malesef. Saydım bu paragrafta 11 kere yemek demişim. Boş mu konuşuyorum ben acaba..:)

Temizlik : Aman allahım bu konu daha karısık. Evin temiz olmasını cok seviyorum, ama temizlik yapmayı da sevmiyorum. Sanırım ev işleri konusunda annemin bana yıllarca hicbirsey yaptırmaması, ” aman sen dersini çalış, ev isleri yapmana gerek yok” lafları beni o kadar evislerinden uzak yaptı ki simdi de alısamıyorum. Allahtan bu konuda daha önce haftada bir gelen, Ela’dan sonra haftada 3 gelen yardımcımız sayesinde bu konu da benim yapmadığım ama zevkini cıkardıgım konular arasında. Çok şükür.

Film, kitap, sosyallik: Hah işte zevkli konulara gelelim. Bu 3’ü tam bana göre. Cocayla sinemaya çok giderdik. Doğumdan 2 gün önce bile ben özel hamile sinema ekipmanımla birlikte (sırt yastıgım ve ayak pufum) sinemadaydım. Ela’dan sonra pek gidemiycez diye çok üzülüyordum. Ama bitanecik annem sagolsun. Hala her ay 1 -2 kere sinemaya gidebiliyoruz. İlk dogdugunda sütümü sagıp bırakıyordum gene de sinemama gidiyordum. Bazı filmler gercekten sinemada güzel izleniyor. İşim de gereği efektli, bilim kurgu filmler benim için izlemesi çok zevkli oluyor. Onun dışında Ela çok güzel uyuyan bir bebek olduğu için çok minikliginden beri akşam 8:30’dan sonra cocayla birbirimize evde de vakit ayırabiliyoruz. Türk tv’nu nerdeyse hiç seyretmeyiz. Beraber çok sevdiğimiz dizilerimizi seyrediyoruz. Sürekli takip ettiğimiz Lost, 24, Prison Break, Smallville, Galactica, Desperate Housewives yanında çerezlik cnbc-e ve comedy max dizileri de bebek sahibi olduktan sonra akşamları bir bebekli çift için harika aktiviteler oldu.

Kitap konusu benim için çok hassas. Aynı anda 3 kitap okurum ben. Bir tanesi yatagımın basucunda olur ve her aksam uykuya gecmeden okudugum kitaptır. Bir tanesi salonda durur ve genelde okurum biri de cantamda gezer ve dısarda her vakit buldugum yerde (ela uyuyunca onu beklerken en cok) okurum. 3 tane birden okuyorum çünkü birini okurken diğerinde aklım kalıyor. Sırada bekleyen de bir sürü kitabım var. Tam bir kitap kurduyum diyebilirim. Birçok konuda da merak ettiğim kitaplar vardır. Bu kitaplar da kesmez beni sürekli internetten de okuyorum bir sürü şey. Neyse umarım Ela da benden etkilenir ve iyi bir okuyucu olur.

Sosyallik; Ela doğduğundan beri hızını biraz kesmek zorunda kaldığımız bir konu ama yine de son bir kac aydır Ela bakılması daha kolay bir hal aldıgı icin daha cok sosyallesebiliyoruz. Eskiden cok sık seyahat ederdik gectigimiz sene leylekler cocayı havada görüp sürekli yurtdısına tasındıgı icin ve tabi ben memede bir bebekle yaşadığım için daha az gezebilir olduk. Yine de 4-5 kere Ela’yı anneme bırakıp kayağa ve günübirlik biryerlere gidebildik. Onun dışında Ela ile de birkac kere yurtiçi seyahatimizin yanında bir de totomuzu kırıp oturamadık 9 aylıkken Prag’a gittik. Kışın zaman zaman arkadaşlarla birbirimize gidiyorduk. Malum çoğu arkadaşımın da bebegi var daha kolay sosyalleşiliyor. Onun dışında bizim için sosyallik kavramı şeklini çok değiştirmedi.
Çok sevdiğim spor yaşantıma istediğim gibi devam edemiyor olmam beni biraz yoruyor. Çünkü ben ki 9 aylık hamileyken bile eliptik bisikletin üstüne cıkmadan duramazdım şimdi gercekten Ela’yı birine bırakıp spora gitmenin zorlugu dolayısıyla spor yaşantım biraz durakladı. Bu sene bunu da en azından bir plana oturtmayı çok istiyorum.
Saksıda Ela yetiştiriyoruz..

Ela ile aktiviteler: Ela çok hareketli, aktif bir çocuk. Onunla her aktvite zevkli. Çünkü artık herşeyi daha güzel anlıyor. Bizimle çok güzel iletişim kurup ne istediğini bize anlatabiliyor. Onu bu yaz çok denize götürmeye çalıştım. Nitekim çok güzel adapte oldu, babası ile deniz keyfine bayılıyor. Ankara’dayken gündüzleri bol bol dışarı çıkıyoruz beraber. Çoğu zaman yanında olduğum için de bu hiç zor olmuyor. Beraber parklara, AVM’lere, Play Barn gibi oyun aktivitelerine gidiyoruz. Başka çocuklarla birarada bulunacağı aktiviteler yaptırmaya çalışıorum. Bu onun gelişimini çok olumlu etkiliyor. Akşamüstleri bisikleti ile dışarı çıkıyoruz. Babasıyla çok oyun oynuyorlar. Babası Ela için çok güzel aktiviteler buluyor. Gelişimi için güzel olabilecek oyunlar araştırıp beraber yapmaya çalışıyorum. Kısacası Ela ile hayat çok zevkli. İyiki doğurmuşum.

Ben de Füsfüs‘ü mimliyorum hadi bakalım..

Ağustos 18, 2009 Posted by | Uncategorized | 1 Yorum