Elanın Uydusu Ece

Just another WordPress.com site

"Ayş Eyg" Delisi 21 Aylık Ela

Ela Naz 21 aylık, çok bilmiş bir küçük insan. Sabah gözünü açar açmaz, “Men ayş eyg izliycem” diyor. Daha sabahın köründe kendisiyle uzlaşma çabalarımız başlıyor. Ben kahvaltısını hazırlarken babası ile biraz oynuyor, konuşuyor. Babasının sorularına cevap veriyor. Maşallah herşeye bi cevabı var. En çok elini yana kaldırarak “istemiyom” ya da “beğenmedim” demesine gülüyoruz. Neyse kahvaltımız hazır olunca biraz “ayş eyg” le birlikte kahvaltımızı yapıyoruz. Sonra ayş eyg kapanıyor ve anneannesi veya Ayşe Abla gelene kadar Ela’yla onun seçtiği kitaplarından birini okuyoruz. Zaten kitabını eline alıp gelip “oku” diye emrediyor kendisi. Biraz keyifli vakit geçirdikten sonra genelde anneannesi geliyor ve annesi çalışmaya gidiyor. Sabahları anneannesi Ela’yı genelde bir parka götürüyor. İyice yorulana kadar oynatıyor. Öğlen eve gelip yemeğini yiyor ve sonra uyuyor Ela. Yaklaşık 1.5-2 saatlik bir uykudan sonra anne de çalışmadan dönüyor ve akşamüstü eğer bir programımız var dışarı oynamaya, ya da bir arkadaşa veya alışverişe gidiyoruz. Akşam babanın dönüş saatinde genelde eve dönüyoruz. Ve Ela babasını görür görmez yine “Ayş eyg” diyor. Bazen babası ile akşam saatlerinde yine biraz “ayş eyg” izliyorlar. Bazen babasının sadece akşamları çıkardığı o yüzden de çok oynamak istediği mıknatıslı oyuncakla oynuyorlar. Veya beraber kitap okuyoruz. Tabii ki akşam programımız yoksa, bazen akşam da bir arkadaşı ile oynasın diye biryere veya dışarı çıkabiliyoruz.

Ela’nın genel olarak 1 günü böyle geçiyor. Günlerimizi sürekli konuşarak, oynayarak geçirmeye çalışıyoruz. Çok komik cevaplar veriyor.

Geçtiğimiz aydan hatırladığım bazı diyaloglar,
Babası : Portakal yermisin kızım?
Ela: Yerim
Baba: Kaç tane yersin?
Ela: Üç – Beş

Anneannesinin arabasına yeni aldığımız oto koltuğuna ilk oturuşunda.
Ela : Oh! çok rahat..

Gece uyanmış yanımıza gelmiş.
Baba: Noldu kızım?
Ela : Bişi, mama, süt

Babasıyla İce-age izliyorlar..
Ela: because dedi..

Babası akşam gelmiştir, kapıyı açar. Kapının önünde Ela.
Ela: Ays Eyg
Baba: Ne kadar izlemek istiyorsun?
Ela: Ellerini yana açarak “böööle”.

Ela: Menim kaydeşim olcak
Ben: Öyle mi.. Sen sevicekmisin onu?
Ela: Oynıcam

Biz ona masal anlatırken artık durmuyor. Katılımda bulunuyor.
Baba: “İşte kocaman bir ayı gelmiş”.
Ela: böööle kocamaaan..
Baba: Sen dur kızım dinle, hadi uyu bakiim.
Ela: olur
Baba: Aşağı atlamış.
Ela: atlamıışşş..
Baba: hay allam ya

Baba: Senin uykun gelmiş
Ela: Gemedi
Baba: Gelmiş gelmiş
Ela: Gemedi gemedi..

Geçen hafta onu bırakıp İstanbul’a gittim diye döndüğümde baya bir trip attı bana. Zeytin veriyorum. “Ayşe versin” diyo. 2 gün huysuzluk yaptı sonra inadını kırdı yapıştı bana. Çok özlemişim ben de onu, ben de ona yapıştım. Son günlerde pek bir aşığız yine.. İşte Ela’nın 21. ay maceraları böyle geçti. Her gün büyüyor ve bizi çok şaşırtıyor.

Reklamlar

Nisan 10, 2010 Posted by | 21.ay, Ela | 7 Yorum

Zıt Kutuplar

Geçen hafta sürpriz bir şekilde bu ikili başbaşa kaldılar. Aslında kahvaltıda birkaç kişi daha buluşacaktık ama birinin hastalığı, öbürünün işi derken birdenbire Ayça & oğlu Demir‘le başbaşa kahvaltı yaptık. Aslında kahvaltıyı Ayça’yla ben yaptık çocuklar daha önceden yediklerinden oyuna geçtiler direk..

Demir & Ela’da tam olarak iki birbirinden tamamen farklı karakterin küçük insanlar üzerindeki sonuçlarını görüp çok eğlendik. Demir çok sakin, uslu, sessiz ve cool bir çocuk. Annesiyle sürekli beraber olmanın verdiği bağlılık da var. Ela ise çok haraketli, kesinlikle sessiz değil, çok çabuk arkadaşları ile sıcaklık kurmak isteyen bir çocuk. Oynarken, dururken Ela, Demir’i bir türlü rahat bırakmadı. Sürekli gidip sarılmak istedi, Demir de sürekli kaçıp durdu. Ben kendi adıma bu sahneyi izlerken daha çok minikken bile kişiliğin nasıl ortaya çıktığını gözlemleyip çok eğlendim. İkisinin tek ortak yanı aralarında hiç sürtüşme çıkmadı, birbirinden birşey kaçırmaya çalışmadılar. Başka şeylerle oynadılar ve Demir zaman zaman Ela’nın yakınlaşma çabalarını reddetti. Ama biz Ayça’yla gayet sohbet dolu güzel bir sabah geçirdik.. Tekrarlamak dileğiyle..

Bu hafta yazıcak çok şey biriktirdim kafamda.. Maceralı bir hafta sonundan sonra hafta sonunu yazacak enerjim kalmadığından sakin bir yazı ile haftaya başladım. Ama kaotik Paskalya’da İstanbul maceram çok yakında burda…:)

Nisan 5, 2010 Posted by | 21.ay, Ela'nın arkadaşları | 6 Yorum

Hamilelik ve Ela

Evde Ela ile birlikte hamileliğin nasıl geçtiği ile ilgili herkesden sorular alıyorum. Sanırım etrafdaki çok kişi bunu bir cesaret olarak görüyor ve istemelerine rağmen birinci çocuğun yarattığı zorluklar, iş hayatı, ekonomik durumlar, tekrar aynı şeyleri yaşamak, kim bakıcak, hamileyken nasıl halledicem gibi sorular yüzünden kararsızlık içinde kalıyorlar. Madem bu kadar soru alıyorum, ve Ela da bu kadar küçükken tekrar böyle bir işe kalkıştık, ben de deneyimlerimi elimden geldiğince sizlerle paylaşmayı düşünüyorum..

Öncelikle herkes kendisi için mantıklı zamanda yapmalı, yoksa daha da zor görünür insanın gözüne. Boşuna sıkıntı çekmeye de gerek yok. Benim için doğru zamandı çünkü Ela için iş hayatımı baya bir değiştirdim. Şu an çalışma saatlerim, çalışmam hepsi önce Ela’ya göre programlı. Bunda işimin esnek çalışabileceğim bir iş olmasının avantajı büyük tabi ki. Ama temelde Ela’ya ben bakıyorum, şu anına kadar herşeyi ile birebir ilgilendim diyebilirim.. Annem ve hafta içi 3 gün gelen yardımcım tabii ki çok büyük destek oluyorlar. Ama Ela’nın yetişmesi ile ilgili herşeye babası ve ben karar veriyoruz. O kadar Ela’nın yanındayım diyebilirim.. Zaten şu anki çalışma şeklime de Ela 1 yaşındayken başladım ilk 1 sene tamamen onunla ilgilendim.. Ben çocuk doğunca büyür sözüne inanan birisi değilim. Benim için nasıl büyüdüğü önemli. Ne yediği, nasıl yedirildiği, uyku düzeni, tv başına oturtulmaması, kitaplarla ilişkisi, çok hayır denmeden büyütülmesi, hareket özgürlüğü kısaca herşeyi çok önemli. Ve bence bunların hepsi çocuğun yanında en çok vakit geçiren insanın tutumuyla çok değişecek şeyler. Çalışmaya gitmesi gereken, hatta bunu seçen annelere söylediğim hiçbirşey yok yanlış anlamasın kimse. Herkes kendi şartlarına göre davranıyor. Ben benim için avantaj olan iş şeklimi çocuk büyütme anlayışımla birleştirince ortaya böyle bir çözüm çıktı..

2. çocuğa gelince, Ela’nın babasıyla Ela’nın bir kardeşi olmasını çok istiyorduk. Ben bunu bir bebek daha istememden daha fazla istiyordum. Sonra düşündüm, 32 yaşındayım en fazla birkaç sene içinde olsun istiyorum. İnsanın enerjisi de çok azalıyor ama en önemlisi iş hayatına bu kadar ara vermişken tekrar başlasam 2 sene sonra doğsa yine aynı şeyler.. Ela’ya ayırdığım zamanı 2.’ye de ayırmak istiyorum, insan çocuklarını farklı görebilirmi, bu yüzden şu anda olmasının bizim için, daha doğrusu benim için daha mantıklı olduğuna karar verdim.. İşte bu yola böyle çıktık ama söylemek isterimki bu zor verilmiş bir karar falan değil. Yakın arkadaşlarım bilir daha Ela yeni doğmuşken bile çabuk yapmak istediğimi söylüyordum..

Hamileliğe gelince; düşündüğümden çok çabuk hamile kaldım. Hiç beklemiyordum ve gerçekten herkesi şaşırttı bu durum. 6. haftadan 12. haftaya kadar gerçekten zor geçti. Zor geçti derken Ela da cennet gibi geçirmiştim bu dönemi. Öyle uyumazdım, midem az bulanırdı. Bu sefer mide bulantılarım, mide yanmalarım çok kötüydü. Uyku desen, Ela ne zaman uyusa ben de uyuyordum, çünkü kafam zaten kalkmıyordu. Bu süreç içinde birdenbire biryerde uyuyakaldığım da çok oluyordu.. Masada çalışırken, yerde Ela ile oynarken uyuyakaldım. Hatta bir keresinde yerde yoga yapıyordum dvd ile.. Öyle hatırlıyorum bacağımı kaldırıp koltuğun üstüne koymuşum öyle uyuyakalmışım. Bu dönemde yine annemin ve Ayşe hnm’ın desteği inanılmaz. Böyle destekleriniz varsa korkacak hiçbirşeyiniz yok diyorum.. Çünkü evde bir tanede çocukla hamileliğin nasıl geçtiğini hiç anlamıyor insan. Bugün 15 haftalık hamileyim ve zaman gerçekten hızlı geçiyor.

Sorulan bazı sorular var.
1. Hamileyken gerçekten emziriyor musun? Zararlı değil mi?
Araştırmama, dünyadaki örnekleri okumama ve zaten doktorumun söylediğine göre hamileliğe ve bebeğe hiç bir zararı yok. Doktor yine de 16. haftaya kadar bırakmamı önerdi. Çünkü besin anlamında içerdeki bebek 16. haftadan itibaren anneyi zaten içiyor, bir de dışardaki yeterince anne sütü almış o da alıp seni bitkin düşürmesin diye. Ben de ilk 2 ayımda emzirmekle birlikte Ela 19 aylıkken emzirmeyi bıraktım. Ela 1 yaşından küçük olsaydı devam ederdim.. Gerçekten emzirmenin tıbbi olarak hamileliğe bir zararı yok..

2. Ela’yı kucağına alıyor musun?
Evet alıyorum. Eğer vücudum Ela’nın ağırlığına alışkın olmasaydı almayabilirdim. Ama o benim kızım onu kucağıma alıyorum, seviyorum. Almak zorunda da kalıyorum. Ama doktor yine 2. yarısında az almamın iyi olacağını belime çok yük bineceğini sonra bel ağrıları çekebileceğimi söyledi. Ben de tabii ki yürümesini tercih ediyorum ama almam gerektiğinde alıyorum. 20. haftadan sonra biraz daha dikkat edeceğim..
Tabii riskli bir gebeliğiniz varsa bu konuda çok dikkat.

3. Bebek doğunca kıskanmıycak mı? Zorluk olmayacak mı?
Bunların cevabını tam bilmiyorum. Ama içgüdülerime göre büyük kaç yaşında olursa olsun bazı zorluklar yaşanacak. Doğduktan hemen sonra zor olacağını da kabul ediyorum. Ama ben zorlukları düşünmüyorum, hep sağlıklı bir bebek doğmasını düşünüyorum. Sağlıklı olduktan sonra tüm zorluklar geçer.

Neyse evde bir çocukla hamilelik fiziksel olarak biraz zorlasa bile mental olarak çok rahat geçiyor. Umarım sağlıkla bu hamileliği de bitiririm.

1. Hamileliğimden çok farklı geçiyor bu sefer. Öncelikle fiziksel olarak daha zor geçti. İlk 3 ay baya zorladı beni ama ben de çok farklıyım. İlkinde biryerim ağrısa doktorumu arardım, şimdi neyin ne olduğunu biliyorum daha soğukkanlıyım. Hiç şehir dışına bile çıkmamıştım, bunda sürekli geziyorum. Spor yapıyordum ama suya girmemiştim. Şimdi havuza gidiyorum dediğim gibi psikolojik olarak daha rahat geçiriyorum..

Gelelim Ela’ya. Ela’ya küçük küçük anlatıyoruz. Asla detay vermeden ama, bir ultrason resmini algılayabileceğini düşünmüyorum o nedenle basitçe “annenin karnında bebek var, karnı büyüyecek ve gelicek” diyoruz. Gelip “bebek” diyip karnımı öpüyor. Geçen akşam yatırırken beni şok etti. “Menim kaydeşim olcak” dedi. Kardeşim sözcüğü ile bebeği bağdaştırdığını bilmiyordum. “Sevicek misin onu?” dedim. “Oynıcam” dedi:)
“Ben onun da annesi olucam” dedim.. Geldi bir sürü öptü beni. Birşeyler çakıyor ama tabi tam değil. Bu kadar hazırlık da onun bünyesine yeter bile. Daha o bebek. Ama nerde bebek görse gelip karnımı seviyor, karnım büyüyünce neler yapıcak merak ediyorum. Şimdilik aklıma bunlar geliyor, yine elimden geldiğince deneyimleri paylaşmaya çalışacağım. Allah herkese istediği zaman, gönlüne göre versin.

Nisan 2, 2010 Posted by | 21.ay, gebelik | 7 Yorum

Hafta Sonu Aktivitelerimiz

Bayılıyoruz annenin babanın eşyalarını giymeye.. Bu da geleceğin motorcusu Ela Naz hanım.. Nasıl şimdiden hazırlıklarımız güzel değil mi?
Cumartesi günü İncek – Nüve’de küçük bir buluşma gerçekleştirdik.. Güzel fotoğraflar çocukları anlatıyor zaten.. Havanın güzelliği, çocukların oynaması, babaların da bize akşam katılması ile hoş bir akşamüstü geçirdik.. Ne güzel oldu, bahar geldi..

Emre & Demir

Duru

Doruk

Demir

Tatlım Can

Ela

PAzar günü uzun zamandır biraraya gelemediğimiz en eski arkadaşlarımızla bir bahar pikniği yaptık.. Bir kısmının çocuklarını sadece doğduğunda görmüştüm.. Çok keyifli, sohbetli güzel bir gün oldu. Çocukların nasıl eğlendiği fotoğraflardan belli.. Başka birşey anlatmama gerek yok. Organizasyonu yapandan allah razı olsun..




Mart 30, 2010 Posted by | 21.ay, Aktivite, doğa, eğlence | 3 Yorum

İkoncan Ela Köyde

Geçtiğimiz hafta sonu yine Ela’nın hayatında bir ilke imza attık. Sanki benim hayatımda 50’dir köyde kaldığım, geldim 32 yaşına benim de hayatımda bir ilktir bu. Çok geziye gitmişliğim, en abuk yerlerde kalmışlığım vardır ama hiç köyde kalmamıştım. Coca için hiç anormal bir durum değil o zaten köyde doğup hayatının ilk 2 yılını orda geçirmiş ama ben sonunda bir köy hayatı deneyimledim. Hem de en abuğundan, hem de en hamileyken.

Üyesi olduğumuz bir grup var. Doğal ve Bilinçli Beslenme grubu. Herkes aynı yola baş koymuş, amacımız aracısız ve gerçek gıdaya erişim. 3’tü 5’ti derken grubun sayısı 50’yi geçti. Bize ürün gönderen üretici sayısı 10’a yaklaştı. Herneyse bu grup büyüdükçe mizacı gereği birbirine benzeyen doğa severler, çeşitli geziler yapmaya başladı. Geçtiğimiz hafta sonu üreticilerden birinin Çankırı – Doğanbey Köyü’ndeki evine cümbür cemaat çoluk çocuk 50 kişi akın ettik.

3’te 2’si hiperaktif 20 aylık bir çocuk ve sürekli su içip yarım saatte bir tuvalete giden bir hamileden oluşan sorunlu bir aile olduğumuz için, bizim için kendi arabamızla gitmekten başka bir opsiyon yoktu. Herneyse biz köye vardığımızda henüz otobüs gelmemişti bu yüzden keşif için biraz vakit bulabildik. Ela ile babası hemen kendilerini çevre gezisine adadılar. Dakika 1 Ela başlamıştı, horoz, tavuk, miya, kuzu diye peşlerinden koşmaya. Öğlen olmadan grubun diğer yarısı ve Ela’nın yaşıtı 5 -6 çocuk daha gelince ortam çok şenlikli olmaya başladı..

Kahvaltıdan sonra 2 yaş çocukları ile çok maceralı bir yürüşle yakınlardaki bir akarsunun kenarına gittik. Hava o kadar sıcaktı ki çocukları suya soktuk. Tamam itiraf ediyorum suya bir tek Ela girdi bir de 5-6 yaşlarında bir kız.. Zaten şimdiye kadar bizden daha çabuk çocuğunu soyana hiç rastlamadım, rastlarsam da Rus falandır. Neyse akarsuyun kenarında çocuklar biraz uyudu, bizler de meyve topladık, ateş yaktık sohbet ettik sonra eve geri dönüp günün geri kalanını bahçede, içerde oynayarak, sohbetle, çocukların çekişmesi ile bitirdik.

Akşam sıkış tepiş çok maceralı bir koğuş sistemi ile uyuduk. Gerçi ben biraz hamile olmamın balını yedim sanırım çünkü hamile olup bir de belim çok ağrıyınca bize ayrı bir oda verdiler, ama kendileri için de hayırlı oldu. Çünkü 2 saatte bir tuvalete kalkan bir döngüyle ben kimseyi uyutmazdım..

Oksijeni beynimize kadar çekip sarhoş olduğumuz için sabah erkenden herkes uyandı. Güzel bir köy kahvaltısı yaptıktan sonra yine bahçeye saldık çocukları. Bu sefer Ela ile Doruk el arabasıyla babaları onları gezdirirken çok eğlendi. Doruk’un dili sürekli dışardaydı, Ela da sürekli gülüyordu. İşte boşuna bisiklet, oyuncak alıyoruz çocuklara. Bir el arabası neler yapıyor. İnekler, tavuklar, topla oynama, birbirini yakalamaca derken öğlen oldu ve hep beraber yine evinde kaldığımız beyin yakınlarda hafif yaylada olan bir başka evine ve bahçesine gittik.
Bu sefer de bahçeye dağıldık. Otlar topladık, uğurböcekleri bulduk. Çocuklar kaynaştı, zaman zaman birbirlerini itti ama öğleden sonra olduğunda artık benim de Ela’nın da pili bitmişti. Daha gidilecek birkaç yer daha vardı. Özellikle tuz mağaralarını çok merk ediyordum ama bizim için hayırlı olanın kendi arabamızla da gitmiş olmanın verdiği rahatlıkla dönmek olduğuna karar verip dönüş yoluna geçtik. Ela dönüş boyunca uyudu, biz de biraz dinlendik.

Bizim için çok keyifli, Ela için ise çook eğlenceli bir hafta sonu geçirdik. Umarım başka gezilerde tekrar farklı yerler görürüz.. Allahım bana bu hamileliğimin sonuna kadar gezecek enerji ve sağlık ver..:)

Mart 23, 2010 Posted by | 21.ay, doğa, eğlence, gebeş esra, Gezi | 8 Yorum

Baharın Gelişi ve II. Trimester

Doğayı çok seven bir aileyiz biz. Fırsat buldukça kendimizi de kızımızı da güneşe, toprağa, doğaya atarız. Seyahat ederken ağaçlardan meyve yeriz. Lüks düşkünü hiç değiliz, rahatımız yerinde olsun, sohbetimiz bol olsun yeter. Cemreler düşmüş, havalar baharı göstermeye başlamış. Ben kendimi daha iyi hissetmeye başladım. Bu hafta sonu da baharın resmi gelişi var. Biz de yine doğaya bir seyahat yapıcaz.

Bugün hiç aklımızda olmayan birşey yaptık. Bizim ailenin kadınları çok faaldir. 3 nesil gönüllü çalışma piriyiz. Ben yıllarca bir dernekte çalıştım. Çok çocuğun eline değdim, çok anasınıfı boyadık, çok hastane ziyareti yaptık. Anneannem ve annem de dayımı kaybımızdan sonra kendilerini TEMA’ya verdiler. Anneannem kendini adadı diyebilirim. TEMA her hafta bir gün Söğütözü’ndeki Belediye’nin fidanlığında meşe palamudu tüplüyorlar. Yani meşeleri dikmeye uygun hale getiriyorlar ki bahar gelince bunları diksinler. Bugün annemin teklifi ile Ela’yı fidanlığa götürdük.
Bilseydim bu kadar eğleneceğini daha önce de götürürdüm. Bir çocuğun toprakla oynaması zaten çok stres atıcı hele bir de bu kadar zevk alıyorsa. Hemen işe girişti Ela, öğreniverdi her torbaya bir tane palamut atıldığını. Herkesinkini o atmak istedi önce. Sonra dayanamadı kürekle kazdı biraz, daha sonra işi de öğrendi. “Anne tut” dedi torbayı ben tuttum o toprağı içine doldurdu. Sonra da içine palamudu attı. 3 tane tüpleme yaptık beraber. Sonra hep beraber yemek de yedik orda. Açık havada bir tarafta mangal, bir tarafta çayla gün sadece Ela için değil bizim için de çok keyifli geçti. Eve geldiğimizde Ela da ben de açık havanın etkisiyle güzel bir uyku çektik..
O kadar mide bulantısı, hastalıktan sonra keyifli bir günü hakkettim sanırım. Benim için bugün başka keyifler de vardı. Baharın gelmesi ile birlikte II. Trimester’im de başladı. Zaten 3-5 gündür biraz daha iyi hissediyordum, gribin de geçmesi ile daha keyifli oldu. Bugün 2’li test sonuçlarını da aldık. Sonuçlar çok iyi çıktı o yüzden içimiz biraz daha rahatladı. Bu akşam keyifli bir uyku uyuyabilirim sanırım artık. Yaşasın bahar, yaşasın II. Trimester.

Mart 18, 2010 Posted by | 21.ay, doğa, gebelik, gebeş esra, Gezi | 8 Yorum

Göstermedi Eşek Sıpası

Son günlerde geçirdiğim en güzel günü geçirdim diyebilirim. Hayır şekerim hastalığım geçmedi hatta kulağıma kadar çıkmış durumda, 3 günde yarım kilo verdim sıvıyla beslenmekten. Ama şimdi güzel tarafına geçelim. Bugün 2 nomero’yu görmeye gittik.

Kendisi 13. haftanın içinde ve bugün önemli bir gündü. Ense kalınlığı ölçümü vardı. Ense kalınlığı, burun kemiği, beyni, organları, mesanesi, sıvıyı yutup idrar çıkarması herşeyi normaldi, bu da bizi çok mutlu etti. 2’li test için kan verdik sonuçları bekleyeceğiz. Bunları yaşadığım dün gibi geliyor şimdi o bebe dışarda 20 aylık olmuş. İnsana hayal gibi geliyor. Ela’nın cinsiyetini 12. haftada hiç beklemediğimiz şekilde zırt diye söylemişti doktorumuz. Bu sefer de belki öğreniriz umudundaydık ama 2 nomero da ablası gibi o kadar hareketliydi ki göstermedi cinsiyetini. Napalım sağlık olsun 4 hafta daha bekleriz. Kendisi fıldır fıldır döndü, 7 cm’lik bir fetus olmuş. Bir limon kadar yani. Daha yolumuz çok uzun, ama umarım en güzel zamana giriyorumdur. Çünkü perşembe itibari ile 1. TRİMESTER bitiyoooor. Yaşasın..

1 nomero Ela insanı da keyfine devam ediyor. Bugün yaşadığımız bir diyalog.
Bir oyuncağı bozuldu.
Babası: Kızım bozulmuş bu, ben sonra yaparım
Ela: Ver ver (babası verir.)
Ela oyuncağı öper ve
Ela : Geçti…
Çok fırlama oluyor bu çocuklar.

Hafta sonu kızım hastayım dedim. Geldi arkamdan sarıldı ve “canım annem” dedi. Çok şaşırdım ya, eşek sıpası. Manyak şeyler yapıyor.
Pazar sabahı koltukda yanımda oturuyor..
Ela : Kalk.
Ben: Neden kızım
Ela: Baba otuysun..
Ben: Peki kızım..

Pazar akşamı.
Ela: Makarna yap.
Ben: Kızım yeni yemek yedin, acıktın mı?
Ela: Evet, Makarna yicem.
Ben: Peki..
Haydaa, yemek isteğini söyleyeceğini hiç düşünmezdim.. Makarnayı yapana kadar da “makarna”, diye diye başımın etini yedi.

Son günlerde pek laf ebesi oldu. Sürekli konuşuyor, laf yetiştiriyor.
Havalar güzelleşse, ben iyileşsem, kendimizi dışarı atsak. Bu hafta sonu inşallah çok değişik bir aktivitede bulunucaz. Çok heyecanlıyım.. Bir iyileşsem..

Mart 15, 2010 Posted by | 21.ay, Diyaloglar, gebelik | 1 Yorum